1 Temmuz 2010 Perşembe

TÜRKİYE'DE NELER OLUYOR -III-

CHP
Ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın görüntüleri internete düşünce, ana muhalefet partisi üzerindeki santaj sona erdi. (darası yavru muhalefetin başına) ne hikmetse "birileri" artık CHP'nin özgürleşmesine ve AKP'ye karşı ciddi bir muhalefet partisi olmasına karar vermiş görünüyor.
Bunların sonucu CHP'ye genel başkan olan Kılıçdaroğlu, birden tüm Türkiye'nin umudu oluyor. İşverenlerin, işçilerin, işsizlerin, köylülerin, esnafın, "terör" altında kalan Türk ve Kürt emekçilerinin, emeklilerin, maliye ile tehdit altında olan medyanın vb. hepsinin umudu oluyor.
8 yıllık AKP hükümeti ilk kez gündemi belirleyemiyor. Rüzgar Kılıçdaroğlu'ndan yana esiyor. Başbakan Erdoğan; "kader" diyor, "din" diyor", "dine inanmayanlarla ben neyi tartışırım" falan diyor ama kimse bunlara aldırış etmiyor. Gündem de Kılıçdaroğlu var ve rüzgar estikçe esiyor.
"Mavi Marmara Gemisi" İktidara can simidi gibi geliyor. Arkasından uranyum takası, BM Güvenlik Konseyinde İran'a yaptırım kararına hayır oyu, PKK saldırıları, birden gündemi değiştiriyor. Bir de Başbakan Erdoğan medyaya vergi cezalarını anımsatınca medyada Kılıçdaroğlu haberleri iç sayfalarda ancak yer buluyor.
Fakat Kılıçdaroğlu il il, ilçe ilçe gezerek, halkın yoğun ilgisini görüyor. CHP'den ayrılanlar, ayrı parti kurmak isteyenler hatta AKP, MHP, DP tabanı bile CHP'ye kayıyor. Gündemi değiştirmek bu kaymaları engelleyemiyor.

PKK'YI APO YÖNETİYOR
Koskoca profesörler, bilim adamları, gazeteciler, askeri uzmanlar, PKK'yı, avukatları aracılığıyla APO'nun yönettiğini ileri sürüyor.
Biraz kurgulayalım; avukatlar APO ile görüşüyor:
Sayın başkan, şu anda Kandil'de 2000 bin adamımız hazır bekliyor. Türkiye içinde Şeftali tepesinde her an harekete geçecek 120 adamımız var, kayısı tepesinde ise 140 adamımız, erik dağlarında ise 1500 kişi harekete hazır. Ne yapmamızı istersiniz.
Yarın sabaha karşı Tunceli merkezde polis karakoluna roketli saldırıda bulunun, 3 gün sonra da Yüksek Ova'da askeri servis aracına tarayın. Vs. Avukatlar gemiden iner inmez açıyorlar telefonu Kandil'e emirleri iletiyorlar.
Bunlara kim inanıyor?
Yargıtay'ı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini, gazetecileri dinleyen, ana muhalefetin yatak odasını gözleyen devlet bu görüşmeleri dinleyemiyor mu? Çok komik doğrusu… bir de diyorlar ki ABD bize istihbarat vermiyor!

HERON
Başka bir kafa karışıklığı da HERON'lar. Neymiş HERON'larla her şey denetlenecekmiş, İsrail bize HERON'ları vermediği için PKK hareketlerini kontrol altında tutamıyormuşuz. HERON'lar bu kadar marifetli ise İsrail, Hamas'ı kontrol etsin, ABD, Afganistan'daki, Irak'taki saldırıları önlesin. Eğer biri ve birilerin bulunduğu yeri koordinatları ile bildirilemiyorsa HERON'lar ancak, dağları, ağaçları ve çalıları denetler.

IRAK İÇLERİNDE, DAĞLIK OLMAYAN BÖLGEDE GÜVENLİK KUŞAĞI OLUŞTURULSUN
Bir başka tartışma konusu da bu.
Peki bu kuşak neden Türkiye içlerinde oluşturulamıyor? Dağlarda silahlı PKK'lılar dolaşırmış. Dolaşsın. Ne deniyordu bize deprem ile birlikte yaşamak! Biz de dağdaki PKK'lılarla birlikte yaşarız. Hiç olmazsa insanlar ölmez.

PROFESYONEL ORDU
Medyada son günlerde bu tartışılıyor.
Siz hiç merak etmeyin Türkiye'de ordu sistemi değiştirilemez. Belki uzman çavuşlar gibi yapılanmalara gidilebilinir ama kesinlikle profesyonel orduya geçilemez. Geçilemez çünkü ordu darbe yaparsa arkasında halk desteğini bulamaz. Kimileri de sanıyor ki darbe askerler için yapılıyor. Hayır darbe tekelci burjuvazinin içine düştüğü ekonomik krizi emekçilerin üstüne yıkmak için tekelci burjuvazi tarafından yapılır. Bunun için darbe ortamı filan oluşturulur. Bu oluşturma görevi ise tekelci burjuvazinin ve onların ağa babası emperyalizmindir. Örneğin Kenan Evren böyle "ince işleri" bilmez. Zaten faşizmin tanımı da; "tekelci burjuvazinin en kanlı en acımasız diktatörlüğüdür." Bu yüzden profesyonel orduyu ne beyaz Türkler ne de yeni palazlanan yeşil Türkler ister. Darbe kültürü de sadece bize ait değildir. Bakınız önümüzdeki günlerde, ekonomik krizi aşamazlarsa, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'de ya devrim olacaktır ya da darbe.

ANA DİLDE EĞİTİM
"Kürt Sorunu" deniliyor, başında da ana dilde eğitim. Bu istem bana çok gerçekçi gelmiyor. Herkes çocukların İngilizce eğitim veren ilköğretimlere, liselere, üniversitelere göndermek isterken bunun için çuval dolusu para dökerken neden Kürtler ana dilde eğitim istesin ki? Hele hele, kürt asistan, doçent, profesör vs. yokken. Ben kesinlikle Kürtlerin ana dilde eğitim istediklerini düşünmüyorum. Ama Kürtçe'yi, grameri ile tüm kuralları ile öğrenmesi, Kürtçe düşünmesi, Kürtçe roman, şiir yazması vs. isteniyorsa sonuna kadar destekliyor ve mantıklı buluyorum.

FAKİR ÇOCUKLARI ÖLÜYOR
Evet dünyada gelmiş geçmiş tüm savaşlarda hep fakir çocukları ölmüştür. Bu küresel dünyada da aynıdır, antik çağda da. Siz Afganistan dağlarında, Irak çöllerinde ABD'nin, İngilizlerin vb. zengin çocuklarının öldüğünü sanırım düşünmüyorsunuz. Aynı şekilde Güneydoğuda da ne zengin bir Türk çocuğu ne de bir generalin oğlu ölmüyor. Ama yine ne zengin bir Kürt ağasının ne de BDP milletvekillerinin çocukları da ölmüyor. Çünkü dağa çıkanlar yoksul aile çocukları.
Saygılarımla…

Hiç yorum yok: