<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204</id><updated>2012-02-16T18:09:37.531-08:00</updated><title type='text'>KUZEY EGE</title><subtitle type='html'>İsmet Baytak'ın Kuzey Ege Gazetesindeki 'AYRAC' köşesinde da degisik tarihlerdeki yazilarından bir bölüm</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>123</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2659398928421566122</id><published>2011-02-02T12:31:00.000-08:00</published><updated>2011-02-02T12:34:25.736-08:00</updated><title type='text'>AMERİKA MÜSLÜMAN ÜLKELERİ YENİDEN BİÇİMLENDİRİYOR!</title><content type='html'>Aslında Bush dönemi Amerika'da her şey çok kolaydı. ABD dünyanın süper güçüydü, asardı, keserdi, kimse ABD'ye "hayır" diyemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat her şey tersine dönmeye başladı, Çin. Rusya, Hindistan almış başını gider olmuş ABD ekonomisini tehdit eder duruma gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül olayı oldu. Bu saldırıyı gerekçe gösteren ABD, gelmiş geçmiş en büyük askeri gücüyle, önce Afganistan'a sonra Irak'a saldırdı. ABD'nin öyle bir akıllı silahları vardı ki, istediği noktayı vuruyor, sığınakları deliyordu! Tüm dünyaya korku salmıştı.&lt;br /&gt;Ama ne zaman ki Irak çöllerinde patinaj yapmaya başladı, dünya halklarının korkusu azaldı. Afganistan ise ABD için tam bir kabusa dönüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD egemen burjuvazisi, askeri güçle sonuç alınamayacağını, tersine "demokratik Amerika" imajının hızlı yok olduğunu görünce, sopa yerine havucu tercih ederek Obama'yı devlet başkanı yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obama ABD'nin bozulan imajını düzeltecek, hem de dünyayı ABD istemleri doğrultusunda yeniden dizayn edecekti. Türkiye'deki AKP hükümeti bu politikaların başlangıcı oldu.&lt;br /&gt;ABD İslam ülkelerini kazanmak adına AKP hükümetine tam destek verdi. Başbakan Erdoğan'ın İsrail ve Avrupa ülke liderlerine karşı çıkışları bu sayede oluştu. (jöleli yazarın göremediği gerçek bu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada renkli "devrim"ler hazırlanıyordu. Halklar diktatörlere karşı ayaklanacaktı. Tunus merkez seçildi. Dünyanın en laik ülkesi ABD'nin İslam modeline uygun hale getirilecekti. Arkasından, domino etkisi ile, yine en laik ülkelerden biri olan Cezayir, Suriye, Ürdün ve en ABD karşıtı olan İran'a sıra gelecekti. ABD'nin düşünce kuruluşları böyle planlamıştı.&lt;br /&gt;Fakat olaylar hiç de böyle gelişmedi, Tunus, başarılı oldu gibi görülüyor ama arkasından ne geleceği belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir biraz sallandı fakat İran, Suriye ve Ürdün yerine, ABD'nin/İsrail'in en güvendiği ülke Mısır'da deprem oluyor.&lt;br /&gt;ABD daha önce, Kore ve Vietnam'da başarısız olmuş, Afganistan ile Irak'ta batağa düşmüş, Lübnan'da Hizbullah'ı desteklemiş şimdi Hizbullah ABD'nin/ İsrail'in baş düşmanı, Afganistan'da Taliban'ı SSCB'ye karşı örgütlemiş şimdi onunla savaş halinde. ABD bu yanlış politikalarını fırsat bilen, Rusya, Çin, Hindistan ise ekonomilerini güçlendirme olanağı bulmuşlar, ayrıca ABD'nin arka bahçesi olan Güney Amerika'da sol partiler iktidarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin isteği doğrultuda, tüm Arap ülkelerinin, orta-doğunun, İslam ülkelerinin rejimleri yeniden belirlenecek ama, olaylar gösteriyor ki bu değişim hiç de ABD'nin istediği gibi olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak:&lt;br /&gt;Halkın direnişi eşkiyalık mı? "Halkın oyları ile iktidara gelmiş meşru hükümetlere karşı saygı göstermek gerekmez mi?" Diye soruyorlar. Ama unutmayalım ki, Hüsnü Mübarek de halkın %88 oyu ile devlet başkanı seçilmişti.&lt;br /&gt;Saygılarımla..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2659398928421566122?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2659398928421566122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2659398928421566122&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2659398928421566122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2659398928421566122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2011/02/amerika-musluman-ulkeleri-yeniden.html' title='AMERİKA MÜSLÜMAN ÜLKELERİ YENİDEN BİÇİMLENDİRİYOR!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3364326801316264792</id><published>2010-11-17T14:04:00.000-08:00</published><updated>2010-11-17T14:05:23.957-08:00</updated><title type='text'>Her şey Benlin Duvarının yıkımı ile başladı.</title><content type='html'>Yıl 9 Kasım 1989. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm televizyon kanallarının canlı yayınladığı görsel şovlarla Berlin duvarı yıkıldı ve emperyalizm dünya üstündeki mutlak egemenliğini ilan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıl Ordunun doğudan Berlin'e girmesi ve Hitler'in intiharı ile II. Paylaşım savaşı gerçek anlamda sona ermişti. Berlin'e ise batıdan Amerikan, İngiliz ve Fransız askerleri girmiş Berlin'de 4'lü bir yönetim gerçekleşmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetler Birliği yapılacak bağımsız bir seçimle Almanya'nın geleceğinin belirlenmesini savunuyordu. Fakat emperyalist batı seçimlerden komünistlerin galip çıkacağını bildikleri için (çünkü Almanya'da nazi ve komünistlerden başka yapı yoktu), kendi işgal bölgelerinde, Alman faşistleri ile işbirliği yaparak Federal Almanya Cumhuriyetini ilan ettiler. Bunun üzerine Demokratik Alman Cumhuriyeti kurularak Almanya fiilen ikiye bölünmüş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman faşizmini yenen Berlin'e girerek nazi Almanya'sını teslim alan Sovyetler Birliği, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyanın sempatisini kazanmıştı. İşte bu nedenle ABD, bu sempatiyi kırmak, başta SSCB olmak üzere tüm dünyaya gözdağı vermek için Japonya'ya atom bombaları attı. Yüzbinlerce masum Japon öldü, sakat kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atom bombası üstünlüğünü göze alarak SSCB'yi savaşa zorlayan ABD, Berlin sınırında sayısız kez Kızıl Ordu'ya taciz saldırılarında bulundu. İşte bu nedenle Berlin Duvarı inşa edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin ilan edilirse edilsin Berlin Duvarı yıkılmış, reel sosyalizm çökertilmiş, emperyalizmin mutlak egemenliği tüm dünyaya kabul ettirilmişti. Artık öyle işçi sınıfının hakların savunan sosyal demokrat partiler filan olamazdı, gerek kalmamıştı onlara. Sosyal demokrasi Avrupa'da tarihe karıştı. Artık o İngiltere'nin ünlü İşçi Partisi, Almanya'nın sosyal demokrat partisi, Fransa'nın Sosyalist Partisi filan bitmişti. Yerine Afganistan'da, Irak'ta ABD'ye asker veren partilere dönüştüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizm şimdi krizden çıkmak için tüm eski ulus devletleri yeniden yapılandırmak istiyor. Kabul etmeyen ülkelerde iç savaşlar çıkarıyor, açık işgallere başvuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'ye biçilen elbise ise, ordusu, yargısı, üniversiteleri, emniyeti, mit ve her türlü istihbaratı ele geçirilmiş, tüm yer altı /yer üstü kaynakları küresel sermayeye açılmış bir ülke. Küresel sermaye bu konuda önemli yollar kat etti. Etmeye de devam ediyor. Anayasa değişikliğinde Türkiye küresel sermayeye tam teslimi için gerekli düzenlemeler yapıldı. Fakat %42'lik hayır oyu küresel sermaye için ciddi bir tehdit. Milyonların sokağa dökülmesini elbette hiçbir iktidar istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'de son yapılan operasyonda amaç CHP'yi de bu çizgiye çekmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Statükocu, yaşlı, eski politikaları savunmak, küresel sermayenin yeni politikalarına karşı çıkmak demek. Bu amaçla Önder Sav ve ekibi tasfiye ediliyor, yerine kara çarşafı CHP'nin içine taşıyan, amacı Rusya, İran gibi ülkelere göz dağı vermek olan "füze Kalkanı" projesine destek veren Gürsel Tekin getiriliyor. Gürsel Tekin'in de marifetlerini biliyoruz, izlemeye de devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında emperyalizm çok ciddi bunalım yaşıyor. ABD askeri üstünlüğüne rağmen Afganistan ve İrak'ta başarılı olamıyor. Bu nedenle saldırmak istediği İran'a da saldıramıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ise tam çökmüş durumda. İngiltere hariç diğer Avrupa ülkelerinin savaş güçü yok. Kendi açıklamalarına göre Fransa'nın askeri malzemeleri, tank/top/uçak vb. %30'u kullanamaz durumda. Almanya'nın ise ciddi bir askeri gücü yok. Diğer Avrupa ülkelerin ise neredeyse dağılma noktasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürsel Tekin CHP'yi ne kadar "light" yapacak, AKP iktidarı ne kadar sürecek, CHP de Avrupa "Sosyal Demokrat" partileri gibi ABD emperyalizmi hizmetine savaşçı asker verecek mi?, yaşayarak göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çok bilinen bir gerçek var ki; ABD'ye, Fettullah Gülen'e, Cumhurbaşkanı Gül'e yaklaşarak, "Türban özgürlüğü"nü savunarak, Başbakan Tayip Erdoğan'ın bu güçler tarafından tasfiye edilmesini bekleyip CHP'nin hükümet olacağını düşlemek, böylesi politikaları savunmak enayiliğin danişkasıdır.&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3364326801316264792?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3364326801316264792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3364326801316264792&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3364326801316264792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3364326801316264792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/11/her-sey-benlin-duvarnn-ykm-ile-baslad.html' title='Her şey Benlin Duvarının yıkımı ile başladı.'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3478494624281430853</id><published>2010-10-15T14:17:00.000-07:00</published><updated>2010-10-15T14:20:00.370-07:00</updated><title type='text'>"İleri Demokrasi"</title><content type='html'>Referandum öncesi Başbakan Tayip Erdoğan, Referandumdan evet oyu çıkarsa ileri demokrasiye geçileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ileri demokrasiyi istemez ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül öncesi biz, "İleri Demokratik Bir Düzen"i savunuyorduk. İleri Demokrasiyi yani. Ama o zaman bizim referandum yapma şansımız olmadığı için demokratik devrimle bunu gerçeleştirecektik. Yani halkın oyu ile seçilmiş iktidarı halkın güçü ile yıkacak ileri demokrasiyi kuracaktık. Stratejimiz sosyalizm/komünizm, taktiğimiz ise ileri demokrasiydi. Yani ileri demokrasi, bizim sosyalizme/komünizme ulaşmamız için kısa dönemli hedefimizdi. Bunun için, yani demokratik devrim için ise UDC'yi kuracaktık. UDC yani Ulasal Demokratik Cephe. O zamanlar Radikal ve Taraf gibi gazeteler olmadığı için ulusalcı olmak, ulusal çıkarları savunmak, 6. filoya karşı olmak, NATO'dan çıkmayı savunmak, emperyalizme karşı olmak suç değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca taktiğimiz şuydu; her tür emperyalizme, onların yerli işbirlikçisi tekelci burjuvaziye karşı, tüm ulusal güçleri UDC'de birleştirmek. Ulusal burjuvazi, orta burjuvazi, işçi sınıfı, memur, esnaf, köylüler, yani emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinden zarar gören tüm kesimlerle bir cephe oluşturmak ve emperyalizm ve yerli işbirlikçilerin egemenliğine yıkarak ileri demokrasiyi kurmak. İleri Demokrasinin amacı elbette sosyalizm/komünizme geçmekti. Fakat bu o günkü güçler dengesi ile ilgiliydi. Çünkü ileri demokraside işbirlikçi olmayan burjuvazi de vardı. Yani bir başka burjuva iktidarına da gidebilirdi bizim yeni ileri demokrasimiz. Ama olsun emperyalizmden kurtulacaktık ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'de İleri Demokrasi deyince, bizim bazı solcularımız sosyalizme filan gidiyoruz sanarak, "yetmez ama evet" diyerek referandumda AKP'yi desteklediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında AKP doğası gereği, ileri demokrasi derken, her tür işçi sınıfı hareketinin kırıldığı, komünist ve sosyalist hareketlerinin, emperyalizme karşı çıkan tüm yapıların yok edildiği bir "ileri demokrasi"den söz ediyordu. Bizim hedefimiz sosyalizm/komünizm iken onun hedefi ise 1400 yıl öncesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk okul mezunu bir arkadaşım, MÖ 300 yılı, 3 bin yıl önce sanıyordu. Ona, İsa'dan önce 300 yılı ve üstüne 2010 yılını ekledim falan ama anlatamadım. Sonunda bir düz çizgi çizdim, ortasına da bir dikey çizgi. Sol taraf milattan önce sağ taraf milattan sonra 2010 deyince her şeyi anladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne yazık ki bizim bazı eski solcularımız bu kadar net olarak milattan önce ve sonrası ya anlamıyor ya da anlamak istemiyor.&lt;br /&gt;CHP ne yapmak istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri Kılıçdaroğlu'nun kulağına, "AKP parçalanacak, sen Cumhurbaşkanı Gül'ü destekle, türbanı filan savun, Başbakan Erdoğan'ı ABD harcayacak yerine seni getirecek" demiş olmalı ki CHP böyle bir çizgi izliyor.&lt;br /&gt;Kimler yalan söylüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELLERİNİZE VE YALANA DAİR&lt;br /&gt;"……..&lt;br /&gt;antenler yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;yalan söylüyorsa rotatifler,&lt;br /&gt;kitaplar yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,&lt;br /&gt;dua yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;ninni yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;rüya yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,&lt;br /&gt;ses yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;söz yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;ellerinizden başka her şey&lt;br /&gt;herkes yalan söylüyorsa,&lt;br /&gt;elleriniz balçık gibi itaatli,&lt;br /&gt;elleriniz karanlık gibi kör,&lt;br /&gt;elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,&lt;br /&gt;elleriniz isyan etmesin diyedir.&lt;br /&gt;Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız&lt;br /&gt;bu ölümlü, bu yaşanası dünyada&lt;br /&gt;bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir. &lt;br /&gt;…."&lt;br /&gt;Nazım Hikmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım bizi yıllar önce uyarmış, herkes yalan söylüyor, yalan söylüyor gazeteler, yalan söylüyor TV'ler, yalan söylüyor tartışma programları her şey yalan söylüyor, "bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diye" her şey yalan söylüyor. &lt;br /&gt;Birkaç köşe yazarı dışında onları da biliyorsunuz.&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3478494624281430853?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3478494624281430853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3478494624281430853&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3478494624281430853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3478494624281430853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/10/ileri-demokrasi.html' title='&quot;İleri Demokrasi&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1067241902706052962</id><published>2010-09-17T14:42:00.000-07:00</published><updated>2010-09-17T14:47:15.920-07:00</updated><title type='text'>Menderes neden idam edildi?</title><content type='html'>Adnan Menderes İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13:21'de idam edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Menderes neyle suçlanmıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek,&lt;br /&gt;2- 6-7 Eylül Olayları'na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek,&lt;br /&gt;3- Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,&lt;br /&gt;4- Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,&lt;br /&gt;5- Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,&lt;br /&gt;6- Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek&lt;br /&gt;7- Kırşehir'in haksız olarak ilçe yapmak,&lt;br /&gt;8- Yargı bağımsızlığının ihlal etmek,&lt;br /&gt;9- Tahkikat Komisyonu'nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatmak,&lt;br /&gt;10- CHP'nin mallarına "haksız" yere el koydurmak,&lt;br /&gt;Gibi nedenlerle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bunlar idam cezası için yeterli mi? Bence hiçbir suçun cezası idam olamaz, idama tamamen karşıyım. Fakat Menderes de idama karşı mıydı? Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise, 14 Nisan 1955'te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin'di. İnfazı, Ankara Samanpazarı'nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casusluk yapmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menderes'in başka suçları yok muydu? Aslında Menderes'in suçları mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi. ABD'nin tepkisinden çekinen Gürsel hükümeti aşağıdakileri hiç gündeme getirmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- 1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşı'na Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore'de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı.&lt;br /&gt;2- 1952'de NATO'nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu.&lt;br /&gt;3- 1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.&lt;br /&gt;4- Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapattı.&lt;br /&gt;5- Cezayir kurtuluş savaşı sırasında Fransa'yı destekledi.&lt;br /&gt;6- 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm ettirdi.&lt;br /&gt;7- "Tahkikat Komisyonu"nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti. Komisyon 5 kişiden fazla yan yana yürümeyi bile yasakladı.&lt;br /&gt;8- İsmet İnönü'ye 12 oturum meclisten men cezası verildi&lt;br /&gt;9- Turan Emeksiz hükümete karşı İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı.&lt;br /&gt;10- Hukuk'un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu görülen lüzum üzerine emekliye sevkedildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Menderes hükümeti, ordu darbe yapacak gerekçesiyle daha 6 Haziran 1950'de, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re'sen emekliye sevk etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950-1960 DP hükümetinin kısa bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan, Menderes’in ölüm yıldönümü ile ilgili olarak yaptığı konuşmayı Necip Fazıl’dan şiir okuyarak tamamladı. Ben de Nazım Hikmet’tin bir şiiri ile yazımı tamamlıyorum. O şiirde belki Menderes’in niçin idam edildiğini de bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORE'DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİYET &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, &lt;br /&gt;iki gözünüzle bakarsınız, &lt;br /&gt;iki kurnaz, &lt;br /&gt;   iki hayın, &lt;br /&gt;         ve zeytini yağlı iki gözünüzle &lt;br /&gt;                 bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli &lt;br /&gt;                          ve topraklarına çiftliklerinizin &lt;br /&gt;                                     ve çek defterinize. &lt;br /&gt;Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, &lt;br /&gt;iki elinizle okşarsınız, &lt;br /&gt;iki tombul, &lt;br /&gt;   iki ak, &lt;br /&gt;        vıcık vıcık terli iki elinizle &lt;br /&gt;            okşarsınız pomadalı saçlarınızı, &lt;br /&gt;                    dövizlerinizi, &lt;br /&gt;                           ve memelerini metreslerinizin. &lt;br /&gt;İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey, &lt;br /&gt;iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı, &lt;br /&gt;iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in, &lt;br /&gt;ve bütün kaygınız &lt;br /&gt;      iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri &lt;br /&gt;              halkın tekmesinden korumaktır. &lt;br /&gt;Benim gözlerimin ikisi de yok. &lt;br /&gt;Benim ellerimin ikisi de yok. &lt;br /&gt;Benim bacaklarımın ikisi de yok. &lt;br /&gt;Ben yokum. &lt;br /&gt;Beni, Üniversiteli yedek subayı, &lt;br /&gt;                   Kore'de harcadınız, Adnan Bey. &lt;br /&gt;Elleriniz itti beni ölüme, &lt;br /&gt;            vıcık vıcık terli, tombul elleriniz. &lt;br /&gt;Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan &lt;br /&gt;ve ben al kan içinde ölürken &lt;br /&gt;           çığlığımı duymamanız için &lt;br /&gt;                   kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip. &lt;br /&gt;Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey, &lt;br /&gt;ölüler otomobilden hızlı gider, &lt;br /&gt;kör gözlerim, &lt;br /&gt;          kopuk ellerim, &lt;br /&gt;                     kesik bacaklarımla peşinizdeyim. &lt;br /&gt;Diyetimi istiyorum, Adnan Bey, &lt;br /&gt;göze göz, &lt;br /&gt;ele el, &lt;br /&gt;bacağa bacak, &lt;br /&gt;diyetimi istiyorum, &lt;br /&gt;alacağım da. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;                                                            25 Haziran 1959&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1067241902706052962?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1067241902706052962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1067241902706052962&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1067241902706052962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1067241902706052962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/09/menderes-neden-idam-edildi.html' title='Menderes neden idam edildi?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-7717277022873191827</id><published>2010-09-15T14:52:00.000-07:00</published><updated>2010-09-15T14:55:55.690-07:00</updated><title type='text'>"12 Eylül; Referandumun gösterdikleri"</title><content type='html'>Küresel sermayenin çok yoğun bir baskı altına aldığı Türkiye'de kartlar yeniden dağıtılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reel sosyalizmin yıkılışından sonra, çevremizdeki tüm ülkelerin parçalanıp, küresel sermayenin tam kontrolüne girerken, bölgenin askeri ve ekonomik olarak ciddi bir gücü olan Türkiye elbette bu paylaşımdan nasibini alacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'ye "Ne derseniz yaparım" diyen AKP 2002'de hükümet oldu. Fakat bu hükümet küresel sermayenin istemlerini tam olarak yerine getiremedi. 1 Mart tezkeresinin ret edilmesi, Kıbrıs'ta ödün verilememesi, Ermenistan kapısının açılamaması, Ruhban Okulunun açılamaması, Güney Doğu sorunun çözülememesi, Afganistan'a savaşçı birlik gönderilememesi, bir çok özelleştirmelerin Anayasa Mahkemesinden geri dönmesi gibi sorunlar yüzünden Türkiye'nin yeniden yapılanması gerekli olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son ordu susturuldu, sırada yargı vardı ve bu Anayasa değişikliği de yargıyı küresel sermayenin eline vermiş oldu. Artık Türkiye'nin küresel sermaye istemleri doğrultusunda yeniden yapılanması önünde engel kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"12 Eylül ile hesaplaşacağız", "yargıdan kaçmak için anayasa mahkemesini ve HSYK ele geçiriyorlar" söyleminin ardından aslında bu gerçekler vardı. CHP, kendi karşısında yer aldığı tüm kapitalist merkezlere karşı tavır alacağına, "biz daha iyi hizmet edeceğiz" mesajları vermeyi tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi küresel sermayenin önünde sadece bir engel kaldı, %42 hayır oyu verenler ve alanlara çıkan kitleler. Cumhuriyet Mitinglerine katılanlar darbeci ilan edildi, miting düzenleyenler Silivri'de yatıyor. Bakalım %42 hayır oyu verenler ile mitingleri düzenleyen CHP'lileri ne bekliyor? Göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartlar yeniden dağıtılıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ülkemizde sadece 2 parti var. AKP ve CHP, Güneydoğuda ise BDP. BDP nereden güvence aldıysa özerk bir devlet olacakları konusunda eminler. Yani kendi yasaları, kendi bayrakları, kendi polis ve bürokratları olacağı dış konularda ise Türkiye'ye bağlı olacakları konusunda hiç kuşkuları yok.&lt;br /&gt;Türkiye'de , DSP, BBP, DP, RP, MHP bitmiştir. Herkes AKP ve CHP'de saflarını belirlemek durumundadır. (Elbette sosyalist sol yetersiz kalsa da var olmaya devam edecektir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP ancak kendi yönetimini yeniler ve tabanına güven verecek bir yönetim kadrosu oluşturursa var olabilir. Fakat küresel sermayenin bu azgın saldırısında MHP'nin baraj üstünde kalması oldukça zor görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP'nin barajı geçememesi durumunda ise AKP'nin tek başına iktidar olma olasılığı çok yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül sorumluları yargılanabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında AKP, darbecilerin yargılanmasının önünde engel olan geçici 15. maddenin kaldırılmasını, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nu ele geçirmek için sos olarak kullanmıştı. Fakat, özellikle, "yetmez ama evet" diyenler nedense bunu ciddiye aldılar ve 13 Eylül'de mahkemelere koştular. Şimdi Yarsav onursal başkanı ve bazı CHP'liler 15. maddenin af kapsamı içeriği taşıdığı ve zaman aşımı olduğunu ileri sürerek darbecilerin yargılanamayacağını ileri sürmeye devam ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları anlamak mümkün değil. Onlar şimdi, "madem öyle, yargılayın bakalım darbecileri" demeleri gerekiyor. O zaman AKP nasıl bir konuma girecek, ne söyleyecek? Göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukukçuların söylediği gibi yasalar geriye doğru işleyemez mi? Bal gibi işler. 12 Eylül'cüler, yasal örgütlere üye oldukları halde, örgütleri geçmişe yönelik yasa dışı örgüt ilan etmişler ve üyelerini ceza evlerine doldurmuşlardı. Şimdi aynı uygulama neden kendileri için işletilmesin. "ama şimdi hukuk devleti var" diyenler bir de Silivri'ye baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, Kemal Okuyan bakın ne diyor; "Hem 12 Eylül'e karşı yüzde 8.6'dan yüzde 42'ye yükseldiğimizi unutmayalım. Şaka değil, ciddiyim..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-7717277022873191827?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/7717277022873191827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=7717277022873191827&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7717277022873191827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7717277022873191827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/09/12-eylul-referandumun-gosterdikleri.html' title='&quot;12 Eylül; Referandumun gösterdikleri&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6430646473502241630</id><published>2010-09-05T15:20:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T15:21:09.236-07:00</updated><title type='text'>“Hey devrimci, Hey devrimci”</title><content type='html'>TKP, ÖDP, EMEP, Halk-Evleri birleşmiş anayasa değişikliğine hayır eylemleri yapıyorlar. Bu örgütler sağlarını, sollarını şaşırmışlar, anlaşılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın Başbakan Erdoğan ne diyor; “İleri Demokrasi” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül öncesi TKP ne diyordu? “İleri Demokrasi” Dev-Yol, Halk-Evleri ne diyordu? “Kesintisiz devrim”. Yani demokratik devrim kesintiye uğramadan sosyalist devrim. Eee, Başbakan yarısını yapıyor kalanını da siz tamamlayın. Peki Emep/Halkın Kurtuluşu ne diyordu? “Kurtarılmış bölgeler” Güney doğu zaten kurtarılmış bölge değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim sosyalistler şaşırmış canım şaşırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 12 Eylül 1980 sabahı, arkadaşlar TKP’nin kuruluş yıldönümü için afiş asacaklar, saat 07.00 gibi kalkıyorlar. Tutkalı hazırlayıp sokağa çıkıyorlar. Her tarafta asker var. Sanıyorlar ki bir olay oldu asker geldi. Ne de olsa Ankara’da sıkıyönetim var, geri eve dönüyorlar. Bizim İbo bir süre bekliyor askerler gitmiyor. “Askerler gidince beni uyandırın” diyor, vurup kafayı uyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadi pencereden dışarı bakarken, komşuların konuşmasından “ihtilal” olduğunu öğreniyor. Gidip İbo’yu uyandırıyor, “kalk İbo, kalk devrim oldu” diyor. İbo uykulu gözlerle, “hadi lan oradan” diyor, “bizsiz devrim olur mu?” Radyoyu açıyorlar, kahramanlık türküleri okunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu kez bizsiz devrim oluyor. Oluyor da hiç kimse bilmiyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıyorum televizyonu, “yandaş” denilen kanalda, 1 Mayıs marşı çalıyor, diğer kanala geçiyorum, Avusturya işçi marşı fon müziği altında, 12 Eylül’ün Dev-Yol, Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş gurubu önderleri televizyonda, 12 Eylül’de nasıl işkence gördüklerini anlatıyorlar, dönemin yürüyüşleri, grevleri arka planda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka yandaş kanala geçiyorum, Başbakan konuşuyor; “Tusiad’da kim oluyormuş? onlar, önceki iktidarları elinde oynatıyormuş biz öyle değiliz, biz sermayenin iktidarı değiliz” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka yandaş kanala geçiyorum, acaba TKP marşı çalıyor mu? Diye bakıyorum. Hayır orada sadece “hey devrimci hey devrimci” marşı çalıyor. Diğer bir yandaş kanalda, “uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası” marşını arıyorum ama orada, “sabah oldu hep uyandık siperlere dayandık” marşı söyleniyor. Diğer yandaş kanala geçiyorum, “yırtıyor fırtına sessizliği, ufuktan yen bir gün doğuyor” marşı okunuyor. Ama ben biliyorum, AKP iç Anadolu ve Doğu Anadolu seçmeninin ürkütmemek için henüz Enternasyonel marşını yayınlamıyor. Bakın siz 13 Eylül olsun neler neler olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünya Türkiye’de, komünistlere, sosyalistlere, devrimcilere, sendikalara rağmen nasıl “ileri Demokrasi”ye geçecekmiş göreceğiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6430646473502241630?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6430646473502241630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6430646473502241630&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6430646473502241630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6430646473502241630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/09/hey-devrimci-hey-devrimci.html' title='“Hey devrimci, Hey devrimci”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4403483104685222409</id><published>2010-09-05T15:15:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T15:20:12.632-07:00</updated><title type='text'>"Askerler de sivil mahkemelerde yargılanacak!"</title><content type='html'>"Amerika'dan 25-30 uzman gelmiş, Ankara'da ABD elçiliğinin yakınında bir ev tutmuşlar, merkez, masa kurmuşlar, Türk danışmanlar ile birlikte, Türkiye'de neler olacak, hangi sahte belgeler düzenlenecek, Ergenekon nasıl bir seyir izleyecek, yandaş medya ne yazacak, Başbakan Erdoğan alanlarda ne söyleyecek, hep bunları bu masa kararlaştırıyor" diyorlardı. İnanmıyordum. İnanamazdım da, çünkü sonuçta Türkiye muz cumhuriyeti değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, Anayasa değişiklik paketi ortaya çıkınca şaşırdım. Kesinlikle bu Anayasa değişikliği Türklere ait değil. Bu değişiklikleri bizden olmayan birileri hazırlamış olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer anayasa değişiklik paketini Türkler hazırlamış olsaydı, hükümetin Anayasa Mahkemesini ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunu ele geçirmek için, "kadın için, özürlüler için pozitif ayrımcılık vs." gibi halkımızın doğrudan anlayamayacağı karmaşık detaylara girmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Türkler olsaydı, halkın anlayacağı çok net maddeler koyarlardı. Örneğin; 12 Eylül'de "çalışanların mağdur olduklarını" söyleyerek; memurlar, işçiler için, tüm emekliler için iki maaş ikramiye verilecek, geçici bir madde koyarlardı. Böyle olunca da; Başbakanın ve AKP'nin anayasa değişikliğini halka kabul ettirmek için il il, ilçe ilçe dolaşmaya gerek kalmazdı. "Halkın iradesi mi?" Ortalama 1.5-3 milyar lirayı kim red edebilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'lilerin pratik insanlar olduğu söyleniyor ama onlar bizim kadar pratik değilmiş demek ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünen göz kılavuz istemez, CHP'nin oyları %50'lilerde dolaşıyor. Bunu nereden çıkardım; Başbakanın göz yaşlarından, BDP ile pazarlığından, CHP mitinglerin sansürlenmesinden. Sözlerime inanmayanlara "Halk TV"yi izlemesini öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefe/ iktidara giden her yol mubahtır mantığını yöntem kabul etmiş AKP için elbette sınır yoktur. %60'larda olan hayır oyları her şey mubah sayılarak nerelere kadar indirilecek göreceğiz. Bunun için medya susturulacak, araştırma şirketleri susturulacak, halka çok büyük oranda "evet" çıkacak duygusu pompalanacak ve "Hayır"cıların umudu kırılacak. Şimdi uygulanan yöntem bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk TV dışında tüm büyük; kanallar, gazeteler, araştırma şirketleri, satın alınmış, susturulmuş, santaj altına alınmış durumda. Nasıl ki santaj altında alanlara çıkamayan Baykal gibi Bahçeli'de alanlara çıkamıyor, MHP tabanı rahatsız. SP satın alınmış ve "Evet"te yönlendirilmiş durumda, BDP ile pazarlıklar bitmiş görünüyor, TÜSİAD tehdit altında, Doğan Medya havlu attı, Ciner gurubu medyanın yüz karası oldu, Kara Mehmet susması için yeteri kadar ihale aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP/Kılıçdaroğlu ne yapıyor? Papağan gibi her gün aynı şeyleri söylüyor. AKP Yüce Divan'da yargılanacağı için kendi yargısını oluşturuyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliğinin amacını AKP'nin yargıdan kaçması olarak değerlendirenler ya hiçbir şey bilmiyorlar ya da gerçekleri halktan gizliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu referandum kabul edilirse, yürütmenin önünde hiçbir engel kalmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Hükümet istediği işletmeyi, nehirleri, koyları, limanları vs. istediğine paralı veya parasız verebilecek yargı yolu kapalı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Allianoi, Ovacık Altın madeni, Hasankeyf vb. tesisler için yargı yolu olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Hükümet istediği vali, kaymakam, bürokratı, memuru istediği zaman görevden alacak istediği yere atayacak, yargıya gidilemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Hükümet ve belediyeler doğal gaz'a, elektriğe, suya, metrobüse, trene vb. istediği kadar zam yapabilecek, tüketici dernekleri yargıya gidemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Güvenlik güçleri herhangi bir kişiyi istediği kadar göz altında tutabilecek, suçsuz yere yıllarca ceza evlerine atabilecek fakat mağdur olduğu konusunda eğer bakanlık olur vermezse yargı yoluna gidemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- 4-C gibi durumlarda yargı yolu olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddeleri daha uzatmak mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta özelleştirmenin, ülkenin yer altı yer üstü kaynaklarının yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesinin önünde ne kadar engel varsa hepsi temizlenmiş olacak. Devleti devlet tapan tüm normlar ortadan kalkmış, yürütmenin tek yetkili olduğu bir yönetim biçimi gelmiş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniyor ki; "halkın iradesi ile hükümet olmuş iktidar istediğini yapamaz mı?" elbette istediğini yapabilmeli ama bu istekleri denetleyen bir yapı da olmayacak mı? Örneğin, halkın oyları ile iktidar olmuş bir hükümet oylarının düştüğünü görerek yapılacak seçimleri 5 yıl sonraya ertelerse ne olacak. Diyelim ki buna tüm muhalefet partileri de destek vermiş olsun? Buna kim olmaz diyecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliği kabul edilirse askerler de sivil yargıda yargılanacakmış, zaten yargılanmıyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4403483104685222409?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4403483104685222409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4403483104685222409&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4403483104685222409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4403483104685222409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/09/askerler-de-sivil-mahkemelerde.html' title='&quot;Askerler de sivil mahkemelerde yargılanacak!&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-822827054144767525</id><published>2010-07-30T14:52:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T15:19:48.831-07:00</updated><title type='text'>“Eksen Kayması”</title><content type='html'>Türkiye’nin eksenin doğuya kaydığı söyleniyor. AKP’liler, “eksen filan kaymadı, Avrupa orada Anadolu burada, orta-doğu ise orada duruyor” diyorlar. Aslında eksenin de ne olduğunu pek bilemiyorlar. Eksenin kayıp kaymamasını bilmek için, devlet ne, millet ne, ulus ne? Gibi kavramları bilmek gerekiyor. Bunu en iyi elbette dış İşleri Bakanlığı personeli bilir ama onlar da bildiğiniz gibi ‘monşer’&lt;br /&gt;Bana göre AKP Tamamen doğru söylüyor. “eksen kayıyor” diyen muhalefet ise gerçekleri göremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD “uzmanları” tüm AKP politikalarını belirliyor, başbakanın konuşmasını yazıyor, kimin tutuklanacağına karar veriyor, medyanın ne yazacağına söylüyor ayrıca arkasında da AB’nin olduğu bu hükümet ekseni nasıl kaydırabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sarı Öküz”&lt;br /&gt;Sarı Öküz öyküsünü biliyorsunuz tekrarlamayacağım. Son günlerde bu öykü yine gündeme geldi. Türkiye’nin Sarı Öküz’ü ise kim olduğu ise tam olarak bilinmiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Türkiye’nin Sarı Öküz’ü Cem Uzan’dır. AKP ilk olarak muhalefeti susturmaya, baskı altına almaya Uzan’la başlamıştır. Eğer o gün tüm kamuoyu, sivil toplum örgütleri, medya, siyasi partiler karşı çıksaydı, baskı bu boyutlara gelemezdi. Unutmayalım ki, Uzan ticari yolsuzlukları yüzünden değil AKP karşıtı politikalar sonucu yok edildi. Ama “Sarı Öküze” benzediği için kimse onu savunmadı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den kim nema’landı?&lt;br /&gt;Bu soruyu yanıtlamak için önce 12 Eylül’den kim en büyük darbeyi aldı? Sorusuna yanıt vermek gerekiyor. 12 Eylül, komünist, sosyalist solun üstünden silindir gibi geçti. Ne Türk solu ne de Kürt solu kaldı. Türk solu emeklemeye çalışıyor ama Kürt solu neredeyse hiç yok. Devlet ve PKK sayesinde Kürt solu tamamen imha edildi. Diyarbakır Cezaevinde PKK değil Kürt solu yok edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den nema’lananlar ise, AKP, MHP ve PKK’dır. MHP hükümet ortağı olmuş ve meclistedir. AKP hükümettir, PKK ise biliyorsunuz. Sizce başka bir kanıta gerek var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heron&lt;br /&gt;“Çok PKK'lı vuruluyor, Heronları düşürün” sözleri Türkiye gündemine oturdu. Ordu içinde PKK’lı subaylar varmış. Vardır bilemeyiz. Ama bu subayları Heronlara bağlamak kadar anlamsız bir şey olamaz. Telefon konuşmasında “Çok PKK'lı vuruluyor, Heronları düşürün” Heron’lar nasıl PKK’ya kayıp verdiriyormuş? Heron’ların tankı topu mu varmış? Açıklama yok. Ya peki PKK’lılar ağaç altına, kaya dibine vs. saklanmayı bilmiyorlarmış mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Genel Kurmay Başkanlığı bu saçmalığı neden gündeme getirmiyor? Bu sorunun muhatabı Başbuğ olsa gerek. Belki o da trilyonluk zırhlı otomobile binecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BDP tavrımız net&lt;br /&gt;Ben hem milliyetçi olup da solcu olduğunu pazarlayan, insanları, sadece Kürt’leri değil Türk solcularını bile kandırabilen  BDP gibi bir parti görmedim. Bu konuda kendilerine hayranım. Hemen hepsi toprak ağası olacak hem de Kürt halkını özgürleştirecek! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim BDP’nin anayasa değişikliği konusundaki tavrına. Mecliste oylamalar başlıyor. BDP, değişiklikleri yetersiz bularak destek vermeyeceğini açıklıyor. Açıklama yapıyor, “anayasa değişikliği konusunda tavrımız net, oturumlara katılmayarak destek vermeyeceğiz” evet oyu vermemek karşı olmak demek. İyi de 5 tane milletvekilini yedek bekletiyor, AKP tökezlerse 5 BDP milletvekili meclise girerek evet oyu veriyor. Şimdi de referandumu boykot ediyor. Ben bu kadar net politikayı savunan bir başka parti görmedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özal’a suikast&lt;br /&gt;Son günlerde, derin devlet tartışmalarında Özal’a suikast da gündeme geldi. Geçmişte gizli NATO’nun çok suikastları var. Özal suikastını ise Özal yaptı. Kamuoyunda ve parti içinde güçünü yitiren Özal böylesi sahte bir suikast düzenleyerek konumunu sağlamlaştırdı. İnanmıyorsanız, İngiltere parlamentosunda  anarşistlerin ilk bombalı saldırısını araştırınız. Özal oradan kopya çekmiş olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Kılınçdaroğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir garip adam! Tunceli kırsalında yetişmiş, 50 kilo 1.70 filan. Sen şimdi hem Kürt ol hem alevi ol hem de kalk ABD’nin, AB’nin desteklediği AKP’ye karşı alternatif ol, emperyalistlerin oyununu bozmaya kalk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal’in işi zor. O otelde kalacağını açıklayarak, bir başka otelde kalarak ne kadar can güvenliğini sağlıyor bilemeyiz, ama arkasında milyonlar var. AKP gibi taşıma yapmadığı halde, devlet olanaklarını kullanmadığı halde Erdoğan’dan fazla kalabalık topluyor. İnsanlar seçim olmadığı halde alanları dolduruyor. O da il il, ilçe ilçe, köy köy geziyor ve iktidarın en güçlü alternatifi oluyor. AKP baskısıyla medya Kemal’i görmezden geliyor. Ama halk onu ekranlarda değil alanlarda, karşısında görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimle gelmiş iktidara saygı gösterilmesini isteyenler acaba seçimle gidecekler mi? 12 eylül referandumu bunun için bir gösterge olacak. Bakalım halkın iradesi 12 Eylül’de sandığa yansıyacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-822827054144767525?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/822827054144767525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=822827054144767525&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/822827054144767525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/822827054144767525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/07/eksen-kaymas.html' title='“Eksen Kayması”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2221040833173927354</id><published>2010-07-01T15:51:00.000-07:00</published><updated>2010-07-01T15:52:36.348-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE'DE NELER OLUYOR -III-</title><content type='html'>CHP&lt;br /&gt;Ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın görüntüleri internete düşünce, ana muhalefet partisi üzerindeki santaj sona erdi. (darası yavru muhalefetin başına) ne hikmetse "birileri" artık CHP'nin özgürleşmesine ve AKP'ye karşı ciddi bir muhalefet partisi olmasına karar vermiş görünüyor. &lt;br /&gt;Bunların sonucu CHP'ye genel başkan olan Kılıçdaroğlu, birden tüm Türkiye'nin umudu oluyor. İşverenlerin, işçilerin, işsizlerin, köylülerin, esnafın, "terör" altında kalan Türk ve Kürt emekçilerinin, emeklilerin, maliye ile tehdit altında olan medyanın vb. hepsinin umudu oluyor.&lt;br /&gt;8 yıllık AKP hükümeti ilk kez gündemi belirleyemiyor. Rüzgar Kılıçdaroğlu'ndan yana esiyor. Başbakan Erdoğan; "kader" diyor, "din" diyor", "dine inanmayanlarla ben neyi tartışırım" falan diyor ama kimse bunlara aldırış etmiyor. Gündem de Kılıçdaroğlu var ve rüzgar estikçe esiyor.&lt;br /&gt;"Mavi Marmara Gemisi" İktidara can simidi gibi geliyor. Arkasından uranyum takası, BM Güvenlik Konseyinde İran'a yaptırım kararına hayır oyu, PKK saldırıları, birden gündemi değiştiriyor. Bir de Başbakan Erdoğan medyaya vergi cezalarını anımsatınca medyada Kılıçdaroğlu haberleri iç sayfalarda ancak yer buluyor.&lt;br /&gt;Fakat Kılıçdaroğlu il il, ilçe ilçe gezerek, halkın yoğun ilgisini görüyor. CHP'den ayrılanlar, ayrı parti kurmak isteyenler hatta AKP, MHP, DP tabanı bile CHP'ye kayıyor. Gündemi değiştirmek bu kaymaları engelleyemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK'YI APO YÖNETİYOR&lt;br /&gt;Koskoca profesörler, bilim adamları, gazeteciler, askeri uzmanlar, PKK'yı, avukatları aracılığıyla APO'nun yönettiğini ileri sürüyor. &lt;br /&gt;Biraz kurgulayalım; avukatlar APO ile görüşüyor:&lt;br /&gt;Sayın başkan, şu anda Kandil'de 2000 bin adamımız hazır bekliyor. Türkiye içinde Şeftali tepesinde her an harekete geçecek 120 adamımız var, kayısı tepesinde ise 140 adamımız, erik dağlarında ise 1500 kişi harekete hazır. Ne yapmamızı istersiniz.&lt;br /&gt;Yarın sabaha karşı Tunceli merkezde polis karakoluna roketli saldırıda bulunun, 3 gün sonra da Yüksek Ova'da askeri servis aracına tarayın. Vs. Avukatlar gemiden iner inmez açıyorlar telefonu Kandil'e emirleri iletiyorlar. &lt;br /&gt;Bunlara kim inanıyor? &lt;br /&gt;Yargıtay'ı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini, gazetecileri dinleyen, ana muhalefetin yatak odasını gözleyen devlet bu görüşmeleri dinleyemiyor mu? Çok komik doğrusu… bir de diyorlar ki ABD bize istihbarat vermiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERON&lt;br /&gt;Başka bir kafa karışıklığı da HERON'lar. Neymiş HERON'larla her şey denetlenecekmiş, İsrail bize HERON'ları vermediği için PKK hareketlerini kontrol altında tutamıyormuşuz. HERON'lar bu kadar marifetli ise İsrail, Hamas'ı kontrol etsin, ABD, Afganistan'daki, Irak'taki saldırıları önlesin. Eğer biri ve birilerin bulunduğu yeri koordinatları ile bildirilemiyorsa HERON'lar ancak, dağları, ağaçları ve çalıları denetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IRAK İÇLERİNDE, DAĞLIK OLMAYAN BÖLGEDE GÜVENLİK KUŞAĞI OLUŞTURULSUN&lt;br /&gt;Bir başka tartışma konusu da bu. &lt;br /&gt;Peki bu kuşak neden Türkiye içlerinde oluşturulamıyor? Dağlarda silahlı PKK'lılar dolaşırmış. Dolaşsın. Ne deniyordu bize deprem ile birlikte yaşamak! Biz de dağdaki PKK'lılarla birlikte yaşarız. Hiç olmazsa insanlar ölmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROFESYONEL ORDU&lt;br /&gt;Medyada son günlerde bu tartışılıyor. &lt;br /&gt;Siz hiç merak etmeyin Türkiye'de ordu sistemi değiştirilemez. Belki uzman çavuşlar gibi yapılanmalara gidilebilinir ama kesinlikle profesyonel orduya geçilemez. Geçilemez çünkü ordu darbe yaparsa arkasında halk desteğini bulamaz. Kimileri de sanıyor ki darbe askerler için yapılıyor. Hayır darbe tekelci burjuvazinin içine düştüğü ekonomik krizi emekçilerin üstüne yıkmak için tekelci burjuvazi tarafından yapılır. Bunun için darbe ortamı filan oluşturulur. Bu oluşturma görevi ise tekelci burjuvazinin ve onların ağa babası emperyalizmindir. Örneğin Kenan Evren böyle "ince işleri" bilmez. Zaten faşizmin tanımı da; "tekelci burjuvazinin en kanlı en acımasız diktatörlüğüdür." Bu yüzden profesyonel orduyu ne beyaz Türkler ne de yeni palazlanan yeşil Türkler ister. Darbe kültürü de sadece bize ait değildir. Bakınız önümüzdeki günlerde, ekonomik krizi aşamazlarsa, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'de ya devrim olacaktır ya da darbe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANA DİLDE EĞİTİM&lt;br /&gt;"Kürt Sorunu" deniliyor, başında da ana dilde eğitim. Bu istem bana çok gerçekçi gelmiyor. Herkes çocukların İngilizce eğitim veren ilköğretimlere, liselere, üniversitelere göndermek isterken bunun için çuval dolusu para dökerken neden Kürtler ana dilde eğitim istesin ki? Hele hele, kürt asistan, doçent, profesör vs. yokken. Ben kesinlikle Kürtlerin ana dilde eğitim istediklerini düşünmüyorum. Ama Kürtçe'yi, grameri ile tüm kuralları ile öğrenmesi, Kürtçe düşünmesi, Kürtçe roman, şiir yazması vs. isteniyorsa sonuna kadar destekliyor ve mantıklı buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAKİR ÇOCUKLARI ÖLÜYOR&lt;br /&gt;Evet dünyada gelmiş geçmiş tüm savaşlarda hep fakir çocukları ölmüştür. Bu küresel dünyada da aynıdır, antik çağda da. Siz Afganistan dağlarında, Irak çöllerinde ABD'nin, İngilizlerin vb. zengin çocuklarının öldüğünü sanırım düşünmüyorsunuz. Aynı şekilde Güneydoğuda da ne zengin bir Türk çocuğu ne de bir generalin oğlu ölmüyor. Ama yine ne zengin bir Kürt ağasının ne de BDP milletvekillerinin çocukları da ölmüyor. Çünkü dağa çıkanlar yoksul aile çocukları.&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2221040833173927354?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2221040833173927354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2221040833173927354&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2221040833173927354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2221040833173927354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/07/turkiyede-neler-oluyor-iii.html' title='TÜRKİYE&apos;DE NELER OLUYOR -III-'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2715151481708960435</id><published>2010-06-02T14:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-02T14:35:02.972-07:00</updated><title type='text'>Konuşulmayanlar</title><content type='html'>"Başka ülkelerde devletin ordusu var, Türkiye'de devletin ordusu yok, ordunun devleti var", "Ordu, kendisini devletin sahibi sanıyor".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yandaş medya, liberaller vs. söylüyor. Gerçekten de devletlerin sahibi kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin 5 yıllığına, 10 yıllığına hükümet olmuş siyasi partilerin, onların genel başkanlarının mı devlet? Eğer öyle olsaydı o devletlerin ömrü pek de uzun olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, ordu, polis, cezaevleri, yargı demektir. Peki hükümetler ne yapar? Var olan anayasa çerçevesinde ülkeyi yönetir. Bu devleti değiştirmeye kalkarsa elbette orduyu karşısında bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de yanlış olan ordunun kendisini devletin sahibi sanması değil, 5-10 yıllığına hükümet olan siyasi partilerin, onların liderlerinin kendilerini devletin sahibi sanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin demek, tekrarlıyorum, ordu, polis, yargı ve cezaevleridir.Peki bu devlet değiştirilemez mi? Elbette değiştirilir, devrim veya karşı devrim yapılır. Yeni devletin de sahibi yine yeni oluşturulan, ordu, polis, cezaevleri ve yargıdır. İran gibi Küba gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs'ın yıl dönümü nedeniyle tüm medya Adnan Menderes ve Celal Bayar'ı savunan yayınlar yapıyor. Medya Menderes ve Bayar'ı demokrasi havarisi, onlara müdahale eden orduyu, 27 Mayıs müdahalesini de demokrasiye vurulmuş bir hançer olarak değerlendiriyor. Ana muhalefet liderinin meclise girmesinin, miting yapmasının yasaklanması, bir çok anti-demokratik yasaları çıkarması, Anayasa mahkemesinin üstünde, DP milletvekillerinden oluşan özel komisyonlar kurması vb. tartışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, fakat bu değerlendirmeler içinde neden şunlar yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Türkiye'nin demiryolu yapmasının yasaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Türkiye'nin otomobil yapmasının yasaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Türkiye'nin roket yapmasının yasaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Türkiye'nin helikopter yapmasının yasaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Türkiye'nin uçak yapmasının yasaklanmasını DP hükümetinin kabul etmesi neden tartışılmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki vatan evlatlarının ABD çıkarları adına Kore'de kırıma uğratılması neden tartışılmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı imparatorluğunun devamı olan Türkiye Cumhuriyetini ABD müstemlekesi yapan DP elbette bunun karşılığını alacaktı. Bakın bu tarihten sonra hiçbir TC hükümeti ABD veya başka ülkelerin çıkarları için başka ülkelere savaşçı birlik göndermedi.27 Mayıs'çılar DP'yi yargılarken bunları gündeme getiremezlerdi, çünkü ABD'yi karşısına alma cesaretleri yoktu. Ama DP'nin gerçek suçları bunlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki idama cezası haklı mıydı? Elbette idam, bir ceza olarak kabul edilemez. Yanlış olan 27 Mayıs değil cezalardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden CHP'de herkes Bürütüs oldu? CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bu kaset yüzünden 8 yıldır santaj altında kalıyorsa ve bunu öğrenen CHP yöneticileri, İl Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye karar vermiş olamaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal, kasetin 2 hafta öncesine ait olduğunu söyledi. Ama kasetler, kaset göstericileri piyasadan kalkalı yıllar oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'de Genel Başkan ile birlikte değişim olmalıymış. CHP artık Ergenokon'un avukatı olmaktan vaz geçmeliymiş, açılımlara destek vermeliymiş, anayasa değişikliğine evet demeliymiş vs. o zaman kapatsınlar CHP'yi AKP üye olsunlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bir takım yazarlar, 40 bin dolarlık saat kullananı eleştirmiyor da, 400-500 liralık gömlek giyeni eleştiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Taraf Gazetesi olmak üzere tüm yandaş medya Baykalcı oldu. Kılıçdaroğlu'nun estirdiği rüzgardan korkup, savrulan yandaş medyanın Baykal'ı savunmasının mantığını anlamak mümkün de, Baykal'ın görüntülerinin ilk kez Vakit gazetesinin internet sitesinde yayınlanmasını nasıl açıklamak gerekir. Vakit Gazetesinin çömezliği ile herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam çıkmış bir kanala, "devlet artık iş kapısı değil" diyor. İyi de bunu hangi kanalda söylüyor? Cine5'te. Cine5 ise devletin elinde bunları söyleyen ayda kaç para alıyor 50 milyar… Yani diyor ki, ben 50 milyar almam için sizin avucunuzu yalamanız gerekir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtülüler üniversiteye alınsın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papa'nın, Roma La Sapienza Üniversitesi akademik yıl açılışına konuşmacı olarak davet edilmesi laikleri ayağa kaldırdı. Öğretim üyeleri ve öğrenciler"Galilei'yi aforoz eden düşüncenin başının bilimsel bir kurumda konuşma yapması laikliğe ve ilime ihanettir" diye yaptığı eylemler sonucu Papa ziyareti iptal etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD artık AKP'den umudunu kesmiş. İran / İsrail politikaları yüzünden AKP ile araları açılmış. Kılıçdaroğlu ile AKP'yi bitirecekmiş. Peki neden Türkiye'ye sıcak para akışı devam ediyor?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2715151481708960435?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2715151481708960435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2715151481708960435&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2715151481708960435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2715151481708960435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/06/konusulmayanlar.html' title='Konuşulmayanlar'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1604726907422881768</id><published>2010-05-10T16:21:00.000-07:00</published><updated>2010-05-10T16:26:21.357-07:00</updated><title type='text'>Tayyip Erdoğan ve AKP’yi bitirme planı devrede</title><content type='html'>Baykal’ın istifası şu anlama geliyor, Türkiye üzerindeki ABD tehdidi sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı devleti, yaklaşık 400 yıl boyunca hemen hemen hiç askeri gücü olmamasına karşın, dış dengelerle, diplomasiyle milyonlarca kilometrelik toprakları elinde tutmasını bildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitler’e benzetilen İsmet İnönü, 2. dünya paylaşım savaşına katılmamak için, zaman zaman Almancı/faşist, zaman zaman Komünist, zaman zaman İngilizci vs. oldu. Ama ne yaparsa yapsın Türkiye’yi savaşa sokmaktan kurtardı. Tüm Avrupa kan gölü içinde iken biz sadece yiyecek/içecek sıkıntısı çektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti köklü bir devlet geleneğinden geliyor. Devletin savunma refleksleri oldukça güçlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalist sistemin dağılmasından sonra; Yugoslavya param parça edildi. Çekoslavakya ikiye bölündü. SSCB param parça oldu. Afganistan işgal edildi. Irak işgal edildi ve 3’e bölünüyor. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan AB tarafından yutulmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak’a saldıran ABD’nin elindeki haritada, içinde Türkiye’nin de bulunduğu 23 ülkenin sınırları değiştiriyor. Türkiye, PKK ile yaşadığı savaş dışında ülke bütünlüğünü koruyor, açlık, kıtlık, milyonlarca ölü/göçmen vs. yok. Olmadığı gibi AB’nin içine düştüğü krize “kıs kıs” gülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne derse desin, ABD’nin gözü dönmüş saldırılarını, Türkiye’nin bölünmesini engelleyecek, Türkiye’yi savaştan uzak tutacak tek güç AKP hükümetiydi. Devletin refleksleri devreye girdi ve AKP hükümet oldu. AKP, ABD ne isterse, “evet” dedi. Fakat ABD taleplerinin hemen hemen hiçbirisini yerine getiremedi. (özelleştirmeler hariç)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nasıl geldi nasıl gidecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin hükümet olduğu günlere gidersek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-     Cemaat soruşturmasını yürüten DGM Baş Savcısı Nuh Mete Yüksel’in seks görüntüleri ortaya çıkar. Yüksel görevden alınır.&lt;br /&gt;2-     MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP hükümetini bozarak, “28 martta erken seçim” der. MHP baraj altında kalır, AKP %33 ile tek başına hükümet olur. Daha sonra, “Gül Cumhurbaşkanı olursa onu oradan indiririz” diyen Bahçeli gurubunu meclise sokarak 367’yi sağlayıp Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını sağlar.&lt;br /&gt;3-     CHP Genel Başkanı, siyasi yasaklı olan Tayip Erdoğan’ın yasağının kalkması için anayasa değişikliğine destek verir. Erdoğan önce milletvekili, AKP Genel Başkanı sonra başbakan olur.&lt;br /&gt;4-     Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Erdoğan ile görüşmesinden sonra “AKP”li olur, daha sonra zırhlı araba tahsis edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki, Bahçeli’nin, Baykal’ın, Büyükanıt’ın tutarsız tavırlarına hepimiz şaşırmıştık. Baykal’ın seks görüntüleri ortaya çıktıktan sonra gerçekler anlaşılıyor. Sanki hepsi, şu veya bu şekilde şantaj altında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası daha AKP’nin kurulmasından bile önce birileri, AKP’nin önünü açmak için önemli kişileri izlemiş ve şantaj dosyaları hazırlamış görünüyor. Herkesin bildiği gibi bu şantaj dosyaları gizli dinlemelerle sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan’ı başbakan yapan görüntüler şimdi Erdoğan’ı bitirmek için kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteciler, politikacılar, neler olduğunu, komployu kimin kurduğunu, istifanın kimin işine yarayacağını tartışıyor. Aslında sokakta kime sorarsanız sorun, “Baykal Genel Başkan olduğu sürece AKP muhalefete düşmez” diyor. Ne hikmetse herkesin bildiğini bir çok yazar/çizer/politikacı bu gerçeği ya bilmiyor, ya da bilmezden geliyor. Baykal’ın istifası ile birlikte CHP’nin oyları %10 artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal kurultayda tekrar genel başkanlığa aday olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında görüntüyü izleyenler hak verecekler, görüntüdeki kişi Baykal’a çok benzese de Baytok’un yüzü hiç görülmüyor. Fakat Baykal yalanlayamıyor. Yalanlayamıyor çünkü görüntüleri daha önceden izlemiş ve devamında çok daha kötü görüntülerin çıkacağını biliyor. Bu anlamda Baykal’ın aday olması olanaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntüleri kim sızdırdı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri görüntüleri, AKP’nin İsrail ve İran politikalarına karşı ABD’nin sızdırdığını söylüyor. Bunun gerçek olması mümkün değil. Değil çünkü AKP İsrail ve İran’a ABD’nin istemleri doğrultusunda yaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri, görüntüleri AKP hükümetinin sızdırdığını söylüyor. Bu da gerçek değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar yandaş medya hiç patinaj yapmadı. Çünkü ABD’lilerin de içinde olduğu tek masadan çıkan yazılar, tüm medyada, tüm AKP politikacılarda neredeyse aynı biçimde yer aldı, alıyor. Oysa bu kez; yandaş medya şaşırdı. Vakit Gazetesi Baykal’ı karalama anlamında, AKP’ye hizmet anlamında görüntüleri hemen servise koydu. Fakat hiçbir yandaş medya yazarı Baykal’ı istifaya davet etmedi. Baykallı CHP şimdiye kadar hep AKP’nin koltuk değneği oldu. AKP, Deniz Baykal’dan daha iyi bir muhalefet bulamaz. Bu durum da AKP’nin görüntülerin sızdırılmasında rolü olmadığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de çoluk çocuk herkes biliyor ki Baykal CHP’ye Genel Başkanı olduğu sürece CHP 1. parti olamaz. Şimdi CHP’nin önü açılmış görünüyor. Baykal’ın yaşlı kuşak kadrosu ise kendi tasfiyelerini engellemek için Baykal’ın geri dönmesini sağlamaya çalışıyorlar. Şimdilik görünen şu ki, Kemal Kılıçdaroğlu ilk seçimde başbakan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayyip Erdoğan ve AKP’yi bitirme planını kim devreye soktu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca kilometrelik toprakları, askeri gücü olmadan elinde tutan Osmanlı devleti, 2. dünya savaşında tüm Avrupa ateş ve kan gölü içinde iken ülkeyi savaş dışı tutan Türkiye Cumhuriyeti devleti, tüm çevremizdeki ülkeler bölünmüş ve kan gölüne düşmüş iken bizi tüm bunlardan uzak tutmasını bilen TC devleti bu planı devreye sokmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki günlerde yandaş medyanın çok daha patinaj yapacağı da açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1604726907422881768?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1604726907422881768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1604726907422881768&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1604726907422881768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1604726907422881768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/05/tayyip-erdogan-ve-akpyi-bitirme-plan.html' title='Tayyip Erdoğan ve AKP’yi bitirme planı devrede'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4136477993033211887</id><published>2010-05-05T15:05:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T15:09:03.318-07:00</updated><title type='text'>Burjuvazi, gözlerine biber gazı sıkılmış işçileri sever</title><content type='html'>Kimileri diyor ki; “AKP Hükümeti sonuna yaklaştı, ilk seçimde muhalefete düşecek.”&lt;br /&gt;Ben bu söylenenlere katılmıyordum. Fakat 1 Mayıs 2010 sonrası AKP’nin gidici olduğuna kesin inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002, 2003, 2004, 2005,2006,2007,2008 1 Mayısları, işçileri biber gazı, cop, panzer, dayak. 1 Mayıs 2009 Taksim Alanı sınırlı da olsa işçilere açıldı. Önceki yıllarda kendini güçlü hisseden AKP hükümetinin de zaafiyeti başlamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs 2010 ise bırakın biber gazı, panzeri neredeyse polis, işçilere karanfil verecekti. Hükümetin artık göstericilere bir fiske bile vuracak gücü kalmamıştı. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar zayıf bir hükümet iktidara gelmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuvazi, Taksim alanında zafer şarkıları söyleyen işçileri değil, gözlerine biber gazı sıkılmış işçileri sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında 8 yıllık AKP hükümeti döneminde Türkiye çok yollar aldı, çok gelişti, değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin;&lt;br /&gt;1980 öncesi Ergenekon çok fakirdi. Kıbrıs “Barış” harekatı sonrası, Ecevit bir gün yolda yürürken, üstü başa perişan, ağlayan bir çocuk görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oğlum neden ağlıyorsun?” diye sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk,&lt;br /&gt;“Benim babam Ergenekon’da çalışıyor. Ecevit Kıbrıs’a asker gönderdi diye ABD Ergenekon ödeneğini kesti. Babam maaş alamıyor” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit’in gözleri dolar. Hemen Başbakanlığa giderek örtülü ödenekten Ergenekon’a para gönderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit’in bu özverisi sayesinde, Ergenekon personelinin çocuklarının karnı doyar. Fakat, Ergenekon darbe ortamı yaratmak olan görevlerini yerine getirmekte büyük zorluklar çekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon’un sadece bir tabancası vardır. Bu yüzden tabanca, sabahları, öğlene kadar ülkücülere, öğlen Maoculara, akşam ise Lenincilere verilir. Tabi darbe ortamını tek tabanca ile sağlamak kolay olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti döneminde Türkiye çok yollar aldı, çok gelişti, değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon örgütü, silaha gark dedi. Fazla silahları koyacak yer bulamadığı için aynı köpekler gibi toprak altına gömmeye başladı. Nereyi kazsan silah çıkacak duruma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti döneminde Türkiye çok yollar aldı, çok gelişti, değişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi şimdi Ergenekon ödeneğini kim veriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yaptı AKP hükümeti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Laiklik elden gidiyor” diyerek eylem yapan Kemalistleri, Ergenekoncu diyerek içeri attı. Attı atmasına da bu burjuvazi için pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü Kemalistlerin burjuva iktidarı ile bir sorunları yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki 1 Mayıs 2010?&lt;br /&gt;Hangi burjuvazi, işçilerin bayram yapmasını, güç gösterisini yapmasını, burjuva iktidarına meydan okumasını ister ki? Yeşil sermaye bile istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti gidici, gidici. İşçisine biber gazı bile sıkamayan hükümetleri ne yapsın burjuvazi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız önümüzdeki yıllarda, CHP-MHP koalisyon hükümeti işçilere ne dayak, ne biber gazı….. görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4136477993033211887?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4136477993033211887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4136477993033211887&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4136477993033211887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4136477993033211887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/05/burjuvazi-gozlerine-biber-gaz-sklms.html' title='Burjuvazi, gözlerine biber gazı sıkılmış işçileri sever'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4078123534927347576</id><published>2010-04-06T15:49:00.000-07:00</published><updated>2010-04-06T15:50:26.630-07:00</updated><title type='text'>“Askeri vesayet”</title><content type='html'>Neymiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin vasisi Türk Silahlı kuvvetleriymiş. Bunu kimler söylüyor, sağcısı, dönek solcusu, “aydını”, liboşu vb. Bunları söyleyenler başka zaman olsa insan içine bile çıkamazlardı, fakat şimdi, bazıları ayda 20-50 milyarları götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Nesin, “bizim halkımızın %60’ı aptal” demişti. Bizler ise kızmıştık. Nesin az bile söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti, TBMM’ye bağlı olarak askerler tarafından bağımsızlığını kazanmış ve kurulmuştu. Atatürk ve İnönü gibi savaş kökenliler ülkenin ilk yöneticileri olmuş ve arkalarında ordu desteği olmuştu. Fakat daha sonra, ABD ile yapılan anlaşmalar, Marshall yardımı Türkiye’yi bir sömürge ülkesi haline getirdi. Marshall yardımı karşılığında; Türkiye’de demiryolu yapımı, uçak yapımı, helikopter yapımı, roket yapımı, otomobil yapımı vb. yasaklandı. üstüne üstlük bir de Kore’de ABD çıkarları için Mehmetçiliklerimiz şehit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs işte bunun üzerine gerçekleşti ve ordu vasisini korudu. Ama NATO ve CENTO’dan çıkmaya cesaret edemeyince Türkiye, Demirel ile birlikte tekrar ABD kontrolü altına girdi. Ecevit hükümetleri bir ölçüde dışında kalmak üzere ABD hükümetleri, günümüzü kadar sürdü, sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 mart ve 12 eylül tamamen bir ABD yapımıdır. Eski İçişleri Bakana İhsan Sabri Çağlayanğil 12 martın bir ABD yapımı olduğunu itiraf etmiştir. 12 eylül’ü ise ABD’nin oğlanları yapmıştır. Peki Türkiye’nin vasisi olan Türk Silahlı Kuvvetleri ne yapmıştır? ABD yanlısı darbe. 12 mart ile birlikte Vesayet bitmiştir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu Türkiye gerçeğini açıklıyor mu? Elbette açıklamıyor. Sınıfsal temeli olmayan hiçbir tespit doğru değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 mart darbesi de 12 eylül darbesi de bunalıma giren ekonominin faturasını emekçilere kesmek, ABD ve yerli işbirlikçi burjuvazinin çıkarlarını korumak için ABD tarafından gerçekleştirilmiştir. Burada söz konusu olan bir takım subayların iktidar hırsı değildir. Gerçek sadece o olsaydı bu darbeler gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de, krize rağmen, Tekel direnişi dışında ciddi bir işçi hareketi yok, 12 eylüllün silindir gibi ezdiği sol hareketler güçlü değil, sendikalar büyük ölçüde işlevini yitirmiş durumda, öğrenciler desen, özel güvenlikçilerden dayak yiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda Türkiye’de neden kurumlar birbirini yiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Selamet Partisi, Fazilet Partisi, AKP vb. kimin temsilcisi? Birbirinin devamı olan bu partiler, gerici Anadolu burjuvazinin partisi, onların çıkarlarını savunuyor. Bunları yapmak için var olan egemen olan burjuvazi ile çatışma halinde. Bu yüzden TÜSİAD kendine başkan bile seçmekte zorlanıyor, maliye müfettişleri korkularından gıkları bile çıkmıyor. (İran’da da kapitalizmle çıkarları çelişen feodal yapılar mollayı iktidara getirmişlerdi. Şimdi bu feodal yapılar lüks içinde yaşamlarını sürdürüyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordu egemen sınıfın baskı aracıdır. Devlet demek ordu, polis, yargı, hapishane, öğretim kurumları, din demektir. Bunların görevi egemen sınıfın çıkarlarını korumaktır. Anadolu’nun gerici burjuvazisi ile var olan burjuvazi arası çelişkiler bu kurumlarla çatışmayı kaçınılmaz kılıyor. İran’da egemenlik bir karşı devrim ile gerçekleşti. Türkiye’de AKP ise “evrim” ile bunu gerçekleştirmeye çalışıyor, çünkü arkasında güçlü bir halk desteği yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan ABD, eski biçimiyle egemenliğini sürdüremiyor, yeniden yapılanma gereğini duyuyor. Özellikle Müslüman ülkelerde kaybettiği egemenliğini ve imajını yeniden kazanmak istiyor. Bu amaçla Türkiye’ye yeni görevler vermek istiyor. Türkiye’yi İsrail gibi kendi tetikçisi yapmak istiyor. Üst yapısı ABD kontrolünde olan TSK’nın alt yapısı ile bu istemleri karşılamak mümkün değil. Bir çok muhalif ses çıkıyor, “Avrasya” filan diyorlar. Ergenekon işte burada devreye giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam burada AKP kendi burjuvazisinin iktidarı karşılığında ABD’ye sınırsız hizmet sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de yaşanan gerilimin gerçek nedeni bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında, ağzına “ABD”, “burjuvazi” kelimeleri almadan konuşan herkes ya Aziz Nesin’in dediği gibi aptal ya da işbirlikçidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Avrupa’da vesayet var mı? Avrupa ülkelerinin yarısı zaten krallıkla yani monarşi ile yönetiliyor, krallık vesayeti yani. Almanya ise Alman militarizmle yönetiliyor. Amerika dersen tröstler vesayeti ile yönetiliyor. Başkan, parlamento vs. kandırmaca. Ama bu başka bir yazı konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak: 12 eylül darbesinin ardından insanlarımız sanıyor ki subayların her dediği oldu. Evet yerellerde onlar birer kral gibi oldu ama bir çok subayın, yüzbaşı, binbaşı, yarbay, albay’ın yakınları hatta kendi çocukları, sol örgütlere bulaştığı için gözaltına alındı, işkence gördü. Hiçbirisi bu yakınlarını polisin elinden alamadı. İzmir Emniyeti 1. şube/siyasi şubenin kapısında, “rütbesi ne olursa olsun hiçbir subay içeri giremez” yazısı asılıydı. Polisler bu yetkiyi nereden almıştı dersiniz? Elbette ABD’den. Ayrıca en kötü insan hakları ihlalleri askeri ceza evlerinde değil, emniyetlerde yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, Demirel hükümetleri ile birlikte askeri vesayet ile değil, ABD, IMF vesayetleri ile yönetildi, yönetiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4078123534927347576?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4078123534927347576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4078123534927347576&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4078123534927347576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4078123534927347576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/04/askeri-vesayet.html' title='“Askeri vesayet”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-7308186873221132548</id><published>2010-02-03T12:17:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T12:24:40.046-08:00</updated><title type='text'>“HAVA DÖNDÜ, İŞÇİDEN İŞÇİYE ESİYOR YEL”</title><content type='html'>Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizde bir kum tanesi, havada bir yağmur damlası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri direnişte, Tekel işçileri haklarının gasp edilmesine karşı kışın soğuğunda, Ankara sokaklarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri açlık grevinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuvazi Tekel işçilerine ve tüm işçilere kölelik yasasını dayatıyor. Sendika yok, gelecek güvencesi yok, 10 ay asgari ücret iki ay ücretsiz izin diyor. Diyor da 2 ayı da ücretsiz çalışmayı dayatıyor, her yeni yılda yeniden işe başlama garantisi yok. Bakın diyor, “milyonlarca insan asgari ücretle çalışmaya hazır”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havada uçan bir sinek, yerde bir karınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Tekel işçileri direniyor, Ankara sokaklarını işgal ediyor. Burjuvazi, önemsemiyor önceleri, bakıyor iş büyüyor, “iki tokat atarım, kaçarlar” diyor, gaz atıyor, su atıyor, dayak atıyor, kaçmıyor Tekel işçileri kışın soğuğunda havuzlarda kararlılığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuvazi, şaşkın, “bırakalım kendi haline çekip giderler, bıkarlar” diyor. Bıkmıyor Tekel işçileri direnişlerine devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersine iş büyüyor, tüm Türkiye’nin demokrasi güçleri, Ankara halkıyla ile birlikte Tekel işçileriyle  buluşuyor. Tüm sol, Marksist partiler, Tekel işçileri için bir okul oluyor Ankara sokakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuvazi bağırıyor, “onlar kim oluyormuş da AKP hükümetini devireceklermiş” diyerek korkusunu dışa vuruyor. Burjuvazi Ankara sokaklarına çıkamaz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ne güzel de Genel Kurmay ile al gülüm ver gülüm oynamak halkı kandırıp mağduru oynamak. ABD, Genel Kurmay Başkanına madalya veriyor, AKP’de zırhlı araba. İşi bir güzel götürürlerken, “bu Tekel işçileri de nereden çıktı” diyerek bozulan dengelere şaşkın şaşkın bakıyor, çözemiyorlar, global, küresel sermayenin, özelleştirmenin neden olduğu yıkımları, bıçağın kemiğe dayandığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri bugün sadece kendi özlük hakları için değil, Türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarını savunuyor. Tekel direnişi burjuvaziye karşı, gericiliğe karşı burjuvazinin kölelik düzenine karşı, demokrasi için aydınlık bir Türkiye için umut ışığı oluyor. Türkiye’nin demokrasi güçlerinin tüm halkımızın umudu oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti, süre isteyerek, yalancı bir umut oluşturmak istiyor. “bu soğuktan bıkarlar, bu umutla memleketlerine giderler” diyor. Tekel işçileri yalancı umutlara kanmıyor. Kıdem tazminatları yatırılıyor hesaplarına, direnişi kırmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri eyleme başladığında nasıl bir slogan atacağını bile bilmiyor, “Müslüman Müslüman’a bunu yapar mı?” gibi sloganlar atan işçiler, şimdi, “tarlalar, fabrikalar, işleyenin olacak” sloganları atıyor. Bu direnişte Tekel işçileri, havada uçan bir böcek, yerde bir karınca, denizde bir kum tanesi, havada bir yağmur damlası olmadığının farkına varıyor. Tekel işçileri zaten kazanmış olduğu kıdem tazminatları tuzağına düşmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri sarı sendikacılığı da sarsıyor, burjuva sendikaları bile tabandan gelen baskı üzerine genel grev ilan ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem, kiliselerin, camilerin yanında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa başkentlerini süsleyen Muhteşem devlet binalarının, sarayların yanında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama burjuvazi korkuyor, korkuyor işte. 11 bin Tekel işçisinden korkuyor. Korkuyor koskoca dünya burjuvazisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korktuğu için AB parlamentosundan milletvekilleri geliyor Tekel direnişine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Avrupa olmak üzere ne güzel de, reel sosyalizmi yıktıktan sonra azgınca sömürülerini kabul ettirmişlerdi, ama olmuyor işte bir yerde bir karşı ses çıkıyor, çıkıyor yayılıyor tüm dünyaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Babası gariban bir demirci olduğu için Cumhurbaşkanı yapmıyorlar”, “iktidarda hep Beyaz Türkler vardı”, “iktidarı sivillere vermiyorlar” diyerek yapılan kandırmacalar nasıl da son buluyor. AKP iktidarı, halkı, sivilleri değil de nasıl da burjuvazinin haklarını savunduğu ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri gümbür gümbür geliyor, burjuvazi AKP yerine başka iktidar seçeneklerini bile hazırlamaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayan Tekel işçileri dayan, dayandıkça düşünemeyeceğiniz kadar destek arkanızda olacak. Tüm Türkiye sizin arkanızda, tüm dünya emekçi örgütleri sizi destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri, havada uçan bir böcek, yerde bir karınca, denizde bir kum tanesi, havada bir yağmur damlası değiller. İnsanlık hiç de öyle olmadı. Ama birleşemeyen, hakkını aramayan insanlar yıllardır bin yıllardır ezildiler, sömürüldüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayan Tekel işçileri dayan, burjuvazinin oyunlarını bozmak için çok az kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizde bir kum tanesi, havada bir yağmur damlası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan nedir ki?!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-7308186873221132548?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/7308186873221132548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=7308186873221132548&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7308186873221132548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7308186873221132548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/02/hava-dondu-isciden-isciye-esiyor-yel.html' title='“HAVA DÖNDÜ, İŞÇİDEN İŞÇİYE ESİYOR YEL”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1566406930256868061</id><published>2010-01-20T14:46:00.000-08:00</published><updated>2010-01-20T14:54:35.123-08:00</updated><title type='text'>Mehmet Ali Ağca</title><content type='html'>Abdi İpekçi niçin öldürüldü? Papa’ya niçin suikast yapıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdi İpekçi’nin katili, Papa suikastçısı M. Ali Ağca tahliye oldu. Cezaevinden çıkan Ağca’nın ekonomik sorunu olmadığı anlaşılıyor.  Bir çok Avrupa basın organı röportaj için milyon dolarlar öneriyor. Peki Ağca basına milyon dolarlık ne açıklamalar yapabilir? Aslında hiçbir şey. Ağca hiçbir şey bilmemesine karşılık bir şeyler biliyormuş, söyleyecekmiş gibi davranıyor. Eğer Ağca’nın söyleyebilecek bir şeyleri olsa şimdi yaşamıyor olacağı çok açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyecek hiçbir şeyi olmasa da Agca’nın önemi çok büyük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Ali Ağca iki büyük kırılmanın kahramanlarından biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağca akranları iyi bilir, dünyada zayıf halkalar vardı. Türkiye emperyalizmin zayıf halkası, Polonya’da sosyalizmin zayıf halkasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye emperyalizm zayıf halkasıydı. Çünkü işçi sınıfı hareketleri çok güçlüydü, genel grevler, dev 1 Mayıslar burjuvaziyi korkutuyordu.  Kapitalizmden kopup sosyalist sisteme geçmesin diye Avrupa ülkeleri kendi aralarında para toplayıp Ecevit hükümetine göndermişti. ABD ise Türkiye’de solun kökünü kazıyacak bir darbe peşindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda da ABD’ci köşe yazarları vardı. Bunların büyük çoğunluğu Tercüman Gazetesinde Konuşlanmıştı. O yazarlar neredeyse tamamı bugünün medyasının köşe başlarını tutmaya devam ediyor. Şimdi hepsi de demokrasi havarisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’ci köşe yazarlarının içinde Abdi İpekçi’nin ayrı bir rolü var. 1980 öncesi bazı solcular Abdi İpekçi’yi ABD’nin sesi olarak değerlendirir, Milliyet’teki başyazıda ABD’nin görüşlerini öğrenirlerdi. Evet Abdi İpekçi ABD yanlısı bir köşe yazarı, gazeteciydi. Fakat İpekçi ordu darbesine karşı çıkıyor ve şöyle bir formül öneriyordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MC Hükümeti + Ordu =  İktidar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpekçi darbe yapılmadan, ordunun sıkıyönetimlerle MC hükümetini desteklemesi gerektiğini savunuyordu. Fakat Türkiye’de darbe yapmaya kesin kararlı ABD tarafından bu seçenek ortadan kaldırmak anlamında İpekçi, MHP kadrolarından yetişmiş, gözü kara, psikopat Ağca ve arkadaşları tarafından öldürülmüştü. Bu cinayetten sonra ABD yanlısı yazarlar darbe dışında başka bir seçeneği telaffuz etmez olmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu tarih 12 Eylül’ün gerçekleşmesinde kırılma noktası olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den sonra sol buldozerlerle ezilmiş, emperyalizm için zayıf halka olmaktan “kurtarılmıştı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emperyalizmin/ABD’nin sosyalist sistemi parçalamak için değişik girişimleri olmuş, Çekoslavakya, Macaristan gibi, ama başaramamıştı. ABD/NATO’un gözü Polonya’da idi. Çünkü Polonya’da dini inanışlar çok güçlüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla Papa Polonya’dan seçildi, Jean Paul. Polonya halkının dini duyguları harekete geçirilecek ve Polonya sosyalist sistemden çıkacaktı. Jean Paul ABD ve kapitalist sistemin kendisine verdiği görevi fazlasıyla yerine getirdi. Sadece Polonya’daki sosyalist sistemi yıkmakla kalmadı tarihe dünyadaki sosyalist sistemi yıkan papa olarak geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;455 yıl sonra Vatikan’dan olmayan papa seçilen Jean Paul, 1978 yılı sonlarına doğru papa olmasına rağmen Polonya’daki sosyalist sistemi yıkamayan emperyalizm, süreci hızlandırmak ve dini duyguları güçlü Polonya halkını kışkırtmak anlamında 1981 yılında sahte bir suikast tertipler. Tetikçi ise M. Ali Ağcadır. Emperyalistler Ağca’yı Bulgar gizli servis elamanı, Bulgar Gizli Servisi KGB’den habersiz “tuvalete bile gidemeyeceği” için ayni zamanda KGB ajanı ilan ederler. Terör uzmanı olduğu ileri sürelen Claire Sterling bir CİA ajanıdır ve bizim bildiğimiz MHP’li Agca’yı Bulgar ajanı ilan etmiştir. Ne yazık ki Türkiye’de bu görüşü savunan yazarlar da çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suikastın amacı Polonya halkının tepkisini sosyalist sistemi yönelmektir. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Reel sosyalizm önce Polonya’da sonra da tüm dünyada sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da Ağca’nın rol aldığı ikinci kırılma noktasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gladyo  ABD’nin etkili olduğu tüm ülkelerde, ordu, polis, istihbarat mensupları, aşırıcı sağcı ve faşist parti üyelerinden kurulmuş bir yapıdır. Halen günümüzde ABD’nin etkili olduğu tüm ülkelerde faaliyetini sürdürmektedir. M. Ali Ağca da Gladyo’nun kullandığı bir piyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm basın Ağca’nın yakalanıp cezaevinden kaçtığından söz ediyor fakat nasıl yakalandığı konusunda ise bilgi yok. 1979 yılında Ağca’yı yakalayıp hapse atacak ne bir jandarma ne de bir tek polis vardı. Ağca, İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in kurduğu özel bir birim tarafından yakalandı. Bilindiği gibi Hasan Fehmi Güneş bir Gladyo operasyonu ile istifası sağlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak:&lt;br /&gt;Bu yazılanlar bilinmeyen gerçekler değil. Fakat nedense gerçekler değil de yalanlar yazılıp tartışılıyor. Gladyo yapısının ne olduğu bilinmesine karşılık, Ergenekon operasyonunda bir tek ABD’li olmadığı gibi isimleri bile geçmiyor. Aşırı sağcı/faşist parti üyeleri yerine, solcular, aydınlar, anti-emperyalistler göz altına alınıp yargılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetikçi Ağca ise bir takım kişiler tarafından kahraman ilan edilirken, kendisi cebini doldurmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağca, canı sıkıldığı zaman çıkıp sokakta komünist öldürenlerin arkadaşıdır. Bu nedenle sokaklar çok daha tehlikelidir artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1566406930256868061?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1566406930256868061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1566406930256868061&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1566406930256868061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1566406930256868061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/01/mehmet-ali-agca.html' title='Mehmet Ali Ağca'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-424326285235047013</id><published>2010-01-14T15:38:00.000-08:00</published><updated>2010-01-14T15:46:10.496-08:00</updated><title type='text'>Türkiye’de neler oluyor II</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İsrail ile elçi krizi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail’in özür dilemesi üzerine kriz şimdilik sona erdi. Elçimize yapılan komik tavırlar üzerine, İsrail’i aptallar mı yönetiyor? sorularının gündeme geldiği kriz sonrası değerlendirmelerde Başbakan Tayip Erdoğan yine, bazı Arap ülkelerinde Padişah/Sultan olarak tanımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında her şey çok açık. Obama’nın yeni politikası, Türkiye’ye Osmanlı, Erdoğan’a padişah rolü oynatmak. Bu sayede arası kötü olan Müslüman ülkelerle arasını düzeltmek, savaş yerine bu sayede o ülkelere girmek ve savaşçı, işkenceci imajını düzeltmek. Bunun için İsrail’e saldırmak serbest. Böyle olunca bazı Arap/Müslüman ülkelerinde Türkiye’nin/Erdoğan’ın desteği artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail devleti ise sanki aptallar tarafından yönetiliyormuşçasına komik durumlara düşüyor. Ama İsrail bir şeye çok ama çok önem veriyor. O da Türk halkında İsrail karşıtlığının artmasını engellemek. İsrail’in bu tavrı bazı kişilerce İsrail’in Türkiye’ye boyun eğmesi olarak değerlendiriyor. Hükümetler arası düşmanlık geçicidir, hükümetler gider başkaları gelir düşmanlık biter ama halklar arası düşmanlık yüzyıllar boyunca sürer. İsrail’in aklı başında insanları bu ilkeye büyük önem veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan’dan padişah olur mu? Olamayacağı her yönü/tavırları ile ortaya çıkıyor. Doları bol olan Suudi kralının kaldığı otele/ayağına giden birine padişah rolü vermek hiç de gerçekçi değil. Bu gün Arap dünyasında ABD ile savaş tehdidi altında olan, Suriye, Lübnan, Sudan gibi ülkeler Türkiye ile iyi geçinmeye çalışırken diğer ülkelerin ise Türkiye umurunda değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, İsrail dünya ekonomisinin büyük bir bölümüne hakim. Gerek Obama gerekse Erdoğan İsrail’i küçümsememeliler. Ayrıca  Obama’nın her an bu politikalarından vaz geçerek Türkiye’yi yalnız bırakabileceğini unutmamak gerekir. Bu anlamda ülkemiz çok daha ciddi, gerçekçi ve kendi politikalarına yönelmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz medyası Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu orta-doğu ve Müslüman ülkeler uzmanı ve Türkiye’nin politikasının yeni yıldızı ilan ediyor. Gerçekten öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki olaya bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İçlerinde AKP milletvekillerinin olduğu Gazze’ye yardım konvoyuna Mısır’da sayısız engeller çıkarıldı. Davutoğlu’ndan ses yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun düzenlediği Suudi Arabistan gezisine Nihal Bengisu Karaca da davet ediliyor. Kim tarafından Davutoğlu tarafından. Suudi Arabistan Ankara Büyükelçisi, Karaca’dan "kocasının iznini taşıyan bir belge" getirmediği gerekçesiyle vize vermiyor. Davutoğlu’ndan yine ses yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; Arınç’a süikast:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurmay Başkanlığı/TSK, Başbakan yardımcısı Arınç’a suikast hazırlığı içinde olduğu gerekçesiyle bazı göz altılar oldu, kozmik oda arandı vb. eğer 800 bine yakın askeri, tankı, topu, uçakları, roketleri vb. ile koskoca bir ordu herhangi birini öldürmek için kroki filan çizmeye gerek duyuyorsa ya o ordu yöneticileri aptaldır ya da bunu öne sürenler veya buna inananlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kozmik odayı arayan hakime mermi:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kargo şirketi bu mermili zarfları nasıl kabul etmiş? Sürat Kargo’nun bir açıklaması olmadığı gibi, kargoya yönelik bir soruşturma da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kozmik odada ne var?:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kimileri kozmik odada devletin gizli sırları olduğunu sanıyor ve bu gizli bilgilerin ABD/İsrail’in eline geçmesinden korkuyor. Hiç korkmasınlar oradaki bilgiler o ülkeler tarafından zaten biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri de, hem de çok ciddi sol, anti ABD yapılar filan, orada, 1 mayıs 77’nin, Çorum’un, Maraş’ın, Hrant Dink’in vb. olayların bilgilerini olacağını sanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hükümet, generalleri, albayları gözaltına alacak, neredeyse tüm subaylar suçlu ilan edilecek, kozmik odalar aranacak, Uzan’lar yok edilecek, Aydın Doğan yok edilme noktasına gelecek. Bunların yanında Koç holdingin patronu AKP baskısından bunalarak 1 yıllığına tekne turuna çıkacak, Tüsiad Başkanı AKP baskısı nedeniyle istifa edecek ve Tüsiad yeni başkan seçemeyecek duruma gelecek. Hiç bunlar herhangi bir hükümetin yapabileceği şeyler mi? Ama AKP hükümeti arkasına ABD’yi olarak bunları yapabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kozmik oda aranıyor, sizce bu odadan ABD karşıtı bir belge çıkar mı? Ayrıca şunu da unutmamak gerekir, Fethullah Gülen ABD’nin elinde bir tutsaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Abdullah Öcalan:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;“Abdullah Öcalan’ın avukatı aracılığıyla yaptığı açıklama” denilerek 5-6 sayfalık yazılar PKK yanlısı sitelerde yayınlanıyor. O açıklamaları o avukatın aklında tutup kağıda dökmesi mümkün değil. Abdullah Öcalan cezaevindedir ve PKK’yı yönetmesi olanaklı değildir. Çünkü Apo’nun bir televizyonu bile yoktur. Gelişmeleri takip edip yön vermesi olanaklı değildir. Apo kaynaklı tüm veriler Kandil’den gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Erken seçim&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;Ülke gündemine erken seçim tartışmaları başladı. Şunu bilmek gerekir ki AKP’nin gündeminde erken veya normal seçim yoktur. Yapılanlar da zaten budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tekel işçileri:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Tekel işçileri kimsenin tahmin edemeyeceği gibi AKP hükümetini sarsıyor. AKP bu sorunu çözmek için Tekel İşçilerinin taleplerine kabul etmeye dünden razı ama işin gerisi var, Şeker işçileri, itfaiye işçileri, Pektim işçileri ve 4C kapsamına giren diğerleri sırada. Bir çok özelleştirmenin neden olduğu sorunlar AKP hükümetinin karşısına çıkıyor daha da çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ankara sokakları kim ne derse desin 1917 yılı Moskova sokaklarını andırıyor. Ankara caddelerinde hemen hergün mitingler gösteriler yapılıyor. Başbakan belki Diyarbakır’a gidiyor ama Ankara sokaklarına girmiyor. 15 ocakta tüm Tekel işçileri Ankara’da eylemlere başlıyor. 17 Ocak’ta ise büyük miting var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laiklerin, Atatürkçülerin yaptıkları Cumhuriyet Mitingleri yasadışı ilan edilerek bir şekilde pasifize edildi. Bakalım işçi sınıfı eylemleri nasıl bir seyir izleyecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-424326285235047013?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/424326285235047013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=424326285235047013&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/424326285235047013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/424326285235047013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2010/01/turkiyede-neler-oluyor-ii.html' title='Türkiye’de neler oluyor II'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2519989453541215321</id><published>2009-12-29T14:02:00.000-08:00</published><updated>2009-12-29T14:06:28.794-08:00</updated><title type='text'>“TSK İKTİDARI SİVİLLERE VERMİYOR!”</title><content type='html'>Son yıllarda tartışmaların özetini bu sözler teşkil ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet elbette iktidar sivillere verilmeli. Fakat siviller kim oluyor? Memur Mehmet bey, işçi Hasan usta, köylü Ali efendi veya Disk, Türk-İş, Kesk, Kamu-Sen Tekel işçileri ise iktidar hemen sivillere verilmeli. Fakat bu örgütlerin üstüne biber gazı, tazyikli su sıkanlar, hakkını arayan işçileri, Atatürk’ün İzmir’de denize döktüğü Yunanlılar gibi havuzlara döküp üstüne su sıkanlarsa, ben iktidarın bunların eline geçmesine karşıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet egemen sınıfın baskı aracıdır. Ordudur, polistir, hukuk sistemidir, cezaevleridir. Bunlar kalıcıdır. Hükümetler ise geçicidir. Hükümetler devletin varolan iç ve dış politikalarını savunmakla sorumludurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hükümetler bu devleti değiştiremezler mi? Elbette değiştirirler. Devrim ve karşı devrim yaparlar. Örneğin Küba gibi devrim, örneğin İran gibi karşı devrim yaparlar. Fakat bunu yapmaları için arkasına halk desteği almaları gerekir. Oysa ülkemizde iktidarın arkasında böylesine bir halk desteği görülmüyor. İktidarın arkasında sadece AB-D desteği görülüyor. Bu destekle ne olabilir? göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist sistemde, bankayı milyarlarca dolar hortumlayanlar hiçbir ceza yemezken, ekmek, baklava çalanlar yıllarca hapis yatarlar. Devletin önemli müfettişleri adliye memurunun 5 liralık pul parasını soruştururlerken, Tekelin 350 milyon dolara özel sektöre satılması ardından bir yıl geçmeden, tekelin 1 milyar dolara başkasına satılmasını soruşturamazlar. Çünkü yasalar böyle hazırlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin egemenleri Tekel işçilerine yılda 40 milyon lirayı çok görürler. Görürler çünkü, onlara yılda 40 milyon lira verirlerse pastadan 40 milyon lira azalır, büyüklerin payı da bu anlamda azalmış olur. İşte bu anlamda asgari ücrete 31 lira zam yapmak isterler. İşte bu yüzden ilaçları marketlerde satmak isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmik odalar&lt;br /&gt;Devletin gizli sırları vardır. Bunlar birinci dereceden korunurlar. Fakat burada, şunu/bunu vurun, şuraya buraya gömün gibi belgeler aranıyorsa, ya bu devlet aptaldır ya da böyle düşünenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizler bile İstanbul’u işgal edip Osmanlı arşivlerini böylesine didik didik etmemişlerdi. Gerçi onlar da Ermeni “soykırımı” ile ilgili belge aradılar bulamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt, Ermeni, Alevi, Demokrasi açılımı&lt;br /&gt;Hükümet bir çok açılım yapmaya çalıştı. Fakat hiçbirinde başarılı olamadı. Aslında gerçek açılım her renkleriyle sürüyor. “TEKEL AÇILIMI”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri, Türk’ü ile Kürt’ü ile, Çerkez, Arnavut,  Alevi, Sunisi ile, AKP’lisi, CHP, MHP, solcusu ile Ankara sokaklarında açılım yapıyor. Bu açılımın adı, “SINIF AÇILIMI”. Tüm örgütler, sağcısı, solcusu, Marksisti ile destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin devlet&lt;br /&gt;Hükümet nedense birden bire gerilimin şiddetini artırıyor. Birilerinin acelesi varmış gibi görülüyor. Fakat bu durumun çok ciddi riskleri de gündeme getiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak:&lt;br /&gt;Kozmik odadaki aramayı kim mi yapıyor? Gladyo…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2519989453541215321?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2519989453541215321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2519989453541215321&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2519989453541215321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2519989453541215321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/12/tsk-iktidari-sivillere-vermiyor.html' title='“TSK İKTİDARI SİVİLLERE VERMİYOR!”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2182553394055120278</id><published>2009-12-02T15:07:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T15:09:18.162-08:00</updated><title type='text'>İzmir, İzmir olmaya devam ediyor hala!</title><content type='html'>İlk kurşun’u saymıyorum, Yunanistan işgaline karşı örgütlü halk  direnişinin Ege’den başladığını da saymıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki 12 Eylül’ün öncesi Tariş Direnişi’ni nasıl unutur insan? 12 Eylül öncesi, faşizme karşı, en ciddi halk direnişi idi Tariş direnişi. Eğer sol örgütler biraz daha özen gösterselerdi, o yıllar İzmir “Kurtarılmış Kent” bile olabilirdi. Ama olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki, 1980 yılı 1 Mayıs’ı nasıl görkemli bir şekilde kutlanmıştı İzmir’de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra “netekim” geldi. Herkes içeri atıldı, işkence gördü, acı çekti. İzmir Emniyetinin Siyasi Şube kapısında, “rütbesi ne olursa olsun kimse içeri giremez” yazıları yazıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, 1983 yılında seçimler yapıldı, “emir komuta” ile bile kurulmuş olsa Halkçı Parti İzmir’de birinci parti oldu. Evren’in desteklediği Turgut Sunalp’in partisi, seçime katılan üç partiden üçüncü oldu. 1984 yılında yapılan yerel seçimlerde ise Sunalp’in partisi havlu attı.&lt;br /&gt;Bu İzmir şimdi oldu “faşist İzmir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül yönetimi siyasi parti liderlerine yasak getirdi. Ecevit, Demirel, Erbakan filan. Özal, halk oylamasına gitti. “Yasaklar Kalksın mı?” diye. Sonuçta sadece, İzmir bile değil Karşıyaka oyları ile yasaklar kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu kent oldu “Faşist İzmir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’de, kızlar/erkekler şortla dolaşabilir, İzmir’de kızlar, anne/babalarını yanında erkek arkadaşlarını yanaklarından öpebilir, İzmir’de kızlar flörtleri ile anne/babasından izin alarak çıkabilir. İzmir’de insanlar köpekleri/kedileri ile yatabilir, İzmir’de insanlar, yazın sıcak günlerinde kedi ve köpekler, içsin/yesin diye kaldırımlara bir kabın içine su/yemek koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kente şimdi oldu “Faşist İzmir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’in bir çok yerinde kiliseler vardır, özgürce faaliyetlerini sürdürürler. İzmir’de her renkten/ ırktan insan vardır. İnanmazsınız Amerikalılar bile vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir insanı sevecendir, dosttur, İzmir insanı tüm insanları kucaklar. Ama İzmir insanı emperyalizme, emperyalist planlara karşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırası gelir, Afganistan’da masum insanları öldüren Amerikan askerlerini protesto eder, kafalarına yumurta atar komünistlerdir bunlar. Sırası gelir DTP konvoyuna taş atar, MHP’lidir bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü İzmir’de herk ırktan/ dinden insan olduğu gibi elbette MHP’liler, Bozkurt işareti yapanlar da vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir insanı sadece merkezde yaşamaz, İzmir insanı yaşar Bergama’da, “verin kaçırdığınız Zeus Sunağı’nı” der Alman militarizmine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uluslu emperyalistlerin kentini zehirlemesine, yer altı kaynaklarının talan edilmesine karşı çıkar, “siyanürlü altına hayır” der. Direnir, yaşlı genç, giyinik/ çıplak eylem yapar, haklılığını tüm dünyaya kanıtlar ama ne hikmetse hükümetlerin kulakları tıkalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıya gider Danıştay’dan karar çıkartır ama uygulayan olmaz. Ergenekon davasında, “yargıya güvenmek lazım diyenler” Bergama’da yargı kararlarını yok sayar. İzmir’e “faşist” diyenlerden, “böyle iki yüzlülük olmaz” diyen çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikili Belediye Başkanı on ton su tüketimine ücret almaz. Ücret almadığı için yargılanır mahkemelerde. İzmir’e “Faşist” diyenlerden ses çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir uzun bir sahil şerididir aynı zamanda. Yaz aylarında orada insanlar rahatça denize girer, serinler, pek türban/haşama yoktur bu sahil şeridinde. Belki de İzmir, ülkenin en uzun kumsalına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzdendir, hainlerin, işbirlikçilerin, şeriat özlemcilerinin kinleri. Bu yüzden, “faşist İzmir” diye saldırırlar, dünyanın en demokratik kentine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet İzmir özellikle son 7 yıldır hemen hemen hiç yatırım almamıştır merkezi hükümetten. Çünkü “gavur İzmir”dir, “faşist İzmir”dir. Yatırım alamadığı gibi, kendi olanakları ile yapmak istediği yatırımlara bile hükümet izin vermez, Kocaoğlu yargıya gider kendi parası ile yapacağı yatırımlar için bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’in tüm ilçeleri şeriata kapalıdır. İşte bunun içindir İzmir’e saldırmalar işte bunun içindir, “gavur/faşist İzmir” saldırıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ne derse desin İzmir, İzmir olmaya devam edecektir hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2182553394055120278?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2182553394055120278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2182553394055120278&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2182553394055120278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2182553394055120278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/12/izmir-izmir-olmaya-devam-ediyor-hala.html' title='İzmir, İzmir olmaya devam ediyor hala!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-678831959700494359</id><published>2009-11-22T13:16:00.000-08:00</published><updated>2009-11-22T13:21:26.060-08:00</updated><title type='text'>YALANLAR VE GERÇEKLER –II-</title><content type='html'>Yalan: Türk devleti yaratmak için kardeş kardeş yaşayan halklar katledildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Osmanlı Devleti gücünü yitirdikten sonra, Avrupa ülkeleri Osmanlıyı yutmak için azınlıkları ayaklandırdı. Kardeş kardeş yaşamayı önce azınlıklar bozdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca sadece Türkiye’de değil, dünyadaki tüm ulus devletler kan ve göz yaşı üzerine kurulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Mustafa Suphi ve arkadaşları katledilmeseydi ve eğer Yeşil ordu ile birleşebilselerdi, böylesine acıların yaşanmasının önüne geçilebilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: İttihak ve Terakki, baskıcı devlet geleneğini temsil eder, onun geleneğini Mustafa Kemal ve CHP sürdürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Mustafa Kemal her ne kadar İttihak ve Terkaki ile arasına kalın bir çizgi çizdiyse de ulus devlet yaratma anlamında benzer politikaları savunmuştur. CHP de bu çizginin savunucusu olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat günümüzde CHP’yi hala bu çizgide görmek mümkün değildir. Çünkü CHP’nin temel ilkesi olan 6 Ok’un hiçbir maddesi bugün savunulmamaktadır. CHP, İttihak ve Terkaki’nin ulusal çizgisini terk etmesinin üzerinden on yıllar geçmiştir. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın izlediği çizgi İttihak ve Terakki çizgisi değil, ABD çizgisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye Cumhuriyeti; İttihak ve Terakki geleneğinin devamı olarak, TSK’nin askeri vesayet yöntemi ile yönetilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: TSK’leri 1960 darbesinin etkisinin geçmesinden sonra tamamen ABD’nin vesayeti altına girmiştir. TSK özellikle 1970 yılından beri ülkemizde ABD, (NATO) çıkarlarını savunmaktadır. Şu anda da AKP ile süren kavga aldatmacadır. TSK’nın üst yönetimi de AKP de ABD çizgisindedir ve her iki kurum da gayet iyi anlaşmaktadır. (Büyükanıt’ın görev süresini uzatma girişimleri, ona alınan lüks zırhlı aracı da unutmamak gerekir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye’de, 1960,70,80’de yapılan darbeler ABD destekli olarak yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: 70 ve 80 darbeleri emir komuta içinde ABD destekli olarak yapılmıştır. 1960 darbesi ise emir komuta dışında yapıldığı için ABD’nin darbe örgütleme şansı olmamıştır. Günümüzde de esas korku, emir komuta dışında, ABD karşıtı, solcu ve Avrasya yanlısı bir darbedir. Ergenekon olayı da bunun önüne geçmek içindir. Menderes sonuna kadar ABD’cidir ve binlerce Türk genci ABD’nin emperyalist çıkarları için Kore’de kırıma uğratılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: ABD'li finans spekülatörü George Soros, 'Türkiye'nin en iyi ihraç ürünü ordusudur' diyor. Hemen herkes de buna inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye, Adnan Menderes’in basiretsiz yönetimi altında Kore’ye savaşçı birlik göndermiş, binden fazla şehit, binlerce yaralı ile geri dönmüştük. Gerçi tüm NATO ülkeleri de oraya asker göndermişti. Fakat bundan sonra Türkiye, Balkanlara, Afrika’ya, Afganistan’a asker göndermiş ama hiçbiri savaşçı birlik olmamıştır. Bugün en kanlı çatışmaların yaşandığı Afganistan ve Irak’ta Avrupa devletleri askerleri vardır. Örneğin ABD nereye savaş açsa arkasında İngiltere vardır. İngiltere’nin olduğu yerde, Kanada vardır, Avustralya vardır. Soros önce gitsin “uygar”, “demokratik” Avrupa ülkelerinin orduları nerede katliam yapıyor onlara baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Almanya yaptığı soykırım yüzünden Yahudilerden özür dilemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Almanya savaşta yenildiği için ABD’nin dayatması sonucu soykırımı kabul etmiş, özür dilemiş ve tazminat ödemiştir. Ama eğer Almanya savaşı kazanmış olsa idi özür filan söz konusu olmayacaktı. Almanya’nın bu konuda samimi olmadığı Berlin’i yeniden başkent yapmasından bellidir. Eğer bugün Almanya’nın güçlü bir ordusu olsa tüm dünya yeni bir savaş tehdidi altında yaşıyor olurdu. Ayrıca ABD neden özür dilemiyor? Tokyo bombardımanı, Hiroşima, Nagasaki atom bombası bir kitle kırımı değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: CHP/Baykal son kaledir. Eğer Baykal da giderse şeriatın önü açılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: son yıllarda yapılan tüm seçimlerde; CHP’ye oy vermezseniz, “şeriat gelir” dediler, biz CHP’ye oy verdik, dinci partinin oyu arttı, biz oy verdik dinci partinin oyu arttı. Bugün basında, Baykal aleyhinde, onu karalamaya yönelik hiçbir haber yorum çıkmıyorsa bunun nedeni ABD’nin basını susturmasıdır. Baykal, Sav, Öymen geleneği, neslini tüketmiş, ABD vesayeti ile ayakta durmakta ve ABD’ye biat etmektedirler. Herkesin bildiği gibi Baykal’ın hedefi iktidar filan değil, yüzde on barajını geçmektir. Türkiye’nin demokratikleşmesi için ilk koşul, Baykal ve Tunceli katliamını savunan ekipten kurtulmak gerekmektedir. CHP/Baykal AKP hükümetinin koltuk değneğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: her tür ulusalcılık/milliyetçilik kötüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: dünyadaki tüm devletler ulasal/milliyetçidir. Zaten başka türlü devlet de olamaz. Ulusu/milleti olmayan bir tek devlet yoktur. Elbetteki burada ulus/millet o ülkede yaşayan tüm vatandaşlardır. Devlet, merkezi, özerk, federe devlet de olabilir. Sosyalist ülkeler de ulus/milli devlettir. Ulus/millet, devlet yok edilemez. Hiç kimse ulusalcılığı, milliyetçiliği, devleti yok edemez. Devletler ancak sönümlenebilir. Devletlerin sönümlenmesi için tüm dünyada kapitalizmin/emperyalizmin yok olması gereklidir. Sosyalist ulus/milli devletler kapitalist devletlerin aksine başka ulusları sömürmezler. Tersine onların kurtuluş savaşlarına destek olurlar. Ayrıca, sosyalist devletler emperyalizme karşı çıkar, savaşırlarken bile o ülkenin emekçi halkına destek verirler. Fakat, örneğin, 2. dünya savaşında SSCB uçakları bir Alman tümenini bombalarken o Alman tümeni içinde emekçi halkın çocukları olduğunu bilir. Fakat ulus/vatan savunması için bu kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanlar ve Gerçekler sürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-678831959700494359?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/678831959700494359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=678831959700494359&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/678831959700494359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/678831959700494359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/11/yalanlar-ve-gercekler-ii.html' title='YALANLAR VE GERÇEKLER –II-'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2028787483220463367</id><published>2009-11-06T15:41:00.001-08:00</published><updated>2009-11-06T15:41:47.415-08:00</updated><title type='text'>ABD’nin umudu AKP!</title><content type='html'>Dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü ordusuna, en büyük ekonomisine sahip ABD sonunda kurtuluşunu AKP hükümetine bağlamış görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, sarsılan imajını ve İslam ülkelerine karşı düştüğü düşmanca tavrını Obama ile birlikte değiştirerek, gerek İslam dünyasına ve gerekse tüm dünyaya yeni bir imaj vermek istiyor. Bunu da gerçekleştirmek için AKP’ye güveniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster inanın ister inanmayın, ister kabul edin ister kabul etmeyin bugün Başbakan Tayip Erdoğan dünyanın en yetkili/güçlü kişisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz son şeklini almamış ve pratikte uygulanarak gerçekleştirilmeye çalışılan son ABD planı şudur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’ye Osmanlı rolü verilerek tüm dünya Müslümanlarının hamisi rolü oynatmak. Bu sayede tüm Müslüman ülkelerde Türkiye’nin etkinliğini artırarak, Türkiye ile birlikte o ülkelere ekonomik ve politik yerleşmek. Böylece savaş stratejisi de terk edildiği için ABD’nin tüm dünyada bozulan imajına da çeki düzen vermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin son planı kısaca bu. Bu plan çerçevesinde, İsrail’e atış serbest. Sadece İsrail’e mi? Tüm batı liderleri de bu atışın içinde. Yarın Başbakan Erdoğan’ın Almanya, Fransa vb. ülke başkanlarına da çok ciddi eleştiriler yönetilirse şaşırmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sudan Devlet Başkanı Beşir’in Türkiye’ye gelmesi de, Cumhurbaşkanı Gül’ün de AB’ye, “siz kendi işinize bakın” sözleri de bunların göstergeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye ili ilişkilerin gelişmesi de, İran ile ekonomik işbirliği anlaşmaları da öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, kendi sorunlarını çözmek adına bilerek veya bilmeyerek Türkiye’yi bölgesel ve küresel bir güç yapma aşamasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu planın ekonomik, askersel ve politik etkilerine geçmeden önce, Kürt sorununun daha doğrusu ABD’nin istemi olan Kuzey Irak’taki PKK etkinliğinin sonlandırmasını da açıklamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, herkesin düşündüğünün aksine, ABD artık büyük Kürt devleti kurmaktan, BOP’tan vaz geçmiş görülüyor. ABD’ye artık parçalanmış bir Türkiye değil güçlü bir Türkiye gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, “eve dönüş” açılımı kesinlikle Kürt halkının özgürlük taleplerini karşılamaya yönelik değildir. Bu açılım sadece ve sadece PKK’yı bitirme açılımıdır ve bu projeye destek veren ÖDP, EMEK, Halk Evleri gibi kurumlar Kürt halkının demokratik haklarını değil ABD planını desteklemektedirler. Eğer, basında yer alan şekli ile doğruysa A. Öcalan da bu açılımın PKK’yı bitirme açılımı olduğunu söyleyerek, “eve dönüş”leri durdurduğunu açıklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümetinin ise ABD’nin istemi doğrultusunda sorunsuz bir Kuzey Irak istemine uygun olarak, “eve dönüş”leri yine gündemine aldığını görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ilk dönüşlerin ve biçiminin çok tepki alması üzerine hükümet bu kez, şöyle bir yöntem izleyecek gibi görülüyor; Mamur kampında yaşayan olaylara karışmamış yaşlı ve çocuklar getirilecek ve onların ne zor koşullarda yaşamaya çalıştıkları göz yaşları ile kamuoyuna yansıtılacak. Duygusal halkımızın bunları yememesi neredeyse olanaksız. Ve daha sonra da diğerleri sessiz sedasız ülkeye gelecek ve Kuzey Irak sorunsuz bölge olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki PKK bunu kabul eder mi? Elbette etmeyecek. Fakat artık gerek AB ülkeleri ve gerekse ABD, PKK’ya desteği kesmiş durumdalar. Bu durumda PKK’nın uzun süre dağlarda yaşaması zorlaşacak. Ayrıca beklenen olası kopmalar da PKK’nın işini zorlaştıracak. Bunların yanında Kürt burjuvazisinin de Osmanlıcıkla birlikte büyüme düşleri PKK’ya en büyük darbe olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin bu projesi henüz tam olarak kesinleşmiş, netleşmiş değil, fakat ABD bu planı uygulamaya başlatmış görünüyor. Elbette ki ABD “Düşünce Kuruluşları” bu planın uygulanmasını, olası sonuçlarını filan tartışmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde ise bu planı tam olarak okuyan da görülmüyor gibi. AKP ve TSK bu süreci  anlamaya başladığı görülüyor. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan, Obama ve Erdoğan görüşmesinin konuyu netleştirmesi bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye gerçekten 1.6 milyar Müslüman’ın hamisi olabilir mi? Ya da bu planın Türkiye’de uygulama şansı var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer AKP süreci iyi okuyup yönetebilirse ne yazık ki var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu plan işlemeye başladığı zaman, tüm Türk ve Kürt burjuvasisinin iştahlarının kabaracağı çok açık. Tüm güçleri ile AKP’nin arkasında olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK’ın bu projeye balıklama atlayacağı çok açıktır. Çünkü hangi ordu, bölgesel, küresel bir güç olmayı istemez?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP daha henüz işlerin pek farkında değilmiş gibi görünüyor ama tam da onun büyüme emellerine uygun düşüyor. Önümüzdeki günlerde AKP’nin en büyük destekçisi olması kaçınılmaz gibi görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu plan sayesinde Doğan Medyasına el koymaya bile gerek kalmıyor. Her tür ekonomik faaliyet gösteren Aydın Doğan büyüme düşleri içinde “yandaş medya’dan bile AKP’ye daha iyi hizmet edeceği kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın tepkisini de törpülemek mümkün. Osmanlı demek ille de şeriat demek değil. Yeter ki Türkiye, Müslüman ülkelere dinci bir devlet görüntüsü versin yeter. Yarı Osmanlı yarı laik bir devlet oluruz olur biter. Ergenekon davası da el altından kapatılır gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plan bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, İsrail’e karşı kendisinin söyleyemediği sözleri Erdoğan’a söyletiyor. Aynı şey yarın diğer ülke liderleri için de söz konusu olacak. Bu anlamda Erdoğan şu an dünyanın en güçlü kişisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin yeniden Osmanlı olmasından AB ülkeleri de rahatsız, önümüzdeki günlerde AB’ye giriş konusunda tüm Avrupa ülkelerinin esnekleşmeye başlayacağına da tanık olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Tayip Erdoğan şu an dünyanın en şanslı başbakanı görülüyor. Fakat kapasitesi bunu karşılamaya yetecek mi? Göreceğiz. Fakat planın işlemesinde yedek olarak MHP’de hazır bekletildiğini unutmamak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu durum emekçi halkımız için ne anlama geliyor? Masa başında, kağıt üzerinde planlanmış bu plan elbetti ki emekçi halkımız için hiçbir şey getirmeyeceği çok açık da neler götüreceğini yaşayarak göreceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada CHP ne yapacak? Derseniz, Salı günleri gurupta konuşarak “muhalefet” yapmaya devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı pek somut olmayan gelişmeler üzerine yapılmış bir değerlendirmedir. Çok gerçek olduğu ileri sürülemez. Fakat gelişen olaylara bir de bu açıdan bakmakta fayda olduğu düşüncesindeyim. Gelişmeler bu görüşün doğruluğunu yalanlayacak veya doğrulayacaktır. Amaç sadece ufuk açmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2028787483220463367?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2028787483220463367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2028787483220463367&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2028787483220463367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2028787483220463367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/11/abdnin-umudu-akp.html' title='ABD’nin umudu AKP!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2150745405822254740</id><published>2009-10-29T16:19:00.000-07:00</published><updated>2009-10-29T16:23:25.870-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR – II –</title><content type='html'>Türkiye’de her şey oluyor, Ermenilerle açılım yapıp barışmaya çalışıyoruz, Azerileri küstürüyoruz, Kürtlerle açılım yapmak istiyoruz Türkleri kızdırıyoruz. Her gün darbe yapıyoruz, yaş/kuru belgeler havalarda uçuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaylar çok hızlı geliştiği için bizim aydınlarımız ne olduğunu anlayamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Komünist Partisi, “AKP orduyu ele geçirmiştir, ya Osmanlı ya sosyalist cumhuriyet” diyor. Bakıyoruz ortada devrimci durum filan olmadığı gibi devrimciler de, kibrit çakacaklar da yok. “Eyvah Osmanlı olacağız” diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalçın Küçük ise, “TSK, AKP’yi ele geçirmiştir” diyor. Küçük’e göre Obama TSK ile anlaşmış, AKP hükümeti de bu anlaşmaya boyun eğmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşe göre, Fethullah Gülen tasfiye ediliyor, “İçişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek bu amaçla görevden alınmıştır” denilerek, “ABD, TSK ile anlaşması sonucu Osmanlı’dan, ılımlı İslamdan vazgeçmiştir” deniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖDP ve EMEP ise,  tüm yandaş medya yazarlarının bile kabul ettiği ABD projesine, “Kürt sorununa barışçıl çözüm umut oluyor” diyerek, sosyalizm adına Kürt ve Türk milliyetçiliğinin tavan yapmasına kürek çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Engin ise Kürt açılımını desteklerken bakıyor, milliyetçilik tavan yapıyor, “ben oynamıyorum” diyerek, zeytin toplamaya gidiyor.  Sonra ortaya “yaş belge” çıkınca,  zeytinleri öylece bırakarak, tekrar ahkam kesmeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Kürkçü ise, “TSK ile AKP arasında sorun yoktur. Sorun TSK ile AKP içindeki bir takım radikal unsurlardan kaynaklanıyor” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri de Oya Baydar’ı soruyor. Baydar, kendine biçilen “pavyona düşmüş namuslu oruspu” rolünü oynamayı ret ederek, yeni roller bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka örneği olmayan böylesi belge posta ile gönderilemez, neden postada 15 gün gecikti?, zamanlaması AKP’yi kurtarmak için, yaş belge makinaları var, adli tıp ne kadar güvenilir? Gibi sorunlar art arda gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuva medyası “yaş belge”nin adli tıptan onaylanması yeterli görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En gerçek değerlendirmeyi TKP yapıyor. Fakat TKP de pavyona ilk defa gitmiş mahcup delikanlı rollerinde, milliyetçi konumlara düşmemek adına demokrasi mücadelesi vermekten utanarak, yani Mustafa Kemal’in kurduğu cumhuriyeti savunur konumlara düşmemek adına, koşulları hiç de uygun olmamasına rağmen, “sosyalist cumhuriyet”i çözüm olarak getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat zaten TKP de bu noktada yanlış yapıyor. Gerçekleri gördüğü halde, onları tek başına savunmaktan korkuyor. Oysa bu fark komünist farktır. Partiyi komünist yapan adı değil, savunduklarıdır. Güçlenip, kitlelerle kucaklaşması buna bağlıdır. Yapamıyor!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de neler oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ABD, TSK üst yönetimi ve AKP anlaşmıştır. Bunlar bir bütündür. Türkiye’ye bölgede ciddi rol verilecek, Osmanlıcılık gibi, karşılığında Türkiye ABD’ye hizmet edecektir. İsrail’in şiddet politikası Obama ile birlikte şimdilik askıya alınmış ve yerine gönüllü/gönülsüz sömürüyü sürdürmek için Osmanlıcılık getirilmeye çalışılmaktadır. İsrail’i eleştirmek serbesttir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail, Obama’yı istenmeyen adam ilan etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu projenin uygulama şansı hemen hemen hiç yoktur. Çünkü projede büyük Kürdistan vardır ve daha ilk “açılımda” duvara toslamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yaş belgenin” gerçek olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Yoktur çünkü AKP’ye karşı bir darbe söz konusu değildir. Eğer bir darbe yapılırsa bu kesinlikle AKP yanlısı bir darbe olacaktır. Daha önce Genel Kurmay başkanı Büyükanıt’a umut bağlayan kimi sözde demokratlar hayal kırıklığına uğramışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti Büyükanıt’ın görev süresini uzatmayı denemiş, başaramamış, emekliliğinde ona süper bir zırhlı araba tahsis etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de aynı durum Başbuğ için geçerlidir. “yaş belge”nin işlevi Başbuğ’a yönelik değildir. O duruma gelmesi AKP’nin istemi değildir. Zaten Başbakan da ilk açıklaması bu yönde olmuştur. Gelişmelere göre “yaş belge”de amaç darbeyi önlemek için değil gelecekteki kuvvet komutanlarını, Genel Kurmay Başkanını belirlemek/engellemek istemi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgenin gerçek olup olmaması, Genel Kurmayın belgenin gerçek/yalan olduğunu açıklaması vb. hiçbir şeyin anlamı yoktur. Yoktur çünkü hepsi aynı cephededir. Başbakan Erdoğan açıklamaları ile Başbuğ’un açıklamaları arasında fark aramanın anlamı yoktur. Sadece arasıra Başbuğ, alt düzeyde subayları rahatlatmak adına çıkışlar yapmaktadır. Hükümet ile ordu üst yönetiminin tam bir uyum içindedir. Bunun içindir ki Cumhurbaşkanı Gül, CHP Genel Başkanı Baykal’ı MGK toplantılarına davet etmiştir. Alınan kararlara ortak olmama adına Baykal bu öneriyi anında ret etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de aydın var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık kesinlikle inanıyorum ki Türkiye’de aydın yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya baktığımızda, Jack London, John Steinbeck, Tolstoy, Gorki vb. yazarlar, tüm dünyaya mal olan eserlerini yaratırken ülkesindeki toplumsal alt/üst oluşlara tanıklık etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün günümüzde tüm dünyanın on yıllarca tanık oldukları olaylara, alt/üst oluşlara aynı anda tanık olmasına karşılık hiçbir aydın bunu eserleştiremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir örnek hariç, “Kurtlar Vadisi” Yaşamlarında kitap okumamışların izlediği dizi bu alt/üst oluşlara, burjuvazinin çıkarlarına uyarlanarak, denk düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2150745405822254740?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2150745405822254740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2150745405822254740&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2150745405822254740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2150745405822254740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/10/turkiyede-neler-oluyor-ii.html' title='TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR – II –'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4330159965037440066</id><published>2009-10-21T15:17:00.000-07:00</published><updated>2009-10-21T15:21:26.507-07:00</updated><title type='text'>"Eve Dönüş"</title><content type='html'>Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kuzey Irak'tan gelen, Şırnak'taki Habur Gümrük Kapısı'nda savcı ve hakimlerin karşısına çıkarıldıktan sonra serbest bırakılan 8 PKK'lı ile Mahmur Kampı'ndan gelen 4'ü çocuk 26 kişi olmak üzere toplam 34 kişilik grup, Diyarbakır ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gurup Diyarbakır'ı ulaşıncaya kadar, her yerleşim biriminde gösterilerle, havai fişeklerle karşılandı. Diyarbakır'da onbinlerce kişi gurubu sevinç gözyaşları ile karşıladı……………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'dan ve Kuzey Irak'tan daha başka gurupların gelmeye devam edecekleri belirtiliyor…………….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ve bir takım sol ve liberal çevrelerce, "Türkiye'de iç savaş bitiyor", "kardeş kanı sona eriyor", "oğlu askerde olan aileler artık rahat uyusun" vb. söylemlerle gelişmeleri olumlu olarak değerlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette kimse bu savaşın sürmesini istemez. Ama gerçekten de bu gelişmeler barışa hizmet ediyorsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt milliyetçiliğinin tavan yaptığı buna  karşılık tepki olarak Türk milliyetçiliğin hızla kabarmakta olduğu bu gelişmeleri barışa katkı olarak değerlendirmek politik körlüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha düne kadar "her tür milliyetçilik kötüdür" diyenler bugün bu politikaları ile gırtlağına kadar milliyetçilik batağına batmış durumdalar ve bu gidişe en büyük desteği veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer birileri Türkiye'de iç savaş çıksın veya MHP hükümet olsun gibi bir politika izleyip, bunu uyguluyorsa çok başarılı oldukları kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiye en ciddi bir şekilde iç savaşa doğru ilerliyor. Bu savaş bazılarının sandığı gibi sadece Güney-Doğu ile sınırlı kalmayacak, nerede Kürt/Türk vatandaşı varsa oraya sıçrayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son gelişmeler üzerinde Kürt halkı üzerinde umutlar öyle bir şekilde artırılıyor ki, istemlerinin nerede başlayıp nerede biteceği belli değil. Ne istediklerini bile unutur oldular. Hayallerinde sınırlar kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, 7 den 70'e alanları dolduran, sevinç gösterileri yapan bu Kürt halkının istemlerini yok saymalı mıyız? Elbette hayır. Bunun için AKP hükümeti bir an önce kendi açılımını açıklayıp tartışmaya açmalıdır. Herkes ne alıp ne vereceğini, kabul sınırlarının ne olacağını bilmelidir. Aksi halde bir kör döğüşü içene girilmesi kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'nin Başbakan Erdoğan ile görüşmesinin kameraya kaydedilmesi ısrarı anlamsızdır. Başbakan ve Baykal görüşmesi TV'lerden canlı olarak yayınlanmalı ve Kürt/Türk herkes ne olup bittiğini öğrenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönek Marksistler, liberaller vb. kim olursa olsun, ne derse desin bu gelişmeler kesinlikle Kürt ve Türk emekçi halkının çıkarlarına hizmet etmiyor. Bu gelişmeler ABD istemleri ve programı çerçevesinde, Kürt egemen burjuvazisinin, toprak ağalarının sömürü alanlarının genişlemesi düşlerini görmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ve Kürt emekçi halklarının ortak çıkarı, her tür emperyalizmi ve onların yerli işbirlikçileri olan tekelci burjuvaziyi, toprak ağa ve şıhlarını kovalamaktan geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi ise emperyalizme, onun savaş mekanizmasına hizmet etmekten başka bir işlev görmüyor, göremeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4330159965037440066?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4330159965037440066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4330159965037440066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4330159965037440066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4330159965037440066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/10/eve-donus.html' title='&quot;Eve Dönüş&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2944689458854874905</id><published>2009-10-16T14:48:00.000-07:00</published><updated>2009-10-16T14:51:53.553-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE’NİN DIŞ DENGELERİ DEĞİŞİRKEN</title><content type='html'>Türkiye Cumhuriyeti yıllardır sürdürmekte olduğu dış dengeleri, ilişkileri bir kenara bırakarak yepyeni arayışlara giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu, bir çok kişi Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU’nun kişilğine bağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davutoğlu çok iyi bir eğitim almış, orta-doğu konusunda kendisini yetiştirmiş olabilir. Fakat bir ülkenin dış politikası sadece Dışişleri Bakanının bilgisi, görüşü doğrultusunda böyle ani bir değişikliğe neden olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti bir çok iyi yetişmiş Dışişleri Bakanı, Başbakan gördü fakat hiçbirisi böylesi önemli bir değişimlere yönelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, Azerbeycan ile ilişkilerin bozulmasına aldırmadan Ermenistan ile ilişkilerini düzeltme, “Kürt açılımı” yapma, ABD’nin terörist dediği Suriye ile sınırlarını açma, ABD’nin işgal ettiği Irak’la sayısız anlaşmalar imzalama ve en önemlisi çok önem verdiği İsrail ile ilişkilerini koparma durumuna geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye dış dengelerle tehlikeli bir oyun oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha düne kadar, ABD başkanı ile randevu almak için İsrail torpilini kullanan, mayın temizleme gerekçesiyle Türkiye’nin önemli miktardaki topraklarını İsrail’e sunan AKP hükümeti, bugün ne oldu da İsrail’e tavır alıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her hangi bir hükümetin böylesi önemli değişimler içine girmesi için arkasında çok ciddi bir destek olması gerekir. AKP hükümetine baktığımız zaman Türkiye içinden çok ciddi bir destek gördüğü söylenemez. AKP hükümeti tüm desteğini ABD’den alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail, Amerika’nın şımarık çocuğu idi. İsrail ne yaparsa ABD’yi arkasında görüyordu. Buna karşılık İsrail’de orta-doğu da ABD’nin bekçiliğini yapıyordu. Fakat dengeler değişti. ABD orta-doğu, Kafkaslar gibi bir çok yerde üstünlüğünü yitirmeye başladı. Güç kaybını engellemek için askeri müdahalelere başvurdu. Fakat bundan da sonuç alamadı, alamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obama başkanlığı ile birlikte ABD eski klasik yöntemleri terk ederek yeni arayışlar içine giriyor. İşte AKP hükümetinin dış politikası da bu çerçevede çok ciddi değişim geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, İsrail kartından vazgeçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail, son Gazze saldırısı ile birlikte dünya kamuoyundan çok ciddi tepkiler alıyor. Bu tepkileri ABD, BM’ler de bile karşılamakta güçlük çekiyor. Yine ABD, Afganistan, Irak ve  guatalama’da yaptıkları tüm dünya halkları tarafından nefretle kınanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin akil adamları bu aşamada yeni bir çizgiye, politik tavır değişikliğine karar vererek Obama’yı devlet başkanı yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin çizgisinde bundan böyle “iyi polis” rolü var. Kötü polis, ABD de İsrail de olmayacak artık. Bölgemizde günümüzün “iyi polis”i de “kötü polis”i de Türkiye olacak. Yani Osmanlı. Bu anlamda İsrail’e saldırmak serbest. Serbest çünkü İsrail’e saldırdıkça, Türkiye ve Arap kamuoyunu desteği geliyor, gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin “iyi polis” rolü ne kadar sürecek? göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki İsrail bu dışlanmayı kabul edecek mi? Elbette etmeyecek. Dünyanın çok ciddi ekonomik gücünü elinde bulunduran Yahudi sermayesi ile birlikte İsrail’in de oynayacak kartları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ABD bu değişimle imajını yenileyip, sömürüsüne devam edebilecek mi? Kısa dönemde bir risk görülmüyor. Fakat her şeyin ters tepme olasılığı da her zaman için gündemde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, Ermenistan’ı Rusya’dan kopardığını sanırken sanki, Ermenistan ile birlikte Azerbeycan’ı da kaybetmiş gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2944689458854874905?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2944689458854874905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2944689458854874905&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2944689458854874905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2944689458854874905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/10/turkiyenin-dis-dengeleri-degisirken.html' title='TÜRKİYE’NİN DIŞ DENGELERİ DEĞİŞİRKEN'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-5414967950862477471</id><published>2009-10-07T15:53:00.000-07:00</published><updated>2009-10-07T15:56:56.699-07:00</updated><title type='text'>Havada bir ayakkabı uçtu, Türkiye’de dengeler değişti</title><content type='html'>Türkiye 12 Eylül öncesi, kapitalist dünyanın en dinamik ülkesiydi. 1 mayıslar, grevler, direnişler ile dünya kapitalist sistemin korkulu rüyasıydı. Avrupa ülkeleri Türkiye kapitalist sistemden kopmasın diye aralarında para bile toplayıp Ecevit hükümetine vermişlerdi. En kitlesel 1 mayıslar Türkiye’de kutlanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gururlanırdık bununla. Bazıları Türkiye’yi emperyalizmin en zayıf halkası bile ilan etmişti. Emperyalizme kafa tutan bir ülkeydik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bilindiği gibi 12 Eylül oldu. Solun üstünden silindir gibi geçtiler. Üstüne üstlük bir de reel sosyalizm çöktü. Türkiye solu sizlere ömür oldu. Türkiye’de sol adına dönekler, liberaller konuşur oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basından izliyorduk, G 7-8 ler toplantısının protestolarını, Ekonomik Forum toplantılarının protestolarını, kıskanıyorduk. Emperyalizme en çok kafa tutan ülke vatandaşı olarak tepkisizliğimizden utanır olmuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra havada bir ayakkabı uçtu. Kimisi ayakkabının markası “NİKE” dedi. Kimisi sahte “NİKE” dedi. Kimisi ise “taklit bir protesto” diyerek küçümsemeye çalıştı. Kimisi ise inanamayacaksınız ama, ayakkabı atmanın doğululara özgü ilkel bir protesto yöntemi olduğunu ileri sürerek, “batılı/uygar olsaydık çilekli pasta atardık” filan dedi. Sanki toplantıya çilekli pasta sokmak serbestmiş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama havada bir ayakkabı uçtu ve Türkiye’de dengeler birden değişti. IMF son yılların en büyük tepkisini Türkiye’de yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuva medyası olayı, bankaların, işyerlerinin camlarının kırılmasına indirgedi. Elbette onlar da IMF’den gelecek dolarlardan nasipleneceklerdi. Ama dakikalarca bankaya yapılan saldırıları ekranlardan vererek insanların, eylemcilere karşı tepki oluşturacaklarını sanarak yanıldılar. Günümüzde milyonlarca insan bankaların icra/haciz kıskacında yaşıyor. Yine ülkenin neredeyse yarısı bankalara faiz ödemekten perişan olmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankalara yönelik saldırılar halkımızı ilgilendirmiyor da ama oradaki esnafın camının kırılması konusunda yayınları kamuoyundan destek görüyor. Oysa orada gariban esnaf yok. Saldırıya uğrayan işyerleri çok uluslu şirketlerin şubeleri, hemen hepsi de sigortalı. Türkiye emekçi  halkının sorunu sigorta şirketlerinin karını düşünmek olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama elbette ne olursa olsun kimse protesto gösterilerinin şiddet boyutuna dönüşmesini istemez, istememeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuva medyasının, IMF ve Dünya Bankası’nın dünyadaki tüm açlıkların, eziyetlerin, işsizliklerin sorumlusu olmasını gizlemeye çalışması, protestocuları ise anarşist gibi göstermesi hiçbir gerçeği gizleyemez, gizleyemiyor da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan ne dedi? “Afrika’daki açlara, dışarıda yapılan protestolara kulak ver” Oysa kendisi kulak vererek, İstanbul Emniyet Müdürünü uyarsaydı, hiçbir taşkınlık olmadan protesto gösterileri sona erecekti. Başbakan Erdoğan ertesi günü bu sözlerinden de vaz geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama havada bir ayakkabı uçtu Türkiye’de dengeler değişti. IMF protestolarına 10 bine yakın insan katıldı. Protesto gösterisini düzenleyenler bile bu kadar kalabalık beklemiyorlardı. Polisle çatışmalar saatlerce sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm ülkede protestolar yapıldı. Ama burjuva medyası cam kırmalar dışında bu protestoları görmemeyi tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protestolara katılanlar ise ne Türk ne Kürt milliyetçileriydi. Türkiye sosyalistleri, “biz de varız” diyerek alanlara çıkmışlar ve AKP hükümetinin alanları kontrol edemediğini dosta düşmana göstermişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ve dünya ülkelerinde nasıl protesto gösterileri yapılıyorsa “IMF savaşlarında” Türkiye’de de öyle gösteriler yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye sosyalistlerinin yine alanlara çıkmasını, dünyayı sömüren kapitalist sistemin finans odaklarını protesto etmesini sevinçle karşıladık, gururlandık, eski günleri anımsadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuva medyasının gizlemeye çalıştığı başka bir gerçek de, Türkiye’nin üç köklü hareketinin yıllar sonra ciddi bir işbirliğini yapması. Tüm Türkiye’de, IMF protestolarını yapanlar, TKP, ÖDP, EMEP, HALKEVLERİ ile diğer sosyalist yapılar ve sendikal örgütler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havada bir ayakkabı uçtu Türkiye’de dengeler değişti. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri Türkiye’yi karanlık ortaçağ bataklığına götürmeyi düşünecekleri yerde, bulunduğu yerde tutmaya çalışsalar bence en doğru olanı yapmış olurlar. Yoksa evdeki bulgurdan da olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-5414967950862477471?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/5414967950862477471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=5414967950862477471&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5414967950862477471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5414967950862477471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/10/havada-bir-ayakkab-uctu-turkiyede.html' title='Havada bir ayakkabı uçtu, Türkiye’de dengeler değişti'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4218493520196370691</id><published>2009-09-30T15:44:00.000-07:00</published><updated>2009-09-30T15:49:49.324-07:00</updated><title type='text'>Baykal hükümet olmaktan korkuyor mu?</title><content type='html'>Son yıllarda hep aynı sözleri duyuyoruz. “Baykal Hükümet olmaktan korkuyor”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence de kesinlikle korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Baykal mı korkuyor? Ya peki MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli korkmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence o da korkuyor. Korktuğu için, seçim meydanlarında, “Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olursa onu oradan indiririz, Yüce Divan’a göndeririz” dedi. Seçim sonrası ise meclise girip, 367 çoğunluğunu sağlayarak Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını sağlamadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi de korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 yıl öncesini anımsayalım. ABD Irak’a yalan gerekçelerle saldıracak. Gerekçelerinin yalan olduğunu tüm dünya biliyor. Ama dünyada hiçbir ülke gerekçelerin yalan olduğunu söyleyemiyor. Bush, “ya bendensiniz ya da bana karşı” diyerek tüm dünyaya meydan okuyor. Dünyada hiçbir ülke ABD istemlerine hayır diyemezken, sadece ama sadece Türkiye 1 Mart tezkeresi ile ABD’ye hayır diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ABD 1 Mart Tezkeresinin geçeceğinden o kadar emin ki, araziler kiralamış inşaatlara başlamış, askerlerini gemiler içinde Antalya sahillerine göndermiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tezkerenin geçeceğinden çok emin. Çünkü bunun için, destek vermeyeceğini açıklayan Ecevit hükümetini paldür küldür devirmiş ve AKP’yi hükümete getirmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ne oluyorsa oluyor tezkere geçmiyor. ABD mosmor olarak Türkiye’deki kiraladığı tüm arazileri terk ediyor. Sonra da biliyoruz Türk askerlerinin başına çuval geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ABD’ye hayır diyemeyen tüm ülkelere karşı Avrupa halkı, Türkiye’ye hayranlığı göstermek için Eorovizyon’da Türkiye’yi birinci yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günleri anımsayalım. Hani, “Olacak o kadar televizyonu” programı yapan Levent Kırca’nın televizyona çıkması yasaklandığı günler. Onun yerine Hamdi Alkan’ın, Saddam ile Bin Ladin’i yan yana gösteren “komedi programları” hani Saddam’ın “Yusuf Yusuf” atması. Oysa biliyoruz onurla gitti ölüme Saddam. Acaba şimdi bu programları yapan Hamdi Alkan utanıyor mu acaba? Pişman mı yaptıklarından? Ya da kendisi şimdi “Yusuf Yusuf” atıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unuttuk ama hep bunları değil mi? Balık beyinli miyiz neyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi mizah da yasaklandı! Levent Kırca, ABD kanalı Fox Tv’de yeni programına başladı. Başbakan Erdoğan’dan icazet almaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Hamdi Alkan’ın “Yusuf Yusuf” attığı günlerde AKP hükümet oluyor. ABD’nin her isteğine olur diyor. Fakat 1 Mart Tezkeresi ret ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ekonomisi batıyor. ABD, SSCB gibi gönüllü sönümlenmeyi kabul etmiyor. ABD vuruşarak egemenliğini devam ettirmek istiyor. Siz bakmayın Obama’nın devlet başkanı olmasına, bu durum sadece bir kandırmacadan ibaret. ABD ne Irak’tan çekilecek ne de İran’ı vurmaktan vaz geçecek. Tersine İran’a saldırmak için tüm koşulları oluşturuyor. İran da ABD’nin saldırısının önüne geçmek için füze denemeleri yaparak “güçlü” olduğunu göstermeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, Irak’a saldırdığında programında ne vardı? 26 ülkenin sınırlarını değiştirmek. Öncelikle hedef Irak, İran, Suriye ve Türkiye idi. Çünkü “Büyük Kürdistan” böylece kurulabilirdi. Irak çöllerinde ABD patinaj yaptı, yapıyor. Afganistan’da ise tam bir batağa girmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ABD ekonomisi için savaşı küçültmek/bitirmek çıkar değil. Tersine savaşı büyütmek gerekiyor. Günümüzün en büyük tehdidi, küresel ısınma, deprem, sel vb. değil ABD emperyalizmi. Yani dünyanın gelmiş geçmiş en büyük askeri gücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi Roma İmparatorluğu da, zamanın gelmiş geçmiş en büyük askeri gücü idi. Yok oldu gitti. ABD emperyalizmi de yok olup gidecek ama arkasından milyonlarca ölü, yaralı, yetim yıkım, vb. bırakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devleti geleneğinden geliyor. Osmanlı’nın çok ciddi devlet geleneği var. Var çünkü, hiçbir gücü olmamasına karşılık 300-400 yıl, milyonlarca kilometrelik bir coğrafyayı elinde tutmayı bildi. Türkiye Cumhuriyeti de bu geleneğin sahibi. Tüm Avrupa 2. dünya savaşında yıkıma uğrarken Türkiye bu kan gölü dışında kalmasını bildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de olayları bu çerçeveden değerlendirmek gerekiyor. İşte Baykal da, Bahçeli de bu nedenle hükümet olmak istemiyor. Çünkü ABD taleplerinin muhatabı olmak istemiyor. ABD taleplerine AKP muhatap oluyor ve hepsine de “olur” diyor. Fakat, ABD’nin hemen hemen  hiçbir talebi de gerçekleşmiyor. (1 Mart Tezkeresi, Kıbrıs, Ermenistan kapısı, Irak’a Güneyden müdahale etmek, Lübnan’a, Afganistan’a savaşçı birlikler göndermek, “Kürt açılımı”, “Ermeni açılımı”, olası bir İran saldırısına destek vermek, vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çevremiz, Yugoslavya, Çekoslovakya, SSCB, Afganistan, Irak parçalanmış kan gölü içinde iken Türkiye 2003 yılından beri dik durmasını becerdi. Fakat önümüzdeki günler daha da sert geçeceğe benziyor. Bakalım TC devlet geleneği, ülkemizi savaş dışında tutmayı bundan sonra da başarabilecek mi? Göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da unutmamak gerekir ki, ülkemizi kan gölü dışında tutmak için alınan önlemlerin içerdiği riskleri de var. İslam Cumhuriyeti, Şeriat gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki yapılacak başka şey yok mu? Elbette var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, ülkemizin gerçek solcuları, sosyalistleri, komünistleri olayları değiştirmeye çalışmak yerine seyrettiği sürece, biz de bu oyunun sadece izleyicileri olmaya devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4218493520196370691?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4218493520196370691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4218493520196370691&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4218493520196370691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4218493520196370691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/09/baykal-hukumet-olmaktan-korkuyor-mu.html' title='Baykal hükümet olmaktan korkuyor mu?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8371011917686137408</id><published>2009-09-22T14:58:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T15:03:05.879-07:00</updated><title type='text'>“Yoldaş General”</title><content type='html'>Bir arkadaşım bir gün, "Devletlerin/toplumların iki tane temel sorunu vardır. Birisi din ve diğeri de militarizmdir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet toplumların gelişimine baktığımızda din hep gelişmelere fren olmaya çalışmıştır. Örneğin, din dünyanın güneş etrafında döndüğünü uzun süre ret etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki militarizm? Tüm savaşların, ölümlerin acıların adı değil midir Militarizm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım sanki haklı gibi görünüyor değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece Temelkuran'ın da "Bana bak general"  yazısında askerlerin darbe yapmasını ve halka zulüm etmesini eleştiriyordu. Ama eleştirisinde "hangi general" kötüdür gibi bir bilgi yoktu. Bu yazıya göre tüm generaller kötü anlamı da çıkıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki gerçekten her tür militarizm kötü müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da gerçekten her tür darbeler kötü müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin 12 mart ve 12 Eylül darbesi çok kötüdür. Fakat kimin için kötüdür? Türkiye işçi sınıfı için, emekçi halk için, demokrasi için çok kötüdür. Ya peki Tüsiad, Mess, AB-D için de kötü müdür? Ya da o zamanki Tercüman Gazetesi için bu darbeler kötü müdür? Hiç de kötü değildir, alkışlarla karşılamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki, Honduras'ta darbe yapan generaller kimin için kötüdür? Honduras halkı için kötü, ABD ve AB-D işbirlikçileri için iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki tüm darbelerin iyi veya kötü olması insanların ve devletlerin bakış açısına, çıkar açısına göre değişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, Darbelerin iyi veya kötü olması demir parmaklıkların neresinde olduğuna bağlıdır. Eğer parmaklıkların arkasında isen darbe kötüdür, dışında isen darbe belki de iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki her tür militarizm kötü müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Militarizm ordu demektir. Ama günümüzde militarizm toplumun militarize edilmesi, askeri koşullara göre yaşamın düzenlenmesi demek anlamına da gelmektedir. Elbette savaş koşulları/ülke savunması dışında sivil halkın militarize edilmesi iyi bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında her tür ordu ve her tür general kötü müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum da demir parmaklıkların neresinde olduğunuza bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, 1940 yıllarında Alman ordusu ve bir Alman generali bir Yahudi, demokrat, solcu komünist vb. için çok kötüdür. Ya peki, Kızıl Ordu, Kızıl Ordu generali ise onlar için çok iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yoldaş general gelmiş, Auschwitz'te yaşayan Yahudi ve Komünistleri serbest bırakmıştır. Orada yaşayan bir mahkuma, "her tür militarizm kötüdür" derseniz sizin suratınıza aptal aptal bakacağına emenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızda emperyalizm ve emperyalistlerin orduları olduğu sürece milliyetçilik de, milliyetçilerin, sosyalist ülkelerin de orduları da var olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, Küba ordusu. Örneğin Venezuela ordusu kötü müdür? "Her tür ordu, her general kötüdür" çerçevesinde kötüdür diyorsanız siz kötü bir emperyalizm yalakasısınız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordusuz bağımsızlık, ordusuz sosyalizm olabilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Engin o kadar liberalizme, AB-D'ye, AKP'ye hizmet etti ama kimse onun takdir etmedi. Şimdi adı sanı fazla duyulmayan bir internet sitesinde yazılar yazıyor. Bilmeyenler için reklam olmaması için sitenin adını yazmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada Engin, "Milliyetçilik 17.,18., 19. yüzyıllarda ilerici ve devrimci bir ideolojiydi. Şimdi ise gerici bir ideoloji" türü bir yazı yazmış. Yazının altında da yorum yaz diyor. Ben de yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gazetecilerin bağımsız gazetesi" olduğunu iddia eden site yorumumu yayınlamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yorumumu da sizlerle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Engin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi sen döndün dönek oldun da, 1980 öncesi ulusal demokratik cepheyi/ milliyetçi demokratik cepheyi savunan TKP gerici miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki, Lenin, Stalin, Mao, Che, Castro, Chavez, Ming bunlar milliyetçi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her tür general size göre de kötü, ya peki yoldaş general de kötü mü? tüm dünyayı faşizm tehlikesinden kurtaran kızıl ordu da mı kötü? bir Alman askeri için yoldaş general kötüdür ya peki o dönemde bir Yahudi için kötü olan kimdir Alman general mi, yoldaş general mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Engin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz titreyip kendinize yani ABD emperyalizme hizmete döndüğünüzün sanırım ya farkında değilsiniz ya da cemaatin sağlayabileceği olanaklarını düşünüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada emperyalizm var olduğu sürece milliyetçilik bitmeyecektir ve ilerici özelliğini sürdürecektir. Zaten milliyetçilik emperyalizme/başka ülkelere karşı sınırı korumak değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bakınız Chavez'in tüm icraatları milliyetçilik üzerine değil midir? arkasından sosyalizm gelse bile emperyalist ordular var olduğu sürece, milliyetçilik devam edecektir. Ayni SSCB'de olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de ve tüm ülkelerde milliyetçilik demek o ülkede yaşayan tüm halkların çıkarları savunmak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafatası ölçen ırkçılar bizi ilgilendirmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8371011917686137408?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8371011917686137408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8371011917686137408&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8371011917686137408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8371011917686137408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/09/yoldas-general.html' title='“Yoldaş General”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-7666496111100304651</id><published>2009-09-19T15:43:00.000-07:00</published><updated>2009-09-19T15:44:39.943-07:00</updated><title type='text'>"Gerçek Darbe Günlükleri -II-"</title><content type='html'>Biz karar vermişsiz iktidara el koyacağız devrim yapacağız yani. Halkın oyları ile seçmiş olduğu "demokratik/meşru" hükümeti devirerek yönetime el koyacağız. Hangi iktidar devireceksiniz derseniz? CHP ve MC hükümetlerini. Tabi o zaman şimdiki gibi yalaka liberallerimiz, dönek Marksistlerimiz olmadığı için kimse bizi darbeci olarak suçlamıyor. Göğsümüzü gere gere dolaşıyoruz, "devrimciyiz" diyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlarda daha Roni Margulies de yok. Var olan seçilmiş siyasi iktidarı bize karşı korusun. Rahatız yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz gerine gerine dolaşırken bir sabah bir baktık başkaları elini bizden önce tutmuş ve var olan siyasi iktidarı devirerek tepeye oturmuş. "Netekim" falan diyor. O zaman Roni Margulies olsaydı Kenan Evren "Netekim"i falan zor derdi. Derdi ama Roni Margulies o zamanlar daha Taraf'ta yazmaya, darbelere karşı siyasi iktidarları korumaya başlamamıştı, Taraf Gazetesi de yoktu yani. Bunu fırsat bilen General Evren Paşa pattadak darbeyi yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim zaten siyasi iktidara hıncımız var, halkımızı sömürüyor, süründürüyor vb. diye kızıyoruz. General Evren ve General paşalara hepten kızdık. En kısa sürede onları devireceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için hemen yeni koşullara uygun yapılara girdik. Ev adresini polisin bildiği arkadaşlar evlerini değiştirdi. Daha önce toplandığımız alanları terk ederek bambaşka yerler seçtik. Zincir halkası örgütlenmelere filan girdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birim sorumlularından 10 kişi kadar bir gizli toplantı örgütledik. General Evren'i nasıl devirecektik? Onların silahı, tankı, topu vardı. Ya bizde? Bir arkadaşın babasının tabancası varmış. Ulan dedik bir tabanca ile bu iş olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine grevler örgütleyeceğiz, üniversitelerde boykotlar filan yapacağız. Yani general Evren'in halk desteği olmadığını filan göstereceğiz. Önce her zamanki gibi afişleme, yazılama filan yapıyoruz. Yakalanmıyoruz, zaten sıkıyönetim döneminden de deneyimliyiz yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General Evren 'Netekim' filan demeye başlayalı 5-6 ay oluyor. Fabrikalar çalışmaya devam ediyor, okullar açıldı. Bazı üst düzey sendika yöneticilerinin tutuklanması dışında her şey eski konumuna döndü. Umutluyuz yani, grevler, boykotlar yapmaya. Okulda hocalarımız daha da hoşgörülü davranıyor bizlere. Her şey uygun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o günlerde, "Dev-Yol, Cebeci semtinde bir polis otosunu keleşlerle taradı" haberini alıyoruz. Bu saldırıyı kim yapıyor tam bilemiyoruz ama hemen arkasından tutuklamalar başlıyor. Dev-Yol, Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerde birisi bizim elimize Tercüman Gazetesi veriyor. Tercüman'da manşet, "TKP çökertildi". Haberin devamında ise, "İç Anadolu Bölge sorumlusu dahil 217 kişi Kızıl Fener Operasyonu ile yakalandı". Eyvah hapı yuttuk derken başka bir kişi elimize bir bildiri tutuşturuyor. "TKP'nin yok edilmesi burjuvazinin 60 yıldır gördüğü rüyadır. TKP yaşıyor, savaşıyor, vs." bildirinin altında TKP Ankara İl Örgütü imzası var. Sözde biz de TKP'liyiz ama bildiriyi bize başkaları veriyor. Hem şaşırıyoruz, hem seviniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;Bir masa, masanın bir tarafında 21-22 yaşlarında bir kız diğer tarafında bir erkek oturuyor. Blum oynuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın adı Gönül, Sivaslı. 12 Eylül öncesi Hacettepe Üniversite'nin ve Beytepe Kız Öğrenci Yurdunun İGD sorumlusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşısındaki erkek DAL Şubesinden, işkenceci polis şefi, adı Teoman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül, 12 Eylül darbesinden sonra yurttan çıkarak şimdiki eve geçiyor. Oturduğu ev, o zaman yeni yeni yapılan 7-8 katlı binalardan. Gönül 6. katta, Teoman ise 5. katta oturuyor. Teoman Mersinli bir kadınla yaşıyor, fakat onunla evli değil. Kadını evlenme vaadiyle kandırmış, kadın Teoman'a kızgın, kadın Teoman'a öfkeli. Teoman gündüzleri evde, akşamları timi geliyor Teoman'ı alıp emniyete, işkenceye götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandırılmış kadın, Gönül ile arkadaş oluyor, her şeyi bir bir anlatıyor Gönül'e. O sıralar Teoman Kurtuluş Gurubuna işkence yapıyor. (daha sonra, dava aşamasında Kurtuluş Gurubundan birisi mahkemede, "Teoman bunun hesabını vereceksin" diyerek haykırıyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül Teoman'ın kim olduğunu biliyor. Fakat Teoman Gönül'ü erkek peşinde koşan bir zengin kızı sanıyor. Daha doğrusu Gönül bu rolü oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşam üstü, Teoman pencereden güneşin batışını izliyor, çok romantik bulduğunu söylüyor Gönül'e. Gönül şaşırıyor hem işkenceci hem romantik olunabilinir mi? Diye kendini sorguluyor. Tam o günlerde Teoman bir kıza işkence yapmakla meşgul. İbrahim'i istiyor ve kız da İbrahim'in nerede olduğunu biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teoman'ın kadını Gönül'e bilgileri veriyor, "bugün kızı çok kötü dövmüşler ama konuşturamamışlar" diyor. Kadın seviniyor, Teoman başaramıyor diye. Ertesi günü, "bugün elektrik vermişler ama yine konuşturamamışlar" diyor. Kadının sevinci 14 gün sürüyor. 15. gün ise, "orospu madem konuşacaktın neden bu kadar boşu boşuna işkence gördün" diyor. Kızı çırılçıplak 4-5 gün hücrede tutup, kış gününde üstüne tazyikli soğuk su tutmuşlar ve kız dayanamamış. Teoman'ın kadını kıza kızıyor. Kız, İbrahim'i Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin önünde kaldırımda yürürken yakalatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül günü gününe her bir şeyi biliyor. Teoman, kadınına, kadını Gönül her şeyi anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Beytepe Kız Öğrenci yurdunda, Kurtuluş Gurubu Maoculara (Halkın Kurtuluşuna) saldıracak. "Bizim haberimiz var, hazırlıklıyız", diyor Gönül. Kavga başlıyor. Yurtta Maocu gurup Kurtuluş gurubundan daha kalabalık. İGD onlardan daha az ama başlarında Gönül var. "biz Kurtuluşu gurubunun yanında kavgaya girsek, Maocular kesin kaybedecek. Ama o zamanda Kurtuluşçular "biz dövdük" diyecekler. Karışmıyoruz. Kurtuluş Gurubu bir güzel dayak yiyor ve kaçıyorlar. Arkasından biz Maoculara saldırıyoruz ve onları bir güzel pataklıyoruz" diyor Gönül. (Kavgaya nasıl hazırlanıyorlar? Derseniz, saçlarını topuz yaparak.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusünün Halkın Kurtuluşu gurubunun sorumlusunun önüne bir avuç saç atıyor Gönül, "al sevgilinin saçları" diyor. Beytepe'de İGD- Halkın Kurtuluşu kavgası tam gün sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teoman Gönül ile blum oynuyor. Kazanacağından emin. Kağıt atma sırası Teoman'da, mahsus elindeki sinek beşlisini düşürüyor. Gönül'ün tepkisini ölçmek için. Gönül sinek beşlisini görünce heyecanlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teoman, "bu beşli seni bitirir" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül, "bana lazım değil" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teoman, işkencelerde insanın doğru mu, yalan mı söylediğini iyi biliyor. Bu yüzden sinek beşlisinin Gönül'e gerekli olduğu konusunda ısrarlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta Gönül elini açıyor ve sinek beşlisi Gönül'e gerekli değil. Psikolojik, işkence uzmanı! Teoman mosmor oluyor. Oluyor ama Gönül de korkuyor. "hani ben saftirik, erkek peşinde koşan kız rolü oynayacaktım?" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nün İGD sorumlusu. Kampüste 150 militan İGD'linin içinden sorumlu o. Ama Teoman bunu ve Gönül'ün ne kadar zeki olduğunu bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara emniyetinde neler oluyor? Kimler toplanıyor filan hepsini biliyoruz da General Evren'i ve General paşaları nasıl devireceğiz? Kara kara düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o günlerde çakı gibi, resmi üniformalı bir Harp okulu öğrencisi bana geliyor, "Biz Harp okulunun solcu öğrenciler olarak bir örgüt kurduk. Seçilmiş iktidarı silah zoruyla deviren, General Evren ve General paşaları, yine silah zoru ile devirerek sosyalizmi kurmayı hedefliyoruz" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feleğim şaşıyor. Gelen askeri öğrenciyi tanıyorum. O da beni tanıyor. Zaten o yüzden  de bana geliyor. Tamam diyorum, General Evren ve General paşaların suyu ısındı. Diyorum da beynimde de bir soru , Roni Margulies, Aydın Engin, Oya Baydar, Altan veletler, vb. acaba buna ne diyecekler? İktidar seçilmemiş, tersine seçilmişi devirmiş de, şimdi biz de seçilmişi silah zoru ile devirmiş iktidarı yine silah zoru ile devirip sosyalizmi kurmaya kalksak acaba bu iktidar meşru! olur mu? Yoksa Süleyman Demirel'i, Necmettin Erbakan'ı, Alpaslan Türkeş'i yine tutup getirip, iktidara oturtmak mı gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki" diyorum, "benden ne istiyorsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz TKP ile ilişki kurmak istiyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek darbe günlükleri devam edecek…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: tüm isimler ve anılar gerçektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-7666496111100304651?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/7666496111100304651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=7666496111100304651&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7666496111100304651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7666496111100304651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/09/gercek-darbe-gunlukleri-ii.html' title='&quot;Gerçek Darbe Günlükleri -II-&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8394644838372029379</id><published>2009-09-13T14:26:00.000-07:00</published><updated>2009-09-13T14:28:09.657-07:00</updated><title type='text'>12 Eylül’ü anımsamak</title><content type='html'>12 Eylül’ün 29. yıl dönümünde, bir çok kişi, yayın organı 12 Eylül öncesini ve sonrasını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de bu anlatanların bir çoğu, 12 Eylül’ün birinci derece tanıkları. Bir çoğu yakalanmış işkence görmüş, yıllarca cezaevlerinde yatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de 78 kuşağıyım. Fakat her nedense onların anlattıkları benim yaşadıklarımla fazla uyuşmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle 12 Eylül öncesi ve sonrasını bir kez daha anımsatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül öncesi sol örgütler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dey-Yol&lt;br /&gt;Halkın Kurtuluşu&lt;br /&gt;Kurtuluş&lt;br /&gt;TKP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de dönemine etkisini vuran en güçlü olan örgütler bunlardı. Bu örgütlerin ayrıca, gençlik, kadın, öğretmen, memur, işçi vb. örgütlenmeleri de oldukça güçlüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teker teker ele alırsak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın Kurtuluşu: Deniz Gezmiş hareketinin devamı: Maocu olarak tanımlanan bu hareket, Çin çizgisini savunuyor ve sosyalist sistem ve SSCB’yi emperyalist olarak tanımlıyordu. Sloganları; “kahrolsun sosyal emperyalizm” ile tanımlanabilir. Daha sonra Enver Hoca çizgisine girdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci ve gençlik hareketi içinde birinci dereceden güçlü olan bu örgüt, 5 Şubat 1977 Ankara/Tandoğan (Tüm-Der, Tüs-Der ve TÜTED) memur mitingine saldırması ve kanlı 1 Mayıs 1977 mitinginde oynadığı provakasyon sonrası hızla kitlelerden dışlanan fakat uzun süre militan kadrosunu koruyan bir yapı. Silahlı mücadeleyi, kurtarılmış bölgeleri savunuyordu. Günümüzün devamı EMEP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dev-Yol:&lt;br /&gt;Mahir Çayan çizgisinde mücadele eden, SSCB’yi ve sosyalist sistemi “Revizyonist” kabul eden ve kitle içinde Halkın Kurtuluşu hareketinin tasfiyesi sonrasında özellikle gençlik içinde en güçlü yapı. 1980 yıllarına doğru Dev-Sol parçalanması ile çok ciddi darbe yedi. Öncü savaş ile sosyalizmi kurulacağını savunuyordu. Demokrasi mücadelesi reddeden bu yapı için silahı, hem faşist saldırılara karşı hem de öncü savaşı için kaçınılmaz bir mücadele yönetimi kabul ediliyordu. En önemli sloganları, “Tek Yol devrim”di. Bu günkü devamı ise ÖDP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş:&lt;br /&gt;Dev-Genç kökenli bu yapı, Dev-Yol çizgisine yakın bir politikayı savunuyordu. Türkiye’nin bazı bölgelerinde güçleri vardı ve bir çok yerde ve zamanda TKP ile ittifaklar içine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP:&lt;br /&gt;1920 yılında kurulmuş Türkiye’nin en eski partisi. Mustafa Suphilerin, Nazım Hikmetlerin, İ. Bilenlerin partisi. Merkezi Demokratik Almanya olan partinin, “TKP’nin Sesi” isimli radyosu da vardı. Kurulduğu yıldan bu yana sayısız keskin dönemeçlere imza atan bu partiyi, konuyu uzatmamak için sadece 12 Eylül çerçevesinde değerlendirmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart döneminin, Deniz Gezmiş, Mahir Çayanları varsa TKP’nin de Harun Karadeniz’i vardı. "Özel okullar devletleştirmelidir" kampanyası ve “6. Filo Defol” eylemlerinin önderidir. Hiçbir silahlı eyleme karışmadığı için idam edilememiş fakat, kolundan yakalandığı basit bir kanser hastalığının tedavisi cezaevlerinde engellendiği için 1975 yılında ölmüştür. Harun Karadeniz TKP davası sanıklarındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP, özellikle işçi hareketi içinde ciddi gücü olan, öğrenci, işçi gençlik, kadın hareketinde ve Türk, Kürt hareketi içinde en etkili olan örgüt. En önemli sloganı, “İleri Demokratik Bir Düzen” ile “Faşizme Geçit Yok” şimdiki devamı ise karışık, SİP adını TKP olarak değiştirdi fakat şimdiki TKP, o  çizgiyi savunmaktan uzak. Tüm-İGD, Ürün gibi yapılar kendilerini TKP’nin mirasçısı kabul ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül kitle örgütleri içinde ise:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK ve TÖB-DER en önemlileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİSK’i Disk yapan Kemal Türkler. Kemal Türker TKP merkez yöneticisi. DİSK’in 1977 kongresinde tüm gerici, ve kendini sol tanımlayan tüm yapılar, Dev-Yol, Halkın Kurtuluşu ve tüm diğerleri Kemal Türker’e karşı Abdullah Baştürk ve Fehmi Işıklar’ı destekledi ve bu kongreden sonra DİSK anti-faşist mücadeleden tasfiye edilmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1977 yılında Abdullah Baştürk’ün DİSK’e genel başkan olması Türkiye devrimci ve demokrasi mücadelesinin kırılma noktası oldu. Bu tarihten sonra DİSK devrimci ve demokrasi mücadelesinden, mitinglerden, genel grevlerden çekildi. Bu tarih, Amerikanın “Our boys”larının yolunun açıldığı en önemli dönemeç oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı dönemeç TÖB-DER kongresinde yaşandı. Türkiye’nin en dinamik en örgütlü derneği olan öğretmenler sendikasında da, TKP’ye karşı tüm sosyal demokrat ve sol birleşti. Artık 12 Eylül’ün önünde hiçbir engel kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer örgütler:&lt;br /&gt;TİKP, Türkiye İşçi Köylü Partisi, şimdi adı İP. Genel Başkanı Doğu Perinçek. 12 Eylül öncesi, “ABD çürüyen kokuşan devlettir, Rusya ise gelişen güçlenen sosyal emperyalist bir ülkedir. Bizim mücadelemiz SSCB’ye karşıdır” diyen yapı. Şimdi ise ABD’ye karşı Avrasya’yı, Rusya’yı savunuyor. “Ergenekon” soruşturması kapsamında Silivri’de yatıyor. Ne diyelim emperyalizme hizmette vefa yoktur. Vefa İstanbul’da bir semtin adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP: “Bir Gece Ansızın Gelebiliriz” sloganları ile darbeye açıkça davetiye çıkardı. 12 Eylül’ün olmasına en büyük katkıyı koyan yapı. Tüm cinayetlerde, tüm bombalı eylemlerde, tüm kahve taramalarında onlar vardı. 12 Eylül ortamını onlar hazırladı. Fakat 12 Eylül yönetimi tarafsızmış gibi, demokratmış gibi davranarak onları da içeri attı. Onları da astı. Genel Başkanlarının sitemi ise hala belleklerdedir; “Düşünce olarak biz iktidardayız fakat adamlarımız içeride” 12 Eylül sonrası da bir çok militanı derin devlet tarafından kullanıldı. En önemlileri ise Abdullah Çatlı ve M. Ali Ağca’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK:&lt;br /&gt;MİT tarafından kurulan ve görevi, Güney Doğuya giremeyen MHP yerine sol ve sosyalist yapılara saldırmakla görevli olan yapı. Saldırmadığı, Kürt ve Türk sosyalist örgüt kalmadı. Tüm Türk ve Kürt Sosyalist yapılar PKK’yı “Doğunun MHP”si olarak tanımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat onlar da MHP’nin kaderinden kurtulamadı. Onlar da işkenceler görüp cezaevlerine atıldılar. Fakat 12 Eylül dönemi Diyarbakır Cezaevinde işkence görenlerin büyük çoğunluğu Kürt sosyalistleriydi. Doğu Devrimci Kültür Ocakları, Doğu Devrimci Kültür Dernekleri, Rizgari, ala Rizgari, Kawa, Denge Kawa vb. şimdi elbette bunlar bize unutturuldu. Sanki o yıllarda Diyarbakır Cezaevinde yatanlar sosyalizmi değil de Kürt milliyetçi hareketini savunuyordu. Şimdi ise PKK devlet kontrolünden çıktı, gerisini biliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de bir çok kişi Cumhuriyet Gazetesini sol gazete olarak biliyor. Oysa Cumhuriyet Gazetesi hiçbir zaman sol bir gazete olmadı. Cumhuriyet Gazetesi devletin, kemalizmin bir yayın organı olarak yayın yaşamını sürdürdü, şimdi de sürdürmeye çalışıyor. Örneğin 1940 yıllarında devlet Hitler’e yaklaştığı zaman Cumhuriyet Gazetesi faşizmi savunur bile olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de sol gazeteler ise: Yeni ortam ve Akşam gazeteleriydi. Bunlar demokratik bir çizgide yayın yapıyordu. Bunların dışında TKP’nin Politika gazetesi ve Dev-Yol’un ise Demokrat Gazetesi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağın ise amiral gemisi, Kemal Ilıcak’ın Tercüman Gazetesiydi. Açıkça 12 Eylül’e davetiye çıkarmış ve 12 Eylül’ün savunucusu olmuştur. Tercüman Gazetesinde kimler mi yazı yazıyordu? Şimdiki tüm medyada köşe başlarını tutanlar. Araştırırsanız kolayca öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın konusunda bir not:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Mumcu, 12 Eylül döneminde hiçbir zaman solcu olmadı. 12 Mart’ta sakıncalı olan Mumcu 12 Eylül’de ise devlet koruması altına alınarak 12 Eylül paşaları tarafından kendisine koruma verildi. Uğur Mumcu, idamlar konusunda bakın ne dedi; “canım onlar da çocuk değil ki, bu işlere girerken sonucun nereye gideceğini elbette biliyorlardı” Uğur Mumcu’nun tüm yazıları 12 Eylül’e destek veren yazılardır. Hele TKP için “önemsiz” yazısı. Meraklısı araştırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu dönemde Cumhuriyet Gazetesi onurlu diğer yazarlarını da unutmamak gerekir. Başta İlhan Selçuk, Şükran Soner, Oktay Akbal, Mustafa Ekmekçi. Bunlar sürekli 12 Eylül karşıtı yazı yazanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mumcu, Mehmet Ali Ağca’yı Bulgar gizli servis/KBG ajanı bile yapmaya kalktı. “Sol neden gelişemiyor” diyenlere bakıyorum da şaşırıyorum. Siz sol olarak hala Uğur Mumcu’ya sahip çıkmaya devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydar Kutlu’nun/Nabi Yağcı’nın kulakları çınlasın. İyi anımsıyorum. Haydar Kutlu ve Nihat Sargın Türkiye’de işkence görürken herkesin sus/pus olduğu dönemde İlhan Selçuk “Hamamböceği” isimli yazısı ile İşkenceleri en ağır bir şekilde eleştirmiş, Kutlu ve Sargın’ı savunmuştu. Ama şimdi Haydar Kutlu’ya göre İlhan Selçuk “darbeci” ne diyelim politikada vefa yoktur. Vefa İstanbul’da bir semtin adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşkence:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi herkes bir şeyi bilerek veya bilmeyerek karıştırıyor. Cezaevlerinde işkence olmaz. Cezaevlerinde kötü muamele olur, kaba dayak, tecrit, bok yedirme, süründürme, marş/şiir okutma vb. “Diyarbakır cezaevindeki işkenceler” diye başlayan sayısız yazılarla karşılaşıyoruz. “Diyarbakır Cezaevi müze yapılsın”, yapılsın buna itirazım yok. Fakat işkenceler emniyet müdürlüklerinde yapılır. Ve bir amacı vardır. “söyle ulan silahı nereye sakladın”, “senin üstünde kim var” veya “diğer örgüt arkadaşların kimler” veya “Hasan Toprak nerede saklanıyor” vb. emniyetteki, ABD’ye doğrudan bağlı, derin devletin işkencecileri bunları öğrenmek için neler mi yapıyordu? Bir kaçını sıralayayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düz askı, Filistin askısı, ters askı, testislerinin sıkılması, askıda elektrik, buza yatırma, ıslak zeminde elektrik verme, tazyikli su, sigara söndürme, kaba dayak, kırık cam üzerinde yürütme, cop sokma, tecavüz ve daha bir çokları. Bunlar ne için yapılır. “Örgütü çökertmek için” bu işkenceler sonucu insan en yakın arkadaşını bile ihbar etmek zorunda kaldı. Şimdi herkes askeri cezaevlerinden, subaylardan söz ediyor, onların yargılanmasını ceza almasını istiyor. Doğrudur alsınlar. Ya peki emniyette işkence yapanlar ne olacak? Sanki herkes bilerek veya bilmeyerek emniyette işkence yapan polisleri aklamaya/unutturmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül döneminin en büyük işkenceleri Ankara Emniyet Müdürlüğünde yapıldı. Ankara Emniyet müdürlüğü “karanlığın/faşizmin” iniydi. Orada bu işkenceye maruz kalanlar askeri cezaevlerini cennet olarak gördüler ve bir an önce emniyetten cezaevlerine gitmek istediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nedense 12 Eylül mağdurları bu işkenceleri unutmuş görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Diyarbakır Cezaevinde insanlara çok kötü muamele yapıldı, ama bu işkence değil bir çeşit “cezalandırma” idi. Ya peki Diyarbakır emniyetindeki işkenceler ne oldu? Diyarbakır Cezaevindekiler kötü muamele gördüler de, Mamak, Metris Cezaevine girenleri çiçeklerle mi karşıladılar? Buna da siz karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar unuttu ama siz unutmayın ve unutturmayın; “tek tip kıyafet” eylemlerini, bu konuda PKK’nın tavrını, soğuk kış günlerinde, don atlet günlerce tir tir titreyen devrimcileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8394644838372029379?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8394644838372029379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8394644838372029379&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8394644838372029379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8394644838372029379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/09/12-eylulu-anmsamak.html' title='12 Eylül’ü anımsamak'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-9116058267611351118</id><published>2009-09-10T16:02:00.000-07:00</published><updated>2009-09-10T16:05:40.105-07:00</updated><title type='text'>Türkiye’de taşlar bir bir yerine oturuyor!</title><content type='html'>Ne yani sizin hiç kitle desteğiniz yok, askeri yaptırım güçünüz yok, oturduğunuz yerden iktidarı eleştireceksiniz! Yok öyle yağma!!! Al işte 2.5 milyar dolarlık ceza. “Ama ben sizi daha önceki seçimlerde desteklemiştim” filan bir işe yaramaz. Politika o kadar özverili değildir ki! Öyle olsa Erbakan Hoca Gül’ün koltuğunda otururdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi adam, Cem Uzan yani, devletten aldığı ihalelerle, ayrıcalıklarla milyar dolarlık servetler yapmış. Tv ler kurmuş gazeteler çıkarmış. Bir de üstüne üstlük parti kurmuş. Neymiş iktidara gelecekmiş! Çüüşşş yani. Bir de ne yapıyor iktidarı durmadan eleştiriyor. İşte adamı böyle yaparlar. Bereket yine adamlar insaflı, Rusya’daki gibi adamı içeri atıp Sibirya’ya filan sürmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Özkan kalkmış, önceki iktidarları döneminde bulduğu avantalarla bir tv kanalı kurmuş. Ne yapacakmış AKP iktidarını devirecekmiş. Bunun için, CHP’yi ele geçiremediği! için parti bile kurmuş. Yok öyle yağma. Burası yol geçen hanı değil. Haydi içeri!!! İktidar düşleri gören Tuncay Özkan şimdi soruyor, “benim suçum ne” suçun belli değil mi? tv kanalı ile AKP’ye karşı propaganda yapmak! Ve bir de parti kurmak. Var mı bundan ötesi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekir Coşkun diyor ki, “karnını kaşıyan adam”, ne güzel de saptamasını yapmış. “Karnını kaşıyan adam” sen Hürriyet’ten kovulunca seni savunmaz ki. Ama bunu sadece sen bilmiyorsun, onlar da biliyor yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş Türkiye komünist Partisiymiş! Soruyoruz, sizin illegal başka bir yapılanmanız var mı? Aptal aptal bakıyorlar. Ya peki silahlı güçünüz? Aptallıkları daha da artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, burjuva demokrasinin en gelişmiş ülkelerinde bile komünistler tamamen legal olmazlar. “ustalar” öyle söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen legalize olursan, yarın birileri gelir seni, Yüksek Seçim Kurulundaki üye listelerine göre, oradaki hazır adreslerine göre tutuklayıp götürürse ne olacak? Kimsenin haberi bile olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bakın diğer bir çok “sosyalist” yapılara, ne güzel de durumun farkındalar. Ne diyor adamlar? “biz Türkiye’de Ermeni ve Kürdüz, Çin’de Uygur Türküyüz” işte tam ABD’nin/AKP’nin çizgisi. Bunlar sıralamada en son götürülecekler. Bir ölçüde de olsun önlemlerini almışlar yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bizim liboşlarımız, dönek Marksistlerimiz filan sanıyor ki AKP hükümeti ülkeye demokrasi getiriyor.  Tamam böyle düşünmeyenler de var. Var ama onlar da aslında işin pek de farkında değiller yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, AKP hükümeti, 12 Eylül öncesi Demirel/Ecevit hükümetlerinden daha mı demokratik? Elbette değil. Ee peki o zamanlar TKP neden illegaldi. TKP’nin sesi neden Türkiye’de değil de Demokratik Almanya’da yayın yapıyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi esas konumuza geldik. Dünya değişti, hiçbir şey eskisi gibi değil. Küresel sermaye, ulus devletlerin sonu, Lenin’in, Stalin’in sonu, Marksizmi yeniden yorumlamak gerekir filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Türkiye açık açık yaşıyor. Dünyada hiçbir şey değişmedi. Değiştiğini sananlar aldanıyor. Benden Aydın Doğan’a öneri, AKP hükümeti Doğan Medya’ya ne fiyat biçerse itirazsız kabul etsin parasını alsın gitsin, Rusya’ya, Kuzey Kore’ye filan oradan TV yayını yapsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderken yanına, başta Bekir Coşkun olmak üzere kara listedeki yazarlarını da alsın. Kurduğu kanal izlenme rekorları kıracağını ben garanti ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer önerilerimi de TKP ve sosyalist yapılara da yapıyorum. Onlar da merkez yöneticilerini alsınlar, AB-D karşıtı ülkelere taşısınlar. Orada, illegal örgütlerini oluşturup, TV/Radyo yayını da yapsınlar. Genel Kurmay da o yayınlarının frekansını bozmaya çalışsın. Aynı eskisi gibi. Ama olsun biz çazırtılı filan izleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Cem Uzan, Tuncay Özkan, Aydın Doğan, Bekir Çoşkun’a da bir öneri. Demirel ve Ecevit hükümetleri dönemi de dahil TKP, “Atılım” adında bir dergi/gazete çıkarır ve illegal yollardan Türkiye’ye gönderirdi. Bizden anımsatması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey aslına dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de taşlar bir bir yerine oturuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-9116058267611351118?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/9116058267611351118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=9116058267611351118&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/9116058267611351118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/9116058267611351118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/09/turkiyede-taslar-bir-bir-yerine.html' title='Türkiye’de taşlar bir bir yerine oturuyor!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1380816776081627849</id><published>2009-08-31T16:42:00.000-07:00</published><updated>2009-08-31T16:43:11.716-07:00</updated><title type='text'>“Kürt Açılımının” açılımı</title><content type='html'>Kimse Kürt açılımının ne olduğunu söylemiyor, bir çok kişi destekliyor, hükümet, “Barış için son şans” filan diyor ama açılımı açmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaşlar, “ne yani barış olmasın mı, insanlar ölmeye devam etsin mi?” dedikleri fakat ne yapılması gerektiğini söylemedikleri bu açılımı; şimdi açıklıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hükümet yetkilisi masanın bir ucunda, bir DTP (siz ona PKK da diyebilirsiniz) masanın öbür ucunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın yetkili, biz ;Türkiye Cumhuriyeti olarak bu acıların son bulmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın devlet yetkilisi, biz de öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman istemlerinizi sıralayın, biz de görüşlerimizi belirtelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, ana dilde eğitim, tv, müzik vb. taleplerimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özerk, otonom vb. bir yönetim istiyoruz. Örneğin belediyeler özerk bölgeler olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu da kabul ediyoruz. Bu durumda Kandil’i, dağları boşaltıp silahları teslim edecek misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat daha taleplerimizi bitmedi. Şimdi biz silahları bırakır düze inersek güvencemiz ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demek? devlete güvenmeyeceksiniz de kime güveneceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bana eyvallah…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dur yahu duuur, hemen nereye gidiyorsun. Tamam devletin güvencesine güvenmiyorsunuz o zaman yemin etsek. Tamam tamam otur. Peki güvence olarak ne istiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, güney doğu bir çeşit otonom bölge oldu ya, onu kim koruyacak. Elbette otonom yönetimin de bir silahlı gücü olmalı öyle değil mi? İşte dağda hazır güçler de var. İş bu kadar basit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın DTP yetkilisi siz ne diyorsunuz? Biz bunu halka nasıl anlatırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatırsınız, anlatırsınız nasılsa yandaş medya ne yapsanız sizi destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu dediklerinizi yapsak sorun biter mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biter bitmesine ama, ya siz sözünüzde durmaz da bizim kentlerdeki militanlarımıza saldırırsanız. Çünkü Osmanlı dağdaki baş edemediği efelere af çıkarıp adamları evlerinde namaz kılarken öldürmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee peki ne yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet kolay, tüm askerlerinizi Güney Doğudan çekersiniz olur biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neee asker çekmek mi? Siz bizim Yüce divan’a gitmemizi istiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok canım bir şey olmaz. Bakın neler yapıyorsunuz da bir şey oluyor mu? Nasılsa her ikimizin arkasında da Amerika var. Doğan medyaya da birkaç ihale verirsiniz olur biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam olsa bile bizim o bölgeden çıkmamız için yıllar lazım. Cephanelerimiz, tanklarımız, toplarımız, mühimmatımız vb. bir çok şeyimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz o konuyu merak etmeyin. Onları bırakıp bir günde gidersiniz, bize de tank/top/cephane lazım ama öyle değil mi? Ne de olsa bu bölgenin sınırlarını biz koruyacağız artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam tamam önerilerinizi hükümetime bildireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haaa bir şey daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir o?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki siz askerinizi Güney Doğu’dan çektiniz, biz düze indik. Ya peki arkasından tekrar bölgeye gelip bize saldırırsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeee, ne yapmamızı istiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet kolay! Araya tampon bölge oluşturur, oraya da ABD askerlerini yerleştiririz olur biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi lan ordan, bunu değil bu koşullarda İslam devletini kursak bile yapamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte açılımın açılmayan tarafını açtım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rütbesi ne olursa olsun, en aptal bir askeri yetkili bile, sonu belli olmayan durumlarda silahını teslim etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açılımın açılımı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu Kürt sorunu çözülemez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette çözülür. Her iki toplumda da emperyalist ve onun yerli işbirlikçileri, toprak ağaları, şeyhler, şıhlar kovalanır bu durumda her iki halk kolayca bir çözüm yolunu bulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki koşullarda çözüm yolu nedir? Derseniz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle APO’ya af çıkartmaya filan gerek yok. Alırsınız onu herhangi bir PKK hükümlülerinin olduğu bir cezaevine atarsınız. Bu bir yumuşama belirtisi olarak hemen değerlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana dilde eğitim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimin yabancı dile olamaz. Bir insanın ana dili ne ise eğitimi de o olmalıdır. Kürtçe düşünen bir insan Türkçe şiir yazmaya zorlanamaz. Kürtçe düşünen bir insan Türkçe bilimsel düşünce üretemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde bir Türk’e İngilizce eğitim verirseniz o, yaratıcılığını geliştiremez. Örneğin Nazım Hikmet’i Rusça şiir yazmaya zorlayamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan doğduğu anasından öğrendiğini konuşmalı ve o dilde eğitim görmelidir. Güney Doğudaki devlet okulları Kürtçe olarak eğitim vermeli yabancı dil olarak da Türkçe’yi öğretmelidir. Batıda bir çok özel okul var. Müşterisi varsa, girişimciler Kürtçe eğitim veren özel ilköğretim, lise ve yüksek okul kurar isteyen gider. Gerek Güney doğudaki gerekse batıdaki tüm okullar, diğerleri gibi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olurlar. İsteyen herkes Kürtçe TV/radyo da kurabilir. Onları da RTÜK denetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgede toprak reformu yapılarak topraksız köylülere toprak verilir. Toprakları işlemesi için gerekli ekipman, tohum, kredi vs. de. Sonuç olarak silahlanmaya, savaşa harcanan paralar o bölge insanın istihdamına harcanır. Parası, ekonomik güvencesi, yarınları olan ve Kürt olduğu için dışlanmayan, ana dilinde konuşan, eğitim gören hiçbir Kürt de kolay kolay dağa çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtleri tahrik eden tüm girişimler yasaklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar belki dağdaki militanları düze indirmez ama dağa yeni çıkanların önüne geçer, süreç içinde de dağdakiler köylerine dönebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapılanlar kesin olarak terör olaylarının yavaşlamasına yeterlidir. Eğer tüm bunlara karşılık PKK saldırmaya devam ederse kitlelerden dışlanması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar var olan bu koşulların çözüm önerileridir. Gerçek çözüm ise, kimsenin kimseyi sömürmediği halkların kardeşçe ve özgürce yaşayabildiği çözümlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1380816776081627849?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1380816776081627849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1380816776081627849&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1380816776081627849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1380816776081627849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/08/kurt-aclmnn-aclm.html' title='“Kürt Açılımının” açılımı'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8404017327343438793</id><published>2009-08-27T14:41:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T14:44:51.179-07:00</updated><title type='text'>“Demokratsan bir imza ver!”</title><content type='html'>Diyarbakır Cezaevinin öğretim kurumuna dönüştürme girişimine karşılık bir İmza kampanyası başlatıldı. Kampanyanın başlığı;&lt;br /&gt;"5 NOLU CEZAEVİ KÜRTLERİN YAŞADIKLARI ACILARIN TANIĞIDIR&lt;br /&gt;BU TANIĞI ORTADAN KALDIRMAYIN”&lt;br /&gt;“…. Birilerinden intikam veya öç almak için değil; toplumsal adalet ve barışın sağlanması, güvenin oluşması için, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi "Adalet ve Özgürlük Müzesi"ne dönüştürülmelidir. Bu, Kürt ve Türk halkının hayrına olacak bir girişim olarak algılanacaktır.&lt;br /&gt;Gelin, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nin yıkılarak yerine eğitim kompleksi değil, cezaevinin mevcut yapısı korunarak buranın "Adalet ve Özgürlük Müzesi" olması için sesimizi yükseltelim! …."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmza kampanyasının içeriği kısaca bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet kesinlikle, her ne zaman, kime yapılırsa yapılsın, işkence insanlık suçudur. Sorumluları kesinlikle cezasız kalmamalı ve suç unsurları yok edilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan olan biri bunları unutabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Saldırıda 2 otobüs dolusu jandarma timi, 30 otobüs jandarma ekibi, aydınlatma cihazı taşıyan askeri bir araç, bir skorsky helikopter kullanıldı. Jandarmanın elinde bomba kalmadı Emniyet Müdürlüğü'nden takviye alınan gaz bombaları kullanıldı.&lt;br /&gt;Operasyon 14 saat sürdü.&lt;br /&gt;SONUÇ: 12 tutuklu katledildi. 55 kişi yaralandı.&lt;br /&gt;Katledilen tutuklular:&lt;br /&gt;Mustafa Yılmaz, Özlem Ercan, Cengiz Çalıkoparan, Seyhan Dogan, Murat Ördekçi, şefinur Tezgel, Ali Ateş, Gülser Tuzcu, Aşur Korkmaz, Nilüfer Alcan, Fırat Tavuk, Yazgülü Güder Öztürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bölümünde ölümler kurşunlanarak olurken, bayanlar bölümünde ortaçağ barbarlarının, engizisyoncuların, Hitler'in kullandığı yöntemlerle 6 kadın tutuklu DİRİ DİRİ YAKILDI.. Onlarca tutuklu yanık yaralarıyla hastanelere kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Saldırıda binlerce gaz bombasının yanı sıra zehirli gaz püskürten sırt tüplerinde taşınan silahlar, Skorsky helikopteri kullanıldı.&lt;br /&gt;Jandarma depolarında gaz bombası tükendi, Emniyet Müdürlüğü saldırılarda kullanılmak üzere 400 adet gaz bombası gönderdi.&lt;br /&gt;Operasyon 83 saat sürdü.&lt;br /&gt;SONUÇ: Beşi tutuklu katledildi, yüzlercesi yaralandı.&lt;br /&gt;Katledilen tutuklular: Ahmet ibili, Alp Ata Akçayöz, Ercan Polat, Riza Poyraz, Umut Gedik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Operasyon 56 saat sürdü. Barikatlar yıkıldıktan sonra, istisnasız tüm tutuklular işkenceden geçirildi.&lt;br /&gt;SONUÇ: Dört tutuklu katledildi.&lt;br /&gt;Katledilen tutuklular: Fidan Kalşen, İlker Babacan, Sultan Sarı, Fahri Sarı.&lt;br /&gt;Yüzlerce tutuklu ve hükümlü yaralandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bir "düşman" bölgesine girer gibi kalkanlı, uzun namlulu silahlarla girmişlerdi hapishaneye.&lt;br /&gt;Tutuklular, saldırıdan korunmak için koğuş değiştirdiler, barikat kurdular, iki tutsak bedenini&lt;br /&gt;tutuşurdu. Ama saldırı sürdü.&lt;br /&gt;Tutukluları etkisizleştirdikten sonra da işkenceye son vermediler.&lt;br /&gt;Katledilen tutsaklar:&lt;br /&gt;Murat Özdemir, A.İhsan Özkan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- 8,5 saat süren saldırıya jandarma ve gardiyanlar haricinde Çevik Kuvvet ekipleri de katıldı&lt;br /&gt;Saldırıda çeşitli türde gaz bombaları kullanıldı. Saldırının durdurulması için kendini yakan Halil Önder ağır yaralandı; katliamcıların umurunda değildi, ağır yaralı Halil Önder'in de içlerinde olduğu koğuşlara yönelik saldırı kesintisiz sürdürüldü.&lt;br /&gt;SONUÇ: Operasyon sonunda tüm tutuklular yaralıydı.&lt;br /&gt;Halil Önder, 26 Aralık'ta öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Saldırı on saat sürdü. On saat boyunca tutukluların üzerine aralıksız sinir ve göz yaşartıcı gaz bombaları yağdı. Bu süre içinde yaralanmadık hiç kimse kalmadı.&lt;br /&gt;Ama artık ayakta duramaz hale gelmek de işkencenin bitmesi anlamına gelmiyordu: "Bu daha&lt;br /&gt;ölmemiş" denilerek, sürdürüldü işkence.&lt;br /&gt;SONUÇ: katledilen tutuklular:&lt;br /&gt;İrfan Ortakçı, Hasan Güngörmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Malta kandan bir nehre dönmüştü o gün; Üç tutuklu -Turan Kılıç, Yusuf Bağ, Uğur&lt;br /&gt;Sarıaslan demir sopalarla, kasaturalarla, işkencelerle, katledilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Saldırıya, 2000'e yakın asker, gardiyan, özel tim katıldı. Saldırıda çeşitli gaz bombaları, büyük küçük silahlar, el bombaları, bomba atarlar, büyük iş makinaları, kamera, ve basınçlı su sıkan araçlar kullanıldı.&lt;br /&gt;Üç tutuklu saldırının durdurulması için bedenini tutuşturdu. Saldırı durmadı.&lt;br /&gt;O kadar yoğun gaz bombası kullanıldı ki, işkencecileri kapıda ilk karşılayan tutuklular, atılan gaz bombaları sonucu hemen o anda bayıldılar.&lt;br /&gt;Saldırı sonucunda onlarca tutuklu ağır yaralandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet 12 Eylül faşist yönetimi insanları katletti, ağır işkencelerden geçirdi. Devletin güvencesi altında olması gereken tutuklu ve hükümlüler yine devletin en ağır saldırılarına maruz kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bu katliamlara sessiz kalabilir ki? Evet Diyarbakır Cezaevi müze yapılsın. Bu kampanyayı sonuna kadar destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yukarıda yazdığım 8 saldırı, ne 12 Eylül’de ne de Diyarbakır’da yaşandı.&lt;br /&gt;Saldırının tarihi, 19-22 Aralık 2000, adını da biliyorsunuz, “Hayata Dönüş Operasyonu”!.&lt;br /&gt;Bu sekiz saldırı sırasıyla şu cezaevlerinde yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Bayrampaşa Cezaevi&lt;br /&gt;2-Ümraniye Cezaevi&lt;br /&gt;3-Çanakkale Cezaevi&lt;br /&gt;4-Bursa Cezaevi&lt;br /&gt;5 -Ceyhan Cezaevi&lt;br /&gt;6-Çankırı Cezaevi&lt;br /&gt;7-Buca Cezaevi&lt;br /&gt;8-Bartın Cezaevi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki 12 Eylül’de, Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve diğer illerdeki emniyet müdürlüklerinde yapılan işkenceler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Mamak/Metris’te yaşananlar bunlar unutulsun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar ya demokrattır ya da değildir. Sadece görmek istediğini görenler ya ahmaktır ya da satılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8404017327343438793?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8404017327343438793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8404017327343438793&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8404017327343438793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8404017327343438793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/08/demokratsan-bir-imza-ver.html' title='“Demokratsan bir imza ver!”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8920415764951737734</id><published>2009-08-24T16:11:00.000-07:00</published><updated>2009-08-24T16:13:51.854-07:00</updated><title type='text'>“Öteki Olmak”</title><content type='html'>Ne güzeldi çocukluk günlerim. Annesinin kuzusuydum. Babam soğuk, mesafeli davranıyordu. Ama biliyordum ki babam beni çok seviyordu. Ben babamın geleceğiydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklik yıllarımda “öteki” olduğumu bilmiyordum. Ne zaman sokaktaki komşu çocukları ile tanıştım o zaman “öteki” olduğumu anladım. Hele hele okul yılları benim için tam bir kabus olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm, çocukluk yaşamımda, okul yaşamımda hep dışlandım, itildim, kakıldım. Benimle hep alay ettiler. Bense, kendi iç dünyama çekilerek onların baskılarına, alaylarına katlanıyordum.&lt;br /&gt;Onlar, pastaneye, sinemaya gidiyorlardı beni aralarına almıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite sınavını kazandım, mühendis olacaktım. Ama ben “öteki” olduğum için beni üniversiteye almayacaklar sandım. Kayıt yaptırdım, okula başladım ama hep okuldan kovalanmayı bekledim. Mezun oldum, hep gelip elimden diplomayı geri alacaklarını bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteyi bitirdikten sonra, Ankara emniyet Müdürlüğü 1. şube (siyasi şube) kapısından geri çevrildiğimi hiç unutamam. Kapıdaki nöbetçi polis, “sen fişlisin, ölünceye kadar öyle kalacaksın” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ötekiydim, hep kapımın çalınıp alınıp götürüleceğini bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, yanan sobanın başında yazılar yazmamışsınızdır. Ama ben hep öyle yazılar yazdım. Kapı çalındığı anda yazdıklarımı sobaya atacaktım. Yazdıklarımı, binanın dışında yağmur oluklarına saklıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçede ise gömülü kitaplarım vardı. Yakmaya kıyamamıştım. Bir çok kitabım hala toprak kokar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ben “öteki”ydim. Çünkü ailemin bana harçlık verecek ekonomik durumu yoktu. Benim hiç yeni ders kitabım, kalemim, boyam olmamıştı. Kıyafetlerim ise ağabeyimden kalma eski püskü idi. Beni kimse yanında görmek istemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra büyüdüm, üniversiteye gittim, solcu oldum fişlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir resmi kurum, özel sektör beni “sabıkalı” olduğum için işe almadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hala öteki olmaya devam ettim, edeceğim de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa benim “bağımsız” devletim de vardı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Öteki” olurken ana dilim olan Türkçe ile konuşuyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gittiğim tüm okullar Türkçe eğitim veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye başkanımız da Türk’tü, milletvekillerimiz de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanımız da, başbakanımızda Türk’tü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni de, arkadaşlarımı da hapse atmışlar, işkence yapmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana da tüm iş kapıları kapatılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürücü belgesini bile “sabıkalı” olduğum için zar zor almıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim de arkadaşlarımızı, polis/ jandarma öldürmüştü. Üstelik “jandarma biz sosyalistiz dostuz yalnız biz sana kurtuluşun bizimledir elini uzatsana” dememize karşılık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“öteki” olmak demek parasız olmak demektir. “öteki” olmak demek işsiz olmak demektir. “öteki” olmak demek, emperyalizm ve yerli işbirlikçileri tarafından sömürülüyor olmak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Öteki” olmamak için tüm ezilenlerin, sömürülenlerin emperyalizme, yerli işbirlikçilerine, ağalara, şeyhlere, şıhlara karşı baş kaldırması demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi ise emperyalizmin bir kandırmacasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8920415764951737734?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8920415764951737734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8920415764951737734&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8920415764951737734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8920415764951737734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/08/oteki-olmak.html' title='“Öteki Olmak”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2480822064126272519</id><published>2009-08-23T15:24:00.000-07:00</published><updated>2009-08-23T15:35:00.103-07:00</updated><title type='text'>TKP'nin, "İrticaya ve Faşizme Karşı, ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ" üzerine</title><content type='html'>TKP, 10 Ağustos 2009 tarihinde aşağıdaki açıklamayı yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TKP tarafından yayınlanan Özgürlük Bildirgesi Parti üyelerinin ve parti dostlarının katıldığı 2010 toplantılarında ve parti birimlerinde yapılan bazı öneriler ışığında TKP Siyasi Bürosu tarafından gözden geçirilerek son haline getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm ülkede yüzbinlerce dağıtılması planlanan ve partinin önemli politik metinlerinden birisi olarak kayda geçen …………"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ" içeriği dışında iki somut yanlış olduğu düşüncesindeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Yanlış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük,&lt;br /&gt;"İnsanın gerçek özgürlüğü bu nedenle sınıfların ortadan kaldırılmasında yatar." Bunu TKP sitesinde özgün Şen söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydemir Güler de yine TKP sitesinde, "Özgürlüğün sınıflar üstü bir özünün bulunmadığı da doğrudur." Diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek Şen'in, gerekse Güler'in sözlerinde hiçbir yanlış yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat TKP'nin, "Özgürlük Bildirgesi"nde ise,&lt;br /&gt;"Çalışanların özgürlüğü" bölümünde, çalışma eşitliği,  çalışma hakları, sendika hakkı gibi burjuva demokratik talepler gündeme getiriliyor. Oysa yukarıdaki açıklamaların ışığında bu ve diğer taleplerin gerçek özgürlükle hiçbir ilişkisi yok. Çünkü gerçek özgürlük için, işçi sınıfının egemenliğini kurmak ilk şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ"nin diğer talepleri ile birlikte değerlendirildiğinde bu bildirge ancak, "Demokratikleşme bildirgesi" olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist partilerin demokratikleşme bildirgeleri olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist ve işçi sınıfı partilerin, stratejileri, sınıfsız sömürüsüz bir toplumu kurmaktır. Taktikleri ise bu yola giden en uygun koşulların hazırlanması için mücadele biçim ve yöntemlerini belirlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların ışığında işçi sınıfı partilerin iki programı olmalıdır, asgari ve azami program. Asgari program demokratikleşme programıdır, azami programı ise sınıfsız sömürüsüz bir toplum, yani sosyalizm/komünizmdir. (sosyalizm, komünizmin içinde yer alır ve komünizmin bir alt aşamasıdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu asgari programı ret eden sol yapılar da olmuş bazıları ülke koşullarına göre başarılı da olmuşlardır. Sonuçta Marksizm, "Tek Yol Devrim”i de ret etmez önemli olan ülkenin somut koşullarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ve Türkiye gibi benzeri ülkelerde işçi sınıfı partileri, sınıfsız/sömürüsüz bir toplum aşamasına giden yolda, gelişmiş bir burjuva demokrasisi için mücadele ederler. Bu mücadele işçi sınıfı partilerinin asgari programlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP, her ne kadar içeriğini tam olarak kitlelere ifade edemese de "Yurtsever Cephe" isimli bir yapılanmaya gitmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yurtsever Cephe" ne olmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye içinde yaşayan, emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileri ile uzlaşmaz çelişkileri olan, küçük ve orta burjuvazi, yaşantılarından memnun olmayan köylüler ile onların siyasi örgütleri ile birlikte oluşturulacak anti-emperyalist cephedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cephenin amacı, anti-emperyalist, demokratik bir yapı olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte TKP'nin, "Özgürlük Bildirgesi" yerine, "demokratikleşme bildirgesi bu olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. yanlış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist partiler de, burjuva partileri de istemlerini talep etmez, iktidara geldiklerinde uygulama sözü verir. Bir veya birkaç konu üzerinde iktidar partisinden demokratikleşme vb. konularda talepler olur, bunun için mücadele edilir, grev, yürüyüş, miting vb. şeyler yapılabilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama,&lt;br /&gt;"Çalışanların özgürlüğü&lt;br /&gt;İnanç özgürlüğü,&lt;br /&gt;Seyahat özgürlüğü,&lt;br /&gt;Kadın - erkek eşitliği ve kadınların özgürlüğü,&lt;br /&gt;Silahlı kurumların yetkilerinin sınırlandırılması,&lt;br /&gt;Haberleşme, basın-yayın özgürlüğü ve siyasal haklar,&lt;br /&gt;Eğitim kurumlarında özgürlü,&lt;br /&gt;Gençlerin ve çocukların özgürlüğü,&lt;br /&gt;Sağlık ve özgürlük,&lt;br /&gt;Bütün halklar için özgürlük"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gibi, tüm devletin yeniden yapılanmasını gerekli kılan talepler var olan siyasi iktidardan istenmez. Böylesi talepleri ancak, sendikalar, dernekler isteyebilir. Siyasi partiler değil. Yani şimdi bunları AKP hükümeti mi gerçekleştirecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her siyasi partinin temel hedefi iktidar olmaktır. Bunlar iktidarı amaçlayan siyasi partilerin vatandaşlara vaat ettiği haklar olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu talepler işçi sınıfı partilerinin asgari programlarında yer alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Özgür Şen'in, "yoksa özgürlük bir yalan mı?" yazısına bir ek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların gerçek özgür olması için sınıfların ortadan kalkması ilk şarttır ama bu yeterli olmaz. Olmaz çünkü bunu somut olarak reel sosyalizmin iflasında yaşadık. İnsanların özgür olması için, içinde yaşadığı ülkede ve tüm dünyada kapitalizmin sona ermesi gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu da yetmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların gerçek özgür olması için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zorunluluğun bilince varması" gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani birey toplumsal yaşamanın bir parçası olduğunu bilmeli ve topluma karşı ödev ve yükümlülüklerini kendi başına, herhangi bir devlet aygıtı, mesai çizelgesi, giriş çıkış kartları vb. zorlamalar olmadan yerine getirecek bir bilince varmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman insanlar gerçek özgürlük ile tanışacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2480822064126272519?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2480822064126272519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2480822064126272519&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2480822064126272519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2480822064126272519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/08/tkpnin-irticaya-ve-fasizme-kars.html' title='TKP&apos;nin, &quot;İrticaya ve Faşizme Karşı, ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ&quot; üzerine'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-5672955039838411267</id><published>2009-08-19T16:31:00.000-07:00</published><updated>2009-08-19T16:34:55.082-07:00</updated><title type='text'>“Medya Savunma Alanları”</title><content type='html'>Türkiye’de son günlerde içeriğinin ne olduğu bilinmeyen bir açılımdan söz ediliyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, yandaş medya sürekli bir şanstan, açılımdan söz ediyor fakat açılımın içeriği konusunda hiçbir açıklama yapılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu olan, “Kürt açılımı” veya “demokratik açılım” aslında “Medya Savunma Alanları” dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir “Medya Savunma Alanları”?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit, ABD’nin neden Apo’yu paketleyerek kendisine verdiğini bilmediğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında her şey çok basit. ABD Irak’ı işgal edecek. Bu işgal sonrası Barzani ve Talabani ile işbirliği yapacak. Yapıyor da. Bu plan içinde Apo’nun, PKK’nın bir rolü yok. Bu yüzden ABD, Apo’yu paketleyip Türkiye’ye veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak işgali bildiğimiz gibi gerçekleşiyor. Fakat ABD planlarında olmayan bir şey yaşanıyor. Irak halkı ABD’yi çiçeklerle karşılamıyor ve Irak halkı işgalcilere karşı çok ciddi bir direniş gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu direniş halen sürüyor. Obama da, ABD’nin paramparça olan imajını düzeltmek için görevlendirildiğinden, 2010 yılında Irak’tan çekileceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ABD’nin şimdiki planı 2010 yılında ırak’tan çekilmek. Ama bu elbette Irak’ı terk etmek demek değil. ABD Irak’ın güvenli bölgesine çekilerek, petrol üretimini ve dağıtımını kontrol altına almak istiyor. Bunun için tek güvenilir yer ise Irak’ın kuzeyi, yani Kürt bölgesi yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ABD Irak işgaline başladığı ilk anda, 26 ülkenin sınırlarını değiştirerek, kendisine İsrail gibi hizmet edecek, bölgede ABD’nin silahşörlüğünü yapacak bir yapılanma içine girmek istiyordu, fakat Irak direnişi bu emellerini gerçekleştiremedi, büyük Kürdistanı kuramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak’taki ve Afganistan’daki şiddetli direniş karşısında Büyük Kürdistanı kuramayan ABD şimdilik küçük Kürdistanı, yani Irak’ın kuzeyinde, tam bağımsız veya özerk bir devlet kurmak ve oraya yerleşmek istiyor. Fakat orada da “Medya Savunma Alanları” var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Medya Savunma Alanları” PKK’nın, Kuzey Irak’ta , Kandil Dağı çevresinde ilan ettiği, özerk / bağımsız bölge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK o bölgeyi “Medya Savunma Alanları” ilan ederek Barzani’ye, ABD’ye, Türkiye’ye kapatıyor. Kısaca, “burası benim bölgem, benden izinsiz giremezsiniz” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin planın işlemesi için bu sorunun çözülmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de “çok bilmişler” ABD’nin Kandil ve çevresini ele geçirerek PKK kadrolarının Türkiye’ye teslim edilmesini istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ABD’nin bunu gerçekleştirmesi için yeterli gücü yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK’nın 25 yıldır başaramadığını ABD’den beklemek elbetteki hayal. ABD’nin PKK’ya saldırması demek, Irak’ta Talabani’nin, Barzani’nin sonu demek. Çünkü, bu durumda Irak Kürtlerinin tamamına yakını PKK’yı destelemek durumuna düşecektir. Çünkü çoğu birbirleri ile akrabadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apo’nun da Barzani önderliğini kabul etmesi mümkün olmadığına göre bu sorunu Türkiye çözmelidir. İşte “Kürt açılımı”, “demokratik açılım” budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD sayesinde Türkiye PKK’ya tavizler verecek PKK’da ABD’ye Kuzey Irak’ta sorun çıkarmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm hesap budur. Bunun için ABD, Kuzey Irak’a yerleşecek üst düzey subayları için İncirlik’te yüzlerce ev yapımına başlamıştır bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin bu hesabı tutar mı? Göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart Tezkeresi öncesi de, ABD bölgede yerler kiralamış, inşaatlara da başlamıştı fakat 1 Mart Tezkeresi kabul edilmeyince tüm çalışmaları boşa gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, PKK, MİT tarafından kurulmuş, fakat devlet kontrolünden çıkmıştır. Bugün bazı ülkeler, ABD, AB PKK’yı kontrol ettiklerini düşünürken PKK hem ABD’yi hem AB’yi hem de TSK’yı zaman zaman kullanmış fakat kendi bağımsızlığını önemli oranda korumuş ve dengelerle oynamasını bilerek gücünü korumuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-5672955039838411267?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/5672955039838411267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=5672955039838411267&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5672955039838411267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5672955039838411267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/08/medya-savunma-alanlar.html' title='“Medya Savunma Alanları”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4273104050139967310</id><published>2009-07-31T16:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-31T16:23:14.977-07:00</updated><title type='text'>YALANLAR VE GERÇEKLER!</title><content type='html'>Yalan: Türkiye’de gazete okuma oranı Avrupa ülkelerine göre en düşük ülke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye’de gazete okuyan kitle sayısı, gazete satışları ile orantılı değildir. Türkiye’de gerek mahallelerde gerek köy kahvelerinde alınan bir gazete onlarca kişi tarafından okunur. Gazeteler elden ele gezdiği için eskir, yıpranır. Bu durum genellikle Avrupa ülkelerinde yoktur. Çünkü Avrupa ülkelerinde bizim gibi “kahve kültürü” yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye’de kitap okuma oranı çok düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye’de kitap fiyatları çok pahalıdır. Türkiye’de lisanslı kitap almak neredeyse kerizlikle eşdeğerdedir. İnsanlar neden bandrollu kitap alsın? Korsanı çok ucuza varken. Elbette korsan kitaplar istatistiklere girmiyor. Ayrıca Türkiye’de bir de kitap değiş/tokuşu vardır. Yani Türkiye’de bir kitabı bir kişi okumaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye’de süt tüketimi çok azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye’de süt tüketimi ne kadar olması gerekiyorsa o kadardır. Çünkü Türkiye’de satılan tüm sütler faturalı olmadığı için süt tüketimi de istatistiklere girmez. Herkes bilir, Türkiye’nin her mahallesinde sütçüler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Avrupa ülkelerinde GSMH kişi başına 30 bin dolar Türkiye’de 6-7 bin dolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye’de ekonominin yarıdan fazlası kaçaktır. Ayrıca Türkiye’deki yaşam Avrupa ülkelerine göre 5-8 kat daha ucuzdur. Avrupa halkı karpuzu/kavunu dilimle, portakalı/elmayı tane ile satın alır. Örnek karpuzun kilosu avrupada 1 avrodur. Yine domatesin kilosu avrupada 3.5 avrodur. Çay, kahve, su, soda 3-5 avrodur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Avrupa aydınlanma devrimini yapmış demokrasiyi oturtmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: aydınlanma devriminden sonra sayısız savaşlar yaşanmış, demokrasiler askıya alınmıştır. 1930-1945 yıllarında avrupanın tamamında ya faşizm vardır ya da tüm demokrasiler ve demokratik haklar askıya alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca avrupanın yarısı monarşi ile yönetilmektedir. Yani krallıkla. Kimi liboşlar krallığın erdeminden söz edip dururlar. Demokrasilerde herkes eşit doğar (aslında kapitalizmde kimse eşit doğmaz) ama kimisi de prens, prenses olarak doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa laik değildir. Kapitalizm dinle uzlaşmıştır. Din egemenliğini kapitalist devlete kabul ettirmiştir. Nüfus kayıtları kiliselerde tutulur, nikahlar kilisede kıyılır, meclislerde incile el basarak yemin edilir vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye’de İttihak ve Terakkici darbe geleneği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Türkiye cumhuriyetini İttihak ve Terakkiciler kurmuştur. Eğer onlar olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olması pek olanaklı değildi. Zaten bu yüzden onlar bu saldırıların hedefi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyetinin İttihak ve Terakkici geleneği 1960 tan sonra yok edilmiş onun yerine ABD/Nato geleneği gelmiştir. 1960 sonra yapılan tüm darbeler ABD patentlidir. Tüm dünyada olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: Türkiye’de gizli Nato, Gladyo, derin devlet, darbeciler tasfiye ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Gizli Nato, Gladyo, derin devlet demek ABD demektir. AKP’nin arkasında da ABD olduğuna göre Türkiye’de gladyo yok edilemez. Bu iş doğasına aykırı olur. Yani artık ABD Türkiye’de darbe yapmaktan vaz mı geçmiş oluyor? Önümüzdeki seçimlerde iktidara ABD karşıtı sol hükümetler gelirse ABD darbe yapmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan:Osmanlıda tüm uluslar kardeşçe yaşarken İttihak ve Terakkiciler ve Türkiye Cumhuriyeti, ermeni ve Rumları yok etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: Osmanlı güçlü iken sorun yoktu fakat hasta adam olunca Osmanlıyı paylaşma hesapları başladı. Bunun için Ermeniler ve Rumlar kullanıldı. Ermeniler önce rus ordusunda sonra da Fransız ordusu ile birlikte Osmanlıya arkadan saldırdılar. Emperyalist ülkelerin oyuncağı olarak kırımlara uğradılar. Peki Enver paşa Ruslarla beraber Osmanlıya saldıran Ermenilere madalya mı takması gerekiyordu? (tehcir kanlı olması kabul edilebilir bir şey değil elbette)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Rumlar? Yunan ordusu İzmir’e çıkınca Rumlar canlı kalkan oluşturarak, “burası bizim ülkemiz, biz burada kardeş kardeş yaşıyoruz ve sizi istemiyoruz mu dediler? Yoksa evlerinin balkonlarına yunan bayrağı mı astılar? Onlara asker mi verdiler? Elbette bunlara da madalya verilemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan: 6-7 Eylül olaylarını İttihak ve Terakkiciler çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek: 6-7 Eylül olaylarını ABD organize etti. provakasyonda ırkçılar ve şeriatçılar kullanıldı. İsrail devletine kimse yerleşmek istemiyordu. Şimdi de istemiyor. Bir çok İsrail vatandaşı ülkelerini savaş nedeniyle terk ediyor. İsrail devleti bunu engellemeye çalışıyor. İşte 6-7 Eylül olaylarının arkasındaki gerçek de, İsrail’e vatandaş devşirmekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz olarak:&lt;br /&gt;Türkiye’nin başında bir Kürt sorunu var. Her iki ulustan da insanlar ölüyor. Bu sorun çözülmeli. Hükümet yeni bir demokratik açılımdan söz ediyor. Ama içeriği konusunda bilgi vermiyor.&lt;br /&gt;Türkiye bu sorunu çözmeli. Fakat eğer, “demokratik açılım” demek bölgedeki ABD çıkarlarını savunmak demekse bu açılım hem Türk halkına hem de Kürt halkına uzun yıllar sürecek acılar verecek demektir. Çünkü ABD kendi çıkarı dışında, ne Kürtlerin ne de Türklerin çıkarı için hiçbir şey yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4273104050139967310?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4273104050139967310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4273104050139967310&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4273104050139967310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4273104050139967310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/07/yalanlar-ve-gercekler.html' title='YALANLAR VE GERÇEKLER!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4589108026819671812</id><published>2009-07-01T12:03:00.000-07:00</published><updated>2009-07-01T12:04:45.952-07:00</updated><title type='text'>Honduras</title><content type='html'>Honduras'ta İttihak ve Terakkiciler (yani ABD) darbe yaptı! Yönetime el koyan ordu devlet Başkanını sürgüne gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçilmiş bir devlet başkanına yapılan bu darbe üzerine;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti Honduras ile her türlü ilişkisini kesti. Başbakan Tayip Erdoğan, "halkın iradesinin yok edilemeyeceğini" belirterek "Yeni başkanı hiçbir zaman tanımayacağız" dedi. Türkiye BM Güvenlik Konseyini acil olarak toplantıya davet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Honduras'taki gelişmelerden kaygı duyuyoruz. Ama korkulacak bir şey yok. Yargıya güvenmek lazım" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Barolar birliği ise yaptığı açıklamada, Honduras devlet başkanı Zelaya'nın pijamaları ile sınır dışı edilmesine sert tepki gösterdi. Baro yönetimi, uluslararası hukuk kurallarına göre başkanın elbiselerini giyme hakkı olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf Gazetesi darbeyi protesto etmek amacıyla sadece siyah beyaz olarak yayınlandı. Çongar ve Altan darbeyi planlayanın Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez  olduğunu ileri sürdü. Kanıt olarak da Chavez ile Honduras askeri yetkilileri ile yazışmaların olduğu  bir fotokopi yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD acil olarak Birleşmiş Milletleri toplayarak Honduras'ın darbecilerine karşı askeri yaptırım talebinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB ülkeleri, "biz demokrasiden başka bir rejim tanımayız" diyerek Honduras'ın seçilmiş demokratik  Başkanı Zelaya'dan başka kimseyi tanımayacağını belirterek Honduras'a karşı ekonomik yaptırım kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, "ordu yönetime el koymasaydı, Honduras'ta iç savaş çıkacak belki de binlerce insan ölecekti. Bu durumu iyi düşünmek lazım' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbetteki şaka bir yana, fakat bakın kimler darbecilere karşı çıkıp net tavır alıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venezuela Honduras'a petrol ihracını durdurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba Honduras darbecilerini tanımayı reddediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Honduras'ta Pazar günü gerçekleştirilen darbenin ardından ülke dışına çıkarılan Honduras Devlet Başkanı Manuel Zelaya, ülkesine dönmenin yollarını arıyor. Perşembe günü Honduras'a döneceğini açıklamış olan Zelaya'ya, bu yolculukta Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernández, Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa ve Amerika Devletleri Örgütü (OAS) sekreteri José Miguel Insulza eşlik edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler'den Zelaya'ya destek&lt;br /&gt;New York'taki merkezde Manuel Zelaya'nın da katılımıyla toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndan, Zelaya'ya destek kararı çıktı. Kurula sunulan karar taslağı, ülkenin meşru hükümeti ve Devlet Başkanı Manuel Zelaya'nın derhal koşulsuz olarak görevlerinin başına getirilmesini savunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurul'un olağanüstü toplantısının başlangıcında, karar taslağının şu ülkeler tarafından önerildiği açıklandı: Antigua ve Barbuda, Belize, Bolivya, Küba, Dominika, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Nikaragua, Dominik Cumhuriyeti, San Vicente ve Granadinler, Brezilya, Venezuela, Kosta Rika, Peru, Meksika, Şili, Uruguay, Arjantin, Paraguay, Suriye.&lt;br /&gt;(basından)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4589108026819671812?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4589108026819671812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4589108026819671812&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4589108026819671812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4589108026819671812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/07/honduras.html' title='Honduras'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1994482528336667487</id><published>2009-06-12T17:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-12T17:32:16.265-07:00</updated><title type='text'>Türkiye’de neler oluyor?</title><content type='html'>Ben Türkiye’de neler oluyor? Diye bir araştırma yaptım. Benim araştırmama göre kimse Türkiye’de neler oluyor? bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları Türkiye’de neler oluyor? bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde Türkiye’nin, ana muhalefet partileri, “yavru muhalefet” partileri de Türkiye’de neler oluyor? Bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Türkiye’deki komünist , sosyalist, sol partiler de Türkiye’de neler oluyor? Bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine, liberaller, dönek Marksistler, 2. Cumhuriyetçiler de, Türkiye’de neler olur? Bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bunlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Başkanı Obama da Türkiye’de neler oluyor? Bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine AB de, İsrail de Türkiye’de neler oluyor? Bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorlar, çünkü her görüşün yazılarına bakıyorum, çoğu yabancı kaynak göstererek Türkiye’de neler olduğunu tanımlamaya çalışıyor. Elbetteki Türkiye’dekiler ülkede ne olduğunu bilmezse yabancılar nereden bilecek ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi diyor ki, ABD, Obama ile birlikte “ılımlı İslam” projesinden vaz geçti. Başka bazı kimileri de Obama diğer İslam ülkelerine Türkiye’deki “ılımlı islamı” örnek gösterdi. Vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de yine kimse “Ergenekon” soruşturmasının nereye gideceğini bilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine KESK’e operasyon yapılıyor. Bazı üyeleri göz altına alınıp tutuklanıyor kimse onların neden tutuklandığını bilmiyor. Ne kadar tutuklu kalacağını da bilen yok. Şimdi onlar PKK yanlısı mı? Ergenekoncu mu? Diğer başka illegal bir örgüt üyesi mi? Bilen yok. Suçlama da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben onların bilmediğini biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de neler oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey olmuyor. Hiçbir şey olmadığı için de kimse Türkiye’de ne olduğunu bilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de bir şey olmuyor çünkü, Türkiye “ılımlı İslam” dan falan vaz geçti. Her şey 1980 öncesine döndü. Yine Türkiye’nin, büyük kentlerinde, üniversitelerinde polis ve ülkücüler sol görüşlülere saldırmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey rutin işlemlerine döndü yani. Tüm dünyada, 2003 yılı öncesi Türkiye’de olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu rutin işleri de biraz  açmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ABD, AB, İsrail gelmiş Türkiye’ye “Irak’a, Afganistan’a, Lübnan’a olası İran ve Pakistan savaşlarına asker vereceksin” diyor. Yine “Ermenistan sınırını aç” diyor, “Kıbrıs’tan vaz geç” diyor, “Trakya’yı Türkiye’den kopar AB’ye sok” diyor. Diyor oğlu diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal aptal mı? Bu isteklerini muhatabı olsun. Yine MHP Genel Başkanı Bahçeli aptal mı? Elbette değil. “Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olursa onu oradan indiririz” diyor sonra da onu Cumhurbaşkanı yapmak için 367’ye destek veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Genel Başkanı Tayip Erdoğan ise her şeye “tamam” diyor hiçbir şey olmuyor. Olsun, dünya liderlerinden sözünü tutmayan sadece Erdoğan değil ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Türkiye’de 29 mart yerel seçimler sonrası AKP kıyı kentlerini yitirdi, oy kaybetti ya, yani iyi kötü demokrasi işliyor ya, devlet yine rutin işlemlerine geri döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rutin işlemler ise gayet net ve açık. Ülkücüler devlet yanlısı, solcular ise devlet karşıtı. Böyle olunca polis ve ülkücülerin saldırıları solculara karşı sürecek demektir. Böyle olduğu sürece de korkulacak hiçbir şey yok demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi laikler şeriat geliyor diye korkmasın da fakat Başbakan’ın Davos çıkışı ne olacak? Başbakan Erdoğan Davos’ta İsrail’e hak ettiği yanıtı verdi. Hem de İsrail Devlet Başkanın karşısında. Tüm dünyada da büyük destek aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmak o kadar zor değil de, onlara rağmen hükümet olmak oldukça zor. Çünkü, hep söylenir, “Türkiye’de iktidarı ABD/İsrail belirler” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Türkiye’nin, Erdoğan’ın tek sorunu şimdilik bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla Erdoğan mayınlı bölgeyi İsrail’e 40-50 yıllığına vermek istiyor. İsrail’in elbetteki iştahı kabarıyor. Filistin’e bir geldiler, toprakların yüzde birine yerleştiler, yüzde 90’a yayıldılar. Şimdi aynı iştahları Türkiye için kabarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda Erdoğan’ı desteklemeye devam ediyorlar. Eeee CHP ve MHP aptal olmadığına göre ABD, AB, İsrail’in başka seçeneği kalmıyor. Erdoğan’ın sözlerine güvenerek, mayınlı topraklarının üzerine oturma düşleri görmeye devam ediyorlar, epey de edecek gibi görünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan mayınlı arazilerin İsrail’e verilmesinin olanaksız olduğunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Amaç İsrail’in biraz daha düş görmesini sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Türkiye’de hiçbir şey olmuyor. Sadece oluyor gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Hiçbir şey olmuyor derken; Ergenekon gerekçesiyle tutuklanıp beraat edebilecek kişilerden, yine aynı şekilde tutuklanan KESK üyelerinden özür diliyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1994482528336667487?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1994482528336667487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1994482528336667487&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1994482528336667487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1994482528336667487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/06/turkiyede-neler-oluyor.html' title='Türkiye’de neler oluyor?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6704770062353525124</id><published>2009-05-19T16:23:00.000-07:00</published><updated>2009-05-19T16:26:36.906-07:00</updated><title type='text'>SİVİLLER RAHATSIZ!</title><content type='html'>Genç olmayan, saçları beyazlamış bir sivil;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ergenekon diyoruz, toprak altında bir sürü silah- mühimmat buluyoruz, Cumhuriyet mitinglerine katılmayın katılırsanız, “darbeci. Ergenekoncu olursunuz” diyoruz. İnsanlar daha çok 17 Mayıs Tandoğan mitingine katılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan Saylan’ın darbeci olduğunu söylüyoruz, TV’lerde canlı yayınlar falan yapıyoruz ama insanlar Saylan’ın cenaze törenine akın akın gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu böyle olmaz. Acil olarak önlem almamız gerekir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyen genç olmayan sivil yapılmasını gerekenleri şöyle sıralıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GENÇ OLMAYAN SİVİLLERDEN ÖNERİLER!&lt;br /&gt;1- Ergenekon davası koyunları bile korkutamıyor. 17 Mayıs Tandoğan Mitingi, Türkan Saylan’ın cenaze törene bunlara kanıt. Ergenekon’dan vaz geçilmeli. Bunun yerine AKP’ye karşı olan her kurum yöneticilerine “Domuz Gribi” teşhisi konulsun. İnsanları Silivri Cezaevi yerine Ankara Devlet Hastanesi intaniye koğuşuna kapatılsın. (Bakın bakalım o zaman kitle desteği olacak mı?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Tandoğan Meydanı yıkılsın yerine gökdelen yapılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Anıtkabir’e giden bütün yollar yaya ve araç trafiğine kapatılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Cenaze törenlerine 4 kişiden fazla kişi katılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Türkiye’de ABD postalı dışında postal giyilmesi yasaklansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Deniz Baykal, Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk’u kene ısırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Tanrı Altan’ın batakhanesine fırıldak olmuş sosyalistler nasip etsin. Tanrı, Taraf’ı Oya Baydar gibi az döneklerden korusun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Doğan Gurubu Aydın Engin’e Nobel ödülü vererek maaşını artırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Ankara yerine Konya başkent yapılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Deniz kenarlarına duvarlar örülsün, insanların denizlerle ilişkileri kesilerek AKP’ye oy vermeleri sağlansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Bülent Arınç ve Başbakan Erdoğan’a karşı çıkan Manisa ve Antalya Türk vatandaşlığından çıkarılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- AKP’ye oy vermeyen seçmenler seçim kütüklerinden silinsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Buzdolabı, Çamaşır makinesı, Çekyat alıp da AKP’ye oy vermeyen Tunceli, köy yapılarak Konya’ya bağlansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Uğur Dündar kapatılan Kanal Biz’e transfer edilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- Doğan Medya gurubuna el konularak Albayrak’lara satılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16- Gecekondu evlerinde cüzzamlı hastalar bulunarak Türkan Saylan’ın kariyeri çizilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17- Kazılarda, el bombası, law silahı yerine, tank, savaş gemileri ve savaş uçakları çıksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18- Silah, araç, gereç ve mühimmat çıkan kazılarda İstanbul 10. Noteri hazır bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19- Deniz Feneri davasına Savcı Öz baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20- Taraf Gazetesi Resmi Gazete olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21- “1 Mayıs 1977’de buradan ateş edenler bulunsun” ama Marmaris ressamı Kenan Evren’e devlet itibarı devam etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22- Cumhuriyet Mitinglerine katılanlar Tehcir edilsin. Nereye mi? Akdenize!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23- TSK tasfiye edilerek yerine korucular getirilsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6704770062353525124?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6704770062353525124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6704770062353525124&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6704770062353525124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6704770062353525124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/05/siviller-rahatsiz.html' title='SİVİLLER RAHATSIZ!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2922102198479314056</id><published>2009-04-28T15:58:00.000-07:00</published><updated>2009-04-28T16:04:08.928-07:00</updated><title type='text'>AKP HÜKÜMETİ NEREYE KADAR?</title><content type='html'>Türkiye Paronaya mı görüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaş medya, Taraf yazarları, "86 yıllık Cumhuriyet parçalanacak korkusu neden?" diye soruyor ve bunun Paronaya olduğunu ileri sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten Türkiye Paronaya mı görüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklara gitmeden komşularımıza, yakın ülkelere bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan AB'ye alınarak yutulmuş. Yunanistan'da halk hareketleri artmış ve yakında AB'den çıkma eylemleri bekleniyor. Bulgaristan aynı şeklide.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yugoslavya param parça edilmiş. Devlet başkanları emperyalist zindanlarda katledilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’nın 4. gelişmiş ülkesi, Çekoslovakya yine ikiye bölünerek yutulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSCB param parça edilmiş. Bir kısmı AB’ye bir kısmı ABD-Nato'ya alınmış. Halkları kurtulmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afganistan işgal altında. Fakat Nato Afganistan'a girdiğine bin pişman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pakistan Nato saldırısı ile karşı karşıya. Aynı şekilde Suriye ve İran da öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak işgal edilmiş ve üç parça durumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD bölgeye gelmiş elinde BOP haritası. Bu haritaya göre 26 ülkenin sınırları yeniden çiziliyor. Haritaya göre Türkiye sınırları da küçülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda ülkesini seven yurtseverler, sosyalistler ülkenin bölünmesi riskini gündeme getirirse Paronaya mı görmüş oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı devleti 300-400 yıl, askeri gücü olmadığı halde milyonlarca kilometrekarelik bir coğrafyayı elinde tutmayı bildi. Bunu Avrupa devletlerinin dengelerini kullanarak becerdi. Osmanlı'nın uyguladığı dış politika sayesinde Avrupa devletleri Osmanlı'yı nasıl paylaşacaklarını bilemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer uygulama 2. dünya savaşında da uygulandı. Tüm Avrupa, Afrika, Asya'nın bir kısmı kan içinde kalırken Türkiye kendini bu savaşın dışında tutmayı bildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bilindiği gibi iki kutuplu bir dünya ortaya çıktı. Türkiye bu iki kutuplu dünyada yerini ABD yanında belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra SSCB ve sosyalist sistem dağıldı. Türkiye'nin yeni politikaya gereksinimi vardı. Onu da iyi kötü yürüttü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ABD'nin içine girdiği derin ekonomik kriz ve egemenliği kaybetme riskini görmesi sonucu 11 Eylül saldırısını gerekçe göstererek eski, gönüllü sömürgeciliğini sürdüremeyeceğini anlayarak, SSCB gibi gönüllü sönümlemeyi, küresel güç olmaktan vazgeçmeyi kabul etmeyerek, "Roma İmparatorluğunun kurallarını" uygulamaya kalktı. Bu kural kısaca şuydu, "dünyanın en büyük ordusu bende. İstediğimi yaparım. Ya bendensiniz ya da düşmanımsınız" vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD bölgesel çıkarları için İsrail devleti gibi yeni devletler kurmak istiyordu. Bu devletlerden birisi büyük Kürdistan ve sonraki hedefi ise büyük Ermenistan'dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen deneyimler sonucu elbette kendisini koruyacaktı. Devletin, ülkenin işgali, bombalanma, binlerce ölü, yaralı ve acılara karşı refleksi ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül saldırılarını gerekçe göstererek dünyaya kafa tutan ABD'ye karşı sadece ama sadece Türkiye "olmaz" dedi. Rusya, Çin, Fransa ve Almanya ve tüm diğer ülkeler ABD'nin her tür isteklerini kabul ederken, Türkiye 1 Mart Tezkeresini ret ederek dünyada ABD'ye hayır diyen tek ülke oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu sayede Eurovizyon'da birinci bile olduk.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP, ABD'nin çıkarlarını yerine getirmek üzere hükümet yapıldı. Ecevit hükümeti paldür/küldür düşürüldü ve Irak savaşı öncesine AKP hükümeti yetiştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, 1 Mart tezkeresinin geçeceğinden o kadar emindi ki, araziler satın almış/kiralamış hangar vb. inşaatlara başlamıştı. Asker dolu ABD gemileri Akdeniz'de Türkiye'ye giriş yapmak için tezkeresinin geçmesini bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordu o zamanlar bizim liboşlarımız? "Devlet memurlarına maaş veremez duruma gelir, ABD askerleri gemilerde, havasız ve sıcaktan bunalıyor" vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart tezkeresi geçmedi, hiçbir şey de olmadı. Fakat ABD bu olaya çok kızmıştı. Ama, "kubura süpürme kullan" işine geldi ve kullanmaya devam etti. Etmesine etti de ne isterse Türkiye "olmaz" dedi. Afganistan'a, Lübnan'a, Irak'a savaşçı birlik gönderilmedi, Suriye ve İran'a karşı ABD ile işbirliği sağlanamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu süreç yaşanırken, ABD Afganistan dağlarında Taliban'a teslim olurken, Irak çöllerinde patinaj yaparken, Rusya ve Çin ekonomisini düzeltti. Güney Amerika'da ABD karşı hükümetler iktidara geldi. Süreç ABD aleyhine işlerken tüm ABD muhalefeti ülkeler konumlarını güçlendirdi. Tüm dünyada, "demokrasinin beşiği" denilen ABD'ye karşı tepkiler arttı. ABD'nin demokrasinin Ebu garip, guatemala  demokrasisi olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı bilindiği gibi ABD imaj değiştirmek zorunda kalarak, zenci Obama'yı devlet başkanı yaparak, "iyi polis" rolü oynamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Türkiye ne yaptı, yerel seçimlerde AKP oylarını ciddi bir şekilde düşürerek, inişe geçirdi, "seçimle geldi, seçimle gidecek" mesajı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, "AKP hükümeti nereye kadar?" ABD'nin bölge için tehdit olmasının sona ermesine kadar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki onlar, yani ABD/AKP ne yapıyor? Ergenekon ile gidişatı tersine çevirmeye çalışıyor. Ama sizce başarılı olabiliyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye'nin tüm yer altı/ yer üstü zenginlikleri yerli yabancı holdinglere peşkeş çekildi. Cumhuriyet döneminin tüm kazanımları yandaşlara verildi. Kriz gerekçe gösterilerek bunalımın tüm yükü işçi, emekçi, köylü ve dar gelirlilere yüklenirken tekeller servetlerine servet katmaya devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmelere sosyalist parti ve demokratik kitle örgütleri seyirci kaldı. Eğer işçi ve emekçi çıkarlarını savunan sosyalist partiler halkın içinde yaşam alanları bulacak politikalar üretemezlerse, işçi, emekçi, dar gelirli ve köylü kesim, egemenlerin oyunlarının seyircisi olmaktan bundan sonra da kurtulamayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz komplo teorisi gibi oldu ama karar sizin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: 1. dünya savaşında Osmanlının sömürgeci geleneği ne oldu? Gibi sorulara karşı ise:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlının 1. dünya savaşında Almanya yanında savaşa girmekten başka seçeneği yoktu. Yoktu çünkü İngiltere, Fransa ve Rusya zaten Osmanlıyı parçalayıp yutmaya planlamışlardı. Hiçbir şey yapmadan parçalanmak yerine savaşarak büyümeyi tercih ettiler, başaramadılar. "Savaşarak küçüldüler".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2922102198479314056?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2922102198479314056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2922102198479314056&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2922102198479314056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2922102198479314056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/04/akp-hukumeti-nereye-kadar.html' title='AKP HÜKÜMETİ NEREYE KADAR?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3727548451456218576</id><published>2009-04-20T16:21:00.000-07:00</published><updated>2009-04-20T16:29:10.483-07:00</updated><title type='text'>"Gerçek Ergenekon Geyikleri"</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Aynı örgüt üyeleri!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Darbe tezgahı içinde olmak ile suçlanan ve hasta olduğu için gözaltına alınmayıp evi aranan Türkan Saylan, aynı zamanda türbanlı kız öğrencilere, hatta annesi bile türbanlı olanlara burs vermediği gerekçesiyle yandaş medya tarafından suçlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danıştay saldırısı davası Ergenekon ile birleştirilmesine karar verildi. Sanık Alparslan Arslan'ın duruşmada, 'Başörtüsünü yargılayanı keserim lan!' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi buyurun Saylan ile Arslan'ın aynı örgüt üyesi olarak yan yana yerleştirin bakalım? Ama ne bizi ne de, Arslan ve Saylan'ı aptal yerine koymadan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Her tür darbe &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kötüdür!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ordu yönetime el koysa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclisi fesh etse fakat AKP hükümetinin devamını istese, Cumhuriyet mitingleri başta olmak üzüre tüm mitingler, 1 Mayıs dahil, her grev vb. hak aramalar yasaklasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm üniversiteler başta olmak üzere her tür resmi kurumlarda türban serbest bırakılsa, Gülen Türkiye'ye davet edilerek Halife ilan edilse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm sosyalist örgütler, sendikalar, ADD, ÇYDD, TMMOB, CHP vb. örgütler yasadışı ilan edilerek üyeleri "yasa dışı örgüte üye olmak" suçlamasıyla içeri atılsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki darbe karşıtları acaba ne der?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Gülen, "ben darbelerle halife olmam" der mi? Yoksa, "Türkiye'deki 84 yıllık zulüm düzeni sona erdi. Artık Müslümanlar özgürlüğüne kavuştu" mu der?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbeye karşı çıkan türbanlı üniversite öğrencileri başlarındaki türbanı atarak darbeyi protesto mu eder yoksa üniversitelere türbansız giren kızların saçlarını mı yolmak ister?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki basın ne der? Karşı mı çıkar yoksa, "nerede kaldınız paşam mı?" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya liberal "aydınlarımız" ne der?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurun kararı siz verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Hukuka saygılı olmak:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon davasında AKP ne diyor? "Hukuka saygılı olmak lazım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki o zaman, Akın İpek'in ortak olduğu Bergama, Ovacık Altın Madeninde neden mahkeme kararları, Danıştay kararı uygulanmıyor? Bu hukuk başka hukuk mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kimler gözaltına alınmalı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ergenekon'un 12. dalgası sonrası yandaş medya köşe yazarlarında bir parçalanma yaşandı. Yandaş bir çok yazar, Türkan Saylan'ın evini aranmasını Ergenekon soruşturmasının sulandırılması olarak değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne yapmak lazım mış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaş köşe yazarları kimin gözaltına alınacağını yazarsa onları göz altına almak lazımmış. Yoksa Taraflı Altan gibi ABD ajanı bile ilan edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Şok şok haber:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;ÇYDD'nin burs verdiği en az on kişinin AKP listelerinden 29 Mart yerel seçimlerinde aday olduğu ortaya çıktı. Yüksek Seçim, İl Seçim ve İlçe Seçim kurullarının belgeleri ile kanıtlanan bu duruma göre ÇYDD'nin, yerel yönetimler için AKP'ye kadro yetiştirdiği kanıtlandı!!!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İki soru:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;1- Hiç kimse "kırk katır mı, Kırk satır mı?" sorusu ile karşı karşıya kalmak istemez. Ama ya peki kalırsa!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soru şu, "siz Şah döneminin baskıcı, faşizan rejimi ile mi, yoksa şimdiki mollalar İran'ın da mı yaşamak isterdiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- benim savunduğum siyasi düşünce hiç hükümet, hükümet ortağı olmadı. Bırakın bunları TİP hariç meclise bile giremedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat biz örneğin her yaptığımız mitingde, "hükümet istifa" gibi sloganlar attık, devrim filan yapmaya kalktık. Bu durumda biz meşru hükümeti devirmek amacıyla darbeci, yasadışı bir örgüte mi hizmet etmiş olduk?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3727548451456218576?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3727548451456218576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3727548451456218576&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3727548451456218576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3727548451456218576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/04/gercek-ergenekon-geyikleri.html' title='&quot;Gerçek Ergenekon Geyikleri&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8831479880480912645</id><published>2009-04-13T16:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-13T16:41:17.073-07:00</updated><title type='text'>“Faşizme Geçit Yok”</title><content type='html'>Erdoğan hükümeti, yerel seçimde, %47 ve üzerinde bir oy almayı hedefledi. Bunun için, her tür devlet olanakları kullandı. Kömür, yardım paketlerinin üstüne, beyaz eşya filan da dağıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer AKP hükümeti %47 ve üzerinde oy almış olsaydı, başta anayasa değiştirilerek, ılımlı islama giden yol açılmış olacak ve AKP hükümeti yeni anayasa ile birlikte kalıcılaşacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat her şeye karşın, her tür yardım, vaat ve tehditlere karşın AKP ciddi biçimde oy kaybetti. Artık AKP’nin anayasayı değiştirmek, ılımlı islama geçmek için halk desteğinin olmadığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet tarihinde, haklı/haksız hiçbir hükümet Ergenekon kapsamında böylesi, ülkenin proflarını, ordu komutanını, üst düzey subaylarını, aydınını, gazetecisini vb. göz altına almamıştı. Gerekçesi ne olursa olsun, hiçbir hükümet dengelerle böyle oynamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti bu dengeleri bozdu. Fakat kendileri de iyi biliyor ki hükümetten düştükleri anda, yaptıklarının faturasının kendilerine kesilecek. 29 mart yerel seçimlerine kadar AKP hükümetinin oyları sürekli arttı. Fakat yerel seçimler sonrası kan kaybeden AKP bir sonraki genel seçimlerde iktidardan düşme kabusları görmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte 12. dalgayı böyle değerlendirmek gerekiyor. İktidardan giderlerse sonlarının karanlık olduğunu düşündükleri için iktidardan düşmemenin hesapları yapılıyor. Ya bir genel seçim olmayacak, ya genel seçimlere girecek başka parti olmayacak ya da sonuçlar ne olursa olsun yani halk kime oy verirse versin AKP tek başına iktidar olacak oyu almış olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anti demokratik yönetimler sadece bize özgü değil elbette:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihte Almanya’dan ünlü sözler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk önce komünistleri götürdüler, karşı koymadım, ağzımı açmadım, çünkü ben komünist değildim. Sonra sosyal demokratları götürdüler. Ona da ağzımı açmadım, çünkü ben sosyal demokrat da değildim. Daha sonra Yahudileri alıp götürdüler. Yine bir şey söylemedim, ağzımı açmadım, çünkü ben Yahudi de değildim. Bir gün Çingeneleri götürdüler. Yine ağzımı açmadım, çünkü ben Çingene de değildim. Sonra liberalleri alıp götürdüler, hiçbir şey söylemedim, çünkü ben liberal de değildim. Ve bir gün beni almaya geldiler. Hiç kimse karşı koymadı. Çünkü ağzını açacak, karşı koyacak hiç kimse kalmamıştı.”(Bu sözler, ALMANYA’da bir baskı ve korku döneminin, herkesin gözü önünde, nasıl yavaş yavaş oluşturulduğunu, olağanüstü biçimde anlatıyor. Toplama kampından kurtulan bir profesör ya da bir kilise temsilcisi tarafından söylendiği ileri sürülüyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ise komünistlerden başlamadılar, belki onları yeteri kadar tehdit unsuru görmüyorlar, Atatürkçülerden başladılar. Yani iktidarlar için en tehlikeli olan aktif kitleden, Cumhuriyet Mitingleri düzenleyicilerinden yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laikler bittiği zaman sıra komünistlere, liberallere filan gelecek o zaman onların hakkını savunan kimse kalmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de komünist ve sosyalist partiler ne yapıyor? Sadece ve sadece izliyorlar. Neyi? Sanırım sıranın kendilerine gelmesini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki sendikalar ne yapıyor, aynı akşam itibari ile, DİSK, KESK, HAK-İŞ 1 Mayıs’ın nerede kutlanacağını tartışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında eğer kitle ezdirmeyecekse Taksim’de kutlansın, ama kitle ezdirilip katılımın düşmesi isteniyorsa, geçen yıl gibi, buyurun Taksim’e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir örgüt kitlesini ezdirmez, yerlerde süründürmez. Ama onlar gerçekten de bağımsız birer örgütse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. dalga yolda!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaş medya 13. dalganın siyasilere yöneleceğini işaret ediyor. TBMM çatısı altında, dokunulmazlık zırhı altında olduklarını sananlar rüya görmesin, bir gece oylamasında dokunulmazlar kalkar ve kapıdaki güvenlik güçleri onları yaka paça götürür. (neymiş Anayasa Mahkemesine giderlermiş, giderler belki de ama önce başka yere giderler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbelerden medet umanlar derin uykularından uyansın, Almanya’da Naziler iktidara geldiğinde ordu nazi partisinin en büyük destekçisi olmuştu. Yapılacak tek şey, Cumhuriyet Mitinglerini yeniden örgütlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel seçimlerden yeni çıkmış Türk halkı oldukça aktiftir ve morali yüksektir. CHP istediği anda milyonluk mitingler yapabilecek durumdadır. Ama CHP Genel Başkanı Baykal olduğu sürece bu da bir hayal olmaktan öteye geçemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi, komünist, sosyalist partiler, haydi sendikalar, sivil toplum örgütleri Ergenekon yanlısı suçlamasından korkmadan, “Faşizme Geçit Yok” sloganları ile alanlara!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz 29 mart yerel seçimlerinde, son olarak mı oylarımızı kullandık yoksa sondan bir önceki mi???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8831479880480912645?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8831479880480912645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8831479880480912645&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8831479880480912645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8831479880480912645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/04/fasizme-gecit-yok.html' title='“Faşizme Geçit Yok”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6458047040410343995</id><published>2009-04-09T17:30:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T17:53:43.430-07:00</updated><title type='text'>“Gerçek Darbe Günlükleri -I-"</title><content type='html'>Biz karar vermişsiz iktidara el koyacağız devrim yapacağız yani. Halkın oyları ile seçmiş olduğu “demokratik/meşru” hükümeti devirerek yönetime el koyacağız. Hangi iktidar devireceksiniz derseniz? CHP ve MC hükümetlerini. Tabi o zaman şimdiki gibi yalaka liberallerimiz, dönek Marksistlerimiz olmadığı için kimse bizi darbeci olarak suçlamıyor. Göğsümüzü gere gere dolaşıyoruz, “devrimciyiz” diyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bunun için, ulusal demokratik güçlerin güç ve eylem birliği gereklidir” diyor Baydar ve Engin. Biz de Ulusal Demokratik Cephe’yi kurmaya çalışıyoruz. “Yaşasın UDC” filan diyoruz. Sapına kadar ulusalcıyız, sapına kadar sosyalistiz yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize ne gerekli biliyoruz, aktif kitlenin çoğunluğu. Biz de oldukça aktifiz yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oya Baydar ve Aydın Engin diyor ki; “önemli olan aktif kitledir, bu ülke nüfusunun yüzde beşi bile olabilir, aktif kitleyi kazandığınız zaman siyasi iktidarı ele geçirebilirsiniz. Seçimler bir burjuvazi kandırmacasıdır. Halkımız, burjuvazinin iletişim araçları, medya olanakları ile yanlış bilgilendirilmekte ve işçi sınıfının kendi sınıf çıkarlarını görmesini engellemektedir. İşçi sınıfı iktidarı ele geçirip proletarya diktatoryasını kurduktan sonra halkın gerçek çıkarlarını savunacak ve komünizmde gerçek halk demokrasisi gerçekleşecektir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi siz diyeceksiniz ki; “Oya Baydar ve Aydın Engin bunları savunmuyor ki?” doğrudur şimdiki Baydar ve Engin tam tersini savunuyor. Ama siz bunlara inanmayanı bunlar, çakma, Oya Baydar çakma, Aydın Engin çakma. (sahte yani)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani Aziz Nesin vardı. Ateistti. Bir gazeteci ona sormuştu; “peki şimdi siz ateistsiniz fakat daha ileriki yaşlarda dine dönerseniz ne olacak?” Nesin bu soruya, “ben şimdi aklım başımda iken konuşuyorum. Yaşlandığım zaman farklı konuşursam bilin ki kafayı kırmışım, o zaman beni ciddiye almayın” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baydar’ı da Engin’i de böyle değerlendirin işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz şimdi halkı bilinçlendirip, aktif kitlenin çoğunluğunu sağlayacağız. Bunun için propaganda çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. En iyi propaganda çalışması, bildiri, korsan miting, legal miting, afişler filan. Fakat 1980 öncesi öyle billboardlar filan yok. İnşaatlar var onların etrafını çeviren tahta çitler, elektrik direkleri veya düz olan ne varsa oralara afişlerimizi yapıştırıyoruz. “İleri Demokratik Bir Düzen”, “Yaşasın sosyalizm”, “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi” filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama öyle propaganda yapmak kolay değil. Emniyet izin vermediği için gece afişlemeye çıkıyorsunuz her tarafı afişlerle donatıyorsunuz. Sabah kalkınca bir bakıyorsunuz ki sizin afişlerin üstünü bir başka siyasi örgüt veya ticari bir firma reklam amacı ile örtmüş. O zaman ne yapmak lazım? Afişleri korumak. Afişleri yapıştıranlar gidiyor bu sefer koruma birlikleri geliyor afişlerin üstüne başkalarının afiş asmasını engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle halkı bilinçlendirip, aktif kitlenin çoğunluğunu sağlamak o kadar kolay değil yani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biz aktif kitlenin çoğunluğunu kazanmaya çalışırken, bunda da yol alırken bir de baktık birileri bizden önce iktidarı ele geçirmek istiyor. Adamlar alenen darbe yapacaklar. Hem de öyle aktif kitlenin çoğunluğunu filan sağlamadan. Emir komuta içinde ordu marifeti ile darbe yapacak. İş sakat yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, “İleri demokratik Düzen”den filan vazgeçip var olanı korumaya çalışıyoruz. “Faşizme Geçit Yok” falan diyoruz ama bizi dinleyen kim! Hani şimdi demokrasini erdemi üzerine, en kötü demokrasi en iyi darbeden iyidir filan diyenler, darbelerin ne kadar kötü olduğu üzerine yazılar yazanlar var ya, şimdiki medyada köşe başlarını tutanlar hepsi olmuş darbeci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP’liler, ÜGD’liler açıkça yazamadıklarını kimsenin göremeyeceği hela kapılarına, “bir gece ansızın gelebiliriz” yazıları yazıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim solcu arkadaşlarda kuyruğu dik tutmak adına, bu yazıların altına, “sakın geç kalma erken gel” yazılarını yazınca darbeciler de erkenden geldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye 12 Eylül sabahı kapkaranlık uyandı. Ülkemize “demokrasi” gelmişti yani! Şimdiki Irak’a gelen demokrasi gibi. ‘Our Boys’lar başarmıştı yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes karanlık uyandı da biz daha karanlığın, “demokrasi”nin farkında değiliz. 10 Eylül 1920 yılında kurulan TKP’nin kuruluş yıldönümü ile ilgili afişleri yapıştıracağız. Banyoda tutkalları hazırladık, afişleri paylaştık filan. Saat 06.30 gibi binadan çıktık. Çıktık çıkmasına da daha köşeye gelince bir baktık askerler devriye geziyor. Onlara görünmeden hemen geriye döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi “demokrasi” geldiğinin farkında değiliz hala. Daha önce de zaman zaman askerler geliyor ana caddede böyle devriye geziyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta iyi anımsıyorum, bizim komşumun 3 tane çocuğu vardı, iki kız bir oğlan en büyük kız lise bire diğerleri ortaokula gidiyorlardı. 3’ü de İLD’ye üye olacaklardı ama yaşları tutmuyordu. Neyse, bir gün bunlar tutmuş bir şeyi protesto etmeye kalkmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki söz konusu olan ana yola çıkmışlar, bir tane teneke çay kutusunu sarmışlar, bomba süsü falan vermişlerdi. Bir tane de otomobil lastiğini yuvarlaya yuvarlaya getirdiler. Sahte bombayı yolun bir tarafına koydular. Yolun öbür tarafına da otomobil lastiğini. Biri kibrit çaktı lastik tutuştu. Birisi de havaya uçtu uçtu attı. Ana yoldan geçen araçlar lastik ile sahte bomba arasından filan geçiyorlar ama trafikte oldukça sıkıştı yani. Neyse bizim üç genç (çocuk yani) slogan filan da atarak kaçtılar, gittiler. Lastik bir yandan yanıyor, bir yanda sahte bomba duruyor, araçlar ikisinin arasından geçiyor. Derken iki cemse asker geldi. Askerler sağda solda mevzi aldılar, devriye geziyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlerin başındaki komutan önce “bomba”ya gitti. Bir baktı bir boka benzetemedi herhalde bir tekme vurdu. Teneke çay kutusu fırladı kaldırıma gitti. Ama öbür tarafta lastik yanmaya devam ediyor. Tuttu aldı onu çöp varilinin içine atıp kapağını kapattı. Yol tamamen açılmıştı. Komutan biraz bekledi sonra tuttu çöpün kapağını açtı. Kapağı açmakla birlikte komutanın yüzü başta olmak üzere kapkara bir duman etrafı kapladı. Küfür eden komutan kapağı tekrar kapattı. Bu durum bir kaç kez tekrarlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün o eylem yapan orta okul öğrencisi olan erkek çocuğu gördüm, “her ikisi”, “her ikisi” diyerek misket oynuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, biz yine böyle bir eylem oldu asker geldi sandık, bekliyoruz gitsinler de biz de afişlerimizi yapıştıralım. Bizim balkondan görülüyor, ara sıra bakıyoruz askerler gitmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim İbo, erken kalktığı için uykusunu alamamış, tuttu, “ben uyuyorum askerler gidince beni kaldırın” dedi. Vurdu kafayı uyudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbo’nun da evde bir arkadaşı var, siyasi filan değil, tesadüfen o gece bizde kalıyor, Sadi. Baktık Sadi bizim İbo’yu uyandırmaya çalışıyor, “kalk İbo kalk” diyor, “kalk devrim oldu” diyor. İbo başını kaldırıyor, “ne devrimi” lan diyor, “bizden habersiz devrim olur mu?” diyor. Sadi, “valla oldu, valla” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğerse o gün ülkeye “demokrasi” geldiği için sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş. Bizim evde TV ve radyo olmadığı için bizim haberimiz yok. Sadi balkondan etrafı seyrederken bir çocuk görmüş sokakta geziyor, karşı balkondan bir kadın, “oğlum ihtilal oldu, sokağa çıkma yasağı var, evine git, askerlere seni yakalar, götürür” deyince bizim Sadi’de sanmış devrim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse sonuçta ülkeye “demokrasi” geldiğini anladık. Hemen önce tutkallar döküldü sonra da termesifonda afişler yakılmaya başlandı. Ama biz de afiş çok yak yak bitmiyor. Bizim termesifon oldu ateş gibi. Sular da kesik. Bereket küvette su var. Başladık küvetteki suyu termesifonun üstüne dökerek onu soğutmaya çalışıyoruz. Bir yandan da afişleri yakmaya devam ediyoruz. Neyse sonuçta hepsini yaktık. Sonra sıra geldi evdeki kitap, dergi, broşür, bildiri filan ne varsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epey yorulmuştuk ama “demokrasi”ye zararlı ne varsa imha etmeyi başarmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aklımıza geldi sokaklarda ne var diye bir bakalım dedik. Balkona çıktık, bir baktık sıcak 12 Eylül günü olmuş Ocak-Şubat ayı gibi, Ankara’nın üstünde kapkara bir bulut. Kış değil kıyamet değil, bu pis hava nereden geldi merak ettik. Meğerse her ev yakacak bir şeyler bulmuş, sobaları, kaloriferleri harıl harıl yanıyor, her evin bacası tütüyor yani. O gün tüm Ankara “demokrasi”ye zararlı her şeyden kurtulmuş oldu, Ankara artık “özgürleşmişti”!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama dedik, ülkede demokrasi güçleri var, medya var. Onlar, bu meşru hükümete karşı yapılan darbeye karşı çıkarlar. Gazeteleri aldık bir baktık, hepsi esas duruşa geçmiş, “emredin komutanım” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi neymiş, “Doğan Medya gurubunun bu tavrı varken darbe yapılamazmış” zavallılarım benim. Bir darbe olsa Doğan Medyanın atacağı manşeti ben size söyleyeyim, “Nerede kaldınız Paşam?”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bazıları diyor ki, “artık sadece TRT yok ülkenin her tarafında medya var, bunları nasıl kontrol edebilirler”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklayayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz gazeteyi pazartesi günleri çıkarıyoruz. Bir gün bir baktım kapıda iki tane inzibat, kolluklu, görevli filan. Eyvah dedim boku yedik, darbe mi oldu ne? Bizi götürecekler galiba. Ama yine de bozuntuya vermiyoruz. İnzibat, “gazeteden bir tane almaya geldim” dedi. Rahatlamıştık. Neyse, gazeteyi haftalık çıkarıyoruz, her hafta pazartesi günleri iki inzibat geliyor bir adet gazete alıyor gidiyor. Götürülme tehdidi yok ya biraz diklenelim dedim, “kim istiyor bu gazeteyi?”. “Garnizon komutanı albayım” dedi. Bir süre daha geçti, ben biraz daha dikleniyorum, gazete filan vermemeye kararlıyım yani. Ama sıkıyorsa anlat inzibata, emir almışlar, alıyor gazeteyi gidiyorlar, ilçede ne kadar gazete çıkıyorsa topluyorlar. Bir gün dayanamadım, “bakın dedim siz albaya bir şey söyleyemezsiniz ama hiç olmasa çavuşunuza filan söyleyin albayınız hiç olmazsa parasını versin abone olsun da öyle gazete verelim” dedim de dinleyen kim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani “darbe yapacakların medyayı kontrol etmeleri mümkün değil, doğan Medyayı ikna edemediler” diyorlar ya onlar ya bir bok bilmiyorlar ya da sizi kandırmaya çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gerçek Darbe günlükleri” sürecek…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6458047040410343995?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6458047040410343995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6458047040410343995&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6458047040410343995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6458047040410343995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/04/gercek-darbe-gunlukleri-i.html' title='“Gerçek Darbe Günlükleri -I-&quot;'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6236304016165071892</id><published>2009-04-05T16:04:00.000-07:00</published><updated>2009-04-05T16:12:36.368-07:00</updated><title type='text'>Nasıl başarabiliyorlar?</title><content type='html'>AKP hükümeti, tüm gelmiş geçmiş hükümetlerden daha özelleştirmeci, daha piyasacı çıktı. Cumhuriyet tarihinin tüm kazanımları, yerli yabancı tekellere peşkeş çekti, çekmeye de devam ediyor. Özelleştirme sonucu onbinlerce insan işini kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım bilinçli bir şekilde yok edildi. Kırsal kesimde yaşayanlar perişan durumda. Orta kesim, esnaf banka kredileri ile bunalmış durumda, onbinlerce küçük işletme kapandı, kapanmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı mağdurları milyonlara ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her alanda büyük bir baskı yaşanıyor, herkes dinleniyor, hükümet holding medyasına bile tahammül edemiyor. Tekelci burjuvazinin bir kanadı bile hükümeti eleştiremiyor, maliye uzmanlarının incelemelerinden korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüne üstlük ekonomik kriz sonucu, başta tekstil sektörü olmak üzere bir çok sektör battı. Yüzbinlerce işçi bu kriz yüzünden işsiz kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefet ise hükümetin ekonomik icraatlarına itiraz etmiyor. Onlar da özelleştirmeyi, IMF reçetelerini savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların karşısında, karşılarında hiçbir rakip, burjuva partisi, sosyal demokrat parti vb. olmayan sosyalist partiler nasıl oluyor da oylarını artıracağına, halka umut olacağına oylarını düşürmeyi başarabiliyorlar? Sanki insan, o partilerin formatlarının oylarını artırmaya değil de azaltmaya yönelik olarak atıldığını düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de, küçük sosyalist yapıları ve legal olmayan örgütleri bir kenara bırakarak, seçimlere giren üç partinin konumunu değerlendirecek olursak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- EMEP&lt;br /&gt;2- ÖDP&lt;br /&gt;3- TKP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emep, seçimlere hangi sloganla girdi, kitlelere ne önerdi öğrenmek pek mümkün olmadı. Bu parti seçim sonuçlarını değerlendirirken kendi başarı ve başarısızlığını bir kenara bırakarak DTP'nin başarısından söz ediyor. Kısaca Emep Türk ve Kürt emekçilerini, sosyalistlerini unutmuş Kürt milliyetçi hareketinin arkasına takılmış durumda. Kürt oyları ile milletvekili düşleri bile gördüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖDP, bu partinin de nasıl bir kampanya ile seçime girdiğini bilen yok. Parti kendi içinde ikiye ayrılmış durumda. Liberaller ve sosyalistler olarak. Olağanüstü kongre yaptılar az farkla sosyalistler kazandı. Yakında olağan kongreleri var. O zamana kadar da politik bir tavır takınmaları beklenmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP, bu üç parti içinde görüşleri en net olan parti. AB'ye karşılar, Ergenekon konusunda ise; darbeci Kenan Evren devlet katında en üst düzeyde itibar görürken, darbeci diye bir takım insanların gözaltına alınmasını, muhaliflerin sindirilmesi, toplumun üstüne bir korku tohumları ekilmesi olarak görüyorlar ve AKP'nin demokrasiye değil ülkeyi Osmanlı'ya götürdüğünü belirtiyorlar. Zaten seçim kampanyalarını da bu temel üzerine kurdular. "Ya Osmanlı, ya Sosyalizm"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki TKP en gerçekçi değerlendirmeyi yaptığı ve seçim politikalarını bu politika üzerine oturttukları halde oyları neden düştü? (%0.24'den %0.20'e)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu partiler hiçbir örgütsel çalışma yapmasa, hiçbir bildiri, miting, yayın organı filan çıkarmasa, oturdukları yerden 12 Eylül mağdurlarını, onların anne-babalarının, çocuklarının filan adreslerini alsa onlara şöyle bir mektup gönderse; "Sayın …. Şimdi çok değişik politik konumlarda yaşıyor olabilirsiniz fakat geçmişini unutacak mısın? Sana kan kusturanları af mı ediyorsun, bakın sayın bay/bayan onlar sizin çocuğunuza sizin anne/babanıza, günlerce işkence yaptı siz kızınızın/oğlunuzun, anne/babanızın çektiği bu işkenceleri unutabilir misiniz? Şimdi yapabileceğiniz bir şey var. İl Genel Meclisinde bize oy verebilirsiniz…. Vb.)&lt;br /&gt;Sadece bu çalışma bile bu sosyalist partilerin oylarını 2/3 kart artırabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP'nin kampanyasına bakacak olursak; "AKP ve CHP düzen partileridir. İkisi de özelleştirmeci, piyasacı partilerdir. Bu anlamda bu iki partiye oy yok" bu çerçevede TKP, örgütü olan kentlerde ya aday çıkardı ya da ortak adayları destekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kampanya komünist partiler için en doğru bir kampanya olarak görülebilinir. Fakat Türkiye gerçeği bu değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de yaşayan insanlar, yaşam alanlarının daralmakta olduğun gördüler. Daha önce yaşadıkları gibi yaşayamayacaklarını, sakallı, takkeli, çarşaflıların yaşam alanlarına ve davranışlarına müdahale edeceklerini gördüler ve bundan alabildiğince korktular. Özellikle, yaşam alanlarını en özgürce kullanabilen insanların yaşadıkları deniz kenarlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet CHP'de AKP'de piyasacı ve özelleştirmeci. Ama, örneğin Kılıçdaroğlu ile Topbaş ikisi de özelleştirmeci ve piyasacı derseniz doğru söylemiş olursunuz ama bu doğru hiçbir işe yaramaz. Topbaş'ın seçimi bir kez daha kazanması İstanbul için bir kabustur. Belediyeler günümüz Türkiye'sinde karanlığın yuvası, dinci hareketlerin finans merkezleri durumuna geldikleri gibi, insanların yaşam biçimlerini de yavaş yavaş olsa da değiştirmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda yapılmış olan bu yerel seçimlerde, TKP her il ve ilçe örgütüne insiyatif tanıyarak, CHP veya DSP adayı, bağımsız vb. adayları destekleme veya aday çıkarma konusunda yetki vermeliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde parti politik yaşam içinde yer bulabilir ve oylarını artırabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP aday çıkarmasa nasıl bir seçim kampanyası yürütecekti? Diye soranlar için ise yanıt basit İl Genel Meclisi adaylarınla istediğin kadar kampanya yürütebilirdin. Hiçbir "sol" kesimden de tepki görmez, tersine destek görebilirdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak:&lt;br /&gt;Baykal, CHP hep şunu söyledi, "oylarını küçük partilere verme, bize ver şeriat geliyor" ilerici insanlar oylarını CHP'ye vere vere AKP'nin oyları arttı. %47'lere kadar çıktı. Ama bu genel seçimlerde idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok belde de, ilçede, kentte CHP veya DSP'den aday olan, Osmanlı'ya karşı, Padişahlığa karşı sayısız aday çıktı ve bir kısmı seçimleri kazandı. En azından deniz kenarlarında yaşayan insanlar yaşam alanlarının daraltılması riskinden kurtuldu. Bunun yanında, Erdoğan'ın padişah özlemi, yeni bir anayasa özlemi de şimdilik hayal oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de yine bay /bayanlar şortlarla gezebilecek, kızlar erkek arkadaşları ile elele dolaşabilecek, yine insanlar kordonda köpeklerini gezdirebilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz olarak:&lt;br /&gt;Eğer örneğin İstanbul'da Büyük Şehir Belediye seçimlerinde bin tane oyum olsa idi bir tanesini bile TKP'ye adayına atmazdım. Yine İstanbul'da il Genel Meclisi seçimlerinde bin tane oyum olsa bir tanesini bile CHP-DSP'ye atmaz hepsini TKP'ye atardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6236304016165071892?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6236304016165071892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6236304016165071892&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6236304016165071892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6236304016165071892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/04/nasl-basarabiliyorlar.html' title='Nasıl başarabiliyorlar?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2538079514132893232</id><published>2009-03-21T17:36:00.000-07:00</published><updated>2009-03-21T17:40:08.307-07:00</updated><title type='text'>“M. Balbay’ın Günlükleri”</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde internet Hürriyet Gazetesinin ilk sayfasında şöyle bir haber vardı, “Aliağa Emniyet Müdürlüğünde patlama, 1 polis şehit” merak edip haberin devamını tıkladım. Haber şöyle, “Aliağa Emniyet Müdürlüğünde bir balıkçıdan elde edilen patlayıcının mahkeme kararı ile imha edilmesi kararından sonra, emniyette polis memuru, bilmem kim, patlayıcıyı götürmek isterken elinde patladı. Polis memuru ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin devamı bu. Ama ilk sayfada polisin şehit olduğu yazıyor. Aşağıda ise okuyucu yorumları var, birisi, “Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dileriz”,  diğeri, “ruhu cennet mekan olsun” vb. diye yorumlar sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var bunda diyebilirsiniz, herhangi birileri saçmalamış. Ama saçmalayanlar, gazetenin “kadrolu” yorumcuları. Yani devamlı yorum yapıp oy alanlar filan. Yani haber okunmadan manşete bakılarak yorumlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuzla ilgisi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın, günlükleri Doğan Medya gurubundan, &lt;a href="http://www.tempo24.com.tr/"&gt;http://www.tempo24.com.tr&lt;/a&gt; de yayınlandı. Bundan sonra başta AKP medyası olmak üzere herkes bu konuda yorumlar yazmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yayınlanan bu anılar Balbay’a mı ait? Eğer Balbay’a aitse yayınlananlar günlüklerin tamamını mı oluşturuyor? Bazılarına göre günlükler çok daha uzun ama birileri bu günlüklerin sadece ordu/subaylarla olan ilgili kısımlarının servis edildiğini söylüyor. Eğer böyle ise bile ordu/subaylar ile ilgili kısımlarda çıkartmalar yapılmış mı? Bilinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, günlüklerin tamamen Balbay’a ait olduğunu ve herhangi bir çıkartma/çarpıtma vb. şeyler olmadığından yola çıkarak var olanı değerlendirmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlükte hiçbir yerde darbe planına rastlamadım. Günlüklerin ana temasını Şener Eruygur oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlüklerde öz olarak şunlar var; ülke ciddi biçimde geriye doğru gidiyor, yani şeriat devletine. Kıbrıs’ta tüm haklarımızdan vazgeçiyoruz. Türkiye, ABD planı ile bir bölünmenin içine sokulmaya çalışılıyor, AKP hükümeti de bu planın içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca bu noktalarda ne yapabiliriz? Tartışması var. Ama hiçbir yerde darbe yapacağız yok. Tersine artık günümüzde darbelerin yapılamayacağından falan söz ediliyor. Amaç AKP hükümetine karşı ne yapabiliriz, nasıl bir yapı kurabiliriz, bizim yanımızda kimler yer alır, kimler yer almaz, medya kimden yana filan konular tartışılıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlükte, “bu medya ile darbe yapılmaz” diye söz ediliyor. Darbenin medyaya gereksinimi olmaz ki! Yaparsın darbe medya esas duruşa geçer, örneğin Taraf Gazetesi ya kapanır ya da, “emredin paşam” gibi manşetlerle çıkar. Çıkmaz mı? 12 Eylül’de tüm gazeteler nasıl çıktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe yapacak adamlar böyle, ordu dışı kişilerle günlerce tartışma da yapmaz. Zaten Eruygur emekli olacağından filan söz ediyor. Yani devlet başkanı filan olmaktan söz eden yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de neymiş? Mustafa Özbek’in sendikasının darbe için 8 trilyonu varmış oysa günlükte 8 trilyon şöyle geçiyor, “tüzüğümüze göre 8 trilyonun %40’ı kadar herhangi bir şirkete (gazeteye) ortak olabiliriz” yani muhalif bir darbeye değil gazeteye kaynak aktarabileceğinden söz ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, komutanların, gazetecilerle, patronlarla, sendikacılarla böylesi toplantılar yapması yasa dışı mı? Bana göre hayır, görevi ne olursa olsun herkes ülke sorunlarını değişik çevrelerde tartışmalı, görüşlerini kamuya kapalı alanlarda tartışmaya açmalı emekli olunca da ADD gibi bir sivil toplumuna veya, sağ veya sol partilere üye, yönetici filan olabilmeli. Yeter ki var olan yetkilerini kötüye kullanmasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu subaylar yetkilerini/güçlerini hiç kötüye kullanmamışlar mı? Kullanmışlar. Zaten günlüklerde de geçiyor, 19 Mayıs, 23 Nisan gibi günlerde Genel Kurmay’ın basın açıklamalarında laiklik vurgusu yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir de darbe ile ilgili çarpıcı bir kesit var, paşa çeketini çıkarmış onunla görüşmeye gelenler, “ne o paşam neye soyundunuz?” diyerek espri yapmışlar. İşte darbeyi çağrıştıran  en keskin bölüm bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, günlüklere göre, Tuncay Özkan’ın genç ama güvenilir olmadığı, Gürbüz Çapan’ın karanlık ilişkileri olduğu, Cumhuriyet gazetesinin ondan uzak durması gerektiği söz ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet işte benim günlüklerden okuduklarım bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kimileri günlükleri, “Darbe Günlükleri” olarak lanse ederse herkes de Aliağa’daki olay gibi, “Allah rahmet eylesin, ailesinin başı sağolsun” filan diyebilir. Tabi bunlar iyi niyetli olanlar, diğerlerini zaten saymıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2538079514132893232?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2538079514132893232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2538079514132893232&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2538079514132893232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2538079514132893232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/03/m-balbayn-gunlukleri.html' title='“M. Balbay’ın Günlükleri”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8819483907297454861</id><published>2009-03-19T18:14:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T18:20:37.129-07:00</updated><title type='text'>“ISSIZ ADAM”</title><content type='html'>Çağan Irmak, 1970 doğumlu yönetmen ve senaryo  yazarı. 6 tane uzun metrajlı filmi var. Ama ben onu, “Babam ve Oğlum” ile “Issız Adam” filmlerinden tanıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım benim gibi bir çok insan da bu iki filmi izlemiştir. Fakat ben yine de bu iki film hakkında kısa bilgiler vermek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam ve Oğlum; duygusal bir film, düşünceleri uğruna baba evine terk eden ve 12 Eylül zindanlarında kansere yakalanan ve ölümü kaçınılmaz olması nedeniyle baba evine geri dönen ve oğlunu babasına emanet etmek isteyen bir adamın öyküsü. Gözyaşlarına boğulduk. Gerçi film, 12 eylül dönemini çok iyi yansıtmış olsa da solcu/devrimci olmak demenin, işkence, hapis, idam, kanser vs. olmak demek diyen 12 Eylül korkutmacalarının bir devamı niteliğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben “Issız Adam”ı da izledikten sonra sayın Çağan’ın kesinlikle amacının bu olmadığını anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Issız Adam; orta burjuvazinin aşk macerasını anlatan güzel, romantik, duygusal bir film. Ekonomik sorunu olmayan, bencil yaşantısından kopamayan bir adamın ve çok duygusal, aile yaşantısına çok önem veren fakat aşk yaşantısında birçok  başarısızlıklar yaşamış bir kadının tam aşk yaşamını, aile ortamını buldum dediği anda boşluğa düşmesini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta iki filmin kısaca konusu bu. Peki bu iki filmi özel kılan ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım Çağan Irmak bu iki filmi sadece yukarıdaki amaçla üretmemiş. Bana göre aslında başka mesajlar da vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki film de sanırım yabancı ülkelerden ödül almadı. Ama yine sanırım Babam ve Oğlum’dan sonra Issız Adam’da yurt dışında gişe başarılarına ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yönetmen bir filmi düşüncelerinde üretirken, neyi hedef alır? Yurt dışında ödül almayı hedeflerse, bu ödülü almak pek zor değildir. Türkiye’nin %10’nunu bile kapsamayan kesimlerden kesitler alır, onları örneğin, yakıt olarak tezek kullanan insanlar, öküzü öldüğü veya devletin aldığı için kadının öküz yerine koşulduğu bir sabanı, asker/polisin insanlara dışkı yedirdiği gibi filmler yaparsanız kesinlikle Avrupa’dan filan ödül alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Yılmaz Güney’in son filmleri böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağan Irmak böyle bir film yapmak istememiş. İstemiş olsaydı, örneğin senaryo şöyle olabilirdi. 12 Eylül zindanından çıkan baba, öleceğini anlar yanına oğlunu da alarak baba evi olan köyüne döner. Baba evi tek katlı kerpiç ve üstü, toprak kaplı karanlık bir odadır. Aile odada hayvanlar ile birlikte yaşar, elektrik yoktur odanın içini duman ile kaplayan bir odun ateşi ile aydınlanır ve oda onunla ve hayvanların dışkıları ile ısınır. Vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Çağan Irmak böyle bir film yapsaydı kesinlikle yabancı ülkelerden ödül veya ödüller alırdı. Ama ne yapmış Çağan Irmak? Ekonomik sorunu olmayan bir baba ocağı, bayanların telsiz, traktör kullandığı bir aile yaşantısı. Avrupalı eğemenlerin istediğinin tam tersini yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Issız Adam filmi ile ise tamamen emperyalizme, kapitalizme bir başkaldırı eseri yaratmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta burjuvazinin aşk maceraları ile nasıl kapitalizme/emperyalizme bir başkaldırı olabilir diye sorabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Güney toplumun %10’nun bile kapsamayan filmler yaptıysa (Örneğin Yol filmi gibi) Çağan Irmak toplumun yine %10’nun bile kapsamayan bir burjuva filmi yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist sistem kendi halkını sömürmek ve egemenliğine devam ettirebilmek için halkının şükretmesini ister. Bu amaçla Türkiye gibi ülkelerde yaşamın ne kadar kötü olduğunu gösteren filmlere ödüller verir. Bu filmleri izleyen Avrupa halkı kendilerinin demokratik bir refah toplumu içinde yaşadığına inanır, sömürü sürer gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağan Irmak, Issız Adam filmi ile bu yalancı kapitalist düzenin suratına bir tokat atar gibi bu filmi yapmış. Bu filmi izleyen, Türkiye’yi tanımayan bir Avrupa vatandaşının kendi yaşantısını sorgulamaya yönelmesi bence kaçınılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, Issız Adam filmi, Türkiye’nin en güzel mekanlarında çekilmiş, ekonomik sıkıntının olmadığı, herkesin bolluk içinde yüzdüğü, kültürlü insanların yaşadığı ülkenin bir filmi. Yine tekrar ediyorum, bu film Türkiye gerçeği değil, Yol Filmi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim düşüncelerime göre, Kültür Bakanlığı bu filmin tanıtımı için bütçe ayırmalı, bu film tüm dünya ülkelerinde gösterime girmeli ve büyük gişe hasılatları kırmalı. Bu filmi izleyen her dünya vatandaşı, eğer kafasında bir Türkiye imajı varsa kesinlikle o imaj değişecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, eski ama çok güzel kırkbeşlik plakları tekrar günümüze kazandırdığı için sonsuz teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağan Irmak bir de, 78 kuşağı olmanın sadece, acı, işkence, idam, hapis, kanser olmadığını, gençlerin, insanların örgütlenerek nasıl bir güç olduğunu bu güçten egemenlerin nasıl korktuğunu, insanlığın kurtuluşu için, sosyalizm için mücadelede nasıl dostluklar, nasıl aşklar yaşandığını anlatan filmler yaparsa sanırım gençlerin politikadan korkmasının bir ölçüde önüne geçmiş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Çağan Irmak, “Babam ve Oğlum” ile “Issız Adam” filmi ile beni duygulandırıp ağlattığın için, başarılarının devamını dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8819483907297454861?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8819483907297454861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8819483907297454861&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8819483907297454861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8819483907297454861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/03/issiz-adam.html' title='“ISSIZ ADAM”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-343997882152236587</id><published>2009-03-18T16:42:00.001-07:00</published><updated>2009-03-18T16:50:53.170-07:00</updated><title type='text'>500 milyon dolarlık adam! Ve Oya Baydar</title><content type='html'>Dünyanın en zengin adamı değil ama en pahalı adamı kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen akla topçular geliyor ama bildiğim kadarıyla onların en fazla değeri 50 milyon avro filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan sadece ama sadece kalemi ile kaç para edebilir? Beş para etmez değil mi? Ama ediyor hem de yarım milyar dolar ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en pahalı adamı Türkiye’de yaşıyor. Lüks serveti filan yok sadece kedi ve köpekleri var. Köpeklerinin bir tanesinin adını biliyorum, “Postal” ama bu postal asker postalı değil, köpeğin ayakları büyük olduğu için bu isim konulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en pahalı kişisi, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı, “köpeği ile yatan” Bekir Coşkun. Tam 500 milyon dolar ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de 500 milyon değeri Türkiye Cumhuriyeti devleti belirledi. Eğer Bekir Coşkun Hürriyet Gazetesinden kovulursa 500 milyonluk ceza büyük olasılıkla silinecek. Bunu nereden mi biliyorum? Fehmi Koru’nun yazılarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Bekir Coşkun gazeteden kovulmazsa ne olacak? Sanırım o zaman değeri milyar dolarla hesaplanacak. Çünkü devlet doğan medyaya büyük olasılıkla el koyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekir Coşkun, kısaca şöyle diyor, “patron beni kovarsa, kovar ben doğru bildiğim yazılarıma devam edeceğim”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Doğan ise omurgalılık sergiliyor, dik durmaya çalışıyor ama Cem Uzan’ın konumuna düşmek de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Aydın Doğan, Bekir Coşkun’u hemen kovalasın yerine de Oya Baydar’ı alsın. Zaten Hasan Cemal’de ön hazırlığını yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Doğan neden Oya Baydar’ı Bekir Coşkun yerine almalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, Oya Baydar, “Darbe kuşaklarına açık mektup” isimli bir yazı yazıyor. Yazı Taraf Gazetesinde yayınlanıyor. Bu yazıya hemen tüm AKP medyası sahip çıkıyor, köşelerini vermeye hazırlanıyor. Zaten Hasan Cemal Milliyetteki köşesinde onun yazısını yayınlıyor iki gündür. &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=1072462&amp;amp;AuthorID=63&amp;amp;Date=18.03.2009&amp;amp;b=Asil%20korkmamiz%20gereken,%20tarihe%20darbeseverler%20olarak%20gecmektir%20(2)&amp;amp;a=Hasan%20Cemal&amp;amp;ver=67"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=1072462&amp;amp;AuthorID=63&amp;amp;Date=18.03.2009&amp;amp;b=Asil%20korkmamiz%20gereken,%20tarihe%20darbeseverler%20olarak%20gecmektir%20(2)&amp;amp;a=Hasan%20Cemal&amp;amp;ver=67&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ne diyor Oya Baydar? “Umudun farkında mısınız?... arkadaşlar, darbecilik ilk kez suç oluyor” diyor. Yani Ergenekon soruşturmasından, AKP hükümetinden çok memnun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Aydın Doğan, Bekir Coşkun’u kovalar yerine Oya Baydar’ı alırsa kimse bir şey diyemez. Çünkü Oya Baydar eski TKP’li, hem de 1980 öncesi Politika Gazetesi Köşe yazarı, deneyimli yani. Şimdi ne güzel dönmüş, dönek olmuş. Tam Aydın Doğan’a göre. Baydar’ı Bekir Coşkun köşesine aldıktan sonra, “bakın Coşkun’u kovaladım ama yerine komünist bir yazar aldım” da diyebilir. Haklı adam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oya Baydar’ı, Bekir Coşkun’un köşesine yerleştirirse o zaman dönek komünistleri, liberalleri de kazanmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız aydın Doğan’ın acele etmesi lazım. Çünkü AKP medyası Baydar’ı her an kapabilir. Doğan medya, Hasan Celal Güzel, Akif Beki gibi acele Oya Baydar ile pazarlığı otursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir belki de pazarlıklar başlamıştır bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama benim de Oya Baydar’ın yazısına bir yanıtım olacak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Umudun farkında mısınız?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oya Baydar ve onun gibileri ben anlamakta güçlük çekiyorum. Bunlar Türkiye’de yaşamıyorlar mı? Yoksa bunları ab fonlarından para aldıkları için mi böyle yazıyorlar? Bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıklar darbe girişimi içindeymişler. Ama zaten darbe ortamında değil miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Ülkede herkes dinleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Gazeteler beyaz haberlerle!, köşelerle çıkıyor. Aynı 12 mart 12 eylül günleri gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Basına çok büyük sansür var. Hükümet tutturdu Bekir Coşkun’u atacaksın diye. Bir milyara yakın ceza kesti. Teminatları kabul etmiyor, belki de doğan gurubuna el koymaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Sabah gurubu, dinci medya ve TRT padişah efendimizin yayın organları oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Yerel basın susturuldu. Sıkıyorsa biraz onların üstüne git, hemen karşına maliye memurları, emniyet, savcılık vs. geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Bütün kaynaklar satıldı, yandaşlarına peşkeş çekildi. Ancak darbe dönemlerinde yapılabilecek yolsuzluklar yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Mahkemeler hükümetin baskısı altında. Hükümetin beğenmediği savcı ve hakimleri görevden alınıyor, sürülüyor, terfi etmesi engelleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Hükümetin istifasına yönelik mitingler yasa dışı kabul görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Başbakanı, bakanları eleştiren vatandaşlar yaka paça gözaltına alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Muhalefet, CHP, MHP ise AKP ile uyumlu bir şekilde bizi ılımlı islama, Osmanlıya götürüyor.&lt;br /&gt;11- Darbeyi yapan netekim orada devlet katında en üst düzeyde itibar görmeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Derin devlet, mit-cia,jitem, mhp, bbp iken jitem haric diğerlerine kimse dokunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Böyle giderse yakında hükümet aleyhine yapılan gösteri ve yürüyüşler ile grevleri yasaklayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Biraz daha güçlenseler, idamlar toplu tutuklanmalar falan da başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturması ise “cadı avı” biçiminde, Leipzig duruşmalarılarına döndü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan padişah oldu Baydar gibiler hala onlardan medet umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-343997882152236587?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/343997882152236587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=343997882152236587&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/343997882152236587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/343997882152236587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/03/500-milyon-dolarlk-adam-ve-oya-baydar.html' title='500 milyon dolarlık adam! Ve Oya Baydar'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-7790478902093377826</id><published>2009-03-16T18:20:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T18:23:36.406-07:00</updated><title type='text'>Komünistler seçimlere nasıl girmeli?</title><content type='html'>Türkiye’de siyasetin merkezi hep sağa kayıyor. Ana muhalefet partisi CHP Çarşaf açılımından, her mahalleye kuran kursu açmaktan söz ediyor. AKP ise, Osmanlıya dönüşten filan söz ediyor. MHP ise milliyetçi söylemlerin arkasında AB-D’nin, AKP’nin değirmenine su taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden CHP için burjuvazinin stepnesi denirdi. Şimdi stepne filan kalmadı. Giden otomobilin iki tekeri AKP ise bir tekeri CHP ve diğer bir tekeri de MHP artık. Otomobil nereye gidiyor? ABD’nin istediği yöne. Yani, Osmanlıya, ılımlı islama, islami faşizme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bakınız ne zaman AKP sıkışsa bu iki parti onun yardımına koşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki bir çok aydın, kurum, kuruluş, sendika, dernek vb. AB fonlarından, Soros gibi vakıflardan para alıyor. Sonra da AB’nin, AKP’nin ülkemize demokrasi getireceğinden filan söz ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de politik merkezin sağa kayması, ülke halkının sağa, ırkçılığa ve aşırı dinciliğe yönelmesinden kaynaklanmıyor. Merkezin sağa kaymasının nedeni ülkede sol/sosyalist yapıların güçlü olmamasından kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz 12 eylül darbesinin etkisinden kurtulamadan, reel sosyalizmin yıkılışına tanık oldu. İnsanlarımız bir çok yönden umutsuzluğa düştü. Herkes bir yerlere savruldu. Ama dünyada başka bazı ülkeler bu umutsuzluğu kırdı ve yeni kazanımlar elde etti. Biz ise bu konuda fazla bir başarı gösteremedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de, küçük yapılar dışında üç ana unsur var; TKP, ÖDP, EMEP ve bir de Kürt sosyalist hareketi. Gerçi PKK Kürt sosyalist hareketinin üstünden silindir gibi geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde bir çok aydın, düşünen insan Türkiye’de sol yapıların olmasını istiyor, çünkü bir çoğu gidişten rahatsız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, 29 mart yerel seçimlerinde ciddi bir kampanya yürüten ve kendimi de yakın gördüğüm TKP’yi irdelemek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP, AKP’yi durdurun. ile “Ya sosyalizm ya Osmanlı” kampanyası açarak seçimlere giriyor. Kampanyanın içeri doğru olmakla birlikte bu iki kampanya ne kadar gerçekçi ve ne kadar başarılı olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar yaşam alanlarının daraltılmasından, yaşam alanlarına müdahale edilmesinden çok rahatsız. AKP genel iktidarı yanında yerel iktidarı ile insanların yaşam alanlarına müdahale ediyor, daraltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP 29 mart yerel seçimlerinde şöyle bir politika yürütseydi çok daha başarılı olacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-     Belediye seçimlerinde her il ve ilçe örgütü ne yapacaklarına kendileri karar verecek. Başkan adayı çıkaracaklar ya da var olan CHP, DSP veya bağımsız adayı destekleyecekler.&lt;br /&gt;CHP adayı demek Baykal demek değil. Bir çok yerde Baykal muhalifleri belediye başkan adayı. Baykal’a yazılan ise il genel meclis oyları. Ayrıca TKP oy oranını artırmak istiyorsa CHP tabanını iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bu gün CHP tabanında önemli ölçüde eski sosyalistler var. TKP öncelikle onları kazanmalı. Bu anlamda merkezi karar yerine yerel örgütlere insiyatif vermeli. Ayrıca şunu da göz önüne almak gerekir ki, AKP’nin kan damarları, para ve insan kaynakları belediyelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-     “Durdurun” ve “ya sosyalizm ya Osmanlı” kampanyası yerine. %1’i hedef alan bir kampanya açılmalıydı. Solun güçlenmesini istiyorsanız il genel meclisinde bizi destekleyin. Bize oy verin, siyasetin merkezini sola çekelim, bize oy verin, CHP’nin sağa savrulmasının önüne geçelim, bizi destekleyin, AKP Osmanlıyı unutsun, bize destekleyin, özelleştirmeler, sağlıktaki paralı uygulama son bulsun, bize oy verin, üniversiteler özerkleşsin, bize oy verin Irak’taki, Filistin’deki ölümler, acılar son bulsun. Bize oy verin Türkiye sosyalist olsun. Vb.&lt;br /&gt;Ayrıca bir de ne kadar eskiden, gençliğinde, sosyalist, devrimci harekete katılmış insan varsa onların listesini çıkarıp onlarla birebir veya mektupla ulaşarak oy vermelerini isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarına, yüzde 10 baraj dururken yüzde birden söz etmem komik gelebilir ama TKP’nin yüzde bir oy oranının üstüne çıkması Türkiye’de her tür dengeleri değiştireceğine inanıyorum. Ve bu şans önümüzde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-7790478902093377826?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/7790478902093377826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=7790478902093377826&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7790478902093377826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7790478902093377826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/03/komunistler-secimlere-nasl-girmeli.html' title='Komünistler seçimlere nasıl girmeli?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6766026934707236905</id><published>2009-03-14T18:51:00.001-07:00</published><updated>2009-03-14T18:58:27.798-07:00</updated><title type='text'>“Komünistler nerede?”</title><content type='html'>Bir arkadaşım bana sordu, “bu komünistlere ne oldu, hiç sesleri çıkmıyor” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur mu öyle şey filan dedim ama benim de kafam karıştı. Biraz araştırmaya başladım. Bakın ortaya ne sonuç çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce, 12 öncesi günlerinde Politika Gazetesinde her gün köşesini okuduğumuz Oya Baydar’ı aradım hemen. Fakat boşuna zahmete girmişim. O daha Almanya’da iken, “nostaljik çığlıklar” atarak komünizme veda etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez yine Politika Gazetesinde zevkle okuduğumuz Aydın Engin aklıma geldi. Tuttum onun yazılarını araştırdım. Bir çok gazeteye girmiş çıkmış tutunamamış sonunda da Hrant Dink’in arkadaşı, Agos Gazetesi yazarı olmuş, Ermeni halkının ulusal çıkarlarını savunuyor. Sonra da AKP’ye karşı yapılan Cumhuriyet mitinglerini Hitler’in yükseliş mitinglerine benzetti. Şimdiki Ergenekon savcısı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım ondan hayır yok aramaya devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma Ufuk Uras geldi, bin umut adayı var ya, hani Kürtlerin oyu ile milletvekili olan, “bakalım o ne diyor” dedim. Ona göre İlhan Selçuk filan olmuş sosyal faşist. Oysa İlhan Selçuk’un 12 Eylül günleri yazılarını anımsadım, işkencelere, idamlara filan karşı çıktığı için devamlı emniyete götürülen, onun yüzünden Cumhuriyet Gazetesinin sayısız kez kapatıldığını anımsadım. Şaşırdım. Ama Uras meğerse Dev-Yol kökenli değil, öz ÖDP’li imiş. Haklı adam canım, AKP’yi demokrat sanıyor, onunla demokrasi geleceğini düşünüyor. Hani nasıl da 1 Mayıs ta Türkiye’ye demokrasi gelmişti. ÖDP binasına atılan gaz bombaları ile ne güzel de gözleri yaşara yaşara demokrasiyi solumuştu Uras. (orada yok muydu? Olsun)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aklıma Baskın Oran geldi. Hani ezber bozan adam var ya, o. O da olmuş Kürt ve Ermeni milliyetçisi. Ama, “her tür milliyetçilik kötüdür” de diyor. Bu nasıl oluyor diye sordum, onlar ezilen ulus olduğu için milliyetçilik onlara serbestmiş. “Ama biz de eziliyoruz, AB-D bizi eziyor sömürüyor Kürt ve Ermeniler gibi” dedim ama dinlemedi, bize milliyetçilik, yurtseverlik yasakmış. Baktım ondan da fayda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen aklıma Haydar Kutlu geldi, hani son TKP-TBKP genel sekreteri. Onu biraz araştırdım. Onun ise girmediği kapı kalmamış en iyisi ondan söz etmemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ki, bu TKP’liler ne yapıyor. Baktım kendilerine “öz TKP” diyenler var, Ürün- Tüm İGD gibi. Evet onları bulmuştum. Fakat onlara baktım türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını savunuyor. Ne imiş, “türbana özgürlükmüş” yapmayın, bu gericiliktir, kadınları ikinci sınıf vatandaş yapmaktır” dedim. Ama beni kimse dinlemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer de bakalım Ertuğrul Kürkçü ne diyor dedim. 68 kuşağının liderlerinden kaşarlanmış devrimci. Sordum kendisine ilkelerinden dönmemiş, sevindim ama bir baktım yazısına, “aynı karede”. Bir fotoğraf çekmiş, tutmuş, Sabih Kanadoğlu’nu, İlhan Selçuk’u, Mustafa Balbay’ı, İbrahim Şahinlerle, Veli Küçüklerle aynı kareye yerleştirmiş. Peki, “bu karede neden işkenceci polisler yok” dedim, yanıt alamadım. Kürkçü’nün eline versen daha büyük objektifli, eskiye yönelik film çeken bir kamera tutacak Stalin ile Hitler’i de aynı kareye koyacak. Baktım ondan da bana fayda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez karşıma 78 liler org çıktı. Onlar da bana bir fırça kaydılar. Yok neymiş ben Ergenekon soruşturmasına karşı çıkarak, darbecilerin, işkencecilerin yargılanmasına karşı çıkıyormuşum. AKP’den demokrasi çıkmaz, karanlık cinayetler aydınlanmaz, derin devlet çözülmez, derin devlet demek ABD’dir dedim, darbecilerin başı devletin en tepesinde itibar görüyor onu neden içeri atmıyorlar filan dedim ama anlatamadım. İşkenceciler ise “görevlerini” yapmaya devam ediyorlar ya neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine Marksist-Leninist diyen bir gurup buldum (Kızılyıldız). Kendileri dışındaki yapıları eleştiriyorlar hem de Barzani’yi savunuyorlar. “Barzani’yi savunmak ABD’nin kucağına oturmak değil mi?” diye sordum. Yanıtları ise çok ilginç oldu, “yeteri kadar Türkiye’nin kucağına oturduk, biraz da ABD’nin kucağına oturalım” oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da radikaller ne yapıyor onlara bakmaya kalktım. Onları AKP hükümeti tutmuş gözaltına almış. 60’ın üzerinde devrimci gözaltında. Diyorlar ki, “AKP faşist iktidarı bizden korkuyor” filan. Tamam dedim aradığımı buldum. Sonra bir baktım, bunlar İzmir’de eylem yapmışlar. Ne yapmışlar? İşbirlikçi, gerici, faşist partilerin afişlerini yırtmışlar. Kimlerin mi? CHP ve MHP’nin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’nin afişlerini de yırtsalardı seçimlerde eşitliği sağlamış olurlardı ama eşitlik konusunda bir bilgi yok.Güldüm geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldi sıra bizim, goşistlerimize, Maocularımıza. Yani ÖDP ve EMEP’e. Emep tutmuş DTP ittifakı olmuş. DTP neyi savunuyor? Kürt milliyetçiliğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖDP ise, “Ergenekon yetmez, Darbeciler de yargılansın” diye kampanya açmış. Yani onlar da sanıyorlar ki Ergenekon soruşturması ile ülkeye demokrasi gelecek. Ama sanırım ÖDP’nin şimdilik her tür görüşü askıda. Onlar daha önce de bir takım görüşleri askıya alıyorlardı. Şimdi de AKP/ Ergenekon konusunu askıya aldılar. Çünkü Ergenekon yüzünden başlayan ayrışma onları olağanüstü genel kurula götürdü. Ufuk Uras başkanlıktan düştü ama yakında yeni olağan kongreleri var. Ondan sonra tavır belirleyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hiç komünist yok mu? Var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranın saltanatı varsa halkın da TKP’si var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım TKP, “DURDURUN” diyor. AKP’nin durdurulması istiyor yani. Çok hoşuma gitti. Ama nasıl durduracağız. Sandım ki CHP’li başkan adaylarına oy vereceğiz. Ama öyle değilmiş, CHP’de AKP’de düzen partisi, özelleştirmeci, piyasacı imiş. Bu anlamda ikisinin arasında fark yokmuş. Gerçi CHP Osmanlılığı savunmuyor ya olsun. TKP diyor ki, “Ya Osmanlı ya Sosyalizm” bu sloganı okuyunca, “eyvah dedim boku yedik” yakın dönemde sosyalizm gelemeyeceğine göre Osmanlı olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak:&lt;br /&gt;Türkiye’nin, emekçi halkın geleceği 12 eylül öncesi gibi, TKP, ÖDP, Emep ile yön bulacak. Umarım eleştirilerde bulunduğum, umut ettiğim bu üç yapı yanlarına da Kürt milliyetçiliğini değil Kürt sosyalistlerini alarak, bizi, ittifak içinde aydınlık ufuklara taşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye seçimlerine karışmam ama il Genel meclisi seçimlerinde bu üç partiye oy verilmesini gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız TKP’ye bir önerim var, eski TKP’liler partinin üvey evladı olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında arkadaşımın bir sorusu daha vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden komünistlerin ekonomist ve sanatçıları yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten neden yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aşamada biraz komplo teorilerine girmek gerekiyor bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-     Adnan Kahveci ölmeseydi ANAP’a genel başkan olur muydu? O durumda ANAP şimdiki gibi yerlerde sürünür müydü?&lt;br /&gt;2-     Ahmet Priştina yaşıyor olsaydı şimdi CHP’ye Genel Başkan olur muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların ölümünde hiç sır perdesi yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Barış Akarsu, günümüzün Cem Karacası. Onun ölümünde de sır perdesi yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz “kimdir o” parçasını Youtube den izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinen cinayetler Ergenekon soruşturmasına ilave ediliyor. Hiç bilinmeyen cinayet yok mu? Yukarıdakiler gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de soru:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayısal Loto’da iki kişiye çıktığı bildirilen 50 trilyona yakın paranın AKP seçim kampanyasında kullanılmadığından emin misiniz? seçim öncesine kadar parayı biriktirdiler de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi için: yuvarlak olarak, MHP: 20 trilyon, CHP: 30 trilyon, AKP:40-50 trilyon bütçe ile seçimlere girdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6766026934707236905?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6766026934707236905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6766026934707236905&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6766026934707236905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6766026934707236905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/03/komunistler-nerede.html' title='“Komünistler nerede?”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-2744955648888202572</id><published>2009-02-23T16:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-23T16:59:45.759-08:00</updated><title type='text'>78’liler Federasyonu</title><content type='html'>Canım sıkıldı, internette biraz sörf yaptım. Karşıma 78 liler fedarasyonunun &lt;a href="http://www.78liler.org/"&gt;www.78liler.org&lt;/a&gt; sitesi çıktı. Çok sevindim. Çünkü ben de 78 liydim. Daha öncede bu sitede birkaç yazı okumuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açtım, &lt;a href="http://www.78liler.org/78web/default.asp?Sayfa=HaberDetay&amp;amp;id=160"&gt;http://www.78liler.org/78web/default.asp?Sayfa=HaberDetay&amp;amp;id=160&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sayfasındaki “Solda Ergenekon geyikleri” başlıklı Saruhan Oluç’un yazısını okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluç, Ergenekon soruşturmasını eleştiren herkesle aklı sıra gırgır geçiyordu. Baktım altta “yorum yaz” diyordu. Ben de yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca şöyle yazdım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon, derin devlet, gizli nato soruşturmasını Gladyo yürütüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP sosyalist mi ki gladyoyu açığa çıkarsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Türkiye’de artık darbe yapmaktan vaz mı geçti de Gladyoyu sonlandırıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Türkiye’de darbeleri Avrasyacılar mı yapacak, Onlar toplanıyor da.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazım böyle bir şeydi, gönder dedim, önce, “yorum yapmak için guruba üye olmak zorundasınız” diye bir yazı çıktı. Bütün guruplar da öyle ya. Ben de üye oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra karşıma “yazınız değerlendirilecek, ondan sonra yayınlanacak” gibi bir yazı çıktı. Buna da eyvallah dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da yorumum yayınladı mı diye o sayfaya gidip baktım, gidip baktım, Oluç’un yazısını 100 kişi filan okumuşken benim tıklarımla okunma sayısı çıktı 147 lere. Böyle giderse sayemde Oluç okunma rekoru filan kırabilir. Fakat benim yorumum hala yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada gurupta başka bir haber gözüme ilişti; “Mamak’taki kadın tutukluların 1982 yılında yazdıkları ve sakıncalı bulunup adreslerine gönderilmeyen kırk mektup ve kart, “Mamak zindanı kadın koğuşundan 26 yıl sonra sahibini arayan mektuplar” adıyla Londra'da da sergilenmeye başladı.” Diye başlayan bir haberi okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de 78 liler gurubunda yayınlanmayan yorumları toplayıp bir sergi mi açsam? Diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar tabi kişisel şeyler! Canım, gecelim bunları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten daha önce de kendilerini komünist olarak tanımlayan Tustav sitesinde, “Parrhessia Antik Yunan’da güçsüz konumda olanın risk alarak konuşma eylemine verilen addır.” Denilerek bir kampanya açılmıştı. Ben de risk alarak, gurupta konuşmaya kalktım beni hemen kapı dışarı ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen kişisel şeyleri geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtik, baktım diğer sayfalara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfaları okudukça, aklıma hristiyanlar geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğimiz gibi hristiyanlar Pazar günü kiliseye ayine gidiyor. Rahip Pazar vaazında, “günah işleyenler, allaha inanmayanlar, kiliseye gelmeyenler vs. öldükleri zaman cesetlerini börtü böçekler yiyecek, cehennemde çatır çatır yanacaklar” vb. deyince kiliseye giden Hristiyan’lar  o gün yemek yiyemeyecek duruma geliyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim! 78 lilerin sayfalarına da bakarsak, 78 yıllarında devrimci olmak demek, işkence görmek, işkencede ölmek, sakat kalmak, idam edilmek, annesi ile ana dilde konuşamamak, cezaevinden çıksa bile kanser olmak, oğlunu dedesine bırakmak filan demekmiş. Sonuçta ne demek isteniyor? Devrimci olmayın, olursanız başınıza bunlar gelir. Sanki gladyonun sitesi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum kesinlikle 78 lileri tam olarak yansıtmıyor. Sadece küçük bir görüntü bunlar. Ama büyük görüntü bunlar değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksiniz ki, “sen bir şey yapmamışın ki böyle konuşuyorsun”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyebilenler için birkaç şey söylemek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç kez gözaltına alındığımı bilmiyorum. Gözaltı süresi o yıllarda 24 saat değil 12 saat olsa idi, sanırım günde iki kez gözaltına alınırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da sıkıyönetim ilan edildi, bir hafta sonra ben mamaktayım 13-14 gün kaldım. Adım radyo ve televizyonda arananlar arasında okundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül 1981 yılında yine 13-14 gün Ankara emniyet Müdürlüğünde “misafir” edildim. Sadece, sol’cu olduğumu söylediğim için bir tokat yedim polisin birinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafım sokakları süslemedi, “arananlar” diye ama, adım hem Ankara hem İstanbul Sıkıyönetimin arananların listesinde yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavga ettim, öğrenim özgürlüğünü engellemek, polise mukavemet, izinsiz gösteri yapmak, afiş-pankart asmak ve benzeri eylemler yaptım, kimisinde yakalanıp gözaltına alındım bir çoğunda ise yakalanmadım. Ama elime silah almadım, kimseyi yaralayıp, öldürmedim, kahve taramadım, bomba atmadım. Kırsala gidip devrimi başlatmak için “kibrit çakmadım”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki o günlerin anılarında neler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1979 Ankara ve İstanbul’da 1 Mayıs yasaklanmış İzmir’e gideceğiz. Tarih 30 Nisan, saat 17.30 Ankara Ulus’ta toplanmışız, birden patlıyor, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganı. yüzlerce kişi yolu kapatmışız, korsanımızı yapıyoruz. Sonra dağılıyoruz. Sokak başlarını polisler tutmuş ben elimi atıyorum, yanımdaki sevdiğim kızın omzuna sallana sallana polis barikatını geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1980 Ankara DSİ salonunda Nato toplantısı var. Biz Nato Genel Sekreterini protesto edeceğiz. Hem de kimsenin bile aklından geçiremeyeceği Kızılay’da, burjuvazinin, devletin kalbinde yani. Ankaralılar bilir Kızılay TC’nin en iyi korunduğu meydanıdır. Saat yine 17.30, kaldırımlar mesaiden çıkan memurlarla, işçilerle dolu, birden patlıyor, “kahrolsun ABD emperyalizmi” sloganı, Ankara’da sıkıyönetim var, kaldırımlar asker, resmi, sivil polis dolu. Hepsi şaşkın insanların gidip ağızlarına bakıyorlar slogan atıyorlar mı diye. Sıhhiye’den, Akay yokuşuna kadar kaldırımlar “uçtu uçtu”larla dolu. Çok az kayıpla bu eylemi tamamlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1979 filan, Gazi Fişek’teyiz. Gazi Fişek askeri bir fabrika Aster-İş örgütlenmeye çalışıyor. Biz fabrika çıkışına gidiyoruz bildiri dağıtmaya, fakat içeri giremiyoruz çünkü askeri bölge. Nizamiye çıkışında bekliyoruz. Servis otobüsleri ise içeride. Çıkan otobüsleri durdurup Aster-İş’in bildirilerini dağıtmaya başlıyoruz. Birden karşımıza bine yakın insan, “kahrolsun kömünistler” diyerek bize saldırıya geçiyor. Ama biz de deneyimliyiz canım, nasıl kaçacağımızı biliyoruz. Hiç kayıpsız eylemimiz tamamlanıyor. Sonra ne mi oluyor? Gazi Fişek fabrikasında Aster-İş yetki alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben karar verdim. Demek ki şimdiye kadar kimse 78 kuşağının gerçek anılarını anlatmamış ben anlatacağım. İnanamayacağınız kadar ben de anı var. Hem de insanları korkutan değil nasıl öğrenciler, gençler bir araya gelirse güç olur, devlet hükümet bu güçten nasıl korkar, nasıl işçi-gençlik dayanışması yapılır, nasıl yollar kaldırımlar işgal edilir, nasıl forum yapılır, nasıl kavga edilir, nasıl yazı yazılır filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78 gençliği Türkiye’de her şeyi yapacağına inanan, yardımlaşmacı, dayanışmacı, ülkesi ve halkı için yaşamını düşünmeyen bir gençlikti. Ama kimileri halkın onayını almadan halk adına silahlı eylemler yaptılar ve bir çoğu yakalandı ve cezaevlerinde yattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül ile ilgili yapılan tüm, “ses”, “oğlum ve babam” gibi filmler, tv dizileri, kitaplar (en azından benim okuduklarım) bilerek veya bilmeyerek insanları korkutmak üzerine tasarlanmış eserler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 78 anılarımı, &lt;a href="http://www.78liler.org/"&gt;www.78liler.org&lt;/a&gt; sitesinde yayınlanma olanağı bulamazsam, başka bir 78 liler sitesi kurup orada yayınlayacağım. Sanırım benim gibi binlerce 78 kuşağı insan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-2744955648888202572?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/2744955648888202572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=2744955648888202572&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2744955648888202572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/2744955648888202572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/02/78liler-federasyonu.html' title='78’liler Federasyonu'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6950555691961780818</id><published>2009-02-17T08:11:00.000-08:00</published><updated>2009-02-17T08:13:32.378-08:00</updated><title type='text'>Ertuğrul Kürkçü’nün "Aynı Karede" isimli yazısı üzerine</title><content type='html'>"İbrahim Şahin "örgüt üyesi olabilir" demeye getiriyor Baykal, ama "Kanadoğlu olamaz". Oysa "saf hukuk" açısından ikisinin de "örgüt üyeliği"nden kovuşturulmalarının önünde hiçbir engel olmadığı gibi, açık kanıtlar ve adil bir yargılama ile mahkum olana değin Şahin'i de "masum" saymak aynı "hukuk"un gereği."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyor yazısının bir bölümünde Kürkçü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle;&lt;br /&gt;İbrahim Şahin zaten sabıkalı, mahkum olmuş, Susurluk Çetesi yüzünden ve Cumhurbaşkanı. af etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ,&lt;br /&gt;1-  İbrahim Şahin ile Kanadoğlu'nun ayni karede olması mümkün değil. Şöyle; diyelim ki, Kanadoğlu bu AKP hükümetinden kurtulmak için darbeyi bile olumluyor. Ve bir şeyler yapılmasını istiyor, destekliyor, bekliyor filan. Ancak bu çerçevede ayni karede olmaları söz konusu olabilir. Yoksa  onlar var olan bir örgütün birer üyeleri olması mümkün değil. Sanırım siz de onları aynı örgütün birer elemanı olarak, toplantılar yapan bir yapı olarak düşünmüyorsunuz.&lt;br /&gt;Ama böyle bile olsa İbrahim Şahin ile Kanadoğlu yine aynı karede yer alamazlar. Alamazlar çünkü Kanadoğlu darbeyi savunuyor olsa, eminim ki İbrahim Şahin savunmuyor olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü İbrahim Şahin egemenlerin bir oyuncağıdır. Günümüzün egemeni de ABD/AKP'dir.&lt;br /&gt;İbrahim Şahin tam hasta olmasa da sağlıklı bir insan da değildir. Başındaki işitme cihazı bile bunun için yeterlidir. Kısaca İ. Şahin'in ahı gitmiş vahı kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun yerini alacak binlerce İbrahim Şahinler olduğu da çok açıktır. Ayrıca İbrahim Şahin artık deşifredir. Aynı Mahir Kaynak gibi. Bu iki nedenden dolayı derin devletin kullanamayacağı bir kişiliktir artık. Aynı Veli Küçük gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-  Ya peki İlhan Selçuk, Yalçın Küçük bu kareye nasıl giriyor? Bu iki kişi işkenceler görmüş hapis yatmış insanlar. Eğer darbe yapmak için derin devlet adına çalışıyor olsalardı Mahir Kaynak gibi mahkemelerden ellerini kollarını sallayarak çıkarlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-  Biraz geçmişe gidersek, 6-7 Eylül olaylarını dinci yapılar yaptı. Kanlı Pazar'ı da. Sivas olaylarını da. Ya peki Mumcu'nun/İpekçi’nin öldürülmesi, Çorum, Maraş katliamları, H. Dink cinayeti, Rahip cinayeti , Aksoy, Kışlalı, faili meçhul cinayetler vb tüm cinayetleri bu hükümetin çözmesini beklemek biraz saflık olmuyor mu? Çünkü hepsini arkasında ABD var. AKP'nin arkasında da ABD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit'in de anlattığı gibi, derin devlet, şu yapılardan oluşa gelmiştir hep.  Asker, Jitem (J. İstihbarat),  polis, Mit, CİA, MHP (BBP), MTTB (ve devamı Hizbullah gibi dinci yapılar)  şimdi bu kareye buyurun yerleştirin İlhan Selçuk'u, Yalçın Küçük'ü, Sabih Kanadoğlu'nu?&lt;br /&gt;4-     Türkiye'ye ılımlı İslam(Osmanlıcılık) rolü verenlerin önünde iki temel engel var. Bir tanesi halk hareketleri. İkincisi ise ordu içindeki laik/Atatürkçü kesim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de oynanan tüm oyunlar bu iki şıkkı ortadan kaldırmaya yönelik. Örneğin Cumhuriyet mitingleri ilerici, solcu, Atatürkçü, anti-emperyalist kitlelerin desteğini alarak büyük boyutlara ulaştı. Öncelikle bu yapı kırılmalı idi ve karalanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mitingleri komutanlar organize etmiş. Sayın Kürkçü sayısız eylemlere örgütlemiş/katılmış bir kişi olarak komutanlar böylesi mitingler düzenleyebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Mitinglerin mimarı Tuncay Özkan, Kanal Türk'tür yani. Kanal-Türk, F. Gülen cemaati tarafından satın alınarak kitlelerin burnu sürtülmüş (yoksa batık bir kanalı neden satın alsınlar ki?), Tuncay Özkan da içeri atılarak pasifize edilmiştir. Cumhuriyet mitinglerine katılanlarda darbeci ilan edilmiş, Ergenekoncu olmuşlardır. AKP medyası öyle söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son İzmir'de yapılan Cumhuriyet mitingine (geçtiğimiz hafta) sadece iki bin kişi katılmıştır. Bu iş bitmiştir yani. Geride sendikaların ve sosyalist yapıların kitle hareketleri vardır. Onlar da 15 Şubat mitingi gibi yok sayılmışlar ya da "Ergenekon kavgası" adı altında küçümsenmişlerdir. Ama yine de en ciddi kitle hareketi sadece ve sadece bu yapılardan gelmesi olanaklıdır ve önümüzdeki günlerde bu yapıların da eylem yapmasını engellemeye yönelik girişimleri izleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordu içindeki laik/Atatürkçü subayların emir komuta zinciri dışında darbe yapması şimdilik en büyük tehlike olarak ABD'nin ve AKP'nin karşısında durmaktadır. (emir komuta kademesi zaten ABD/AKP'nin arkasındadır. 17 nisan bildirileri filan AKP'ye hizmet için düzenlenmiştir) Zaten Ergenekon soruşturması da bu iki amaca yöneliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- kitle hareketlerini kırmak, muhalefetin sesini kısmak, içeri almakla filan tehdit etmek, basının ilerici yazarlarını susturmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Orduyu yeniden yapılandırmak. Ordu dışında devleti yeniden yapılandırmada hükümet önemli yollar aldı ve önünde hiçbir engel de yok. Nasılsa CHP ve MHP'de en büyük destekçisi.&lt;br /&gt;Emir komuta dışında, ABD karşıtı bir darbe olabilir mi? Olmuşu var, 27 mayıs 1960 darbesi. Bu yüzden AKP medyası 1960 darbesinin ABD yanlısı olarak tanımlamaya çalışıyor. Neymiş, Menderes komünist oluyormuş? İnanırsanız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-     Susurluk'un kayıp silahlarını herkes biliyor örneğin Mehmet Ağar. Devlet gerçekten o silahları bulmak istiyorsa istediği anda bulur.&lt;br /&gt;Sonuç olarak: Ergenekon soruşturması tüm medyanın, muhalefetin önünde bir tehdit olarak duruyor. Yazarlar ince ayar! Yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi için:&lt;br /&gt;Medyadan öğrendiğime göre, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, hükümetin, (Adalet, Sağlık bakanlığı vb.)  sağlık gerekçesiyle önüne getirdiği tüm mahkumlara af taleplerini onaylamıştır. İbrahim Şahin olayında bir art niyet aramak bence yanlıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul Kürkçü’nün, "Aynı Karede"  yazısını okumak isteyenler için;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=EklerDetay&amp;amp;ArticleID=917578&amp;amp;CategoryID=42"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=EklerDetay&amp;amp;ArticleID=917578&amp;amp;CategoryID=42&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6950555691961780818?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6950555691961780818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6950555691961780818&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6950555691961780818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6950555691961780818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/02/ertugrul-kurkcunun-ayn-karede-isimli.html' title='Ertuğrul Kürkçü’nün &quot;Aynı Karede&quot; isimli yazısı üzerine'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-7596973906376207162</id><published>2009-02-03T17:03:00.000-08:00</published><updated>2009-02-03T17:16:42.420-08:00</updated><title type='text'>Amerika’nın Think -Tank’çıları</title><content type='html'>Amerika, Washington, D.C.'nin, en önemli binalarından birisi, beş kenarı ile İsrail yıldızına benzeyen Pentagon binası, orada Tik-tak çılar (siz onu isterseniz think-tank olarak okuyabilirsiniz.) dünyada Amerikan politikalarının ne olmasını, ne olmamasını, 3. dünya savaşları ve bölgesel savaşlar ve olası sonuçları, yani her şeyi tartışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masada 12 kişi oturuyor. ABD'nin en yüksek maaş alan Tik-Tak çıları. Günler aylar süren tartışmalar sonrasında, zaman sırasına göre, Afganistan'da, Rusya'ya karşı Taleban'ı, İran'a karşı Saddam'ı, El Fetih'e karşı Hamas'ı, Lübnan'da Suriye'ye karşı Hizbullah'ı destekleme kararı alıyorlar ve Washington, D.C'ye bildiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD yönetimi bu görüşlere uygun davranıyor. Günler, aylar, yıllar geçiyor. Bu kuruluşların hepsi ABD karşıtı oluyor neden acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'ya karşı, Afganistan'da Taleban'ı örgütleyen ABD şimdi Taleban ile savaşıyor. Taleban ABD'ye kök söktürüyor. Saddam idam ediliyor ama şimdi Irak'ta Baas partilileri ABD'ye karşı dünyanın en büyük direnişlerden birini sergiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye'de ABD'nin desteklediği Hizbullah İsrail ordusunu kara savaşında yeniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filistin'de solcu el-Fetih'e karşı Hamas'ı örgütleyen ABD/İsrail'in şimdi El-Fetih ile arasından su sızmıyor. Baş düşman Hamas oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur canım bu kadar hata kadı kızında da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki başka ne oluyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ekonomisinin ve silahlarının neredeyse yarısı elinde bulunduran ABD'nin tik-tak çıları, Çin'i, Rusya'yı, Hindistan'ı filan ABD'den koparıp yeni bir kutup yaratıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin ekonomik olarak ABD'yi tehdit etmeye başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya SSCB'den kalma nükleer silahları ve enerji kaynakları ile ABD'ye kafa tutar oluyor.&lt;br /&gt;Olur canım olur Tik-Tak çılar bu kadar hata yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu Tik-Tak çılar Latin Amerika'da ne yapıyor. Neredeyse oradaki tüm ülkeler ABD karşıtı olmuş. Kendi aralarında, ABD'ye karşı askeri ve ekonomik işbirliği konularına yönelmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur canım bu kadar hata kadı kızanda da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden Tik-Tak çıları suçlamamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu Tik-Tak çıların en büyük marifeti ise şişeden cin çıkarmak. Nasıl? derseniz, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Fazilet Partisi vs. kökenli AKP'den ılımlı İslam (yani ABD/İsrail yanlısı İslam) yaratmaya kalkmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu girişim de Davos'ta duvara tosluyor. Nasıl toslamasın ki; Adamlar çocukluğunda, "mum söndülerle", "iğneli beşik, hamursuz bayramları" ile büyütülüyor. Hemen gidip, Taleban, Hizbullah, Hamas, Suriye ve İran'ın yanında yerlerini alıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en yüksek maaşını alan bu Tik-Tak çılar komik canım çok komik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Tik-Tak çılar komik de bizim aydınlarımız, bilim adamlarımız, strateji uzmanlarımız, köşe yazarlarımız, politikacılarımız komik değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence onlar daha komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş? Erdoğan Fatih olmuş, Abdülhamit olmuş, Nasır olmuş, dik durmuş falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olmuş? İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres karşısında esmiş gürlemiş! Ya peki daha önceki başbakanlar, ABD Başkanı, İsrail başkanı karşısında neden esip gürleyememiş. Onların ağızlarını bandlamışlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dünyanın en borçlu ülkesi, askeri anlamda ABD/İsrail'e göbeğinden bağlı, Ekonomisi yabancılara teslim edilmiş bir ülke nasıl olur da AB-D/İsrail'e kafa tutabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bizim bazı aydınlarımıza göre tutabilirmiş. Ne diyor bu aydınlarımız filan? Bakın İsrail hiç tepki göstermedi, özür bile diledi, ABD'den tık yok vs. Eeee adamlar bizim gibi aptal mı? Hemen tepkilerini göstersin. Ayrıca onların düşündükleri AKP hükümeti değil ki, Türk halkı. Onlar şimdi İsrail karşıtlığını tavan yapmış Türk halkını yatıştırmaya çalışıyor. Çünkü çok iyi biliyorlar ki AKP hükümeti gidici Türk halkı ise kalıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bizim AKP yanlısı bu "aydınlarımız" gerçekten Erdoğan'ı desteliyor olsalardı şunları söylemeleri gerekirdi; "Bu AB-D/İsrail ile ilişkimizi keselim, İran'a, Rusya'ya yönelelim, Ergenekon tutuklularını (katil ve bombacılar hariç) salıp onlarla bir masaya oturarak Avrasya modeli üstünde tartışalım" filan derlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordu bu "aydınlar", "Ergenekoncular milli duyguları körüklüyor, her tür milliyetçilik ırkçılıktır/faşizmdir" falan. Şimdi Tayyyip Erdoğan ise milliyetçiliğe tavan yaptırdı ya olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Tik-Tak çıları aratmayan bazı aydınlarımız falan ne diyor? İsrail Erdoğan'a kıyak yapmış? Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB-D/İsrail'in Türkiye'ye ihtiyacı varmış. Bu yüzden AKP'nin yerel seçimleri kazanması için mahsus Erdoğan'ın ayakları altına kendilerini atıp paspas olmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap ülkelerinin İran'a değil de Türkiye'ye yönelmesini sağlamışlar, ABD/İsrail yanlısı bir Osmanlı devleti doğuyormuş filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani şimdi Türkiye'de milliyetçilik prim yapıyor da İsrail'de yapmıyor mu? Hiçbir ülke kendi yanlısı olsa bile kendi halkının, çocuk katili filan gösterilmesini, kendi devlet başkanlarının hakarete uğramasını istemez. Erdoğan bunun böyle olduğunu sanıyorsa yakında yanıldığı anlayacaktır. Hesabını da yakında soracaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Başbakan Erdoğan şimdi ne yapıyor? milli birlik ve beraberliği sağlayarak, "ülke arkamda" mesajları vermeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı, bakanlar, muhalefet partileri filan, milliyetçi dalga nedeniyle Erdoğan'a destek veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki medya, AKP medyası dışında, Aydın Doğan ve Ciner Gurubu filan Erdoğan'a neden bu kadar destek veriyor? İstedikleri almak için. Sanırım almışlardır bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika, Washington, D.C.'nin, en önemli binalarından birisi, beş kenarı ile İsrail yıldızına benzeyen Pentagon binası, orada Tik-tak çılar yeni bir cini şişeden çıkarmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu yeni cin kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethullah Gülen .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tutar mı? Bizim uyanık Tik-Tak çılara göre tutar. Belki tutar da, ama onlar da çocukluğunda, "mum söndülerle", "iğneli beşik, hamursuz bayramları" ile büyüdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa bu Tik-Tak çılar fazla kafa yormasınlar, desteklesinler CHP'yi, yapsınlar hükümet, ben garanti ediyorum, CHP ılımlı/ılımsız dincilerden binlerce kat fazla AB-D/İsrail'e hizmet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-7596973906376207162?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/7596973906376207162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=7596973906376207162&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7596973906376207162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/7596973906376207162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/02/amerikann-think-tankclar.html' title='Amerika’nın Think -Tank’çıları'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4880113233170037958</id><published>2009-01-30T16:16:00.000-08:00</published><updated>2009-01-30T16:21:59.301-08:00</updated><title type='text'>DAVOS SONRASI ERDOĞAN</title><content type='html'>Başbakan Tayip Erdoğan, Davos’taki Gazze toplantısında, sinirlenmiş, İsrail Devlet Başkanına “Sen” demiş, Hamas’ı savunmuş, Peres’in yüzüne İsrail’in çocuk katili olduğunu söylemiş, Davos’un dostluk ilkesini çiğnemiş, İsrail’e ağır eleştirilerde bulunup, toplantı yöneticisini protesto ederek toplantıyı terk etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bazıları Erdoğan’ın bu tavrını eleştiriyor, davranışları devlet geleneğine, Davos ruhuna uymadığı söyleniyor. Bazıları ise, AKP-SP vb. çevreler ise Erdoğan’ın bu davranışını alkışlıyor, destekliyor. “Dünyanın yeni lideri” filan diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Başbakan Tayip Erdoğan’ın bu tavrı dünya diplomasisine tersmiş. Diplomaside böylesi tavırlar olmazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kesinlikle tersini düşünüyorum. İsrail yaptıkları ile her şeyi hak ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diplomaside böylesi toplantılarda bu tür üslup yanlıştır diyor, eski diplomatlarımız. Peki o zaman BM Genel Kurulunda Chavez’in tavırlarına ne demeli. Hiç kimse Chavez’i bu şekilde değerlendirmedi, eleştirmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chavez, BM genel kurulunda, ABD’yi, ispanya’yı en sert olarak eleştiriyor, İsrail elçisini kovalıyor. Bunları Erdoğan yapamaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chavez, ülke ekonomisini ulusallaştırmış, silahlı kuvvetlerini ulusallaştırmış, ülkesinin AB-D, İsrail’e borcu yok. Rusya, Cin ile ilişkilerini geliştiriyor. Rusya ile tatbikatlar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Türkiye? Ekonomisi, silahlı kuvvetleri AB-D, İsrail’e bağlı, emperyalist ülkelere gırtlağına kadar borçlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri diyor ki! “ABD Türkiye’ye Orta-Doğuda yeni bir rol verdi. Erdoğan’ın tavrı bu rol gereği.” Ya da, “ABD, İsrail Erdoğan’a yerel seçimler için her tür eleştiriye ortam yaratıyor.” Deniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Başbakan Tayip Erdoğan’ı uyarıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan eğer ABD ve İsrail ile böylesi bir anlaşma yaptıysa kesinlikle, onlar bu anlaşma hükümlerine uymayacaklardır. Bu coğrafyada kimse ülke içi seçimler gereği İsrail’i paspas yapamaz. Eğer bu konuda Erdoğan’a garanti veren olmuşsa onlar bu garanti hükümlerini yerine getiremezler. Erdoğan’a sessiz kalan ABD yönetimi de İsrail yönetimi de alaşağı edilir.&lt;br /&gt;Eğer ABD başkanı Obama bu sözleri söylese o bile ABD devlet başkanlığı koltuğunda oturamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer böyle bir anlaşma yapılmamışsa da Erdoğan kaçınılmaz olarak ABD, İsrail’in zaten boy hedefi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan artık Davos toplantısı sonrası ABD ve İsrail’in baş hedefidir. Dünyada hiç kimse uluslar arası toplantıda İsrail’i, devlet başkanları Peres’i böylesi kelimelerle aşağılayamaz, eleştiremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail ne Suriye’dir ne de Bulgaristan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Erdoğan bundan sonra ne yapmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ülke yönetiminde ağırlığı varsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Ergenekon davası sanıkları derhal serbest bırakmalı. (bombacılar, katiller hariç) Avrasyacılıkla suçladığı komutan ve kişilerle ne yapabiliriz? Toplantıları düzenlemeli. Türk Silahlı Kuvvetlerini derhal ABD, İsrail’e bağımlılıktan kurtarma yolları aramalıdır. (Tabi ki önce bunları yapıp sonra İsrail’i eleştirse çok daha iyi yapardı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleştirileri izliyorum, bir çok kişi zafer sarhoşluğu içinde. Eğer herhangi bir toplantıda İsrail’i eleştirmek, aşağılamak, hakaret etmek bu kadar kolay olsa idi, oy almak için bunu önceki başbakanlar da yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bazıları da diyor ki, “Türkiye büyük bir ülkedir İsrail bu sözler nedeniyle Türkiye’yi silemez.” Doğrudur Türkiye’yi neden silsin ki? Sadece Erdoğan’ı siler olur biter. Erdoğan demek Türkiye demek değil ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bazıları da, “şimdi Türkiye İsrail’e bir çok tavizler verir bu olay kapanır” diyor. Kesinlikle yanlış düşünüyorlar. İsrail o tavizlerin hepsini alır ve Erdoğan’dan da hesap sorar.  Artık Erdoğan ağzı ile kuş tutsa bile ABD, İsrail’e yaranamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Erdoğansız Türkiye nasıl olur. Hemen belirteyim, çok daha beter olur. Eğer CHP bu yönetim anlayışı ile çizgisine devam ederse, ABD / İsrail Erdoğan’ın yerine öz Amerikancı, İsrailci birini getirir. Hem ılımlı İslam’a hem de BOP’a devam eder gider. Bakın A. L. Şener kıyıda sıranın kendisine gelmesini sabırsızlıkla bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki, AKP medyasını zaten saymıyorum, Doğan medyası da, Ciner medyası da neden bu konuda Erdoğan’a sınırsız destek veriyor? Acaba hepsi de ondan bir an önce kurtulmak mı istiyor acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamas’a gelirsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 aylık ateşkes sona erdi. Hamas ateşkesi uzatmayacağını söyledi ve pek işe yaramayan füzelerini İsrail üzerine göndermeye başladı. Sonrası malum. İsrail tüm gücü ile Gazze’ye saldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes sandı ki, Hamas’ın elinde ciddi silahlar var, Lübnan Hizbullah’ı gibi. İsrail kara harekatına girdiğinde Hamas’ın gücü görülecek. Eğer zaten böylesi bir gücü yoksa neden ateşkesi bozsun ki? Fakat İsrail yüzlerce masum çocuğu, sivili, insanı öldürdü, Obama yemin edip görevi devralmadan geri çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamas’ın hiçbir gücü olmadığı ortaya çıktı. Peki o halde neden ateşkesi bozdu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı ama gerçek; Filistinliler öldükçe Hamas’ın oyu arttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki bizim Başbakan Tayip Erdoğan Hamas’ı  destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail devleti öyle kincidir ki, Erdoğan’ı sadece başbakanlıktan düşürmekle kalmaz. Erdoğan’ın da bunu iyi değerlendirmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail halkı da bizim gibidir, şu anda örneğin halkının %20 si savaşa karşıdır, barışçıdır. Aynı bizim gibi. Anti-semptizm gericiliktir, ırkçılıktır. Erdoğan bunu yapmıyorum dese de sinagoglar koruma altına alınmıştır artık. Ülkemizde tüm Yahudi asıllı vatandaşlarımız korku içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ben bu görüşlerimde yanılıyorsam (umarım öyledir) bilin ki, ABD ve İsrail artık eski gücünü yitirmiştir. (kağıttan kaplandır yani)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla …&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4880113233170037958?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4880113233170037958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4880113233170037958&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4880113233170037958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4880113233170037958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/davos-sonrasi-erdogan.html' title='DAVOS SONRASI ERDOĞAN'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1216675511918249920</id><published>2009-01-24T16:38:00.000-08:00</published><updated>2009-01-24T16:41:43.480-08:00</updated><title type='text'>BU YIL KİM ŞAMPİYON OLACAK?</title><content type='html'>Sezonun ikinci devresi başladı. Yine maçlarda, canlı yayınlarda herkes kendi takımını tutacak, bağıracak, çağıracak, kavga edecek. Sevinecek, üzülecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyirciler, kendi takım oyuncularına kızacak, “koş” diyecek, “çalış” diyecek, “hoca bunu değiştir” diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocanın değişiklik kararlarına itiraz edecek, “hoca o adam takımın en iyisi idi, oyundan alınır mı ?” diyecek. “bu hoca hiçbir bok bilmiyor” filan diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç bitecek, hoca TV’ye çıkıp, “iyi oynayamadık, yediğimiz gol ofsayttı,  Mehmet’in düşürülmesi penaltı idi, hakem vermedi” falan diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra herkes evine gidip, TV’lerini açarak maç konusunda “uzmanların” değerlendirmelerini izleyecek. “Hocam o pozisyon ofsayt değildi, bakın şimdi” diyecek. “Görüntüleri tekrar getirin” diyecek, “orada dur tamam, yavaş yavaş oynat” filan diyecek. Gol müydü, ofsayt mıydı, penaltı mıydı? Sabahlara kadar tartışacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakemlerin FB tarafından satın alındığından, federasyonun GS’yı tuttuğundan falan söz edilecek. Lig maçlarının yabancı hakemlerin yönetmesi filan gündeme getirilecek, tartışılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst üste birkaç yenilgi alan takım başkanı yeni bir hoca arayışına girecek. Ara transferlerde takımı takviye edeceğini filan söyleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar yaşadığımız olaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bunlar gerçek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçların sonuçlarını kesinlikle para belirler. FB’de para çok o belirler filan düşünmeyin. Burada söz konusu olan çok daha büyük para.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçların sonucunu Lig-TV belirler. Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lig-TV, maç yayınlarının ihalesine girer ve çok ciddi paralarla ihaleyi alır. Federasyonun Lig-TV’den aldığı paralar şöyle dağıtılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok parayı sırasıyla, (önce kendisi alır) FB, GS, BJK, TS ve diğer birinci lig takımları alır. Sonra sıra 2. lig takımlarına gelir, daha sonra bir miktar da 3. lig takımlarına bir şeyler düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün 1. lig (süper) takımları bütçelerini bu Lig-TV’den gelecek paralara göre belirler. Bu paralar ciddi paralardır ve tüm takımların bütçelerinde önemli bir yer tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ DİKKAT!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lig-TV bu ödemeleri yapması için sadece ve sadece tek şartı vardır: ligden kopma olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ligden kopma olursa ne olacak, Lig-TV aboneleri aboneliklerini iptal edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir değerlendirin, sıradan bir birahanenin yıllık Lig-TV bedeli 12 milyar liradır. Birahane işleten bu parayı ödeyebilmesi için canlı yayınlarda müşterilerinin gelmesini bekler. Ya peki FB veya GS şampiyonluk yarışından koptuysa, 10-15 puan gerilere düştüyse o takımın seyircisi de, şampiyonluğu garantilemiş gibi olan takımın seyircisi de birahaneye gitmez. O zaman birahaneci abonesini iptal etmek durumunda kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin her tarafından abone iptalleri gelirse Lig-TV para toplayamaz ve federasyona  taahhüt ettiği parayı ödeyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle federasyon kopma olmaması için elinden! Geleni yapar. Peki bu duruma diğer takımlar, özellikle Anadolu takımları itiraz etmez mi? Etmez. Etmez çünkü Lig-TV onlara da para ödemezse o takımlar batar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işler böyle değil mi? Diyorsunuz. Kulüplerde biraz yöneticilik yapmış kişilere sorun lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu durumu, TV tartışmalarına çıkan “uzmanlar”, hocalar, oyuncular, basın mensupları vb. bilmez mi? Elbette bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gündeme getirmezler, getirirlerse oyun biter. Çünkü futbol, basının çok önemli bir malzemesidir, reytingdir, paradır. Yorumcular oradan para alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bunlar biliniyor da takımlar neden hoca değiştirir yeni futbolcu filan alır? Seyirciyi tribünlere, Tv ekranlarına çekmek için, oyunun sürmesi için yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmak gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüplerin bütçelerinin en büyük giderleri futbolculara ödenen çok yüksek paralardır. Bazen bu rakamlar 10-15 milyon Avro’ya filan çıkar. Eğer ülkemizde bu yüksek rakamlar aşağıya çekilirse bu rezalet de biter. Peki bundan kim şikayetçi olur, yüksek paralarla transfer edilen birkaç futbolcu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç yayınları tüm açık kanallarda makul bir ücret karşılığında yayınlanmalı ve insanları birahanelere filan gitmekten kurtarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka ülkelerde durum nasıl? Ben bilemiyorum. Fakat işin içine para giren her yerde durumun farklı olmadığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1216675511918249920?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1216675511918249920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1216675511918249920&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1216675511918249920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1216675511918249920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/bu-yil-kim-ampiyon-olacak.html' title='BU YIL KİM ŞAMPİYON OLACAK?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1336735961732302231</id><published>2009-01-23T17:17:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T17:22:58.533-08:00</updated><title type='text'>Resmen Kumar</title><content type='html'>Sayısal Loto, Milli Piyango gibi resmi kumarlarda paraları kim kazanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı Çizmeli Mehmet Ağa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden böyle? Çünkü kazanan kişi açıklanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama insanlar hayal kuruyor ya! “8-10-12 trilyon falan bana çıkarsa ne yaparım?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi böyle olursa kimse büyük ikramiyenin kendisine çıktığının açıklanmasını istemez. İstemez çünkü, herkes gelir para ister, mafya filan tehdit eder vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden Milli Piyango idaresi büyük ikramiyenin kime çıktığını açıklamıyor. Gerekçesi de, “kazanan talihli isminin açıklanması istemiyor” oluyor. Bizimkiler sanıyor ki kendileri kazanmış kendi isminin açıklanmasını istemiyor gibi düşünerek ona hak veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu durumda büyük ikramiye kime gitmiş oluyor, “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa”ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyelim ki kazanan talihli isminin açıklanmasını istemiyor. Yukarıdaki nedenlerden dolayı peki, 1 ay sonra açıklansa veya 3 ay sonra veya 1 yıl sonra veya 2 yıl sonra. Ama açıklanmaz. Neden? Çünkü büyük ikramiye kime çıkmıştır? Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne diyelim herkes sürüler halinde resmi kumarı oynamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bu konuda kanıt var mı? Elbette bu konuda kanıt olamaz. Ama isterseniz bir takım ciddi kuşkuları gündeme getirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Sayısal da hile nasıl yapılır? Oynama süresi bittiği anın birkaç saniyesinde merkezi bilgisayara şu sorulur, “hiç kimsenin oynamadığı 6 numara ver” denir. Bilgisayar için bu çok basit bir sorudur. Hiç kimsenin oynamadığı 6 numarayı alır, onlara oynar sonra topları bu numaralara düşürürsünüz. Arada para biriksin diye o numaralara oynamaz devir olmasını sağlayarak herkesin kazanma hırsını körüklersiniz. “Büyük ikramiye, 5-6-8-10-12 trilyon oldu” diyerek. Resmi kumar oynatan kuruluşlar ikramiyenin kaç trilyon olduğunu herkesin gözüne sokacak şekilde dükkanlarına asarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Şimdi yılbaşı büyük ikramiyesi. Gidersiniz herhangi bir bayiye alırsınız bir bilet. Sonra toplara bu numaraları çıkarırsınız. Olur biter. İster tam bilet alın isterseniz iki adet yarım bilet isterseniz, dört çeyrek bilet hepsi aynı numara tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi topları nasıl düşüreceksiniz? Diyeceksiniz, çünkü çekilişler noter huzurunda, canlı yayında falan yapılıyor. Ama teknoloji gelişti artık çok gelişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de bu savların üzerinde duralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- 10-15 yıl önce bir Milli Piyango Genel Müdürü aynen şunları söyledi: “biz yılbaşı özel ikramiyesinin bir veya iki kişiye çıkmasını istemediğimiz için çeyrek bilete çıkardık, dört kişinin sevinmesini sağladık” dedi. Tabi biraz kıyamet koptu ama olay kapatıldı gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Geçtiğimiz yıllarda bir Milli Piyango Müdürü bir başka kurum çalışanı tarafından öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Bu cinayet sırasında da öğrendik ki, kurum çalışanları kendi kurdukları vakıftan, konut kredisi filan çekiyor geri ödemeleri yapmıyorlar. Kimileri takım elbise, beyaz eşya filan alıyor. Bu kurum vakfından. Peki bu vakfın parası nereden geliyor? Diye sorabilirsiniz. O para da, toplanan paraların devlete yatırılacak kısmının 2-3 ay geçiktirerek kazanılan faizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- ANAP dönemini anımsayalım. Özal’ın oğlu bir banka işinde rüşvet olayına karışıyor. Hani anımsarsanız, “rüşvetin de belgesi mi olur lan” sözünü. Orada dönen rüşvet 5 milyon dolardı. Yani bu ikramiyelerden daha az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Türkiye’nin  her tarafında yolsuzluk kokuları gelirken kim nasıl bu işletmenin dürüst çalıştığına inanabilir ki? Ben bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bu paralar nereye gidiyor? Bana göre birkaç yere gidiyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- derin devlete&lt;br /&gt;2- f. Tipi örgütlenmeye&lt;br /&gt;3- kurum çalışanlarının tepesindeki yöneticileri&lt;br /&gt;4- mafyaya&lt;br /&gt;5- hepsine birden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi hiç vatandaşa gitmiyor mu? Diye de sorabilirsiniz. Evet, dağıtılan paranın ¼ veya 1/3 gibi kısmı da vatandaşa gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bir Milli Piyango üzerindeki kuşkular. Eğer bu kuşkuların kalkması isteniyorsa, ikramiye kazanan vatandaşların isimlerinin açıklanması gerekir diye düşünüyorum. Aksi halde bu kuşkuları ben taşımaya devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bir de soru: eğer, Öcalan, Tuncay Özkan vs. bu resmi kumardan 10-12 – 25 trilyon filan kazanırsa devlet bu parayı onlara verir mi? Aslında sorunun özü şu: devlet bu kadar büyük parayı kim olduğu bilinmeyen bir kişiye çıkmasın engellemez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama siz bunlara inanmıyorsanız yine de, trilyon düşleri görmeye yani resmi kumara para yatırmaya devam edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1336735961732302231?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1336735961732302231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1336735961732302231&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1336735961732302231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1336735961732302231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/resmen-kumar.html' title='Resmen Kumar'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4237405325132330236</id><published>2009-01-22T16:26:00.000-08:00</published><updated>2009-01-22T16:33:06.587-08:00</updated><title type='text'>“Ezberim Bozuldu”</title><content type='html'>Bize hep derlerdi; “sizin ezberiniz yanlış, bu bildiğiniz ezberi bozacağız” diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim diyordu? Örneğin, Baskın Oran, Dev-Yol kökenli olmayan öz ÖDP’li Ufuk Uras, TKP dönmesi Aydın Engin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmıyordum. Ama son gelişmeler sonrası anladım ki, kesinlikle benim ezberim yanlışmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin ben sanıyordum ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyuyorsunuz. Saat sabahın 04-05’i filan kapı çalınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kapıyı postacı çaldı diye düşünüyorsanız ülkede demokrasi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyuyorsunuz. Saat sabahın 04-05’i filan kapı çalınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kapıyı polis çaldı diye düşünüyorsanız ülkede faşizm var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize böyle öğretmişlerdi. Ama gerçekten böyle değilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyuyorsunuz. Saat sabahın 04-05’i filan kapı çalınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kapıyı postacı çaldı diye düşünüyorsanız ülkede faşizm var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyuyorsunuz. Saat sabahın 04-05’i filan kapı çalınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kapıyı polis çaldı diye düşünüyorsanız ülkede demokrasi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kapı çalındı, siz sevine sevine gittiğiniz, kapıyı açtınız bir baktınız karşınızda polis var. Bu durumda, “aaa polis geldi” demeyeceksiniz. Bu durumda kapıyı açtınız karşınızda polis var, “aaa demokrasi geldi” demelisiniz. (Bakınız Irak’a bile demokrasi nasıl geliyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi siz gazete çıkarıyorsunuz, taşra baskılarını bitirdiniz. Merkez baskılara başladınız, bir baktınız karşınıza demokrasi gelmiş. Demokrasi sizin başyazarınızı, genel yayın yönetmeninizi “koruma” altına almış. Demokrasi “devam edin devam edin” diyor da bir yandan da basılan gazeteleri okuyor. “burada cümle düşüklüğü var” diyor at kuyruklu, küpeli bir polis. Dikkatlice bakıyorsunuz, adam haklı. Ama baskı devam ediyor artık düzeltme şansınız yok. İçinizden, “keşke demokrasi daha önce gelseydi de bu hatayı düzelseydik” diye düşünüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden böyle miydi canım? Şimdi biz girmişik sınava, 12 Eylül öncesi günleri falan. Sınıfın bir sırasında biz bir sırasında polis oturuyor. Siz bakıyorsunuz sorular kazık. Ne yapayım diye düşünüyorsunuz, polis ile göz göze geliyorsunuz. Ama şimdiki gibi polisler bilinçli değil ki, ne bilsin termodinamiki, size hiçbir faydası olmuyor tabi. Siz kopya çekmeye filan kalkıyorsunuz. Ama polis hemen, “bu kopya çekiyor” diyerek sizi hocaya ispiyonluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki örneğe bakarsak demokrasi gelmiş mi, gelmemiş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Kanaltürk yayın yapıyor. Stüdyo hariç bütün odalarda maliye denetmenleri araştırma! yapıyor. Şimdi ART çalışanlar gelmiş içeri giremiyor. ART binasına demokrasi gelmiş, sizin televizyon göz altına alınmış. Sizi kapıda bekletiyorlar. Onlar da canlı yayın ekibi ile sokakta yayın yapmaya çalışıyor. Durumdan spiker pek memnun, “ohh ne güzel, haber yazmak yok, haber okumak yok. İstediğin gibi konuş” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden böyle miydi canım? darbe yapan komutanlar, en gıcır üniformaları ile geliyor, herkesi kovalayıp kameraların karşısına geçip, “sevgili hemşehrilerim, netekim” filan diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, mücadelemiz siyasi iktidara karşı, AB-D emperyalizme karşı falan diyorduk. Bakın bu ezberimiz de yanlışmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru olan ne imiş? Arkana başta AB-D ve siyasi iktidarı alarak ezber bozmak gerekiyormuş. Yani, siyasi iktidara karşı, AB-D’ye karşı miting yapanlara “darbeci” demek gerekiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Engin Cumhuriyet Mitingleri için, “Almanya’daki gibi faşizmin ayak seslerini duyuyorum” demişti. Şimdi bazı ezberi bozulmamış birileri de çıkar, demokrasiyi savunmak adına, grev, boykot miting filan yaparsa hapı yuttuk demektir. O zaman demokrasi filan da kalmaz artık ülkemizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız bize nasıl yanlış ezber öğretmişler: şimdi siz bir yazar, gazeteci, sanatçı filansınız. Ne düşünüyorsanız çizebilip, yazabiliyorsanız ülkede demokrasi var sanıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bakın bu da yanlışmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasilerde, siz yazar, sanatçı, gazeteci filansınız. Aklınıza geldiğini çizip, yazarsanız, sabah saat 04-05’de kapınız çalınıp demokrasi gelecek diye düşünüp ona göre kendinize oto sansür uyguluyorsanız, demokrasi var demekmiş. Öğrenmiş olduk!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ezberimizin bozulması gerekiyormuş. Ne diyelim sağ olsun bizim ezberimizi bozan, Baskın Oran, Dev-Yol kökenli olmayan öz ÖDP’li Ufuk Uras, TKP dönmesi Aydın Engin, Altan kardeşler, Etyiyenler’e filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4237405325132330236?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4237405325132330236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4237405325132330236&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4237405325132330236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4237405325132330236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/ezberim-bozuldu.html' title='“Ezberim Bozuldu”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-846670052157070675</id><published>2009-01-16T15:53:00.000-08:00</published><updated>2009-01-16T15:59:43.182-08:00</updated><title type='text'>“11. Dalga”</title><content type='html'>Tüm AKP medyası yakında 11. dalganın ve diğerlerinin geleceğini söylüyor. Başbakan Erdoğan da, “daha işin başındayız” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudur, siz hiç AKP medyasının yazdıklarının yanlış olduğunu gördünüz mü? AKP medyası daha savcı, polis kimi tutuklayacak bilmeden önce hep bildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi 11. dalgada başta medya üyeleri olmak üzere, devlet yöneticileri, cumhurbaşkanı vs. göz altına alınacakmış. AKP medyası öyle diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bazı medya personeli bu yeni dalgadan çok korkuyor. İşte sorun burada başlıyor. Neden bu adamlar bu kadar korkup, yazılarına çeki düzen veriyorlar anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye değişti, hem de çok değişti. Sanırım bu 11. dalgadan göz altına alınması söz konusu olan bu gazeteciler bu değişimin farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de YARSAV adında bir dernek var. Ne diyor, “gözaltına alınacaklar polisten önce medyaya servis yapılıyor, medya adamların evinin önüne, polisten önce canlı yayın ekipleri ile geliyor, gözaltına alınanlar canlı yayın ile kamuoyuna lanse edilerek itibarları sarsılıyor” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu YARSAV nereden biliyor gözaltına alınanların itibarlarının sarsıldığı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den önce sıkıyönetim zamanında, sadece TRT vardı. O günlerde televizyon ve radyolar benim, “adam öldürmek, banka soymak, kahve taramak, bomba atmak vs. suçlarla” arandığımı söyledi, ajans başlarında. Gerçi ben, vs. suçlara giriyordum ama olsun. Okulda sağ-sol kavgasına karışmak, polise mukavemet etmekten yargılanıp beraat etmiştim ama olsun. Yaşadığım ilçe fazla büyük değil. Herkes beni tanıyor. Bir gittim ilçeme, neredeyse beni herkes ayakta karşılayacak. Benim bir şeyden haberim yok. Meğerse televizyon ve radyodan benim adımı duyanlar, beni anarşistlerin başı sanmışlar. Yani bilmeden ben mafya babası gibi olmuşum. Herkes benden çekinir filan olmuş. Gidip herhangi birinden, “ulan örgüte şu kadar para vereceksin” falan desem itirazsız verecekler. Meğerse ben orada değilken namım almış yürümüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki derin devlet sanığı olmak da o kadar kötü bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani şimdi Sabih Kanadoğlu, korumalarını filan bıraksa Kızılay’da şöyle bir salına salına yürüse herkes etrafında pervane olacak. Herhangi bir yerde yemek yese, çay içse, bir paket sigara filan alsa kimse ondan para filan isteyemeyecek. İnanmıyorsa bir denesin. isterse herhangi bir kumarhaneye gitsin, “hani ulan bizim haracımız” dese, cukkaları götürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlhan Selçuk, bundan sonra Cumhuriyet Gazetesi ekonomik sıkıntıya girse, Selçuk elini kolunu sallaya sallaya herhangi bir belediyeye girse, “nerede ulan başkan” dese, başkan koşa koşa gelip İlhan ağabeyinin elini öpecek. Selçuk, “sizin belediye bundan sonra her gün 2000 Cumhuriyet Gazetesi alacak” dese. İster inanın ister inanmayın Cumhuriyet Gazetesinin tirajı Posta Gazetesini bile geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yapmasınlar ki adamlar derin devlet!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın kıçı kırık Tuncay Güney bile bunları yapmış. Hem de TRT2’ye bile çıkmadan önce. Sabih Kanadoğlu hayli hayli yapar, şöyle gülmeyen yüzü ile adama bir baksın, en büyük mafya babasının bile tüm yağlarının eriyeceğinden eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim İlhan ağabeyinin de, Kanadoğlu’nun da itibar anlayışı bizimkinden farklı canım, hem de çok farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim gözaltına alınmalara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden insanlar Ergenekon sanığı olarak gözaltına alınmaktan korkarlar anlamakta zorlanıyorum. Sanırım bu medya mensupları çok fazla para kazanıyorlar çok semirdiler yani çoookkk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kendimden örnek vereceğim. İlk gözaltına alındığım emniyet, Ankara Çankaya Karakolu idi. Orada bizi bir hücreye attılar. Karanlık pis küçük bir hücre havada ağır bir sidik kokusu var. Sabaha kadar orada kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka seferde, emniyet karar almış artık tüm gözaltına alınanlar emniyet müdürlüğüne getirilecek. Bizi aldılar oraya götürdüler. Attılar bodrum kata. Bodrum katta bulunduğumuz mekan iki oda, bir koridor, bir de hela var. Hepsinin toplamı 50-60 metrekare. Orada yerlere işemek yasak. Helaya gidiyorsun. Gidiyorsun da helanın ya suları akmıyor ya da kanalizasyon tıkanıyor. Bu kez havada hem pis bir sidik hem de pis bir bok kokusu her tarafı sarıyor. Biz orada kaç kişiyiz? Biz okuldan götürülmüştük sayımız 32 kişi idi. 100 kişi kadar da oradaydı. 50-60 metrekarelik bir ortamda 130 kişi filandık. Çökebilenler çökmüş, çökemeyenler ayakta birbirlerinin omuzlarına başlarını koymuşlar uyuklamaya çalışıyorlar. Ama gerçekleri de söylemek gerekirse hafta içinde bu sayı oldukça azalıyordu, ama hela hiçbir zaman doğru dürüst çalışmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bizim medyacılara bakıyorum gözaltına alınmaktan korkuyorlar. Neden? İstanbul Emniyet Müdürlüğü görüntüleri yayınladı, Kaloriferli hücrelerde kalıyorlar, tertemiz çarşaflar yataklar, pırıl pırıl odalar, içerideki sıcaklık 23 derece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon sanığı mısınız, “avukatımı istiyorum diyorsunuz” avukat geliyor, “konuşmama hakkımı kullanmak istiyorum diyorsunuz” ifade vermeden yargıca gönderiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden böyle miydi? Canım. “avukat istiyorum” dediğiniz zaman, anında yüzünüze tokatlar, yumruklar iniyordu. Bu kadarla kalsa yine iyi, bakıyorlar size “güzellikle” bir şey olmayacak, alıyorlar sizi “sorgulamaya”. O zaman işkencehanenin kibar adı “sorgulama” oluyordu. “konuşmama hakkımı kullanmak istiyorum” dediğiniz anda, size elektrik, Filistin askısı, falaka filan verip sizi genellikle fikrinizden vaz geçirtiriyorlardı. Bir de orada Teoman diye biri vardı. Dev-Yolcular, Kurtuluşçular sanırım onu iyi tanır. Ama bu konumuz içi değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi öyle mi canım? Avukat istiyorsunuz, hemen avukat geliyor. Konuşmama hakkımı kullanmak istiyorum diyorsunuz, size hemen mahkemeye sevk ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nankör canım bu Ergenekoncular nankör, çok nankör! Adamlar bu kadar kıyak yapıyor, herkes gözaltına alınmaktan korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki Mamak nasıl? Oraya gittiğiniz de size bir güzel hoş geldin dayağı atıyorlar, sonra sizlere unuttuğunuz veya size öğretilmeyenler marşları filan öğreniyorsunuz. En fazla 30-40 kişinin kalabileceği at ahırlarında 200-250 kişi filan kalıyorsunuz. Çok sık olarak da dayak yeme mesaisine başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi öyle mi canım? Adamlar sizi alıyor, dubleks hücrelere atıyor. Alt kat oturma, wc filan üst kat yatak odası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olursanız sizi hemen en iyi hastanelere götürüyorlar. Ücretsiz tedavi, cek-up filan yapıyorlar. Yemekler en iyi kalite.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz inanın ama inanmayın Ergenekon sanığı olmak böyle bir şey desem, bulunduğum ilçede insan kalmaz. Herkes, “ben de vardım, ben de” der. Bir de üstüne üstlük orada, Türkiye’nin en iyi prof.ları, yazar, sanatçıları, harp uzmanları filan da var. Tüm dersler ücretsiz yani. Alakasız insanların bile oradan yazar olarak çıkması içten bile değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye değişti, hem de çok değişti. Sanırım bu 11. dalgadan göz altına alınması söz konusu olan bu gazeteciler bu değişimin farkında değil. Boşu boşuna korkuyorlar!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-846670052157070675?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/846670052157070675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=846670052157070675&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/846670052157070675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/846670052157070675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/11-dalga.html' title='“11. Dalga”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1073180247529221407</id><published>2009-01-15T15:36:00.000-08:00</published><updated>2009-01-15T15:45:40.551-08:00</updated><title type='text'>SAYGIN (İTİBARLI) KİŞİLER</title><content type='html'>Ergenekon 10. dalgası ile birlikte bir tartışma başladı. Saygın (itibarlı) kişi olur mu? AKP yanlıları olmaz diyor. İtalya’yı örnek gösteriyorlar. Devlet başkanları bile göz altına alınmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten saygın kişi olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette olur. Örneğin, Jean Paul Sartre Cezayir savaşında Fransa aleyhine konuşup, Cezayir direnişini en büyük destekçilerinden, örgütleyicilerinden biri olmuştur. Bu nedenle vatan hainliğine ile suçlanmış fakat dönemin devlet başkanı, “Jean Paul Sartre Fransa’dır” diyerek yargılamaya karşı çıkmıştır. Sartre Nobel barış ödülünü de ret ederek almamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster beğenelim ister beğenmeyelim TC devleti günümüze kadar üç büyük entellektüel yetiştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Atilla İlhan (bildiğiniz gibi artık yaşamıyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Çetin Altan (bildiğiniz gibi o da vatan hainliği ile suçlanmış hatta mecliste linç girişimi ile karşılaşmıştır. 12 eylül sonrası ise sağ saflara geçmiş ve o çizgisini halen o tarafta sürdürmektedir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Yalçın Küçük (sayısız kez vatan hainliği ile suçlanmış, komünist/bölücü faaliyetler nedeniyle sorgulanmış işkence görmüş, yıllarca hapis yatmış bir düşünürdür.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim görüşüme göre bu üç insan Türkiye’dir. Dokunulmazlardır yani. Çetin Atlan, Yalçın küçük isterlerse PKK propagandası yapsınlar, isterlerse darbe çığırtkanlığı yapsınlar, isterlerse ılımlı İslam Cumhuriyetini, isterlerse şeriatı savunsunlar, bunlar bana göre dokunulmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Türkiye bu entelektüellerden başka önemli kişi yetiştirmemiş midir? Atatürk başta olmak üzere, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Yaşar Kemal de dokunulmazdır. Atatürk ve Hikmet, Nesin bildiğimiz gibi yaşamıyorlar. Fakat N. Hikmet de vatan hainliğinle suçlanmış yıllarca cezaevinde yatmış, vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Fakat şimdi AKP hükümeti onu vatandaşlığa geri aldığı gibi mezarını bile Türkiye’ye getirmeyi tartışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdir, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Yaşar Kemal?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet’in şiirleri tüm dünya dillerine çevrilmiştir. Dünyanın sayılı 3-5 şairinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Nesin, Yaşar Kemal, boylarından uzun kitaplar yazmışlar ve kitapları dünyanın sayısız dillerine çevrilmiş ve kitapları ile sayısız nesiller yetişmiş ve yetişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin haritada yerini bile bilmeyenler bu yazarlarla Türkiye’yi tanımış ve tanımaya devam ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu insanlar itibarlı insan değil midir? Herkese dokunulacakmış, dokunun o zaman milletvekillerine!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya devlet başkanı yargılanmış. İtalya devlet başkanı saygın bir kişi midir? Bilmiyorum. Ama eğer Türkiye’de de devlet başkanı aranıyorsa buyurun darbe yapmış devlet başkanı Kenan Evren’e!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, soğuk savaş döneminde kurulan “Gizli Nato”, “Özel Harp Dairesi”, “kontur-gerilla” vs. SSCB’nin dağılmasından sonra Avrupa ülkelerinde devletler onu dağıtmışlar, yargılamışlar sorumlularını içeri atmışlar ve “Gizli Nato”yu sonlandırmışlar. AKP medyası öyle söylüyor. Peki Türkiye’de ne olmuş? “Soğuk savaş bittiği için ABD, bütçesini kendisinin karşıladığı Türkiye’deki “Gizli Nato”yu dağıtmış” nasıl dağıtmış, neden dağıtmış? Bilen yok. Peki “Gizli Nato”ya gereksinim kalmamış da neden açık Nato’ya gereksinim kalmış? Bunu da söyleyen yok. Dünyada biraz politikaya bulaşmış herkes bilir ki, ABD hiçbir kazanımını kovalanmadan terk etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes şunu iyi bilmelidir ki, sadece Nato üyesi ülkelerde değil, bakın bu çok önemli sadece Nato üyesi ülkelerde değil, tüm dünyada ABD’nin yanında, bağımlı, vb. tüm ülkelerde “Gizli Nato” faaliyettedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku devleti:&lt;br /&gt;Kim ne derse desin Ergenekon Türkiye’nin üzerine bir kabus gibi çökmüştür. Herkes yazılarını, eylemlerini, görüşlerini bu davaya göre ayar yapmak zorunda kalmışlardır. Herkes ergenekon sanığı olmaktan korkmaktadır. Nasıl korkmasınlar ki, AKP medyası, medya çalışanlarını 11. dalgada baş hedef haline getirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç soru ile Ergenekon;&lt;br /&gt;1- Neden Ergenekon sanığı olarak göz altına alınanlar arasında AKP’yi destekleyen hiçbir kimse yok? Her tarafa sızan Ergenekon AKP’ye sızamamış mıdır? Ergenekon'da her görüşten insanlar oluyor da neden ılımlı islamı savunanlardan kimse olmuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Neden Ergenekon sanıkları arasında hiç ABD destekleyicileri yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Derin devlet, başta CİA olmak üzere, asker, polis, Mit, Jitem, MHP(BBP) kadrolarından oluştuğu Susurluk olayında açığa çıktı. Şimdi neden gözaltına alınanlar arasında (asker hariç) bunlar yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak:&lt;br /&gt;15.01.2009 tarihinde, fakir insanlara verilmek üzere toplanan paralarla kurulan bir televizyon kanalında, Aydın Engin konuşmacı idi. Diğer bir konuşmacı ise, derin devlet içinde yer almış faşist artığı biri ile 12 Eylül darbesi “nimetleri” ile bakanlık, yöneticilik yapmış başka birisi idi. (diğeri de vitrin olarak Ergenekon destekçisi ÖDP’li birisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişilerle Aydın Engin’in aynı düşünceleri paylaşıyor olması nedeniyle sayın Engin’i kutluyor yeni görevinde başarılar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist bir ülkede solculuk yapmak demek her an göz altına alınmak demek. Ama şimdi bakıyoruz bazıları arkasına siyasi iktidarı almış solculuk yaptıklarını sanıyorlar. Ne diyelim hayırlı olsun!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-1073180247529221407?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/1073180247529221407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=1073180247529221407&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1073180247529221407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/1073180247529221407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/saygin-itibarli-kiiler.html' title='SAYGIN (İTİBARLI) KİŞİLER'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6483590158577090553</id><published>2009-01-11T16:06:00.000-08:00</published><updated>2009-01-16T12:24:27.771-08:00</updated><title type='text'>“Acil olarak darbe ortamı hazırlamak”</title><content type='html'>Tek katlı bir ev. Büyük bir kapıdan içeri giriliyor, içerisi yarı karanlık, yerler karo. Antreden sonra karşınıza bir salon ve salona açılan 32 adet kapı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misafirler belirli aralıklarla içeri giriyor ve salondan açılan kapılardan odalarına giriyorlar. Yaklaşık bir saat sonra 32 oda da dolmuş durumda ve toplantı başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tok bir ses;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar toplantı gündemimizin tek bir maddesi var. Acil olarak darbe ortamını oluşturmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az duyulan bir ses itiraz eder;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Değerli örgüt üyesi arkadaşlar benim bir önerim var, bizim arkadaşlarımız cezaevine girince ya ölüyor ya da hasta olup hastanelere düşüyor, herkes bizimle alay ediyor, bunun önüne geçmek için neler yapılamalı diye bir madde ilave edilmesini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Öneri kabul edilir ve görüşmelere başlanır. İlk madde sağlık sorunu ile ilgili olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde tıp prof.’u olan bir öneri sunar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar, şekeri 250’nin üzerinde olan, tansiyonu 21’in üzerinde olan ve nabzı 160’ın üzerinde olan arkadaşlarımız aktif konularda görev almasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Öneri oy birliği ile kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra acil darbe yapmak için ortam hazırlama maddesine gelir. İlk sözü ordudan sorumlu 1 numara alır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar, benim zamanımda teğmen olanlar bile bana her gün fırça atıyor, “neden hala darbe ortamı yaratamadınız” diyor. Her gün fırça yemekten bıktım derhal darbe ortamı hazırlamamız lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Herkes “evet”, diyerek öneriyi desteler. Üyelerden biri söz alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar bunun en kısa yolu var; 1 numarayı öldürmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen üç itiraz birden gelir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 1 numara mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evet ama siz korkmayın” der öneri sahibi “1 numara bizim değil onların 1 numarası” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklardan cılız bir sese;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- neeee Atatürk’ü mü öldüreceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Bir başka üye;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Atatürk ben ortaokula giderken öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğeri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İnönü mü o zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka biri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben albay iken İnönü öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 numara kimdir. Herkesin gözü içlerinde en genç olan Şahin’e döner. İbrahim Şahin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Valla, benim bildiğim bir numara Tansu Çiller’di. Ondan sonrası anımsamıyorum, isterseniz Cumhurbaşkanı Necdet Sezer onaylı deli raporum var göstereyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes ikna olmuştur. Ama bir numara kimdir. Sonunda daha 70’ine bile gelmemiş genç bir üye;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Galiba yanlış anımsamıyorsam en son seçimleri AKP kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık 1 numara bulunmuştur. Şimdi sırada 1 numara nasıl öldürülecektir. Üyelerden birisi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Onu law silahı ile öldürelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğeri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır uzi lerle öldürelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda hem law silahı, hem uzi hem de el bombaları ile öldürmeye karar verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahları kim getirecektir? Herkesin gözü İbrahim Şahin’in tarafına döner; İbrahim Şahin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Valla bana bakmayın silahları bir yere gömdüm ama nereye gömdüğümü hatırlamıyorum. Bir de kroki yapmıştım ama şimdi krokinin de nerede olduğunu unuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Her kafadan bir ses yükselir. Herkes Şahin’e ateş püskürmektedir. Sonunda Şahin dayanamaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Susun, susun, isterseniz Cumhurbaşkanı Necdet Sezer onaylı deli raporum var göstereyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Herkes susar. Susar da arkalardan bir ses;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ulan sen bana işkence yapan değil misin? sesinden tanıdım pezevenk seni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, başka bir ses,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben de o sesi tanıyorum bana da işkence yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Fakat ordudan sorumlu bir numara hemen müdahale eder,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar lütfen burada özel sorunlarınızı gündeme getirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Yine gündeme geçilir. Başka çare yoktur, yeni silahlar alınacaktır. Para lazımdır yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin gözü örgütün kasasına döner. Ama o yoktur. Cezaevinde, süt ve tost bile alacak parası olmadığı için bakımsızlıktan ölmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyadan sorumlu 1 numara söz alır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar biliyorsunuz, bizim gazeteye bomba attırmak için mahalle kahvesinden iki çocuk tuttum. Benden 500 bin dolar istediler. Bütün birikimimi ortaya koydum yetmedi, sağdan soldan borç aldım hala onları ödüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Haklıdır tabi. Gözler sivil 1 numaraya döner;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Valla ben de para çoktu ama biliyorsunuz, 7 bin kişiye burs veriyorum. Para yetmiyor, yemiyorum yediriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. O da doğru söylemiştir. Gözler odalar sorumlusu Sinan Karagün’e döner, yüzü kızararak Karagün;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Valla billa ben de bir kuruş para yok. Bildiğiniz gibi KOBİ’leri karşılıksız yardım yapıyorum, haftada bir araştırma yaptırıyor ve yayınlıyorum tüm param oraya gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Sıra, yargının bir numarası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu yaşa geldim, beş kuruş biriktiremedim. Ben savcı iken kimler kimler neler teklif etmedi ki bir lira bile almadım. Şimdi Ayvalık’ta bir ev aldım, banka kredili, daha 15 yılı var kredinin bitmesine, galiba borcumu ödeyemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Toplantının üstünde kara bulutlar dolaşmaya başlar. Örgüt parasızlık yüzünden eylem yapamaz durumdadır. Hem orduya hem de AKP’ye karşı rezil olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat arkadan kararlı bir ses haykırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Durun!!!. Ben 1 numarayı öldürürüm. Üstelik silahta para da istemem. Yalnız bir isteğim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. “Nedir” diye sorarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlak porefosör açıklar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Beni bir numara ile karşı karşıya getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Bu nasıl gerçekleşecektir. Başka birisi atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben bu buluşmaya sağlarım. Benim amca oğlumun torunu Çankaya Muhafız alayında onbaşı ona söylerim. Sana bir devlet madalyası verilmesini sağlar. Ne de olsa sen 1.-2. İnönü savaşları olmadığını söylemiştin. Bu yüzden sana tarihe yaptığın katkılardan dolayı tarih devlet hizmet ödülü verirler sen de törende bir numara ile karşılaşırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Tüm örgüt artık rahatlamıştır. Herkes ohhh. Çeker. Fakat çatlak prof. 1 numarayı nasıl öldürecektir. Bomba yok, uzi yok, law yok. Hiçbir bok yok. Çatlak prof bakar herkes kuşku içinde planını anlatma gereği duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet arkadaşlar merakınızı biliyorum. 1 numarayı nasıl öldüreceğimi size anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Salonda büyük bir sessizlik olur. Çatlak prof.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ödül töreninde herkese madalyaya bakarken, yanı herkes dikkatine ödüle yoğunlaştırdığı zaman birden iki elimi vuracağım ve çıkan sesten 1 numara pat diye kalp krizinden ölecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Salonda büyük bir alkış kopar. Çünkü herkes çatlak prof.un el çırpmasını bilmektedir. Bir televizyon kanalında gençecik bir kız bile ölümden zor dönmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam toplantı bitmek üzere iken, cılız bir ses;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Peki, darbe olursa bizim kazancımız ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerden sorumlu bir numara hemen atılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arkadaşlar size namus sözü veriyorum darbe yapıldıktan sonra tüm örgüt üyesi arkadaşlarımızın tüm cenaze giderleri devlet tarafından karşılanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der. Yine büyük bir alkış kopar. Herkes mutlu bir şekilde toplantıyı terk etmeye başlar. Fakat kimse birbirini tanımadığı! İçin, çıkma sırasını bekler. İlk gelen ilk çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat 1 numara uyanıktır. Savcı Öz’e talimat vermiş ve örgütü teknik takibe almışlardır. Sonuçta 1 numaraya suikast planı boşa çıkartılır ve bizim Çatlak Prof. Göz altına alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an bizim çatlak ne mi yapıyor? Büyük olasılıkla savcıların soy ağacında Yahudi filan var mı?, dönme mi? Diye araştırma yapıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6483590158577090553?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6483590158577090553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6483590158577090553&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6483590158577090553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6483590158577090553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/acil-olarak-darbe-ortam-hazrlamak.html' title='“Acil olarak darbe ortamı hazırlamak”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-5219125803225462457</id><published>2009-01-09T14:29:00.000-08:00</published><updated>2009-01-09T14:34:00.972-08:00</updated><title type='text'>“10. dalga!”</title><content type='html'>Kurgu olur da bu kadar da olur mu? Birileri ya çok saf ya da başkalarını saf sanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam ne yapmış, “hazineyi” gömmüş ve krokisini çizmiş. Sonra da göz altına alınırken evinde yapılan aramada kroki bulunmuş. Sonra o krokiden silahlar vs. çıkmış. Ayrıca başka krokiler de varmış! Onlarda da işlenen cinayetlerin cesetlerinin olması bekleniyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumuzda korsan filmleri izlerdik. Korsanlar ellerine geçirdikleri altınları, değerli eşyaları adanın birine gömerler ve yerlerinin haritalarını çizerlerdi. Ama yüzyıllar öncesi bile onlar en azından haritayı birkaç parçaya filan ayırır, başkalarının eline geçerse yerinin bulamaması için bir çok önlem alırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bizim emniyet şefleri bu korsanlar kadar akıllı değiller ki, çizdikleri krokiyi herkesin anlayacağı bir şekilde çizmişler. (saf canım bizim emniyetçiler saf, hem de çok saf!) Örneğin şu büyük kayanın 42 derece 50 metre ileride filan dememiş böyle dese, savcı Öz, hangi büyük kayayı nasıl bulacak ki? O yüzden bölgenin adını da yazmış, her şeyi de bir güzel belirtmiş krokisinde bizim emniyetçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Elbette emniyet müdürlerinin bu kadar saf olmasını kimse düşünemez.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu silahlar bulunmadı mı? Bulundu. Neden? Çünkü bulunması isteniyordu ondan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bizim polis ne yapmış, gömülü cephaneliği bulmuş. Sonra da silahların sarılı olduğu gazete parçalarını (2004 tarihli imiş) orada bırakmış. (saf canım bizim emniyetçiler saf, hem de çok saf!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bazı kanıtların basının eline geçmesini engellememiş veya geçmesi istenmiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmesini istediği için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani kamuoyunun yanlış bilgilere yönlendirilmesi istenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E peki bu İbrahim Şahin susurlukçu değil mi? Elbette öyle, bu konuda zaten sabıkası var. Silahları o gömmüş olamaz mı? Olabilir, ama bulunmasını istemiyorsa  o silahlar böylesi krokilerle bulunamaz. Adamın en azından korsanlar kadar kafası çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bu adamın evinde böyle kroki vardı da, susurluk sabıkalı bu adamın evi neden çok önceleri aranmadı da şimdi arandı? Ya peki susurlukçu polis şefinin evinde bulunan bir kroki sonucu silahlar bulunuyorsa neden bu kroki daha önce bulunmadı da şimdi bulundu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bu silahların bulunması, Y. Küçük’ü, S. Kanadoğlu’nu, K. Gürüz vb. nasıl bağlıyor? İ. Şahin silahları gömerken bu kişiler kazma mı sallamış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri de diyor ki; bu Ergenekon öyle bir örgütmüş ki, içinde çok sayıda başka örgütten, birbirlerinden çok farklı düşünceler içinde olan insanları kapsıyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi neymiş, İlhan Selcuk, Yalçın Küçük, Sabih Kanadoğlu, Kemal Gürüz vb.  bilmeden İbrahim Şahinlerle, Çatlılarla, Kırcılarla aynı örgüt üyesiymişler. Kendileri saf ya herkesi da saf sanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mantığa göre Stalin ile Hitler aynı örgüt üyesi olabilirmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu iyi görmemiz lazım, yahu adamlar kafa tokuşturuyorlar, kafa! İnanmıyorsanız, özel harekatçıların tv’lerdeki eski görüntülerini iyi izleyin. Bunlarla bu profesörleri filan nasıl bir araya getirebiliyorsunuz anlamak mümkün değil. Ama biz safız ya, kendileri gibi yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke demokratikleşiyor diyor bazıları da. Öyle mi acaba? Size bir önerim var; herhangi bir köşe yazarına şöyle bir mail atın, “sayın … ne oldu? siz de Ergenekon davasından göz altına alınacağınızdan korktuğunuz için mi böyle suya sabuna dokunmayan yazılar yazıyorsunuz”  filan diye sorun. Yanıt verirlerse bakın bakalım ülke demokratikleşiyor mu, faşistleşiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Türkiye bir korku devletine doğru hızla bir şekilde gidiyor. Siz  hala İbrahim Şahin, Veli Küçük lokması yutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ne yapacaklarmış bu adamlar darbe? Kaç adet bomba ile 30-40. Bu kadar bomba ile darbe olur mu? Olmazmış da bunlar bu bombaları sağda/solda patlatacak, bazı kişileri öldürecek sonuçta ülkeyi bir kaosa sokarak ordunun darbe yapmasını sağlayacaklarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahuuu bu adamlar bu durumda darbeci değil, olsa olsa aracı. Esas darbe yapacak TSK. O zaman ne yapmak lazım? Darbecileri yargılayıp içeri atmak, tüm payelerini iptal etmek.  kimi? Başta Evren olmak üzere yaşayan tüm 12 Eylül darbecilerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman ne olur? Ülkede kaç tane bomba patlarsa patlasın, kaç suikast yapılırsa yapılsın. Ordu darbe yapmayı aklından bile geçiremez. O durumda siyasi iktidar katilleri, suikastçıları filan bulur cezalarını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi, Yalçın Küçük’ün söylediği gibi, ABD/ AKP Diktotaryasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-5219125803225462457?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/5219125803225462457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=5219125803225462457&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5219125803225462457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/5219125803225462457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2009/01/10-dalga.html' title='“10. dalga!”'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-4667095622486481812</id><published>2008-12-21T16:08:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T16:18:49.236-08:00</updated><title type='text'>“ÖZÜR DİLİYORUM” üzerine</title><content type='html'>1- Türkler, Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Yahudiler ve diğer azınlıklar kardeş kardeş yaşarken “ilk kan”ı kim döktü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Osmanlı Devlet 1. dünya savaşına katılınca, Ermenisi, Rumu hep beraber savaşa mı katıldılar, yoksa emperyalistlerden aldığı destekle bağımsızlık rüyası görmeye başlayarak Osmanlıya arkadan mı saldırdılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Osmanlı -Rus savaşında Ermeniler Rus ordusuna katılarak Osmanlıya karşı savaştılar mı? Ermenileri bağımsız devlet kurmaları için, Ruslar, İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar silahlandırıp Osmanlı ordusuna karşı sürmediler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- İttihak ve Terakki, sağına baktı, soluna baktı Anadolu’da Türkler neredeyse azınlıktaydı. Bunun için bir Türk devleti kurmaya karar verip Ermenileri zorunlu göçe tabi tuttular. Ne yapsaydılar? Kendilerine karşı önce Rus ordusunda sonra Fransız ordusunda görev alan Ermenilere madalya mı taksaydılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- 2. dünya savaşında, ülkesini işgal eden Almanlarla işbirliği yapan Bulgar Türklerine veya yine Almanlarla işbirliği yapan Kırımlı Türklere Stalin madalya mı taktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Devamlı suçlanan İttihak ve Terakki ne yapsaydı? Bir Türk devleti kurmak yerine Ankara’da sıkışmış küçük bir azınlık toplumu olmasını kabul mu etseydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Yunanlılar İzmir’e çıktıkları zaman İzmir’de yaşayan Rumlar, Yunan ordusuna karşı insan kalkanı oluşturarak, “burası bizim ülkemiz, buraya giremezsiniz, defolup gidin” mi dediler, yoksa evlerinin balkonlarına Yunan bayrakları asarak, yollarda işgal ordularını alkışlarla mı karşıladılar? Savaşın ilerleyen günlerinde Yunan ordusuna arkadan saldırarak Anadolu’nun kurtuluşuna katkı mı sağladılar yoksa Yunan ordusuna asker mi verdiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- “Hiç Rumlar Yunan ordusuna karşı savaşırlar mı?” sorusu sorarsak kardeş kardeş yaşamanın ne olduğu sorusuna açıklık getirmiş oluruz. Örneğin Amerikan Kurtuluş Savaşında İngiliz ve İrlandalıların çoğunlukta olduğu çok uluslu amerikan halkı İngilizlere karşı ulusal kurtuluş savaşı vererek bağımsızlığını kazanmadı mı?&lt;br /&gt;Bunlar azınlıklara yönelik sorular. Ya peki Osmanlı Devlet ne yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Ulusal bir Türk devleti kurmak adına&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;1- Ermeniler zorunlu göçe tabi tutulurken daha insani koşullar sağlanamaz mıydı? Göçten önce onların evlerini, tarlalarını, dükkanlarını vb. satmalarına izin verilemez miydi? Bu sayede onların malına mülküne konmak isteyen Kürt ve Türklerin saldırılarının önüne geçilemez miydi? Tüm birikimlerini altın vs. yanına alarak göçe zorlanan Ermenilerin uzun yollarda soyulabilmesinin önüne geçilemez miydi? Bu sayede kayıplar minimuma indirilemez miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- İzmir kurtuluşundan sonra İzmir’i terk ederek Yunan ordusu ile kaçan Rumların evlerini yakarak onların evlerinin parasını istemek, evlerine geri dönmek vs. tüm emellerini yok etmek için onların evleri yakılmasa idi daha iyi olmaz mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Kurtuluş savaşında tamamen Türklerin yanında yer alan Kürtlere otonom vb. yönetim biçimi ile onların kendi kültür, dil, gelenek, göreneklerine saygı gösterilemez miydi? Eğer bu yapılmış olsaydı, onlar şimdi bizim en yakın dostlarımız olmaya devam etmezler miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Osmanlı’dan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde, “Yol Vergisi”, 6-7 Eylül olayları vb. olaylar tamamen kabul edilemez olaylardır. Eğer, Türk devleti güç durumda kaldığı için zenginlerden vergi almak istiyorsa, Türk, Ermeni, Rum, Yahudi vb.den yani kökenine bakmadan ekonomik durumu iyi olan herkesten vergi alamaz mıydı? Bu olayların savunulacak herhangi bir yönü var mı? En haksız olduğumuz bu konuda neden özür dilemiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;OSMANLININ GEÇMİŞİNE KISA BİR GÖZ ATARSAK:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Osmanlı devletinin tüm gelirleri, fetihten elde edilen ganimetler, vergiler vb.den oluşuyordu. Fakat ne zaman ki batıda, Avusturya-Macaristan, doğuda Rusya devletinin sınırlarına ulaştık o zaman fetihler sona erdi. Artık devletin tek geliri fetih edilen topraklardan alınan vergilerdi.&lt;br /&gt;Fetihlerin sona ermesi Osmanlı Devletinin gelişmesinin de sonu demekti. Tüm teknolojik gelişmelere kapalı olan Osmanlı Devlet 300 yıldan fazla süre 1 milyon metrekareden fazla istila topraklarını elinde tuttu, vergi almaya devam etti. Aslında Osmanlı devleti tamamen sona ermişti fakat emperyalist ülkeler kendi aralarında anlaşamadıkları için Osmanlı o toprakları elinde tutmaya devam etti. Bunda her ne kadar onların kendi aralarında anlaşamamak olsa da Osmanlının da diplomasisini de göz ardı etmemek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı son dönemlerinde tamamen bir çöküş süreci içinde, Avrupanın “hasta adamı” idi. Tahta bulunan padişah, “beni bugün tahtan indirecekler, kafamı kesecekler” vb. düşünceler içindeydi. Herhangi bir cephede bir başarı söz konusu olsa o paşanın “gelip padişahı düşürecek” dedikodusu ile savaş kazanan paşalar görevlerinden alınıyordu. Dünyanın sayılı donanması yapılmış, İstanbul’a gelerek padişahı görevden düşürecek korkusu ile donanma Çanakkale boğazında çürümüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet kişilerden bile faizle para almak durumuna gelmiş, Avrupa ülkelerine sayısız kapitülasyon ve imtiyazlar verilmişti. (Reji, Demiryolları vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede tüm azınlıklar kendi vergilerini verdiği, savaşta orduya asker sağladığı sürece iç işlerinde tamamen bağımsızdılar. Osmanlı devleti güçlü olduğu sürece bu sistem iyi çalıştı. Fakat Osmanlı batılı emperyalist ülkeler tarafından paylaşılacak bir pasta konumuna düşünce, tüm azınlıklar kışkırtıldı. Sayısız ülke Osmanlı bağımlılığından kurtularak diğer emperyal devletlerin etkisi altına girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koşullarda İttihak ve Terakki yöneticileri güçlü bir şekilde iktidara geldiler. Bundan sonra ilk kez Osmanlı devleti bağımsız bir devlet konumuna geldi. Yabancı ülkelerin tüm ayrıcalıkları iptal edildi. Anadolu da bir Türk devletinin kurulmasının temelleri atıldı. Ulusal bir Türk devletinin temellerini atan ittihak ve Terakki Cemiyeti yöneticileri bu yüzden emperyalist odakların hedefi olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlıyı paylaşacak, İngiliz, Fransız, Rus anlaşmasına karşı İttihak ve Terakki zorunlu olarak Almanya yanında savaşa girdi. 1917 devriminden sonra Lenin bu emperyalist anlaşmayı açıkladı. Bu ayrı bir yazı konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SONUÇ OLARAK:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kardeş kardeş yaşayan uluslar ayrılma hakkını savunamazlar mı? Elbette her ulus ayrılma hakkına sahiptir. Yalnız bu hakkı sadece sosyalistler savunur. Ayrıca ayrılmak için ülkeye saldıran işgalcilerle işbirliği yaparak ayrı devlet kurmak isteyenlerin sonu hep hüsranla sonuçlanmıştır. Örneğin Irak Kürtleri gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir emperyalist saldırı söz konusu olmadan herhangi bir ulus ayrılmak isterse ne olur? Savaş. Örneğin Çerkesler Çar’a karşı sayısız kez ayaklanmışlar ve sonuçta büyük çoğunluğu sürülmüştür. Çerkesler de 1-1.5 milyon zorunlu göçe maruz kalmış istedikleri yerlere ancak 400-500 bini ulaşabilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bağımsızlık savaşları hep kanlı olmuştur ve olmaya da devam ediyor. Sadece 1917 yılında iktidara gelen sosyalizm bir çok ulusun devlet kurmaları barışçı olmuş ve yine yüze yakın küçük ulusal azınlıkların, dili, gelenek, görenek ve yaşam biçimlerinin korunması ve gelişmesinin önü açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SON SÖZ:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Türkiye’de yaşayan herkes, dili, dini, gelenek ve görenekleri ne olursa olsun istediğini söylemekte, düşünceleri doğrultusunda, yayın yapmakta, toplantılar düzenlemekte, dernek/parti kurmakta özgür olmalıdır. Bu özgürlüğün içinde faşizmi savunmakta, Türkiye devletinin aleyhine faaliyette bulunmak ta, “demokratik rejimi” yıkmayı vb. savunmakta serbest olmalı. Tabi ki teröre başvurmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama en önemlisi yabancı ülkelerden, para, itibar, parasız ülke gezileri, cep harçlıkları, ülke içinde ve dışında öğretim üyelikleri adı altında prestij ve maddi çıkar vb. olmasın. Eğer bir kimse ister aydın isterse başka birisi olsun düşünce özgürlüğü dışında yabancı ülkelerden, yabancı vakıflardan para alarak sipariş düşünceler ileri sürüyorsa, bunları 301’den filan değil doğrudan vatana ihanetten soruşturma geçirmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ABDULLAH GÜL:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Cumhurbaşkanı Gül’ün imzacılara kapalı da olsa destek vermesi konusunda, “onun anne tarafına bakmak lazım” dedi. Kısacası A. Gül’ün anne tarafının Ermeni olduğunu ileri sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi A. Gül anne tarafının Ermeni değil, Türk ve Müslüman olduğunu açıkladı. Ama diyelim ki Ermeni olsun bu durumda Ermeni kökenli bir Cumhurbaşkanı, aile kökeni olan Ermeni kimliğini ret mi etmeli? Kesinlikle katılmıyorum. Türkiye’de hiç kimse kendisine, milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, müdür, şef, memur vs. seçildi veya verildi diye ulusal kökenini ret etmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, eğer anayasada yazıldığı gibi 11. cumhurbaşkanını halk seçseydi benim oyum Kamer Genç’e olacaktı, bir çok arkadaşım gibi. Eğer 11. cumhurbaşkanı halk oylaması ile belirlense idi bugün cumhurbaşkanlığı koltuğunda Kamer Genç oturuyor olacaktı. Hem de Kürt kimliğini ret etmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de unutmayalım: hemen hemen hiçbir toplum kendi öz topraklarında yaşamıyor. Buna Türkler de, Yunanlılar da , Amerikalılar da, Avurupalılar da dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-4667095622486481812?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/4667095622486481812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=4667095622486481812&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4667095622486481812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/4667095622486481812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/12/zr-diliyorum-zerine.html' title='“ÖZÜR DİLİYORUM” üzerine'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3437638921782766696</id><published>2008-11-24T13:31:00.000-08:00</published><updated>2008-11-24T13:33:05.120-08:00</updated><title type='text'>Ayrılma hakkı</title><content type='html'>Her ulus birlikte yaşadığı diğer ulustan ayrılarak, bağımsız bir devlet kurma hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aynı evlilik gibidir. Her evli çiftin ayrılma hakkı vardır. Ama çiftler ayrılma hakkı olduğu gerekçesiyle ayrılmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde uluslar da öyle, kendilerinin ayrılma hakkı olması onların bu hakkı kullanması anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu istenildiğini zaman kullanılabilir bir haktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat aklı başında hiç kimse bu hakkı en son olarak kullanmaya düşünür, yani kimse, evli çiftler de, uluslar da bu hakkı bıçak kemiğe dayanmadan kullanmak istemez. Bu hakkı kullanmak her iki tarafa da kolay kolay fayda sağlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu hak vardır ve olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hak var diye her ulus hemen ayrılma hakkını kullanabilir mi? Elbette kullanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yabancı bir emperyalist devlet, başka bir ülkede iki toplumu kendi çıkarı için parçalamak isterse bu ulusların kaderini tayin hakkı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917 Rus devrimi sonrasını anımsayalım; Rusya’da, Ermeniler, Kafkaslar, beyaz Ruslar vb. ayrı devlet kurmak için ayaklanmışlardı. Lenin ne yaptı, “kendi kaderlerini tayin hakkına sahipler ayrılabilirler” mi dedi? Elbette emperyalist bir ülkenin, kendi dibinde gerici, saldırgan bir maşa devleti kurmalarına izin veremezdi. 3 yıl kadar iç savaş sürdü sonuçta SSCB birliğini sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede Kürt sorununa bakarsak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Afganistan’dan sonra Irak’a saldırdı. Amaç sadece oradaki petrol değildi. Amaç İsrail devleti gibi, bölgenin ABD çıkarlarını savunacak ikinci bir İsrail devleti kurmak bu sayede İsrail’in yükünü azaltmak ve İsrail’i korumaktı. Bu amaçla, Irak, İran, Suriye ve Türkiye sınırlarını kapsayan büyük Kürt devleti kuracaktı. Ortalıkta dolaşan haritalar ABD’nin bu istemini ortaya döküyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, 3.5 milyon suni yaptığı destansı direnişlerle ABD’nin bu politikasını şimdilik ırak çöllerine gömmüş görünüyor. Fakat Talabani ve Barzani ABD’ye hizmette kusur etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında ABD/İsrail’in bir başka istemi de büyük Ermenistan devletinin kurulması idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu çerçevede Kürtlerin ayrılma hakkını savunmak tamamen ABD çıkarlarını savunmak demek değil de nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ezilen bir ulustur. Türkiye’yi AB-D, işbirlikçi Türk ve Kürt burjuvazisi tarafından ezilmekte/sömürmektedir. Aynı güçler Kürt emekçi halkını da sömürmektedir. Bunların yanında Kürt’ler kendi dilleri, gelenek görenekleri vb. nedenler de baskı altındadır. Ama bu zaten emperyalizmin böl-parçala-yönet taktiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, kurtuluş AB-D, yani emperyalistlerin kucağına oturularak bağımsız devlet kurulamayacağını baştan kabul etmek ile başlamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki ulusun da ortak çıkarı, emperyalizmi ve Türk/Kürt yerli işbirlikçilerine karşı ortak mücadele etmekten geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet ABD’nin amaçladığı böylesi bir Kürt devletinin kurulması demek yıllarca sürecek bir bölge savaşının başlayacağı demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada şu soruların da geleceğini biliyorum. Türkler neden Kürtlerin hakkını savunmuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ab-d yanlılarının sahte savunmalarını bir tarafa bırakırsak, gerçekten Türkler Kürtlerin sorunlarını sırt mı çevirmiştir? Buna bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıdan bakınca sanki öyle gibi görünüyor, ama gerçekler hiç de öyle değil. Örneğin 90 yıllarda SBP, BSP kuruldu. Seçimlere girmek için belirli illerde örgütlenmek gerekiyordu. Bu partiler bu örgütlülüğü sağlayamadı. Üstelik 4 tane milletvekilleri de vardı. Neden? Çünkü Apo bu partilerinin güney doğu örgütlenmesini yasakladı. Yani bu sosyalist partiler güney doğu da üyeleri, taraftarları olmasına rağmen şube açamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan öncesine de gidersek, TKP, Dev-Yol, Dev-Sol, Kurtuluş, Halkın Kurtuluşu, Doğu Devrimci Kültür Ocakları, Doğu Devrimci Kültür Dernekleri, Rızgari, ala Rizgari, Kawa, denge Kawa, Partizan vb. tüm Kürt ve Türk sol/sosyalist örgütler, doğunun MHP’si olan PKK’nın saldırısına uğrayıp, şehitler vererek bölgeyi terk etmek durumunda kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak gerçek kurtuluşa destek vermeyenler, Türkler mi yoksa ABD’nin kucağında bağımsız! Devlet peşinde koşan Kürtler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım tartışılması gereken gerçek sorun bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3437638921782766696?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3437638921782766696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3437638921782766696&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3437638921782766696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3437638921782766696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/11/ayrlma-hakk.html' title='Ayrılma hakkı'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3974461880580845018</id><published>2008-11-21T12:55:00.000-08:00</published><updated>2008-11-21T12:58:20.056-08:00</updated><title type='text'>Almanya da işler nasıl?</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;21.11.2008&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Herkesin bildiği gibi Türkiye’de işler hiç de iyi değil de, acaba Almanya’da durum nasıl? Bir de ona bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya mark’tan euro ya geçtiği anda enflasyon bir günde yüzde yüz artmıştır. Yani vatandaşın 2 markı 1 avro olmasına karşılık vatandaş 1 avroya ancak 1 marklık mal almak durumunda kalmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;1- Almanya’da yaşam çok pahalıdır. Örneğin bir öğle yemeği 7-8 avro ya patlar. En ucuzu döner ekmektir o da 3,5 avro filandır, bir bardak sallama çay, bir şise su-soda, kahve 3.5-4 avrodur. Karpuzun kilosu (Türkiye de 25-30 kuruş iken) 2 avrodur. Almanya da kavun karpuz pahalı olduğu için ancak dilimlerle satın alınabilinir. Elma, portakal vs. de pahalı olduğu için ancak tane ile alınır. (zenginler hariç) bir duble rakı, bizim tekimiz kadardır 5 avrodur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;2- Almanya’da, emeklilik yaşı 60-65 olduğu için bir ailenin çocuğuna bakacak, yenge, teyze, anneanne, babaanne vs. yoktur. Bu yüzden çocuğa bakıcı tutmak gereklidir. O da aylık en az 300-400 avrodur. Bu nedenle insanlar çocuk yapamaz konumdadır. Doğanın kendini sürdürmek için üreme kuralı bile Almanya’da sona ermek üzeredir. Yani Almanya da doğanın en temel yasası bile sınırlarına ulaşmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;3- 40-45 metrekalik bir ev 100-200 bin avrodur. Bu yüzden çalışanların tamamına yakını kiracıdır. Kiralar 400-500 avro civarındadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;4- Bir ailede bir kişi çalışarak Türkiye deki gibi 4-5 kişiye değil iki kişiye bile bakamaz. Bir çalışan 1500 avro civarında maaş alırken, su günlerde birçok türk ve alman işsiz kaldıkları için 1000 avro işsizlik parası alırken bu rakam son aylarda 600-700 avroya düşmüştür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;5- Almanya da sosyal/politik yaşam nasıldır? Hemen hemen hiç yoktur. Çünkü bir alman, sabah saat 5-6 da kalkar, akşam 5-6 da eve gelir, 9-10 da uyur. Bakkallar çakallar 5-6 da kapanır. Büyük marketlerin kapanış saatleri 8 dir. Ancak metrolarda açık büfe bulunabilinir. Gazete ve kitabı ancak metroda filan okur. Alman proleteri için bir tek cumartesi günü vardır. Çıkar, gezer, sinema, tiyatro, toplantı vs.ye gider. Pazar gününü evde dinlenerek geçirir. Alman burjuvazisi yoğun emek sömürüsünü en yoğun olarak kullanır. Örneğin alman televizyonlarında erotik filmler ancak Cuma ve cumartesi akşamları gösterilir. Mesai günlerinde verimlerinin düşmemesi sağlanır böylece! bu 65 yaşına kadar böyle sürer &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;6- Almanya’da çalışma koşulları da çok kötüdür. Genellikle doğal olmayan ortamlarda çalışılır. Metrolar da karanlık labirentler gibidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;7- Almanya sözde 16 eyaletten meydana gelmiştir. Ama bu eyaletler göstermeliktir. Tüm eyaletler tamamiyle merkezi alman militarizmine bağlıdır. Bugün Almanya da gerçekten hala iki eyalet vardır. Batı ve doğu. Alman militarizmi birleşmenin kaç yıl geçmesine karşılık doğuya yatırım yapmaz. Doğu batının zencileridir. Berlin i hiç bilmeden gezseniz bile hangi tarafın doğu hangi tarafın batı olduğunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;8- Almanya da basın nasıldır? Türkiye den de kötü. Almanya da iki büyük medya kuruluşu vardır. Biri Bild, diğeri de kisker (Almancam olmadığı için medya isimlerini yanlış yazdığımı biliyorum) bunlar alman şovenizmi ve alman hükümeti ile birlikte güzelce anlaşırlar. Peki bu basın kuruluşları özgür haber yapabilir mi? Ne gezer! Bir gazeteci bu basın kuruluşlarından birine işe girdiğinde önüne bir sözleşme konur. Sözleşmede işe giren gazeteci İsrail aleyhine haber yapmamayı taahhüt etmek durumunda kalır aksi halde işe giremez. Eğer işe girdikten sonra İsrail aleyhine haber yaparsa, tazminatsız filan kapı dışarı edilir. İş sadece bununla kalsa yine iyi. 11 eylül saldırılarından sonra sözleşmeye ABD aleyhine haber yapılmayacak maddesi de ilave edilmiştir. Bilmem siz böyle özgür! bir basını başka ülkelerde tanıyor musunuz? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;9- İktidara gelen parti kendi iç ve dış politikasını uygular değil mi? Ne gezer orası Türkiye değil ki! Almanya’da iktidara kim gelirse gelsin ülke yönetimini alman devleti belirler. Almanya’da krallık olmadığı için bu işi kraliyet ailesi belirleyemez, hani Goobels’in propaganda bakanlığı vardı, onun şimdiki adı, alman politikasını Almanlara anlatma ve onu kabul ettirme müsteşarlığı gibi bir şey, doğrudan başbakanlığa bağlı bir müsteşarlık (bunun ismini yine almanca bilmediğim için yazamadım, Almanya’daki arkadaşlar biliyordur sanırım) şimdi bu müsteşarlık ne yapar? 100 den fazla ülkede adamları çalışmaktadır. Müsteşarlık 24 saat mesai yapar. Dünyada önemli neler olmuş, Almanya’yı ilgilendiren ne tür gelişmeler olmuş hepsi müsteşarlığı aktarılır. Müsteşarlıkta durum değerlendirilmesi yapılır. Sabah saat 5-6 gibi müsteşar gelişmelerin dosyasını eline alır bizzat başbakan ile görüşmeye gider. (diğer bir dosya da elden cumhurbaşkanına iletilir) müsteşar dünyadaki gelişmeleri bizzat başbakana anlatır ve alman devletinin tavrının ne olması gerektiğini başbakana bilgilendirir! Gerektiğinde müsteşar bakanlar kurulu toplantısında bakanları bilgilendirir! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;10- Cem Özdemir aynen şunları söylemiştir, biz yeşiller partisi olarak sosyalist bir görüşümüz vardı. Fakat bugün Afganistan a asker göndermek durumunda kaldık (o zaman yeşiller partisi koalisyon ortağı idi) muhalefette iken söylediklerimizi iktidara gelince gerçekleştiremiyoruz. Bakın şimdi demokratik sol parti ( o yıllarda yeşillerini en büyük alternatifi olmuştu. Şimdi nasıl acaba) onlarda Berlinde yerel hükümette koalisyon ortağı oldular onları da göreceğiz bakalım” demişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Sanırım yazı uzadı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer meraklısı varsa;&lt;br /&gt;1- Berlin neden tekrar başkent oldu?&lt;br /&gt;2- Almanlar nasıl Yahudi soykırımını kabul etti?&lt;br /&gt;3- Berlin eyaletinin sembolü olan “ayı”nın tacı ne oldu?&lt;br /&gt;4- Neden her partinin bir de vakfı var?&lt;br /&gt;5- Almanyada, devlet katında neden ABD karşıtlığı zirve yapıyor?&lt;br /&gt;6- Almanya da sağlık hizmetleri ücretsiz mi?&lt;br /&gt;7- Üçüncü kuşak olan, yeşiller partisinin gencilik örgütü yöneticisi, yarım yamalak Türkçesiyle, ben Alman değil türküm diyor?&lt;br /&gt;8- Berlin de multi-kilti radyosu neyi savunuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Almanya olarak söz edilen Berlin ağırlıklıdır. Ayrıca bu ekonomik vb. değerlendirmeler kriz öncesi, 2002 yılı filandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet baytak&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3974461880580845018?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3974461880580845018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3974461880580845018&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3974461880580845018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3974461880580845018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/11/almanya-da-iler-nasl.html' title='Almanya da işler nasıl?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-482343287540148650</id><published>2008-11-07T13:58:00.000-08:00</published><updated>2008-11-07T14:01:36.147-08:00</updated><title type='text'>SOL'U KİM SUSTURDU?</title><content type='html'>12 Eylül darbesi Türkiye'nin siyasi ve kültürel yapısını alt üst etti. Solcuların üstüne kabus gibi çöken 12 eylül faşist yönetimi, idamları, işkenceleri, göz altıları ile solcuların üstünden silindir gibi geçerken, halkı kandırma anlamında bazı MHP'lileri de idam etmekten, göz altına almaktan kaçınmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onlar göstermelikten öte gidemedi. Zaten MHP'de kısa sürede toplanarak hükümet ortağı bile oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki solcular ne oldu? 12 Eylül'ün ağır faturası üstüne bir de reel sosyalizmin yıkılması her şeyin üstüne tuz biber ekmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama her şey bu kadar mı? Sadece solcuları hedef tahtasına koyanlar 12 Eylül'cüler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya peki bizim, aydınlarımız, sanatçılarımız, medyamız? Onların hiçbir sucu yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz şimdi hemen aklınıza 2. cumhuriyetçileri getirmeyin onlar zaten bilinmeyen değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solculuğun Türkiye'den tasfiyesini sağlayan daha temel unsurlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları sıralayalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Cumhuriyet Gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayın yaşamında hiç solcu olmamış ve olması mümkün olmayan, 2. dünya savaşında faşist olan, Cumhuriyet Gazetesi bugün karşımıza solun temsilcisi olarak çıkıyor. Neden? 12 Eylül nedeni ile meydan boş kalmış ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz geçmişi anımsayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül'den önce Kimler hangi gazeteyi okuyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'liler Akşam ve Yeni Ortam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP'liler Politika,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dev-Yolcular Demokrat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül rejimi bunların hepsini kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki 12 Eylülün en karanlık günlerinde yayınına devam eden Cumhuriyet Gazetesi neleri savunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başında Uğur Mumcu'nun olduğu Cumhuriyet gazetesi 12 eylül rejimini savunuyordu. Buna karşı çıkan sadece üç kişi görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İlhan Selçuk&lt;br /&gt;2- Oktay Akbal&lt;br /&gt;3- Şükran Soner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında Cumhuriyet Gazetesi 12 Eylül'ün borazanlığını yapıyordu. 12 Mart'ta sakıncalı piyade olan Mumcu'ya 12 Eylül'de koruma verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biraz o günlerin Cumhuriyet Gazetesi manşetlerini ve haberlerini anımsayalım.&lt;br /&gt;12 Eylül'ün hemen arkasında, Uğur Mumcu'nun derlediği, "Meclisi utandıran sözler" adı altında bir yazı dizisi. Neyi anlatıyordu. Meclisin ne kadar anlamsız olduğunu, kapatılmasını hak ettiğini. (aynı Can Dündar'ın "Mustafa" filmi gibi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül'ün en karanlık günlerinde, "asmayalım da, besleyelim mi?" sözlerine karşılık Mumcu ne diyordu? "eee bunlar çocuk değil bu işlerin sonunda idam da olacağını bilmeleri gerekiyordu".&lt;br /&gt;Ya peki Ağca için ne demişti Mumcu? Bulgar ajanı. Bulgar gizli servisinin KBG'den haberi olmadan hiçbir yapamayacağı göz önüne alınırsa, Ağca KGB ajanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim MHP'li olarak bildiğimiz malum Ağca generallerin ve Mumcu'nun desteği ile birden olmuştu KGB ajanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız şunu bilmekte fayda var. 12 Martın sakıncalı piyadesi 12 Eylül'ün gözdesi olmuştu. Cumhuriyet Gazetesi, Selçuk yüzünden, Akbal, Soner yüzünden sayısız kez kapatılırken Mumcu yüzünden hiç kapatılmadığı gibi Mumcu'ya özel koruma da verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Mumcu neden öldürüldü? Emperyalizmde vefa duygusu yoktur. Öldürülmesi işene geldiği için öldürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mumcu dışında Cumhuriyet Gazetesine devam edelim. Örneğin siz 12 Eylül'ün fırtınalı günleri sona ermiş. Güzel bir roman filan yazmışsınız bunu yayınlamak istiyorsunuz, yayınlayabilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi olur verirse evet vermezse olanaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur verirse gazetede haber olarak, köşe yazarları olarak sizden söz ederler okuyucuları sizden haberi olur. Kitabınızı alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda Cumhuriyet Gazetesi ne uyduruk kişilerin reklamını yaparak ne ipsiz sapsız kitapların satılmasını sağlayarak, olur olmaz kişileri yazar yapmadı ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki kendi olanaklarınız ile yayınladınız. Kimin haberi olacak? Cumhuriyet Gazetesi sizden söz etmezse kimsenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce yayın işleri böyle miydi? Elbette hayır. Türkiye'nin birçok yazarını çizerini ülkemize kazandıran 12 eylül öncesi sol örgütleri olmuştur. Fakat 12 Eylül'den sonra ise bunlar susturulduğu için kimseye böyle olanak kalmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi bu elbetteki salt Cumhuriyet Gazetesinin suçu değildir. Diğer tüm yayın organları da böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - bizim ne kadar "solcu" yazarımız, film yapımcımız, sanatçımız varsa hemen hemen hepsi (bilerek veya bilmeyerek) aynı değirmene su taşımışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül öncesi ne kadar solcu varsa, eylemlere katılmış yurtsever, sosyalist, komünist varsa, ya ağır işkenceler görmüş bu nedenle kansere filan yakalanmış ya da delirmiş ya da idam edilmişlerdir. Romanlarımız, filmlerimiz vs. böyle söylüyor. Bunlar insanlarımızın, gençlerimizin politikadan uzak durması için düzenlenmiş büyük yalanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin ben, sayısız eyleme katıldım, gözaltına alındım, hemen hemen her şeyi yaptım fakat (elime silahı ancak askere gittiğim zaman aldım.) Hiç te kanser olmadım, idam edilmedim, işkenceler görmedim. Sadece 12 eylülün en sert günlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde bir tek tokat yedim. Tokat atan polis te yaptığında pişman olarak daha sonra bana elinden gelen yardımı yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül gençliği olarak biz devlete kafa tuttuk, korsan yaptık, miting yaptık, izinsiz (zaten izin vermiyorlardı) duvarlara yazı yazdık, pankart astık, kavga ettik, polise mukavemet ettik, aşık olduk, sevdik sevildik yani gençliğin verdiği dinamizmle her şeyi yaptık. Fakat okulumuz da bitirdik iş-güç, çoluk-çocuk sahibi de olduk normal bir yaşam da sürdük. Ama bu böyle yansıtılmıyor, verilen, haberlerde, filmlerde, romanlarda, "aman haaaa sol eylemlere katılmayın, işkence görür kafayı kırarsınız, kanser olursunuz, idam edilirsiniz, işkenceden, dayaklardan ölürsünüz." Deniliyor. Böyle olunca başta aileler olmak üzere gençler de politikadan uzak durmayı seçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bugün sola kimler sahip çıkıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Cumhuriyet Gazetesi sola tamamen kapalı, AKP'nin en muhalif kanalı, Kanal Türk (Kanal Biz), ART vb. de öyle. Örneğin Kanal Biz, Latin Amerika solunu, Che'yi, Avrupa solunu, 68 kuşağını devamlı ekranlara getirirken günümüz solcularına ekranları kapalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu yapılar CHP'nin sağ politikalarından şikayetçidirler. CHP'nin sağ politika yapmasının nedeni ülkede sol olmamasıdır. Günümüzde sol yapılar biraz canlansa dirilse CHP bu sağ politikaları savunamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm solcu, ulusal güçler sizin de hiç suçunuz yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep AKP geliyor diye CHP'ye oy vere vere AKP gelmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde yerel seçimler var. Haydi il genel meclisi seçimlerinde sol partilere oy verelim.&lt;br /&gt;Solun sesini, bayrağını yükseltelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: sol partiler, örgütler kim? derseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani boğazlardan Karadeniz'e ABD gemileri geçti ya, hani o zaman bu gemilere protesto gösterileri yapan örgütler var ya! Hani YÖK'ün kuruluş yıldönümünde YÖK'ü protesto eden örgütler var ya, İşte o örgütler sol. Diğerleri  sol değil  ABD'nin sosu. Altan kardeşler gibi, Etyen Mahcupyan gibi, Ufuk Uras gibi vs. yani medyanın sol tartışıyor diye bize lanse ettikleri var ya onlar sol değil, ABD'nin sosu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…07.11.2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-482343287540148650?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/482343287540148650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=482343287540148650&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/482343287540148650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/482343287540148650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/11/solu-kim-susturdu.html' title='SOL&apos;U KİM SUSTURDU?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-8197215551777446589</id><published>2008-10-30T06:54:00.000-07:00</published><updated>2008-10-30T07:01:38.651-07:00</updated><title type='text'>"Mustafa" filmi</title><content type='html'>Ateşi ve ihaneti gördük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük, görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin egemenleri, karlarını korumak adına bu laik Türkiye Cumhuriyetinin sona ermesine karar verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bakmayın, muhalif  medyaya, onlar da karlarını düşünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi ve ihaneti gördük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük görüyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mustafa” filminin tanıtımı yapılıyor, tüm yazılı ve görsel medyada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi ve ihaneti gördük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük görüyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk olmuş, “Mustafa” Can’ın asker arkadaşı sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olmuş, tek başına yalnız ölmüş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş, “devrim evlatların yemiş”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi ve ihaneti gördük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük görüyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş, “Canakkale’de ölenleri huriler bekliyormuş. “Mustafa” onları küçümsüyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi ve ihaneti gördük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük görüyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mustafa”nın yatacak yeri, evi yokmuş, darbe yapınca padişahların sarayında yatar olmuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtler konusu da çok ayrı. Yani tam da DTP’nin federasyon istediği anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi ve ihaneti gördük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördük görüyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İstiklal Marşını bile, küçümsemek için elinden gelen yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani insan şiir yazar, roman yazar. Tekrar tekrar yazar sonunda, sonuçlarının iyi olduğuna karar verir, yayınlar. O şiiri o kitabı karalamak için taslaklar yayınlanmaz. Ama İstiklal Marşının taslakları, hem de “muhalif” kanalın birinde hem de büyük bir orkestra eşliğinde yayınlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke satılmış, ülkenin egemenleri karlarını kurtarmak adına bu satışa destek veriyorlar, ülkenin başında millet, ulus, bağımsızlık kavramını bilmeyenler oturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler ise “Can” marifet yapmış gibi Türkcell’e boykot kampanyaları açmayı tasarlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30.10.2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-8197215551777446589?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/8197215551777446589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=8197215551777446589&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8197215551777446589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/8197215551777446589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/10/mustafa-filmi.html' title='&quot;Mustafa&quot; filmi'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-254216298572072523</id><published>2008-10-16T06:03:00.000-07:00</published><updated>2008-10-16T06:08:16.872-07:00</updated><title type='text'>Marks haklı mıydı?</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;15.10.2008&lt;/div&gt;Dünyada şimdi bir çok kişi bu soruyu soruyor. Evet Marks haklıydı ama korkmayın kapitalizm sona ermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında her şey üretici güçlerin gelişimi ile ilgili, şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir kez daha Marks’ın teorisine göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya şimdiye değin şu aşamaları geçirdi.&lt;br /&gt;1- İlkel komünal toplum.&lt;br /&gt;2- Köleci toplum&lt;br /&gt;3- Feodal toplum&lt;br /&gt;4- Kapitalist/emparyalist toplum.&lt;br /&gt;5- Sosyalist/komunist toplum (geçirecek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kısaca bu toplumların neden yok olduklarını ve yerine neden diğerlerin geldiklerine göz atalım.&lt;br /&gt;1- İlkel komünal toplumlarda sınıf, köle sahibi filan yoktu. Herkes eşitti. Sadece avlanma, barınma, yiyecek bulma konusunda uzman olanların sözü dinleniyordu. O kadar. Bu topluluklar başka topluluklarla da savaşıyordu ve esir almak köle olarak çalıştırmak yoktu. Çünkü artı değer yoktu. Herkes ancak zar zor kendi karnını doyurabiliyordu.&lt;br /&gt;Fakat çitler, yani tarlalar çıktı özel mülkiyet başladı. İnsanoğlu artık gelişiyordu. Üretim araçlarını geliştirmenin yolunu bulmuşlardı. Üretim araçları artık köle çalıştırmayı gerekli görüyordu. Bundan sonra artık başka kabilelerle yapılan savaşlarda ele geçirilen insanlar öldürülmüyor, karın tokluğunda üretimde kullanılıyordu. Bu uzun yıllar sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ekonomik sistem artık üretici güçlerin gelişimini engel duruma gelmişti. Çünkü köle ne kadar çalışırsa çalışsın ancak karnını doyurabiliyordu. Bu durum da onun çalışmasını engelliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık köleci toplum sürecini doldurmuş yerine bir sonraki toplum olan feodal topluma bırakmak zorundaydı. Bu değişim insanların öznel istemleri nedeniyle değil üretici güçlerin gelişiminin durdurması yüzündendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köleci toplum egemenliğini feodal topluma bıraktı. Feodal toplumda serfler fazla üretimden pay almaya başladılar. Bu durum üretici güçlerin gelişmesine neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feodal toplum içinde ise kapitalist üretim ilişkileri filizlenmeye başlamıştı. Atölyeler açılıyor oraya işgücü gerekiyordu. İşgücü ise feodalların elindeydi. Yeni gelişmekte olan kapitalistlerle feodaller arasında uzun süreli bir savaş yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bazı ülkelerde (Amerika gibi) iç savaş yaşandı, bazı ülkelerde de burjuvazi ile feodallar anlaştı. Sonuçta kapitalistler üst yapıyı ele geçirdiler ve kapitalist alt yapı da tamamladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi kapitalizmin son aşaması da tekelci devlet kapitalizmi/ emperyalizm oldu. Şimdi bu aşamayı yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sscb gibi sosyalist denemeyi de yaşadık. Fakat bu ne yazık ki başarılı olamadı. Bazı ülkelerde denemeler sürüyor fakat bunlar emperyalist sistemi tehdit edecek durumda değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizm çökecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin çünkü Marks böyle söylüyor. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1900 yılların başından beri biz kapitalizmin son evresi olan tekelci devlet kapitalizmi/emperyalizm sürecinde yaşıyoruz. Yani, Marks’a göre sosyalizmin bir önceki ekonomik biçimini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Emperyalizm artık üretici güçler önünde bir fren görevi yapıyor. Tekeller artık kendileri ile rekabet etmiyor. Örneğin suyla çalışan bir araba üretimi derdinde değiller. Örneğin milyarlarca lira para kazandıkları kanser hastalığı ilacını bulmak istemiyorlar.&lt;br /&gt;Devam edersek, kapitalizm toplumsal emek kullanımının önüne geçmektedir. Üretimde aktif rol alabilecek milyonlarca insan üretim dışına itilmiştir çünkü.&lt;br /&gt;2- bilimsel teknolojik devrim insanın mutluluğu ve refahı için harcanmaz tersine işsiz sayısını artırır.&lt;br /&gt;3- Emperyalist ekonomi dev askeri bütçeleri karşılamak zorundadır. Bu bütçeler insanın gelişimi refahı için değil tam tersine insanlığı ve değerlerini yok etmeye harcanır.&lt;br /&gt;4- Hisse senedi alan ve şirketlerden pay alan ortakların hiçbir şekilde üretimde rolleri yoktur. Oturduğun yerden para kazanmak sistemin en büyük açmazlarındandır.&lt;br /&gt;5- Kapitalizm eşit olmayan bir şekilde gelişir. Tüm dünya savaşları kapitalizmin eşit olmayan gelişme yasalarından çıkmıştır. Gelişen Alman ekonomisi yeni Pazar bulmak için savaşmak durumunda kalmıştır.&lt;br /&gt;Bugün günümüzde ABD-AB-Japonya gibi gelişmiş ülkeleri Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkeler tehdit etmekte ve 3-5 yıl sonra onların ekonomilerini geçecekleri sinyalleri vermektedir. Bu durum da büyük olasılıkla yeni bir paylaşım savaşına yol açabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizm yıkılmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet Marks’a göre kapitalizm tüm bu nedenlerle yıkılmaz. Hiçbir kapitalist bu gerekçelerle kapitalizmin yıkılarak yerine sosyalizm/komünizm geleceği korkusuna kapılmasın. Bu krizlerde hiçbir büyük şirket batmaz. Güçlü olmayan şirketler batar, kriz çalışan kesime, orta kesime çıkar milyonlarca insan işsiz kalır, aç kalır binlerce küçük ve orta boy işletme batar fakat kapitalizm egemenliğine devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşıyoruz, devletler ne yapıyor, “bırakınız batsınlar” demiyor. Para verip şirketleri kurtarıyorlar. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? “ABD 800 milyar dolar verdi, borsa rahatladı” filan. Evet tüm ülkelerde böyle oluyor. Peki verilen bu paralar kimin? halkın sosyal güvencesi, evi, suyu, elektriği, çocuklarının geleceği vb. nedenlerle harcanması gereken para uçuyor. Halk neden tepki göstermiyor? Çünkü örgütsüz, örgütsüz olduğu için de kapitalizm için bir tehlike yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizm için neden bir tehlike yok, neden kapitalizm yerini diğer toplumlar gibi bir sonraki topluma bırakmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki tüm toplumlarda üretim ilişkileri bir önceki toplumun içinde gelişti ve bir aşamaya geldiği zaman önceki toplumu yıktı, yenisini kurdu. Fakat kapitalist toplumda üretim ilişkileri sosyalist üretim ilişkilerini içinde barındırmıyor. Siz bakmayın devletin bankalara, şirketlere el koymasına. Zaten panik de buradan başlıyor ya. Devlet onları yarın tekrar burjuvaziye peşkeş çekecek halkın parası burjuvazinin eline geçecek halk daha ağır faturalar ödemek zorunda kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, kapitalist ekonomi içinde sosyalist üretim ilişkileri gelişmediği için kapitalizm kendi kendine yok olup yerini komünizme bırakmayacaktır. Komünizmin gelmesi için nesnel koşulların oluşması yetmez. Öznel koşulların da oluşması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekçi katmanlar, “biz en kötü koşullarda yaşarken onlar lüks içinde yaşadılar. Şimdi siz bizim paramızla onları kurtarmak istiyorsunuz. Biz buna izin vermiyoruz” demedikçe kapitalizm egemen olmaya devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-254216298572072523?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/254216298572072523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=254216298572072523&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/254216298572072523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/254216298572072523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/10/marks-hakl-myd.html' title='Marks haklı mıydı?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6163345956743642334</id><published>2008-01-26T07:30:00.000-08:00</published><updated>2008-01-26T07:32:02.952-08:00</updated><title type='text'>DERİN DEVLET</title><content type='html'>Son günlerde ülke kamuoyunun gündemine oturan “Ergenekon Çetesi” operasyonunu ile bir taşla birkaç kuş vurulmak isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’ye yakın köşe yazarlarına göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ile, PKK konusunda olduğu gibi bir işbirliği yapıldı ve işbirliği sonucu Türkiye’de ki Gladyo artık açığa çıkarılıp yok edilecek (Fehmi Koru)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, ABD ile PKK konusunda ne gibi gizli işbirliği yapıldı bilinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de Gladyo örgütlenmesi vardır. Bu başbakan Ecevit tarafından bile itiraf edilmiştir.&lt;br /&gt;Gladyo veya diğer adıyla “Gizli Nato”, soğuk savaş yıllarında, tüm Nato üyesi ülkelerde, olası bir  Sovyet işgaline  karşı sivil direniş örgütlemek amacıyla kurulmuş ve tüm giderleri NATO (siz onu ABD olarak okuyunuz)  tarafından karşılanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu gizli yapılanma, sosyalist sisteme karşı hiçbir eylem yapmamıştır. Gizli Nato’nun eylem alanları sadece kendi ülke içinde olmuş, ABD karşıtı, aydınları, sanatçıları, politikacıları hedef almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde işlenen tüm politik cinayetlerin arkasında, Maraş, Çorum, 1 Mayıs vb. cinayet ve katliamların arkasında hep bu gizli Nato olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk savaşın sona ermesi ve sosyalist sistemin dağılmasından sonra bir çok Nato üyesi devlet bu Gladyo’nun üzerine gitmiş şöyle veya böyle onu önemli ölçüde dağıtmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ne yazık ki ülkemizde Gladyo’nun üzerine hiç gidilmemiş ve gizli Nato tüm gücünü korumuş ve korumaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde gündeme gelen Ergenekon operasyonu ile bu “Derin Nato”nun açığa çıktığını ve artık ülkemizin de demokratikleşeceğini, hukukun dışında bir yapının kalmayacağı ileri sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son operasyonda gözaltına alınanlara baktığımızda ise, bir tek general hariç diğerlerinin ciddiye alınabilecek bir kariyer ve konumlarının olmadığı görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gözaltına alınan, çete diye kamuoyuna sunulanlar olsa olsa ancak derin devletin taşeronları olabilir, tetikçileri olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örgüt sözüm ona siyasi cinayetler işleyerek ordunun darbe yapması için ortam hazırlıyormuş. (Bülent Orakoğlu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna açıklananlara göre bunlar, Dink cinayeti, Cumhuriyet Gazetesine bomba atma olayı, Rahip cinayet, Malatya katliamı vb. yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Dink cinayeti olayına baksak bile söylenenlerin gerçek olmadığını görmemize yeter. Dink cinayetinde her şey aslında çok açık görülüyor, cinayetin işleneceği çok önceden defalarca kez ihbar ediliyor, jandarma ve polis ile fotoğraflar çekiliyor, silah biliniyor vb. bunların hiçbirisi gözaltında değil.&lt;br /&gt;Egemen güçler son zamanlarda işlenen siyasi cinayetleri bunların üstüne yıkarak, gerçek katilleri (Gladyo’yu) gizlemiş olacakları gibi milliyetçiliği/ ulusalcılığı katillikle, cuntacılıkla bir tutmuş olacaklar ve insanlar kendilerini ulusalcı/milliyetçi olarak tanımlamaktan utanır olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE’DE SİYASİ CİNAYETLERİN AMACI NE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde 80 öncesi başlayan ve günümüze kadar uzanan tüm siyasi cinayetlerin arkasında Gladyo vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, 1980 öncesi siyasi cinayetleri, 12 Eylül darbesini gerçekleştirebilmek için ve bu süreci engelleyebilecek/ geçiktirebilecek kişileri ortadan kaldırmak amacıyla yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki günümüzdeki siyasi cinayetler ne için yapılıyor? Türkiye’yi ılımlı İslam devleti yapabilmek için. Her siyasi cinayet AKP’ye artı yazıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ne yazık ki ABD bu hedefe adım adım yaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon operasyonunda göz altına alınanlar ve yaptıkları her eylem ABD’nin ılımlı İslam projesine hizmet ediyor, etmeye de devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun doğru olmadığını söyleyenler,  AKP ve Türkiye’nin konumuna bakmalarını öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan, MHP desteği ile anayasayı değiştirebilecek konumda. Cumhurbaşkanı Gül, YÖK Başkanı onlardan. Türban’ın serbestliği sağlanmaya çalışılıyor. Devlet kadrolarını ele geçirmiş durumdalar vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım ılımlı islama yaklaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ OLARAK:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz altına alınanlar Gladyo’nun arka kapısına bile yaklaşamazlar. Onlar olsa olsa ancak Gladyo’ya tetikçi, taşeron olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gladyo ABD yapımıdır ve ABD’nin kendi yapısını ortadan kaldırmayı düşünmek bile saflıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliklerinin önüne milletçi sıfatı konarak milliyetçi olunamaz. Öyle olsa idi bir ABD yapımı olan MHP’de, BBP’de milliyetçi olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’den önce Gladyo tetikçilerini MHP tabanından sağlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de BBP tabanı ve kendilerine milliyetçi yaftası yapıştıranlardan sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca zaman zaman da ABD hizbullah/el kaide gibi dinci yapıları kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine milliyetçi/ulusalcı tanımlar yakıştıranlar bilerek veya bilmeyerek, ABD’nin ılımlı İslam modeline hizmet ediyor. Bazıları da milliyetçilik/ulusalcılık adına, bu tür yapılara destek vererek sonuçta ayni değirmene su taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hükümet varlığını ABD desteğine bağlı olduğunu bildiği için Gladyo’ya karşı kılını bile kıpırtadamaz. Bırakın kıpırdamayı, aklından bile geçiremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Baytak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6163345956743642334?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6163345956743642334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6163345956743642334&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6163345956743642334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6163345956743642334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/01/derin-devlet.html' title='DERİN DEVLET'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-6546852310524968723</id><published>2008-01-22T15:02:00.000-08:00</published><updated>2008-01-22T15:04:39.201-08:00</updated><title type='text'>BİRİLERİ AMERİKA’YI KANDIRIYOR MU?</title><content type='html'>21.01.2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül* saldırıları oldu. Amerika kurulduğu tarihten itibaren ilk kez şiddeti kendi toprakları içinde gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 11 Eylül, uçaklar ikiz kulelere dalıyor. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kaçışıyor. Büyük bir panik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlı yayında dehşet saldırıları izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kanalları ABD kanallarına bağlanıyor. Kanallarda 2 bin uçağın havada olmasından, ABD başkanının saldırılara karşı uçakta, havada olduğundan söz ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen canlı yayınlara göre birileri çıkıp ABD’den teslim olmalarını istese ABD teslim olacak gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiz kulelerde yangın, yangın nedeniyle kendine bilmem kaçıncı kattan atanlar ve arkasından ikiz kulelerin yıkılış canlı yayında izleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüntüleri izlerken saldırıları Usame Bin Laden’in yaptığı söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika şokta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç Arap ülkesinin sevinç gösterileri dışında tüm dünya ülkeleri ABD’nin yanında olduğu açıklamalarını yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD yaralı bir ayı/domuz gibi saldıracak ülke arıyor. Saldırıyı kim yapmıştı. Laden. Nerede Afganistan’da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetler birliği yanlısı, Afganistan devrimci askeri darbesinden sonra ABD, karşı devrimcileri, Pakistan ile birlikte örgütlemiş, Laden ve Taliban’ı Afgan devrimci güçlerinin üstüne saldırtmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmeler üzerine SSCB Afganistan’a asker göndermiş ve ABD ve batının desteklediği gerici/şeriatçı güçlere karşı savaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSCB’de reel sosyalizm sona erdikten sonra devrimci Afgan yönetimi bir süre daha ayakta kalabilmiş ve sonuçta Taliban’ın denetimine girmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, 11 Eylül saldırılarının sorumluluğu işte bu kendi örgütlediği yapıların üzerine çevirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Devlet Başkanı Bush, “terörizme karşı ya benim yanımdasınız, ya da bize karşısınız” diyerek tüm dünyaya meydan okudu. Tüm devletler ABD’ye bağlılık yemini etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD sonuçta Afganistan’a saldırdı. Aslında Afganistan işgalinin kanlı ve uzun süreceği beklenirken işgal süreci kısa sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zafer sarhoşluğunu bir süre sonra üzerinden atan ABD gerçekleri görmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir terör saldırısı ile karşı karşı kalmış, karşılığında Afganistan gibi hiçbir getirisi olmayan, dünyanın en yoksul ülkesini işgal etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman ABD’li yetkililer düşünmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afganistan’da ne yapacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yapacakları hiçbir şey yoktu. Sadece Kabil’i kontrol ediyorlar, uyuşturucu trafiğine bile engel olamıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman kandırıldıklarını anladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri kendilerine terör saldırısında bulunmuş, sorumlusunu dinci terör demiş ve Afganistan’a yönlendirmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta ellerinde sadece İslami terör söylemi kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında 11 Eylül ertesi günlerde ABD istediği her şeyi yapmakta serbestti. Çünkü terör mağduru idi ve tüm ülkeler ABD yapacağı her şeyi hoş göreceklerini söylemişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin gerçekleri anlaması yaklaşık üç yılı bulmuştu. Bu üç yıl boyunca Rusya ekonomisini toparlamış, Çin gelişimine devam ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül terör saldırılarında ABD, stratejik öneme sahip denilerek kandırılmış ve hiçbir özelliği olmayan, doğal kaynakları olmayan ve denetimi askeri anlamda mümkün olmayan Afganistan üzerine saldırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği anlayıncaya kadar ABD’nin haklılığı unutulmuş, diğer ülkeler kendilerini biraz da olsa toplamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ABD dünyada gelmiş geçmiş tüm ülkelerin en gelişmiş, modern ordusuna sahipti ve kimse ona açıkça karşı çıkamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül saldırılarında ve boşuna işgal edilen Afganistan’dan sonra bu sefer kendisine Irak ikram edildi. Irak’ta petrol de vardı üstelik. Dış ticaret/ savaş açıklarını Irak petrolü ile karşılayabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD elinde 23 ülke sınırlarını değiştiren bir harita ile orta-Doğuya yöneldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez de bildiğimiz gibi Irak’a saldırdı. Irak savaşı çok kısa sürdü. Birkaç ay sonra ABD tankları Bağdat’a girmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Saddam, ABD savaş gücü karşısında tutunamayacağını bildiği için uzun dönemli direniş yapılanması kurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu kimin umurunda idi işte Irak’ta kolayca işgal edilmişti. ABD memnundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat günler geçiyor Irak’ta direniş güçleniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD bir kez daha kandırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilemez denilen, dünyanın en güçlü savaş mekanizması Irak’ta patinaj yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD IRAK SAVAŞINI YİTİRDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok kişi Irak’ta direnişin sürmesine karşılık ABD’nin Irak’ta olduğunu, petrollerini sınırlı da olsa sattığını, ölen asker sayısının ABD için önemli olmadığı söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan bakılınca doğru gibi görünse de, ABD’nin karşısında hiçbir güçün duramayacağı imajı Irak kumlarına gömülmüştür. 3,5-4 milyon suni ABD’nin dünya egemenliğini sona erdirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin elindeki BOP haritası artık bir komedi malzemesi olmuştu. İran, dünya siyasetinde ABD ile gırgır geçer konumuna geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne oluyor? ABD hala dünyanın en gelişmiş ordusunu elinde tutuyor ve Irak ateşini genişletmek istiyor. İran hala gündemde kalsa da yine birileri ABD’yi aldatarak Pakistan’a yöneltiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afganistan’da denetimi sağlayamayan ABD bir de Pakistan’a girerse tam bir çıkmaz içine girmiş olacak. Belki de olası bu savaş ABD imparatorluğunun sonunu getirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmeleri birlikte izlemeye devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül saldırısını kim yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- bin Laden yapmadı. Çünkü onun kapasitesi buna uygun değil. Laden eç güçlü silahı keleş sanıyor hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Rusya ve eski sosyalist ülkeler yapmadı. Çünkü ekonomileri yeni yeni düzelmeye başlamıştı. Böyle bir girişimi yapma şansları olmadığı gibi ABD savunma sistemlerini de bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- ABD-İsrail derin devleti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Batılı ülke gizli servisleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Batılı ülke gizli servisleri artı ABD/İsrail gizli servisleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.01.2008&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-6546852310524968723?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/6546852310524968723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=6546852310524968723&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6546852310524968723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/6546852310524968723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/01/birileri-amerikayi-kandiriyor-mu.html' title='BİRİLERİ AMERİKA’YI KANDIRIYOR MU?'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-3548328515702179939</id><published>2008-01-21T06:29:00.001-08:00</published><updated>2008-01-21T06:30:04.637-08:00</updated><title type='text'>SÜPER GÜÇ!</title><content type='html'>1 EKİM 2001&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül gününe kadar ABD'nin süper güç olduğu konusunda hiç kimsenin kuşkusu yoktu. Fakat 11 Eylül saldırısı sonrası ABD'nin süperliği tartışma konusu olmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyarlarca dolarlık silah teknolojisi, dünyanın en büyük haber alma örgütleri 11 Eylül saldırılarını engelleyemedi. Bu durum ABD'nin süperliği konusunda insanların kafalarında soru işaretleri oluşmasına yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD militaristleri, saldırının nedenlerini ve saldırganların kimler olduğunu belirlemek yerine, bu saldırıyı gerekçe olarak görüp, gittikçe zayıflamakta olduğu, Afganistan-Pakistan, orta doğu gibi bölgelerde egemenliğini pekiştirme yolunu seçti. 11 Eylül saldırısında mağdur duruma düşen ABD'nin artık istediği yere saldırmak  için mazereti vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, ABD bol bol saldırı açıklamalarında bulunurken, Afganistan çevresine de büyük bir askeri yığınak yapıyorlardı. ABD'nin saldırgan felsefesi kendi çıkarları açısından oldukça mantıklıydı. Fakat mantıksız olanı bu saldırının nasıl başarılı olacağıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körfez savaşı sırasında, sosyalist sistem dağılmış, Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin yıkılışının ekonomik sorunları içinde bocalıyordu. ABD o boşlukta dünyanın tek süper gücü olmuştu. Fakat aradan geçen yıllar içinde Rus ekonomisi toparlandı. Çin ekonomisi süper bir gelişme gösterdi. Her iki ülkede muazzam bir askeri güce sahip. Öte yandan Almanya'nın birleşmesi genişleme politikalarının yeniden gündeme getirdi. Almanya günümüzde Orta doğu, Balkanlar, Kafkaslar ve Asya'da büyük bir etki alanına sahip oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90'lı yılların koşullarının olmadığı günümüzde, ABD, İngiltere ve İsrail dünyada, askeri olarak yalnız kaldı. Bu ittifaka Türkiye'yi de sokma çabaları sürüyor.&lt;br /&gt;Afganistan'ın coğrafi yapısı ve savaşkan geleneği, Pakistan'daki ABD karşıtı gösteriler, İslam ülkelerinde İsrail-ABD ittifakına duyulan öfke, ABD'nin saldırı planlarını hergün ertelemesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk defa olarak ABD bir Afganistan savaşından galip gelemeyeceği seçeneğini de düşünmeye başladı. Olası bir başarısızlık ABD'yi orta doğu da dahil tüm bölgeden dışlayabilecek. Bu durumda ABD ekonomisinin can damarı olan silah ve otomotiv sanayi ile petrol şirketlerinin ağır bir darbe almış olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden ABD, kendi kamuoyunu rahatlatmak için bazı taktikler dışında, uzun dönemde daha ince savaş taktikleri üzerinde duruyor. Fakat bunların da başarı şansı tartışma konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak 11 Eylül sabahına kadar süper güç olan ABD şimdi artık bunu yeniden kanıtlamak durumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 EKİM 2001&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-3548328515702179939?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/3548328515702179939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=3548328515702179939&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3548328515702179939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/3548328515702179939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/01/sper-g.html' title='SÜPER GÜÇ!'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-900285053340300354</id><published>2008-01-21T06:28:00.000-08:00</published><updated>2008-01-21T06:29:19.420-08:00</updated><title type='text'>11 EYLÜL VE SONRASI</title><content type='html'>24 EYLÜL 2001&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül sabahı ABD büyük bir terör saldırısı ile karşı karşıya kaldı. Dünyanın en büyük haber alma örgütlerini atlatan teröristler ikiz kuleler ile  Pentogan Binasına yaptığı saldırılarla ABD'yi şoke ettiler. Saldırının boyutunu bile bilemeyen ABD Başkanı korkudan köşe bucak kaçarken, New York ve Washigton yerel yöneticileri kentlerini boşaltma girişiminde bile bulundular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın süper gücü, kendi ülke sınırları içinde büyük bir saldırı ile karşılaşıyor, şaşırıyor, korkuyor, panik halinde kaçıyor. Milyarlarca dolar harcadıkları savunma-saldırı mekanizmaları hiçbir işe yaramıyor. Ölümü göze almış kararlı bir avuç insan, süperliği de, teknoloji de, milyarlarca doları da yerle bir ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırı için iki hedef seçiliyor: Dünya Ticaret Örgütü Binası ve ABD Genel Kurmay Başkanlığının da olduğu Savunma Bakanlığı Binası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tüm dünyadaki eşitsiz gelir dağılımının, açlığın, yoksulluğun, sömürünün, işsizliğin üssü, İkiz Kuleler ve Pentagon. İkiz Kulelerde ekonomik kurmaylar, pentagon da ise ekonomik kurmayların hizmetinde olan askeri kurmaylar yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırıyı kim yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz saldırı sürerken medya saldırıyı yapanların 'İslami terör örgütleri'nin olduğunu açıkladı. Arkasında da Usame Bin Laden vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Laden için 'ölü veya diri' yakalama emri verdi. Afganistan sınırına yığınak yapmaya da devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırının hazırlığı ve biçimine bakılırsa, eylemin uzun bir süreçte hazırlandığı ve bu süreç içinde hiçbir batılı haber alma kaynaklarının bilgi sahibi olmadığı anlaşılıyor ve saldırıda en son teknolojinin de kullanılmış olması saldırının arkasında gelişmiş batılı insanların olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saldırının arkasında, ABD'ye gözdağı vermek isteyen ya güçlü bir devlet var ya da 'Yeni Dünya Düzeni'ne karşı çıkan batılı bir terör örgütü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD bugüne kadar yaptığı araştırmalarda elbette saldırının arkasında kimler olduğunu öğrenmiş durumda. Gerçek saldırgandan intikam almayı geri ve uzun plana iterken, kendi gücünün şiddetini göstermek ve İslam ülkeleri üzerinde yitirmekte olduğu otoritesini yeniden sağlamak için Afganistan'a yöneliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nükleer silah sahibi Rusya, Pakistan, Hindistan gibi güçlü ülkelerin bölgelerindeki etki alanlarının genişlemesini engellemek isteyen ABD, Afganistan'a uzun süreli yerleşme hazırlıkları yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül saldırısının ABD'nin işine yarayacağını, bunu fırsat bilen ABD'nin dünyanın bir çok bölgesini kan gölünü çevirerek, daha sert militarist bir dünya düzeni kuracağını ileri sürenler de var. ABD'nin bunu yapmak isteyeceği çok açık. Fakat, dünya güçler dengesi 1990'lı yıllardaki  gibi değil. Saldırının şoku üzerideyken bütün büyük ülkeler ABD'nin yanında olduğunu açıklaması ve üzüntülerini paylaşması hiç de gerçekçi değil. ABD'nin olası saldırılarına aykırı sesler yakında başlayacak ve herşey sanıldığı gibi hiç de kolay olmayacaktır. ABD saldırısının gecikmesindeki nedenlerden birisi de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin, gözdağı için seçtiği Afganistan, hem kendisi için hem de bölge insanı için cehennem olmaya aday bir coğrafyadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, 11 Eylül saldırısı ile süperliği tartışma konusu olan ABD'nin bunu yeniden kazanması için vereceği mücadelenin hiç de kolay geçmeyeceği acıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 EYLÜL 2001.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/850164073221652204-900285053340300354?l=ismetbaytak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/feeds/900285053340300354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=850164073221652204&amp;postID=900285053340300354&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/900285053340300354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/850164073221652204/posts/default/900285053340300354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ismetbaytak.blogspot.com/2008/01/11-eyll-ve-sonrasi.html' title='11 EYLÜL VE SONRASI'/><author><name>ismet baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16769406727685188696</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp2.blogger.com/_TJszNLoQHn4/R5STZS5bVSI/AAAAAAAAACs/_Wz57myyZ6o/S220/ibaytak.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-850164073221652204.post-1227929665081739122</id><published>2008-01-21T06:27:00.000-08:00</published><updated>2008-01-21T06:28:33.886-08:00</updated><title type='text'>Amerikan açmazı</title><content type='html'>29 EKİM 2001&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül'de ABD'nin askeri ve ekonomik üslerine yapılan saldırıdan sonra, ABD'nin büyük bir intikam duygusuyla ve ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamak amacıyla, büyük bir karşı saldırıya geçeceği herkes tarafından biliniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı uzmanlar, 11 Eylül saldırısının ABD'nin çıkarlarına hizmet ettiğini, saldırıyı CİA ve FBİ'ın bildiği halde engellemediğini söylüyorlar. Yine aynı uzmanlar, bu saldırı sonucu, ABD halkını ve dünya kamuoyunu arkasına alan ABD, dünyada kendi çizgisini izlemeyen tüm ülkelere yönelik büyük bir askeri operasyon düzenleyeceği, dünyada insan hak ve özgürlüklerin budanacağı, ABD merkezli militarist bir yeni düzenin kurulacağını ileri sürmeye başladılar. Görünüşe göre tüm NATO ülkeleri, diğer gelişmiş ülkeler hatta Çin, Rusya, Hindistan bile ABD'yi destekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefte görülen ülkeler ise, Afganistan, Irak, Suriye, Sudan, Libya vb. ülkelerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD içlerinde en zayıf, en geri ülke olan Afganistan'a saldırmaya başladı. Fakat günler geçtikçe, ABD'nin dünyada yeni bir düzen kurmasının hiç de kolay olamayacağı görülmeye başlandı. Kara operasyonu olmadan yapılan saldırıların, Taleban'ı güçlendirmekten öte gitmediğini, ölen, yaralanan ve yerlerinden edilen sivillerin sayılarının arttıkça dünya kamuoyunun ABD aleyhine dönmeye başladığı da görüldü. İslam ülkelerinde ise topyekün bir ABD düşmanlığı başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara harekatının ilk denemesinde hezimete uğrayan ABD ise arkasında İngiltere hariç hiçbir ülkenin olmadığını gördü. Gelişmiş her ülke Afganistan konusunda ABD istemleri dışında gelişmeleri önerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kara harekatına sadece İngiltere'nin, o da sınırlı sayıda destek vereceği, içinde Türkiye'de dahil olduğu diğer ülkelerin ise desteklerinin sadece sözde kaldığı da ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coğrafi konumu ve gerilla savaşındaki yatkınlığı nedeniyle istilası zor olan Afganistan'da ABD'nin yeni bir yönetim oluşturması açmaza doğru sürükleniyor. ABD'nin Afganistan'a ancak yüzbinlerce askerle girebileceği gerçeği ve savaşın yeni bir Vietnam'a dönüşebileceği riski ABD'yi yeni arayışlara yöneltiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin kendi içinde de olmak üzere savaş karşıtlarının seslerini yükseltmeye başladığı günümüzde, ne pastanın paylaşılacağı masa, ne sınırların yeniden çizileceği harita ve ne de yeni bir militarist bir ABD hegemonyasının olacağı bir dünya ufukta görülmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 EKİM 2001&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/85016407322165220
